WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 16 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/7144 E.  ,  2024/4394 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1317 Esas, 2022/1334 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/408 E., 2019/45 K.

Taraflar arasındaki asıl davada marka hakkına tecavüz ile haksız rekabetin tespiti, meni, refi ile markanın hükümsüzlüğü ve karşı davadaki maddi ve manevi tazminat davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı-karşı davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, davalılar-karşı davacılar vekilinin temyiz yoluna başvurması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi'nin 25.10.2022 tarihli ek kararıyla davalılar-karşı davacılar vekilinin istinaf etmediğinden tarafın temyiz talebinin bulunmadığı nedeniyle temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-karşı davalı vekili ile ek kararın davalılar-karşı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili firmanın ZARA markasını çeşitli yazı stilleri ve renklerle 1963 yılından beri kullanmakta olup, tüm dünyada ZARA kelimesinin müvekkili ile özdeşleştiğini, müvekkilinin bu markayı ilk olarak 1979 yılında İspanya'da tescil ettirdiğini, Türkiye'de ise 1994 yılında 153527 sayı ile tescil ettirdiğini, yine müvekkiline ait ZARA markasının 05.07.2005 tarihinde yaptıkları müracaat üzerine Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) tarafından T/01479 sayılı ile tanınmış marka olarak özel koruma altına alındığını, ZARA markasının tanınmış marka olduğunun mahkeme kararları ile tespit ve kabul edildiğini, markanın 1999 yılından beri Türkiye'de tescilli olarak korunduğunu ve 2005 yılından itibaren de tanınmış marka olarak kayıtlı bulunduğunu, davalıların "Zara ®" ve "ZARA" markalarını izinsiz ve yasa dışı bir şekilde kullandıklarını, zira davaLının tescilli markasının "ICI ZARA" olduğunu, davalının hem web sitesinde hemde sattıkları ürünler üzerinde kullandıklarını, davalıların bu kullanımlarının İstanbul 15.Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan 2016/119 D.İş tespit dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporunda tespit edildiğini, davalıların bu fiillerinin müvekkilinin ZARA markası üzerindeki haklarına tecavüz oluşturduğunu, konu ile ilgili davalılara çektikleri ihtara olumsuz yanıt aldıklarını, davalıların izinsiz kullanımının, müvekkilinin marka hakkına tecavüz olduğunu, ayrıca haksız rekabet de teşkil ettiğini, davalılara ait tescilin "Zara®" ve "ZARA" kullanma hakkı vermediğini, zira tescilli "ICI ZARA" markası ile tescilsiz kullanılan "Zara ®" ve "ZARA" markalarının tamamen farklı markalar olduğunu, kaldı ki davalıların söz konusu tescilinin de haksız bir tescil olduğunu, bu sebeple de hükümsüz kılınması gerektiğini, bu konu ile ilgili benzer davalar bulunduğunu, "ICI ZARA" markasının müvekkilinin "ZARA" markasını aynen içermekte olduğunu, ICI ibaresinin markayı farklı kılmadığını, ZARA ibaresinin asli unsur olduğunu ve müvekkilininki ile birebir aynısının kullanıldığını, davalı ile müvekkilinin aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, yine müvekkilinin "www.zara.com" alan adının sahibi olup, yine ZARA ibaresinin bu alan adının esas unsuru olduğunu, bu sebeple de davalıya ait markanın hükümsüz kılınması gerektiğini, kaldı ki davalının "ICI ZARA" markasını da kullanmadığı için iptal edilmesi gerektiğini, tescilli markanın kullanıldığını ispat külfetinin davalı yanda olduğunu ileri sürerek davalılardan ... Holding'in TÜRKPATENT nezdinde tescilli 2006 39171 no.lu "ICI ZARA" marka tescilini 3. kişilere devrinin önlenmesi, davalıların tescilsiz ve izinsiz kullanımları aleyhine tedbir kararı verilerek kullanımının satışının, dağıtımının, depolamasının, tanıtımının durdurulması davalıların web sitesine erişiminin engellenmesi, davalıların tescilsiz kullandığı "Zara ®" ve "ZARA" markalarını kullandığı ürünler reklam, broşör, faturalar vb. her türlü ticari evrak ve malzemeye el konulması, toplanması şeklinde tedbir kararı verilmesini, davalı ... adına tescilli 06/39171 nolu "ICI ZARA" markasının kullanmama sebebiyle 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 14 üncü madde kapsamında iptali, aynı zamanda markanın 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile dördüncü ve beşinci fıkraları ve 556 sayılı KHK'nın 35 inci maddesi uyarınca hükümsüzlüğü, davalıların davacıya ait ZARA ve ZARA ŞEKİL markalarını izinsiz kullanımları sebebiyle marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i ile www.icihali.com sitesindeki içeriklere erişimin engellenmesini talep etmiştir.

