WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/7077 E.  ,  2024/3207 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1201 Esas, 2022/1270 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/157 E., 2018/319 Karar

Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; üvekkilinin 2006 yılından beri sınai mülkiyet alanında hizmet verdiğini ve bu alanda SAYGIN PATENT markasını maruf hale getirdiğini, 2006/12131 numarası ile "SAYGIN PATENT" markasını tescil ettirdiğini, davalının müvekkilinin tanınmış markasından istifade etmek amacıyla "... PATENT" ibaresini marka olarak tescil ettirdiğini, davalı tarafın markasının davacı markası ile iltibas oluşturduğunu, her iki marka arasında tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunduğunu belirterek, davalı adına tescilli 2013/69007 numaralı "... PATENT" markasının "hukuki hizmetler (sınai ve fikri mülkiyet hakları konusunda danışmanlık hizmetleri dahil)" açısından hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının 2013/69007 numaralı "... PATENT" markasının "hukuki hizmetler (sınai ve fikri mülkiyet hakları konusunda danışmanlık hizmetleri dahil)" emtialarında hükümsüzlüğü talep edilmesine rağmen, müvekkilinin markasının tüm emtialarına tedbir kararı uygulandığını, müvekkilinin sadece fikri mülkiyet alanında faaliyet göstermediğini, grafik, tasarım gibi faaliyetlerinin de bulunduğunu ve online satış gerçekleştirdiğini, bu sebeple 28, 42 ve 45. sınıflarda da markayı tescil ettirdiğini, sektörde uzun yıllar hizmet verdiğini, ayrıca uluslararası markaların Türkiye distribütörü olduğunu, önceye dayalı marka kullanımı bulunduğunu, "..." markasının müvekkili ile özdeşleştiğini, bunun yanında ... ibaresinin müvekkilinin soyadı olması ve fikri mülkiyet alanında danışmanlık sebebiyle markayı üçüncü bir kişiye devretmeyeceğini, her iki markanın birbirinden farklı olduğunu, karıştırılma ihtimali bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ve davalı markalarının hükümsüzlük talep edilen "hukuki hizmetler (sınai ve fikri mülkiyet hakları konusunda danışmanlık hizmetleri dahil)" emtialarında tescilli olduğu, davacı markasının esas unsurunun "SAYGIN", davalı markasının ise "..." kelimeleri olduğu, her iki kelime arasında yalnızca bir harf farklı olduğundan markaların karıştırılma ihtimali bulunduğu, davacının markasında yer alan "PATENT" ibaresinin tanımlayıcı bir sözcük olması sebebiyle ayırt edici nitelikte bulunmadığı, davalının Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne 27.09.2013 tarihinde gerçek kişi olarak tescil edildiği, markasının tescil tarihinden önce "..." markasını tescilsiz olarak kullandığına ve tanıttığına dair bir delil bulunmadığı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 7 nci maddesinin beşinci fıkrasının (a) bendinde üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde gerçek kişilerin ad ve soyadlarını kullanmalarının marka sahibi tarafından engellenemeyeceğinin düzenlendiği, davacının markası ile aynı hizmetler için tescilli olan ve davacının markası ile benzer olan davalıya ait markanın kullanılmasının ticari hayatın olağan akışı içinde zorunlu olmadığı, bu sebeple davalının soyadı olan "..." markasını kullanmasının haklı bir sebebe dayanmadığı, davalının markasının 25.07.2014 tarihinde tescil edildiği, dava tarihinin ise 04.09.2017 olduğu, arada geçen süre beş yıldan az olduğundan, sessiz kalmak suretiyle hak kaybının söz konusu olmadığı, kötüniyetin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne ve davalı adına tescilli 2013/69007 numaralı "..." markasının "Hukuki Hizmetler (Sınai Fikri Mülkiyet Hakları Konusunda Danışmanlık hizmetleri dahil)" emtiası için kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; markanın hükümsüzlüğü kararı verilebilmesi için gerekli yasal koşulların oluşmadığını, kişinin kendi soyadını marka olarak kullanmasının 6769 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen, kanundan doğan bir istisna olduğunu, engellenemeyeceğini, müvekkilinin 2006 yılından bu yana aktif şekilde, bizzat marka ve patent vekilliği hizmeti verdiğini ve Antalya Sanayi ve Ticaret Odası'na da ... olarak kayıtlı olduğunu, İstanbul Teknik Üniversitesi Endüstri Ürünleri Tasarımı mezunu bir tasarımcı olup, tasarım hizmeti verdiği müşterilerine, marka ve patent hizmeti