11. Hukuk Dairesi 2022/7095 E. , 2024/3220 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/312 Esas, 2022/1198 Karar
HÜKÜM : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/218 E., 2021/863 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili banka ile imzalamış olduğu "Teminatlı Bch Kredisi" ve "Kredili Mevduat Hesabı" kredilerinden doğan borcunu ödemediğini, bunun üzerine Kilis Noterliği'nin 07.05.2015 tarih 11550 yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, davalıya 15.07.2015 tarihinde tebliğ olunarak hesap kat edildiğini, ihtarnameye rağmen davalının borcunu ödemediğini, Gaziantep 13. İcra Müdürlüğünün 2015/98122 E. sayılı takip dosyası ile borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın borca itiraz ettiğini ileri sürerek borçlunun itirazının iptaline, haksız itirazdan dolayı davalının alacağın %20'den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı kurumun itirazının hiçbir dayanağı olmadığını, dekont üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, davacı kurumun personelinin banka adına kredi kullandırmak amacıyla müvekkilinin işyerine gelerek kredi sözleşmesi için imza aldığını, kredinin kefili için ....'un imzasının alındığını, müvekkili tarafından para çekilmediğini, banka tarafından paranın ödendiğini gösteren dekont altındaki imzanın müvekkiline ait olmadığını belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek açılan davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ödeme dekontları üzerindeki imzaların davalıya ait olduğunun tespit edilemediği, banka şubesinde yapılan zimmet ve yolsuzluk suçlarından dolayı Kilis Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/40 E. sayılı dosyası ile ceza davasının açıldığı, davalının ceza davasında şüpheli olmadığı gibi hakkında bankada yapılan yolsuzluklar ile ilgili suç duyurusunda bulunulmadığı ve dava açılmadığı, bu nedenle ceza yargılamasının beklenmesinin uygun olmadığı, davacı kurumun düzenlediği müfettiş raporunda ödeme fişleri üzerindeki imzaların davalının banka sistemindeki imzalar ile uyumlu olmadığı yönünde tespit yapıldığı, davacı bankanın imzaların davalıya ait olmadığını bilmesine karşın davalı hakkında icra takibi yaptığı gerekçesiyle; ispatlanamayan itirazın iptali davasının reddi ile davacı bankanın davalı aleyhine icra takibi yapmakta haksız ve kötüniyetli olması nedeniyle davacı aleyhine alacağın %20'si oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dosyadaki delil durumuna aykırı olduğunu, mahkemenin hükme esas aldığı 22.09.2014 tarihli S-14-089 numaralı teftiş raporunun yeterli düzeyde incelenmediğini, mahkemenin raporun 77. sayfasındaki bir cümleyi tabiri caizse cımbızla çekerek gerekçesini oluşturduğunu, rapordaki cümlede; "kredi kullandırım ve ödeme fişleri üzerindeki imzaların, müşterimizin Bankamız sistemindeki imza örnekleriyle uyumlu olmadığı" nın yazdığını, ancak teftiş kurulunun davacı bankanın kendi iç denetim mekanizması olan bir kurum olduğunu, mahkemeler gibi yargılama yapmadığı gibi uzman teknik bilirkişi incelemelerini de yapmadığını, imzanın kişinin eli ürünü olmasının asıl olan olduğunu, oturarak, ayakta ya da bir başka pozisyonda duran imza sahibinin imzasının yüzde yüz aynı olma ihtimalinin olmadığını, bu yüzden de bu tip durumlarda teknik bilirkişi incelemelerine, kriminal raporlara ihtiyaç duyulduğunu, teftiş raporunun böyle bir yetkisinin ve vazifesinin bulunmadığını, banka ekranlarındaki imza örneklerinin yaklaşık benzerliğinin ele alındığını, uyum incelemesinin ancak ve ancak uzman kişilerce yapılabileceğini, mahkemenin raporu detaylı ve bir bütün olarak incelemiş olsaydı bu kanaatinin değişeceğini, neticesinde bilirkişi raporu alınarak raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesinin sağlanacağını, teftiş raporunun 79. sayfasının son kısmında teftiş kurulu başkanlığının tüm araştırma ve inceleme sonrası nihai görüşünün yer aldığını, teftiş raporunda toplanılan tüm bilgi ve belgelerin sayın mahkemenin dikkatini çekmediği, araştırma gereği de duymadığını, davalı ..., kefili Ferhat Tabur ve davalının oğlu ...'in birbiriyle olan ilişkileri ile dava dışı ...ile olan ilişkilerinin mahkemenin hiç dikkatini çekmediğini, her nedense kişisel ilişkileri nedeniyle olsa gerek davalı ...'in dava dışı ...hakkında şikayetçi olmadığı gibi suç duyurusunda da bulunmadığını, bunu destekler