WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Temmuz 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/7247 E.  ,  2024/1303 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/2127 Esas, 2022/1544 Karar
DAVA TARİHİ :
HÜKÜM : Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/331 E., 2020/432 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 20.02.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Av.... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasındaki ticari ilişki gereği müvekkilinin düzenlediği 413.000,00 TL bedelli faturadan dolayı davalıdan alacaklı olduğunu, faturadan kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe davalının itiraz ettiğini ileri sürerek itirazının iptali ile takibin devamına, %20 oranından az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı arasındaki ticari ilişki gereği davalının müvekkiline 50.000,00 TL bedelli çek verdiğini, 05.10.2017 tarihi itibarıyla müvekkilinin bakiye alacağının 718.251,35 TL'ye düştüğünü, davacının borcuna karşılık müvekkiline 30.11.2017-30.06.2018 aylarına ilişkin 8 adet her biri 96.000,00 TL bedelli sıralı bonoları verdiğini, davacının bunun üzerine 49.748,65 TL alacaklı durumuna geçtiğini, 17.10.2017 tarihinde davacının müvekkilinden 49.748,65 TL'lik mal alımı yaptığını ve böylelikle taraflar arasındaki alacak borç ilişkisinin (bonoların ödenmesi kaydıyla) sıfırlandığını, ilerleyen aşamada davacının müvekkilinden 4 adet fatura karşılığı 8.856,99 TL'lik mal alımı yaptığını, 22.12.2017 tarihinde bu bedeli ödediğini; ancak davacının 30.11.2017 vadeli 96.000,00 TL'lik bonoyu ödemeyince 06.12.2017 tarihinde müvekkiline 08.12.2017 vadeli 12.452,00 TL bedelli müşteri çekini verdiğini, 06.12.2017 tarihinde 23.548,00 TL, 08.12.2017 tarihinde 19.000,00 TL, 11.12.2017 tarihinde 21.000,00 TL, 13.12.2017 tarihinde 20.000,00 TL banka havalesi yaparak sözü geçen bonoyu ödediğini ve müvekkilinin 13.12.2017 tarihinde bu bonoyu davacıya iade ettiğini, sıralı ikinci bono olan 30.12.2017 vadeli 96.000,00 TL bedelli bononun da gününde ödenmemesi üzerine müvekkilinin davalı aleyhine Konya 12. İcra Müdürlüğünün 2018/681 E. sayılı dosyası üzerinden 18.01.2018 tarihinde icra takibine giriştiğini, bu takipten sonra davacının kalan bonoları ödemeyeceğini, elindeki bir kısım yarı mamül ürünleri müvekkiline verebileceğini söylediğini ve pazarlık sonrası eldeki davaya konu olan 413.000,00 TL'lik faturaya konu malları müvekkiline teslim ettiğini ve müvekkilinin de bu faturayı ticari defterlerine işlediğini, hatta davacının müvekkilinin kantarına yaptığı bakım nedeniyle 03.03.2018 tarihli 560,00 TL bedelli faturayı düzenlediğini, icra takibine konu bono dahil müvekkilinin bonolardan dolayı davacıdan 259.000,00 TL bakiye alacağının kaldığını, davalının Murat Doğan isimli kişinin keşidecisi olduğu 30.09.2018 vadeli 14.000,00 TL bedelli, 30.10.2018 vadeli 14.000,00 TL bedelli, 30.11.2018 vadeli 14.000,00 TL bedelli ve 30.12.2018 vadeli 13.000,00 TL bedelli toplam 55.000,00 TL bedelli 4 adet bonoyu 16.04.2018 tarihinde müvekkiline verdiğini, müvekkilinin bakiye 204.000,00 TL alacağının kaldığını, faturanın 06.02.2018 düzenleme tarihli olması nedeniyle bu bonoların 16.04.2018 tarihinde verilmiş olmasının davacının kötü niyetini ortaya koyduğunu, sözü geçen 13.000,00 TL bedelli bononunda Konya 