2.Karşı davacılar vekili dava dilekçesinde; ihtiyati tedbirin infazı sırasında halıların üzerindeki etiketlerin kesilerek halılara zarar verildiğini, müvekkilinin maddi ve manevi açıdan zarar gördüğünü ileri sürerek 10.000,00 TL maddi, 10.000,00TL manevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacı markasının hazır giyim sektöründe tanındığını, ancak halı sektöründe tanınırlığının bulunmadığını, müvekkilinin hazır giyim sektöründe çalışmadığını, dava konusu ICI ZARA markasının 27. sınıftan tescilli bir marka olduğunu, müvekkilinin ayrıca ICI ZARA, ICI SAMSUN, ICI UŞAK, ICI SİVAS markalarının sahibi olduğunu, ZARA ibaresinin halılar üzerinde hangi koleksiyona ait olduğunu göstermek için kullanıldığını, halı etiketleri üzerinde kayıtlı "TYPE:ZARA" ibaresi bulunması ile TYPE ibaresinin İngilizce'de cins, tür, tip anlamına gelen bir kelime olduğunu, dolayısıyla bu etiketi gören tüketicinin Sivas'ın Zara ilçesi ile ilişkili olduğunu anlayacağı, davalı markası ile müvekkillerine ait marka karıştırma ihtimalinin bulunmadığını, yine müvekkillerinin internet yoluyla satış yapmadıklarını, müvekkillerinin kötü niyetli olmadıklarını, iktibas bulunmadığını, müvekkilinin markayı eylemli olarak kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Karşı davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin talebin sessiz kalma hak kaybına uğranıldığı, davalı tarafın kötüniyetinin ispat edilemediği gerekçesiyle reddine, davalının tescilli markasını tescilli olduğu şekilde kullanmayıp markasal olarak kullandığı gerekçesiyle marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespitine, önlenmesine ve ref’ine, davacının ''ZARA'' ibareli markası ile iltibas oluşturan ve davalılarca markasal olarak kullanılan "ZARA" ve "Zara®" ibarelerinden oluşan markaları taşıyan halı ürününde ve tanıtımlarda bu ibarelerin çıkarılmasına, çıkarılması mümkün olmayanların satışının ve dağıtımının tedbiren engellenmesine, davalı-karşı davacının ürünlerinde ürünün cinsini belirtmek için kullandığı cins belirtici "Type veya cins karşılığı olarak belirtilen ZARA" şeklindeki kullanımının markasal olmadığı gerekçesiyle SİVAS ili ZARA İlçesine has halı cinsini belirtmede kullanılan kullanımlara ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine, davalıların www.icihali.com alan adlı internet sitesinde davacının tescilli "ZARA" ibaresi ile satışta bulunduğu gerekçesiyle, söz konusu internet sitesinden "Zara®" ibaresinin tedbiren çıkartılmasına, uzantısı sebebiyle bu mümkün olmadığı takdirde siteye dava sonuçlanıncaya kadar Türkiye'den erişimin engellenmesine, davalı-karşı davacıya ait web sitesindeki ürünün cinsini belirtmeye yönelik tanıtımlar bakımından taleplerin reddine, icra müdürlüğünün 2016/30318 no.lu haciz tutanağı ile halılar üzerinden sökülen ve yediemin olarak davacı vekiline teslim edilen etiketlerin karar kesinleştiğinde imhasına, karar kesinleştiğinde yatırılan teminatın davacıya iadesine, davalının tek başına halı cinsi haricinde, dürüst ticari kullanım haricindeki ZARA markasını tek başına taşıyan ilan, reklam, bröşür, tanıtım malzemelerinin hükmün kesinleşmesini mütakip el konularak imha edilmesine, fatura benzeri ticari evrak niteliğindeki ticari iş evrakların ise ticari hayattaki güven ilkesi gereği 3. kişilerin hukuki işlem güvenliğinin korunması adına imha ve el koyma işlemi dışında tutulmasına, karşı davanın ise, ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı-karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren davalıların, müvekkili markalarından haberdar oldukları, müvekkili markalarının tanınmışlığından faydalanmak amacıyla ICI ZARA markasını tescil ettirdikleri ve ticaret hayatında “ZARA” ve ''Zara ®'' markalarını kullandıkları, işbu kullanımlarının müvekkili aleyhine marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği dikkate alındığında davalının davaya konu “ICI ZARA” markasını kötü niyetli olarak tescil ettirdiğinin sabit olduğunu, sessiz kalma yoluyla hak kaybının bir def'i olduğunu, taraflarca ileri sürülmemesine rağmen, Mahkemece re'sen dikkate alınmasının hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle Mahkemece sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğranıldığı gerekçesiyle hükümsüzlük talebinin reddine karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, davalıya ait 2006/39171 sayılı “ICI ZARA” markasının hükümsüzlüğü şartlarının oluşup oluşmadığı hususunda bilirkişi heyetinin görüşüne başvuran mahkemenin, bilirkişi raporunda yer alan değerlendirmelere aykırı şekilde ve başkaca bir yeni rapor ya da ek rapor tanzim ettirmeksizin hüküm kurmasının yerinde olmadığını, davalının davaya konu “ICI ZARA” markasının yanı sıra ICI SAMSUN, ICI SİVAS, ICI AYASOFYA, ICI TEBRİZ, ICI KUMKAPI gibi marka tescillerinin de sahibi olduğunu, bu durumun ise yerel mahkemenin kanaatinin aksine; ICI ibaresinin davalıların çatı marka olduğu, ilgili markalarda asıl korunmak ve kullanılmak istenen ve esas unsur olan ibarenin, diğer kelime unsurları olduğu hususunu kanıtladığını, müvekkiline ait dayanak markaların esaslı unsurunun “ZARA” ibaresini içermekte olup, markaların 27. sınıfta birebir aynı/benzer ürünler bakımından tescilli olduğu da dikkate alındığında, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkili markasının 27. sınıftaki ürünler bakımından da tanınırlığa sahip olduğunu, hükümsüzlüğü talep edilen davalı karşı davacıya ait 2006 39171 tescil no.lu “İCİ ZARA” markasının başvuru tarihinden çok daha önce 2005 yılından beri giyim sektörünün yanı sıra ev tekstili, aksesuarları ve dekorasyonu sektöründe tanınmış marka olduğunu, davalının, davacı markasının tanınmışlığından faydalanmak amacı taşıdığını, kötü niyetli olduğunu belirterek hükümsüzlük taleplerinin reddine dair Mahkeme kararının kaldırılmasına, davalının 2006/39171 sayılı “ICI ZARA” markasının hükümsüz kılınmasına ve sicilden terkinine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sessiz kalma sebebiyle dava açılamayacağı yönündeki savunma bir def’i olmayıp itiraz olduğu, zira sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin dayanağının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesi olduğuna göre, dava açılması açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise, bu durumda dava dosyasından ortaya konulabiliyorsa, sessiz kalma yoluyla hak kaybı bir itiraz olarak kabul edilip hâkim tarafından resen dikkate alınması gerektiği, bu nedenle, davacı her ne kadar sessiz kalma yoluyla hak kaybının bir def'i olduğunu, taraflarca ileri sürülmemesine rağmen, Mahkemece re'sen dikkate alınmasının hukuka aykırı olduğunu iddia etmiş ise de bu yöndeki istinaf isteminin yerinde görülmediği, sessiz kalmanın ne kadar süre geçtikten sonra hak kaybına sebep olacağı, dava tarihinde yürürlükte olan ve somut olaya uygulanması gereken 556 sayılı KHK'da düzenlenmediği, bununla birlikte 