WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/7239 E.  ,  2024/3271 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1521 Esas, 2022/1485 Karar
HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2027/855 E., 2019/427 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca davacı vekili tarafından duruşmasız, davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 160.660,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince davalı vekilinin duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Kanun'un 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre, davalı vekili tarafından temyize konu edilen toplam miktar 27.301,81 TL ve 10.000,00 USD (dava tarihi itibariyla efektif satış kuru 3,54 TL'dir.) olmak üzere toplam 62.701,81 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığından davalı vekilinin temyiz isteminin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. Ayrıca 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verilmiştir.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında imzalanan sözleşme gereğince müvekkilinin davalıya 58.000,00 TL'lik mali katkı sağlamış olduğunu, sözleşmenin ihlali durumunda da 40.000,00 USD cezai şart öngörüldüğünü, sözleşme yürürlükteyken davalı TPDK belgesini yenilemeyerek sözleşmeye aykırı davranmış olduğunu ve bu TPDK belgesini yenilemediği için yeni ürün alım ve satışı yapılmadığını, ihlal sebebiyle sözleşmenin feshedildiğini ve sözleşme gereği davalıya verilen katkı payı ile cezai şartın tahsili amacıyla başlatılan takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının sözleşme imzalandıktan sonra felç olduğunu, uzun süre yatarak tedavi gördüğünü, halen de iş göremez durumda olduğunu, dolayısıyla şirket hisselerini devretmek zorunda kaldığını, müvekkilinin hastanede yatmasının ve çalışamayacak durumda olmasının beklenmeyen bir durum olduğunu, dolayısıyla sözleşmenin yerine getirilmesi ile ilgili olarak müvekkiline herhangi bir kusur yüklenemeyeceğini, şirketin devredildiği ticaret sicil gazetesinde de ilan edildiğini, hatta şirketin devralan taraf davacı taraf ile 2 yıl daha sözleşme ilişkisini devam ettirmiş olduğunu, daha sonra şirket ile davacının ticari ilişkilerinin bozulması nedeniyle kötü niyetli olarak müvekkil aleyhine takip başlatıldığını, davalının sözleşmenin tarafı olmadığını dolayısıyla davanın husumetten reddi gerektiğini, ayrıca sözleşme müvekkile boş olarak imzalatıldığını sonradan 40.000,00 USD cezai şart yazıldığını dolayısıyla cezai şart tahsil edilemeyeceğini savunrak davanın reddini ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde ve ek protokollerde tarafların davacı ile diğer takip borçlusu dava dışı ... Turizm Gıda ve San. Tic. Ltd. Şti olduğu, davalının bu sözleşmelerde taraf olmadığı, kefaletinin de bulunmadığı, alınan vergi kaydı ve alkollü içki satış ruhsatının dava dışı şirket adına olduğu, sözleşmeye o tarihte şirket temsilcisi olması nedeniyle imza atmasının ve hiçbir açıklama yapmaksızın kendi adına asaleten şirket adına vekaleten imza atmasının davalının bu sözleşmeden dolayı katkı payı ve cezai şartdan sorumlu olmasına yetmeyeceği, davacının sözleşme imzaladığı şirketin ayrı bir tüzel kişiliği olduğu ve talebini şirkete yöneltmesi gerektiği, davalının bu davada davalı sıfatının (pasif husumet ehliyeti) bulunmadığı gerekçesiyle davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının dosya kapsamına ve hukuka aykırı olduğunu ve kararın kaldırılması gerektiğini, İlk Derece Mahkemesi tarafından davalının sözleşmede taraf olmadığı ve o tarihte şirket temsilcisi olması nedeniyle imza atmasının davalının sözleşmeden dolayı sorumlu olmasına yetmeyeceğine ilişkin gerekçesinin kabulünün mümkün olmadığını, davalı ...'in sözleşmesel yükümlülüklerden ve sözleşmenin ihlalinden sorumlu olduğunu, davalının sözleşmeyi kendi adına imzalamasının "aval" hükmünde olduğunu, davalı tarafından ileri sürülen sağlık sorunlarına dayalı mücbir sebep iddiaları, davalının sözleşmenin tarafı olduğunun davalı tarafça da ikrarı niteliğinde olduğunu, davalının herhangi bir kefaletinin bulunmadığına ilişkin İlk Derece Mahkemesi gerekçesinin davalının iddiaları ile bir ilgisinin bulunmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile dava dışı ... Turizm ve Gıda ve San. Ltd. Şti. arasında imzalanan sözleşmenin son sayfasında işletici yazısının altına davalı şirketin kaşesinin basıldığı, davalı tarafça "kendi adına asaleten şirket adına vekaleten" yazısını yazılarak kaşe üzerine ve sağ tarafına imza atıldığı, sözleşmede katkı payı tutarı ve cezai şart miktarı belirlenmiş olduğundan davalının sorumluluğun bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği, davalı taraf davalının şirketi devretmesinin beklenmeyen hal sonucu olduğunu, 2013 ve 2014 yılında ciddi sağlık problemleri yaşamış ve üç kez beyin ameliyatı geçirdiğini, ameliyat sonrası felç kalıp işlerini takip olanağı kalmadığını beyan etmiş ise de mücbir sebebin kanıtlanamadığı, davaya dayanak olan sözleşme tarafların özgür iradeleri ile imzalanmış olup rızasına aykırı olarak doldurulduğunun da kanıtlanamadığı, taraflar arasında 01.04.2012-31.03.2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere satış noktası sözleşmesinin imzalandığı, davacının sözleşme kapsamında davalıya 58.000,00 TL katkı payı ödemesi yapacağının kararlaştırıldığı, davacı ... dava dışı distribütör firma defterlerinde yapılan inceleme sonucu hazırlanan bilirkişi raporunda 56.486,03 TL davalıya ödeme yapıldığının belirtildiği, davalının en son 2014 yılı Ekim ayında alım yaptığı ve sonraki dönemlerde ticari ilişkiyi devam ettirmediği, sözleşmenin 16. maddesinde; “..