3. İcra Müdürlüğünün 2019/1885 E. sayılı dosyasında icra takibine konu edildiğini ve davacının müvekkiline gelerek elinde kaynak, testere, matkap makinesi vs. gibi malzemeler olduğunu, bu malzemelerin değerinin 80-90 bin TL civarında olsa da ekonomik krizden çıkmaya çalışması nedeniyle müvekkilinden yardım istediğini ve müvekkilinin bu malzemeleri 08.02.2018 tarihinde teslim aldığını, 31.10.2018 tarihinde de davacının, müvekkiline gelerek sözü geçen bonoları isteyerek herhangi bir borcunun kalmadığına ilişkin 31.10.2018 tarihli belgeyi düzenleyip imzaladıklarını, davacının haksız kazanç peşinde olduğunu savunarak davanın reddine ve davacının %20 oranından az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporu ile 413.000,00 TL'lik fatura ve 96.000,00 TL'lik bonoların her iki tarafın ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu; ancak 6 adet 96.000,00 TL bedelli toplam 576.000,00 TL bedelli bonoların davalı tarafından davacıya ödenmeksizin iade edildiği, bu hususun 31.10.2018 tarihli sözleşme ile açık ve çekişmesiz olduğu, davalının ticari defterlerinde bu bonoların alacağa mahsuben alındığı, sözleşme gereğince davacıya iade edilmiş gözükmekte olup davalının ticari defterlerinin 31.10.2018 tarihli sözleşmeye uygun olduğu, davacının ticari defterlerinde 576.000,00 TL tutarlı bu bonolar davalıya ödeme amacıyla verilmiş gözüktüğü halde ödeme yapılmaksızın sözleşme gereği iade alındığı halde ticari defterlerine bedelsiz iadeyi işlemediği, davacının 576.000,00 TL'lik bonoları bedelsiz iade aldığını işlemiş olması halinde davacının dava konusu faturadan dolayı bir alacağının olmadığı ve kalmadığının anlaşılacağı, davacının ticari defterlerine göre davacının davalıdan 413.560,50 TL alacaklı gözükmekte olup 576.000,00 TL'lik bonolar ödendi değil de ödenmeksizin iade gösterilmiş olsaydı o kadar alacağı olmadığı, bilakis kendi defterlerine göre davalıya 162.439,50 TL borçlu olacağının ortaya çıkacağı, davacının ödemediği 576.000,00 TL'lik bonoları ödedi göstermek suretiyle kendisini alacaklı saydığı, bu miktarı içeren bonoların ödenmediği, bilirkişi raporunda belirtildiği gibi davalı şirketin ticari defterlerine göre davalının davacıya bir borcu olmayıp davacıdan 117.461,50 TL alacaklı gözüktüğü ve bu durum davacının lehine olmayıp aleyhine bir durum olduğundan davalının ticari defterlerinin davacı lehine delil değerinin olmadığı, bilakis aleyhine delil değerinin olduğu, belirtilen 576.000,00 TL'lik bonoların bedelsiz iadesi nedeniyle davacının alacaklı olmaktan çıktığı, davacının yemin deliline dayanmadığı, davacının alacaklı olduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddialarını tekrar ederek müvekkili ile davalı arasında açık hesap ilişkisi olduğunu, dava konusu takibin 06.02.2018 tarihli 413.000,00 TL bedelli faturaya dayalı olduğunu, faturanın davalının ticari defterlerine işlendiğini, bu faturanın ödendiğinin davalı tarafça ispat edilemediğini, 31.10.2018 tarihli protokol incelendiğinde, müvekkilinin önceden tanzim ederek verdiği toplam 576.000,00 TL bedelli bonoların 31.10.2018 tarihli protokolde belirtilen ve 08.02.2018 tarihinde davalıya teslim edilen malların mülkiyetinin davalıya geçirilmesi karşılığında iadesinin sağlandığını, yani senet bedellerinin karşılığının mal ile ödendiğini, senetlerin zilyetliğinin müvekkilinde