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (6769 sayılı Kanun) ile ilk defa marka hukukunda hükümsüzlük davaları yönünden sessiz kalma yoluyla hak kaybına ilişkin bir düzenleme getirildiği, 6769 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesinin altıncı fıkrasına göre marka hükümsüzlük davalarında sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin uygulanabilmesi için beş yıllık sürenin geçmiş olması gerektiği, ancak somut olay yönünden mevzuatta bir süre belirlemesi bulunmadığından 4721 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi de gözetilmek suretiyle her somut olayın özellikleri dikkate alınarak sürenin belirlenmesi gerekmekte olup, uygulamada genellikle bu sürenin beş yıl olarak yerleştiği, davacı adına kayıtlı ''ZARA'' markasının 2005 yılından bu yana tekstil alanında tanınmış marka olduğu gerek bilirkişi raporu ile gerekse davacının 05.07.2005 tarihinde yapmış olduğu başvuru akabinde TÜRKPATENT tarafından T/01479 SAYI ile tanınmış marka olarak özel koruma altına alındığı, davalının ise 2006 39171 tescil no.lu “ICI ZARA” markasını 11.08.2006 tarihinde tescil ettirmiş olup, davacı hükümsüzlük davasını 2016 yılında, aradan 10 yıl geçtikten sonra ikame etmiş olup, uygulamada kabul edilen beş yıllık sürenin geçtiğini, diğer yandan kötüniyetin varlığı halinde süreye bakılmaz ise de; davalı adına tescilli ticaret unvanının “ICI” ibaresini içerdiği, şirkete ait ICI Samsun, ICI Sivas vb. markalarının mevcut olduğu, şirketin, unvanıyla birlikte markalaşma yoluna gittiği, bu markaların esas unsurlarının ''ICI'' ibaresi olduğu, davalı adına tescilli markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı şirketi tarifleyen ve genellikle yöresel olarak halılarıyla ünlü coğrafi yerlerin isimleri kullanılarak marka oluşturma yoluna gidildiği, dava konusu markanın da bu markalardan birisi olduğu, davalının halıcılık sektöründe faaliyet gösterdiği, dolayısıyla her ne kadar davalı kullanımının tescilin dışına çıktığı bilirkişi raporu ve dosya kapsamı ile sabit ise de; davalının markanın tescilinde kötüniyetli hareket ettiğinin ispatlanamadığı, bu nedenle kötüniyet iddiasının ispatlanamadığı ve davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı gerekçeleriyle hükümsüzlük talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizliği görülmediğ gerekçesiyle davacı-karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, 25.10.2022 tarihli ek kararı ile de davalı-karşı davacı tarafça İlk Derece Mahkemesi kararı istinaf edilmediğinden kararın davalı-karşı davacı yönünden şekli anlamda kesin hüküm içerdiği ve bu yönüyle tarafın temyiz hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davalı-karşı davacı vekilinin temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı vekili, ek karara ilişkinde davalılar-karşı davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı-karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı-karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkil şirketlerden ICI Uluslararası Halı Yatırım San. ve Tic. A.Ş., diğer müvekkil ... Holding A.Ş. bünyesinde yer alan firmalardan olduğunu, ICI Halı A.Ş., halı üretimi ve satışı ile iştigal eden bir şirket olduğunu,ICI Zara markasının, 11.08.2006 tarihinden bu yana müvekkil davalılardan ... Holding A.