İşbu sözleşmenin feshine sebebiyet vermesi halinde, şirket veya distribütör kayıtlarındaki borçları ile şirketten ve/veya distribütörden almış olduğu mali yardım, katkılar ve her türlü sabit yatırım harcamalarının tümünü ve uygulanan iskonto tutarlarını verildiği tarihten itibaren işlemiş faiz de dahil olmak üzere bankalarca uygulanan en yüksek kredi faizi üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte şirket ve/veya distribütöre nakden ve defaten itirazsız geri ödemeyi ve ayrıca şirkete 40.000 USD cezai şart ile birlikte şirket ve/veya distribütörün kar kaybı da dahil olmak üzere uğradığı her türlü zararını itiraz etmeksizin nakden ve defaten ödemeyi kabul ve taahhüt eder. İşletici cezai şartın tenkisini hiç bir şekilde talep edemez.” şeklinde hüküm bulunduğu, sözleşmeye aykırılık halinde ödenen katkı payının iadesinin, sözleşmenin karşılıksız kalan süresi bakımından hesaplanması gerektiği, davacı, sözleşmenin 31.03.2017 tarihine kadar süreceği inancıyla katkı payı ödemesi yaptığı, sözleşme süresinden önce sona erdiğinden, davacının iade talep edebileceği tutarın oranlama yapılarak hesaplanması gerekeceği, bu uygulama, denkleştirici adalet prensibinin bir gereği olup, sözleşmenin bu ilke ışığında yorumlanması gerekeceği, alınan bilirkişi raporunda ve ek raporda bu yönde hesaplama yapılmamış ise de 01.04.2012 tarihinde toplam 5 yıllık sözleşme yapıldığı, sözleşme gereğince 2014 yılı ekim ayına alım yapıldığı, bu durumda ödendiği anlaşılan 56.486,03 TL katkı payının 2 yıl 5 aylık bölümüne ilişkin 27.301,81 TL'nin iadesi gerekeceği, bu bedelin iade edilmediği, öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 22 nci maddesi uyarınca tacir sıfatını haiz bir borçlu, fahiş olduğu iddiası ile cezai şarttan indirim yapılmasını isteyemez ise de; sözleşmede belirtilen cezai şart miktarının ekonomik yönden borçlunun mahvına sebebiyet verecek derecede fahiş olduğunun saptanması halinde istisnaen cezai şarttan indirim yapılabileceği Yargıtay'ın kararlılık kazanmış içtihadı ile kabul edildiği, bu durumda, cezai şarttan indirim yapılırken borçlunun ekonomik yönden yıkımına sebep olacak şekilde fahiş bir cezai şart kararlaştırılıp kararlaştırılmadığının saptanması gerektiği, davalının ticari faaliyetine 2014 yılında son verdiği ve bu tarihten sonra da ticari faaliyetini devam ettirdiğinin ileri sürülmemiş olmasına ve davalının durumundaki bir kişi için sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın oldukça fahiş olup davalının ekonomik mahvına sebebiyet vereceği açık olmasına göre, hâkimin yargılamayı en kısa sürede ve en az masrafla sonuçladırması ilkesi (usul ekonomisi ilkesi) gözetildiğinde takdiren 10.000,00 USD cezai şart alacağına hükmedilmesi gerektiği, cezai şartın tenkisi halinde, reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti takdir edilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın kısmen kabulüne, takibin cezai şart alacağı olan 10.000,00 USD'nin 18.08.2016 tarihinden itibaren USD'ye devlet bankalarının bir yıl vadeli mevduata uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte, katkı payı (yatırım iadesi) alacağı olan 27.301,81 TL'nin 18.08.2016 tarihinden itibaren avans faizi üzerinden devamına, icra inkar tazminatının reddine
karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı taraf ne 29.08.2017 tarihli cevap dilekçesinde ne 08.11.2017 tarihli cevap dilekçesinde ne de yargılamanın herhangi bir aşamasında sözleşmenin yürürlükte kaldığı sürece kıstelyevm esasına göre hesaplanacak miktarın almış olduğu yatırım tutarından düşülmesi gerektiğine ilişkin bir iddiada bulunmadığı, davaya konu 01.04.2012 tarihli açık satış noktası sözleşmesinin 16 ncı maddesinin açık olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 16 ncı maddesini hangi sebeple görmezden gelerek ve sözleşme serbestisine aykırı olarak kıstelyevm uygulaması yaptığını ve müvekkilinin alacak hakkına indirim uyguladığının anlaşılamadığını, denkleştirici adalet ilkesini uyguladığından bahisle red kararı verilen kısım için davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararında cezai şartın tenkisinin hukuka aykırı olduğunu, sözleşmenin 16 ncı maddesinde açıkça davalı işletici cezai şartın tenkisini hiç bir şekilde talep edemeyeceğinin düzenlendiğini ayrıca 6102 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinde yer alan tacirler sözleşme cezasının indirilmesini mahkemeden isteyemez hükmü gereği de İlk Derece Mahkemesi kararı ile tacir olduğuna karar verilen davalının ödemesi gereken cezai şarttan indirim yapılmasının kabulü mümkün olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi karanın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, satış noktası sözleşmesinin feshi ile ödenen katkı payının iadesi ve cezai şart alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A.Davalı vekilinin Temyizi Yönünden
Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

B.Davacı vekilinin Temyizi Yönünden
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.