bulunması sebebiyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 104 üncü maddesi gereği borcun ödendiğine karine teşkil ettiğini, Mahkemenin senetlerin bedelsiz iade edildiğine dair gerekçesinin hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 31.10.2018 tarihli belgede toplam 576.000,00 TL bedelli 6 adet senedin belgede belirtilen 15 kalem malın teslim edilmesi karşılığında davacıya iade edildiğinin belirtildiği, buna göre toplam 576.000,00 TL bedelli 6 adet senetten kaynaklanan borcun 31.10.2018 tarihli belgede belirtilen mallarla ödendiğinin kabulü gerektiği, Mahkemenin toplam 576.000,00 TL bedelli 6 adet senedin ödeme yapılmadan iade edildiği yönündeki kabulünde isabet bulunmadığı, dava konusu icra takibinin dayanağı olan faturada belirtilen mallar 31.10.2018 tarihli belgede sayılan 15 kalem mal arasında yer almadığı gibi takip dayanağı faturada belirtilen malların her biri 96.000,00 TL bedelli olan 6 adet senetten kaynaklanan toplam 576.000,00 TL borç karşılığında verildiğini gösteren herhangi bir delil de bulunmadığı, Mahkemece takip dayanağı faturada belirtilen malların davacı tarafından davalıya teslim edildiğinin sabit olduğu, davacının davalıya olan borcu karşılığında verildiği yönündeki iddianın ispatlanamadığı, fatura bedelinin ödendiği yönünde herhangi bir savunma ileri sürülmediği, davalının bu hususta yemin deliline de dayanmadığı hususları dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden hüküm kurularak davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki savunmalarını aynen tekrar ederek ve cevap dilekçesinde yemin deliline dayanıldığını ileri sürerek resen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının davalıdan takip konusu faturaya dayalı olarak alacaklı olup olmadığında ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci vd. maddeleri

3. Değerlendirme
1.Dava, faturaya dayalı takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere dava konusu icra takibi 06.02.2018 tarihli faturaya dayalı olarak 09.01.2019 tarihinde başlatılmıştır. Taraflar arasında ticari ilişki söz konusu olup bu ticari ilişki çerçevesinde 31.10.2018 tarihli protokolü imzalamışlardır. Söz konusu protokolün imzalandığı tarafların kabulündedir. Takip konusu fatura 06.02.2018 tarihli olup söz konusu protokolden önceki tarihlidir.

2.Protokol içeriğinde "... 08.02.2018 tarihinde teslim edilen malzeme listesindeki tezgah ve malzemelerle alakalı Ray Tartı A.Ş. ve Beydemir Vinç Ltd.Şti. arasındaki mutabakat neticesinde Beydemir Vinç Ltd.Şti.'nin herhangi bir borcu kalmamıştır ve 576.000,00 TL'lik 6 adet senet Ray Tartı A.Ş.'ye iade edilmiştir ibaresinden sonra 15 adetlik malzeme, makine ve alet listesi ile teslim edilen senet listesi başlığı altında vadesi 30.01.2018 tarihinden başlayıp 30.06.2018 tarihine kadar devam eden 6 adet sıralı 96.000,00TL'lik senet listesinin..." yer aldığı görülmekle söz konusu protokolün bir ibralaşma belgesi olarak düzenlendiği sonucuna varılmaktadır. Başka bir deyişle protokol içeriğinde tarafların bu protokolden yaklaşık 8 ay önce düzenlenen dava konusu faturadan bahsetmeyip mal vs. teslimi suretiyle ibralaşmak suretiyle aralarındaki tüm ilişkiyi tasfiye ettikleri anlaşılmaktadır. Bu durumda takip konusu fatura nedeniyle davalının, davacıya borcu bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.