Ş. adına 27.sınıfta tescilli bir marka olduğunu, dolayısıyla müvekkil davalı şirketlerin, tescilli marka hakkı sahibi sıfatıyla kendilerine ait markayı kullandıklarını, Zara, geçmişten bugüne Sivas kentinin bir kasabası olduğunu, ve ticaret yollarının etkisindeki Sivas’ın kültürel zenginliğinden faydalandığını, Zara halılarının tıpkı Hereke, Bergama, Kumkapı, Uşak, Gördes gibi başlı başına marka değeri olan, tek başına bir ekonomik değer ve kültür birikimini ifade eden yapıtlar olduğunu, Türk Halısının ve Zara Halısının Dünya çapında bilinen, tanınan bir kültür mirası olduğuna dair yayınlanan kitapları, yine delillerimi arasında dosyaya ibraz edildiğini, hem Türkiye’de, hem de dünyada halıların, dokundukları yörelerin adlarıyla anıldığını, müvekkil davalılar, bu geleneğe sadık kalmakta ve ürettikleri halıları ICI Agra, ICI Alcaraz, ICI Samsun, ICI Uşak, ICI Sivas, ICI Zile, ICI Hereke, ICI Kumkapı, ICI Zara olarak isimlendirerek, aslında koleksiyonlarına üretilen halıların yöresine dair isim verdiğini, Dava konusu ICI Zara markası da tıpkı ICI Sivas gibi, ICI Samsun gibi kentin halıcılık konusundaki ünü ve koleksiyon ismi olarak belirlenmiş olması nedeniyle marka olarak tescil ettirildiğini, müvekkil davalının, koleksiyon ismi olarak belirlediği isimleri marka olarak tescil ettirmesi; davacının kötü niyetli tescil ve davacının tanınmışlığından faydalanma iddiasını tek başına çürüttüğünü, ZARA ibaresi, halı etiketleri ZARA markasını çağrıştıracak şekilde değil, o halının dahil olduğu koleksiyon isminin gösterilmesi amacıyla ve tür, cins anlamına gelen "type" ifadesi kullanılarak gösterildiğini, davanın taraflarının sattığı halıları inceleyen ve halı konusunda herhangi bir uzmanlığı bulunmayan bir kimse bile iki halı türü arasında, ilk bakışta göze çarpan, harici bir muayene neticesinde bile rahatlıkla anlaşılabilecek, herhangi bir ekspertiz raporuna ihtiyaç hissettirmeyecek netlikte fark olduğunu daha ilk anda göreceğini, davacıya ait ürünleri, evini dekore etmek isteyen herhangi bir kişi satın almakta iken müvekkile ait halılar büyüklüğü ve fiyatı itibariyle ancak uzman kullanıcı olarak adlandırabileceğimiz, koleksiyoner seviyesindeki kişilere hitap etiğini, müvekkilin, yüzyılların mirasını sürdürmek amacıyla tüm otantik özelliklerini muhafaza ederek ürettiği, aslına sadık kaldığı, bu uğurda emek, zaman ve para harcadığı, el emeği, göz nuru halıların davacıya ait halılara benzetilmesi müvekkile hiçbir şekilde itibar kazandırmadığını, müvekkilin benzer şekilde, bir dizi markayı tescil ettirdiği göz önüne alındığında markada esas unsur Zara, değil ICI olduğunu, davacının, içinde ZARA kelimesi bulunan tüm ibareler üzerinde münhasır hak sahibi gibi davranarak diğer tüm kullanımları engellemeye gayret kötü niyetli bir tutum olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı ...Ş. adına tescilli 06/39171 no.lu "ICI ZARA" ibareli markanın, davacı adına kayıtlı ''ZARA'' ibareli marka ile iltibas oluşturup oluşturmadığı, bu kapsamda davalı adına kayıtlı markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile dördüncü ve beşinci fıkraları, aynı KHK'nın 14 üncü maddesi, 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi, 6769 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesinin altıncı fıkrası.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı-karşı davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

3.Temyizen incelenen ek kararda da, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı-karşı davacı vekilince ek karara yönelik temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.