WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/7218 E.  ,  2024/3027 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/53 Esas, 2022/1332 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/306 E., 2019/479 K.

Taraflar arasındaki alacak ve menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunu esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 20.02.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Avukat Ahmet Halil İbrahim Demir dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
1.Davacı vekili asıl davada dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı banka nezdinde bulunan hesabından bilgi ve rızası olmaksızın para çekildiğini ileri sürerek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. talep etmiştir.

2. Davacı vekili birleşen davada dava dilekçesinde; davalı bankaya verilen imzalı senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasına dayalı olarak menfi tespit talebinde bulunmuştur.

II. CEVAP
1.Davalı vekili asıl davada cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.

2.Davacı vekili birleşen davada cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka tarafından ibraz edilen hesap hareketleri incelendiğinde banka ile 3 yıllık ticari işlem yapan firmanın sadece 34 adet nakit çekim ve nakit yatan işlemleri ile sınırlı olmadığı, şirket hesaplarından çok sayıda çek ödemelerinin yapıldığı, başka bankalara çok sayıda EFT 'nin yapılmış olduğu, 3 aylık devre sonralarında veya yıl sonunda mutabakat yapılması gerektiği her iki tarafın tacir olduğu, basiretli tacir gibi davranılması gerektiği, dosya içinde mevcut banka teftiş raporunda da ve diğer dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında şirket çalışanı ... ve şirket yetkilisi...ile banka müdürü arasında yakın ilişki bulunduğu ve yapılan tüm işlemlerden...'nin bilgisi olduğu kanaatinin bildirildiği, davacı firmanın kabul ettiği 34 işlem dahil banka hesaplarındaki dekontların ticari defterlerinde gösterilmediği, şirket yetkilisinin kabul ettiği işlemlerin kabul ettiği işlemlerden sonra da yapıldığı dikkate alındığında yapılan işlemleri bildiği banka şubesindeki teftişe kadar herhangi bir itiraz ve şikayette bulunmadığı yapılan işlemlere icazet verdiği, ayrıca kabul edilmeyen nakit çekilen işlem toplamının 2.051.675,00 TL nakit yatırılan toplamın 1.663.815,00 TL, kredi kullandırımlarından sonra çekilen 455.425,00 TL düşüldüğünde müşterinin kabul etmediği tediye tutarı 1.596.300,00 TL olarak ortaya çıkıp hesaba yatırılan tutarın 1.663.815,00 TL olduğu gözönünde bulundurulduğunda davacı firmanın davalı bankadan alacağının bulunmadığı, davacı bankadan kullanmış olduğu krediler nedeniyle bankaya borçlu bulunduğu ve birleşen dosyada da borçlu bulunmadığına yönelik menfi tespit talebinin de yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; konusu ve tarafı itibari ile somut dava ile benzer olarak görülmekte olan davada Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 2017/78 E. 2017/88 K. sayılı kararının yerel mahkemeye sunduklarını ancak yerel mahkeme tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararında gösterilen kıstasların hiç birini barındırmayan 02.09.2019 tarihli bilirkişi raporuna itibar edildiğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen hususlara hükme esas alınan 02.09.2019 tarihli bilirkişi raporunda değerlendirilmediğini, yerel mahkeme tarafından dosya kapsamına aldırılan EFT- Havale, dekont vs. gibi tüm hesap hareketlerinin ayrıntılı olarak incelendiğinde 05.02.2019 tarihli denetime elverişli bilirkişi raporuna itibar edilmeyerek 02.09.2019 tarihli bilirkişi raporuna itibar edildiğini, son raporun denetime elverişli olmayıp hükme esas alınamayacağını, 02.09.2019 tarihli bilirkişi kurulunun hesap bilirkişisi olmasına rağmen hesap yapmak yerine hakimin yapması gereken hukuki değerlendirmeyi yaptığını, raporda önceki raporlarda olduğu gibi hesaplama yapmak yerine kusur değerlendirmesi yapıldığını, buna mahkemenin karar vermesi