Kilis 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/40 E. sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporu olduğunu, davalı ...'in müvekkili banka ile Genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesi imzaladığının tespit edildiğinden davaya konu krediyi kullandığı ve dekontları imzaladığının da kuşkusuz olduğunu, davaya konu kredi sözleşmelerindeki imzanın davalıya ait olduğunun adli tıp raporu ile sabit olduğunu, İlk Derece Mahkemesince, 01.08.2018 tarihinde İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/82 talimat dosyası ile dava konusu dekontlar üzerindeki imzalar hakkında bilirkişi raporunun alındığını, raporda imzalar arasında genel oluşturuş hareketleri ve yön bakımından benzerliklerin tespit edildiğini, bu hususun değerlendirilmediğini, müvekkili bankanın kötü niyetli hareketle icra takibini haksız başlatması hususunun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, teftiş kurulu raporunun gerekçeli kararına gerekçe olarak alınacaksa raporun tam ve bir bütün olarak incelenmesinin gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamı, incelenen Kilis Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/40 E. sayılı dosyası, davacı banka tarafından düzenlenen müfettiş soruşturma raporu, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/82 Talimat sayılı dosyasında düzenlenen imza incelemesine ilişkin bilirkişi heyeti raporu, 22.08.2018 tarihli Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesinin raporu ve icra takip dosyası birlikte değerlendirildiğinde; tarih ve limit bilgisi bulunmayan GKS üzerinde davalının imzaları bulunsa dahi, krediye ilişkin ödeme dekontlarında bulunan imzaların davalıya ait olduğunun tespit edilemediği gerekçesiyle itirazın iptali talebinin reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, İlk Derece Mahkemesi kararında her ne kadar davacı bankanın; imzaların davalıya ait olmadığını bildiği halde icra takibi yapması nedeniyle kötü niyetli olduğu gerekçesiyle kötü niyet tazminatına hükmedilmiş ise de; teknik bir bilgi ve incelemeyi gerektiren bir konu olan imza incelemesinde, imza incelemesinde uzman olmayan müfettiş tarafından düzenlenen soruşturma raporundaki ifadeler nedeniyle alacağına kavuşmak için GKS de imzası bulunan davalı aleyhine icra takibi yapan davacı bankanın kötü niyetinden bahsedilemeyeceği; davacı takip alacaklısı yönünden kötüniyet tazminatının koşulları oluşmadığından, davalının bu talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi usul ve kanuna aykırı olup, karar bu yönüyle yerinde olmadığı, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; teftiş raporuna göre kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekeceğinden kararın bu yönden bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan itirazın iptali talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesi ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı ...Ş vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelemesine gelince; davacı banka davalının borçlu olduğundan bahisle icra takibine girişmiş ve takip dayanağı olarak da kredi sözleşmesi ile kullandırılan kredinin davalıya ödendiğine ilişkin ödeme dekontuna dayanmıştır. Davalı, davacı Banka ile hiçbir kredi sözleşmesi imzalamadığını, para tahsil etmediğini, banka evraklarında hiçbir imzası bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece takibe dayanak belgelerdeki imzaların davalıya ait olmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş, bu gerekçe Bölge Adliye Mahkemesince de benimsenmiş; ancak davacı bankanın icra takibi yapmakta kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden kurulan hükümle davalının kötü niyet tazminatı istemi red edilmiştir.
2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrası "takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu görülürse alacaklı diğer tarafın talebi üzerine" uygun bir tazminata hükmeder." ibaresini taşımaktadır. Davacı Banka, basiretli bir tacir gibi davranarak gerçek borçlu (kendisi ile kredi sözleşmesi imzalayan) aleyhine takip yapması gerekirken sözleşmelerde ve dekontlarda imzası bulunmayan davalı hakkında takibe girişmekle haksız ve kötü niyetli bir takip başlatmıştır. O halde davalının kötü niyet tazminatının da kabulü gerekirken yazılı gerekçeyle bu talebin reddedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!