gerektiğini, hükme esas alınan raporda dava konusu krediden müvekkilinin yararlanıp yararlanmadığı hususunun irdelenmediğini, oysa 05.02.2019 tarihli bilirkişi raporunda tek tek hesap işlemlerinin incelenerek sonuca varıldığını, bilirkişi raporunda ve yerel mahkeme kararında her ne kadar müvekkilinin kötü niyetli olduğu belirtilmiş ve haksız eylemlerde bulunduğuna kanaat getirilmiş olması nedeni ile kusurun tamamı müvekkilinin üzerine bırakılmış ise de Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı'na ait 2013/12751 Soruşturma numaralı Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar incelendiğinde davalı ...Ş. tarafından dolandırıcılık suçundan dolayı bulunulan şikayette savcılık tarafından dolandırıcılık kastı ile hareket edildiğine dair herhangi bir delile ulaşılamadığından Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verildiğini, davalı banka da yapılan usulsüz işlemlerle ilgili olarak Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/163 E. sayılı dosyasında davalı banka müdürü Saffet Çelik ve davalı banka çalışanı Ensar Yiğit hakkında bankacılık zimmeti suçu ile dava açıldığını, davacı ve diğer mudilerden hiç biri hakkında suçlama olmadığını, suça iştirak ettiklerine dair bir soruşturma bulunmadığını, sadece davalı banka çalışanlarının yargılanmış bulunmasından dolayı ceza dosyasında tespit edilemeyen kötü niyete dayalı yakınlık ilişkisinin müvekkili ile davalı arasında bulunmadığını, ceza soruşturması ve davasındaki tüm belgeler birlikte değerlendirildiğinde davalı banka çalışanları ile müvekkili firma temsilcisinin yakın ilişki içerisinde bulunduğunu sadece soyut beyanlardan ibaret olup somut belgeye dayanmadığını, davalı banka tarafından yürütülen soruşturmada teftiş kurulu tarafından da banka çalışanlarının sorumlu ve kusurlu bulunduğunu, önceki bilirkişi raporlarına beyanları ekinde yer alan ifadelere bakıldığında tanık ve müştekilerin müvekkili gibi mağdur olduğunu, onlar adına da davalı banka da haber verilmeksizin krediler çekildiğini, bilirkişi raporunda bunu internet bankacılığı aracılığı ile öğrenebileceğimiz ve bu nedenle müvekkilinin kötü niyetli olduğu tezi savunulmuş olsa da müşteki...'in ifadesine bakıldığında söz konusu paraların BHC başlıklı ayrı bir hesaba aktarıldığından müştekinin de müvekkili gibi kullanılan kredileri öğrenme durumu olmadığını, bilirkişi raporunda GKS sözleşmenin tek bir tane yapılmasının yeterli olduğu ileri sürülmüş ise de bu yorumun hukuken bir bağlayıcılığın bulunmadığını, iş bu kredi sözleşmelerinin HMK 'da belirlenen yazılı delil ile ispatının zorunlu olduğunu, ticaret hayatında basiretli davranması gereken bankanın karşısında sırf müvekkilinin basiretli davranması gerektiğinin ileri sürülmesinin hukuka aykırı olduğunu, kredi sözleşmesine ek olarak kefalet sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşmede sözleşmenin tarihi, kefil olunulacak miktar belirtilmeden yalnız kefil olanın imzasının alındığını, kefalet için öngörülen şeklen geçerlilik şartlarının bulunmadığını, raporda banka kredi sözleşmesinin şekle tabi olmadığı söylenmiş olsa da...'den bu sözleşme için kefalet alınmış olup miktarı ve tarihin sözleşmede yer almadığını, bankanın müvekkilinden habersiz olarak onun hesabına kredi kullandırdığı kötü niyetli işlem yaptığının apaçık ortada olduğunu, ek kredi sözleşmesi yapmadan müvekkili adına çekilmiş olan kredilerin müvekkiline yükletilmesinin mümkün olmadığını, dosya içerisinde bulunan hesap hareketleri ile diğer banka kayıtları incelendiğinde davacı adına birden çok kredi hesabı açıldığının görüldüğünü, öncelikle kullandırılan kredilerin hangi kredi sözleşmesine dayalı olarak yapıldığının tespit edilmesi gerektiğini, ayrıca sözleşmenin müşterek borçlu ve müteselsil kefil şerhi bölümünde davacı şirketin kaşesi olmayıp sadece temsilcisi...imzası olduğunun görüldüğünü, davalı bankanın kanun ön gördüğü manada üzerine düşüne yapmadığını, bir çok mudinin mağdur olmasına neden olduğunu, adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamında dahi oluşan zarardan sorumlu olduğunu, müvekkili tarafından ...'ya verilen yetkinin sadece Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi binaları ile Açık Öğretim Fakültesi onarım işlerinden doğan alacaklar için verilmiş bir yetki olduğunu, vekil tayin edilen ...'nın ticari temsilci değil ticari vekil konumunda olduğunu, somut olayda ...'nın yaptığı işlemlerin müvekkilinin bağlamadığını, müvekkilinin davalıyı açıkça yetkili kılmadığını ve bu konuda bankaya hiç bir belge sunmadığını, bilirkişi raporunda buna rağmen zımnen rızadan bahsedildiğini, bankacılık uygulamasında zımnen kabulün bir anlamı olmadığını, dava konusu işlemin ticari bir işlem olduğunu, davalı bankanın hem tacir hemde birer güven kurumu olduğunu, bu nedenle yapılan işlemlerde azami dikkat ve özen göstermesi gerektiğini, basiretli davranma yükümlülüğü bulunan davalının ...'nın yetkisi dahilinde olmayan bir işlemi yaptırmasının ticaret hayatında kabul edilebilir bir durum olmadığını, basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini, müvekkilinin açıkça yetkilendirmesi gereken ticari vekile yetkisi olmadığı halde kredi kullandırdığını, 21.02.2017 tarihli grafoloji raporunun hükümde değerlendirilmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; gerekçeli karar içeriğinin eldeki dava ile ilgisinin bulunmadığını, farklı dosyaya ait bilgiler içerdiğini, 08.04.2015 tarihli raporun sonuç kısmında imzalara dair tespitler yapıldığını, birleşen davaya konu senedin teminat senedi olduğunun gerek davalı yan beyanlarından gerekse dosya tomarındaki delillerden anlaşıldığını, müvekkilinin davalı bankaya bonoya dayalı borcu olmasının bankacılık mevzuatlarına aykırı olduğunu, müvekkili ile davalı arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi incelendiğinde; kredi sözleşmesinin 1 inci Bölümündeki taraflar kısmının ve kredi tutarı kısmının boş olduğu, herhangi bir kayıt ve rakam yazılı olmadığı, sayfaların paraf edildiği, 31 inci sayfada ise...imzası olduğu, davacı ... lnşaat Ltd. Şti. imzası ve kayıdının olmadığı, müvekkili şirkete ait imza sürküleri incelendiginde, şirket müdürünün...olduğu ve münferiden şirketi temsile yetkili oldugunun anlaşıldığı, davalı vekilince ....’nın yetkili olduğunu gösterir olduğunu belirttiği vekaletname incelendiğinde, yetkinin sadece "Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Binaları ile Açık Öğretim Fakültesi Onarım işinden" doğan alacaklar için verildiğini, bankacılık işlemleri için verilmiş bir vekaletname olmadığını, banka Teftiş Kurulu Raporu'nun hukuki nedenlerden uzak, delillendirilmemiş sübjektif görüşler içerdiğini, müvekkili ile davalı banka çalışanları arasında kanunsuz bir ilişki varmış gibi bir algı yaratılmaya çalışıldığını, oysa Savcılık makamınca kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, dava konusu işlemlere ait ödeme fişleri ve muhasebe fişleri önem arz etmesine rağmen dikkate alınmadığını, ödeme fişleri ve muhasebe fişleri üzerinde atılı bulunan imzaların... elinden çıktığı kanaatine varildığından şirketi temsile yetkili olmayan....’ya ait işlemlerin müvekkili tarafından gerçekleştirilmediği, bankaların özen borcu bulunduğunu, davalı banka şubesinde incelemeler yapılıp usulsüzlükler ortaya çıkmaya başlayıncaya dek müvekkili şirkete yazılı uyarılarda bulunulmadığını, davalı bankanın davacının kullanmış olduğunu iddia ettiği kredilere ilişkin soyut ifadelerden başka delil sunamadığı, davalı bankanın davacı şirkete bu kredileri kullandırması için talep, onay ve ödeme işlemlerini yazılı olarak yapması gerektiği, davalı bankanın adam çalıştıran sıfatı ile sorumlu olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, davacının mevduat hesabından rıza ve bilgisi dışında çekildiği iddia edilen paranın davalıdan tahsili; birleşen dava ise menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi'nin UYAP sistemi üzerinde ek karar olarak kayıtlı kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.