de verdiğini, ayrıca, www.....com.tr alan adlı web sitesinde uluslararası tanınmışlığı olan, ...,.... ve ..... markalarının Türkiye distribütörlüğünü yaptığını, "..." markası ile dünyaca ünlü fuarlara katılıp, online satış hizmeti sunduğunu, tüm bu hizmetleri bir arada sunduğu için, marka-patent kelimelerini içerir bir marka başvurusunda bulunmadığını, sadece soyadı için markasını tescil ettirdiğini, davacı şirketin unvanı ve markasının da, bizzat davacı şirket ortağı Murat Saygın'ın soyadı olduğunu, soyadını marka olarak kullanan davacının, müvekkilinin soyadının marka olarak kullanılmasına itirazının açıkça kötü niyet olduğunu ve kanun tarafından korunamayacağını, müvekkilinin markasını dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde kullandığını, mahkeme gerekçesinin aksine, müvekkilinin soyadı olan “...” kelimesini kullanmasının bir zorunluluk ve hatta yasal hak olup, kullanmasının “haklı bir sebebe dayanmadığı” şeklindeki değerlendirmenin, mahkeme kararı ile soyadını kullanmasını engelleyeceğinden açıkça hukuka aykırı olduğunu (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2003/1717 E., 2003/7742 K. ve 15.09.2003 tarihli kararı), Mahkemece eksik ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak davacı markasının esas unsurunun “Saygın” kelimesi olduğunu belirtilerek, markaların karıştırılma ihtimali bulunduğu yönünde hatalı bir değerlendirme yapıldığını, Yargıtay, 11. Hukuk Dairesinin 2001/1399 E., 2001/1718 K. sayılı 27.02.2001 tarihli kararında “bir markayı oluşturan unsur, o markanın başka markalardan ayırt edilmesini sağlayan kelime, harf, sayı vs.den oluşan şekil olup marka birden fazla unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır” tespiti yaptığını, kelimelerden oluşan bir başvuruda cins belirten bir sözle yazılmış olmasının sözcüğün asıl unsur olduğu anlamına gelmeyeceğini, markanın özel ve özgün renk ve şekil kompozisyonuyla bir bütün olarak değerlendirmesi gerektiğini belirttiğini, doktrinde de birçok yazarın; işaretin ayrım gücüne sahip, orijinal nitelikte bir işaret olup olmadığının, münferit unsurlara göre değil işaretin bütünü dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladığını, ortalama tüketicinin de markayı küçük parçalarıyla değil, bir bütün olarak algıladığını ve markayı bölmek tüketicinin markayı algılama biçiminden uzaklaşmaya sebep olduğunu, markanın bir bütün olarak korunduğunu, bir kısım unsurlarından hareketle iltibas tehlikesinin bulunduğu sonucuna varılamayacağını, “saygın patent” ve “ ...” markaları görsel, işitsel ve telaffuz açılarından değerlendirildiğinde karıştırılma ihtimalinin olmadığını, müvekkilinin kendi şirketini kurmadan önce, merkezi Antalya'da bulunan SY Tasarım Üretim Gıda San. Tic. Ltd. Şti. bünyesinde çalıştığını, cevap dilekçesine eklenen evraklarla aktif olarak marka-patent vekili olarak hizmet verdiğinin ispatladığını, davaya konu "fikri mülkiyet danışmanlık" hizmetlerinin, avukatlık, doktorluk gibi isim ve soy isimle verilen bir hizmet olduğunu, markaların ortalama tüketici nezdinde karıştırılması değerlendirilirken, mal ve hizmetlerin konusunun dikkate alınacağını, sınai ve fikri mülkiyet alanında danışmanlık hizmeti almak isteyen ortalama bir tüketicinin, Antalya gibi kişisel ilişkilerin yoğun olduğu bir şehirde, tercihini ismen bildiği kişiden yana kullandığını, müvekkilinin müşterileri arasında ...., .... Grubu bünyesindeki ... Rafineri, Verifone, Organik Kimya, ....., ...., Yaşam Hastaneleri, Antbirlik gibi köklü firmalar bulunduğunu, müvekkilinin markasını yani adını ve soyadını, tescil tarihinden önce kullandığına ve tanıttığına dair delil bulunmadığı şeklindeki gerekçenin yerinde olmadığını, bu hatalı değerlendirmenin, itiraz ettikleri bilirkişi raporunda birebir yer aldığını, müvekkilinin markasının koruma tarihinin 15.08.2013, dava tarihinin 04.09.2017 olduğunu, yaklaşık 5 sene sonra dava açılmasının iyi niyetli olmadığını ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, aynı sınıfta hizmet veren başka “Saygın” ve “...” markalarının tescilli olduğu, müvekkilinin markasının da benzerlik araştırmasından geçerek hiçbir itiraza uğramadan tescil edildiğini, kötü niyetle tescilin ispat edilemediğini, Mahkemece, 06.09.2017 tarihinde, mülkiyeti ihtilaflı olduğu gerekçesi ile dava konusu olmayan sınıflar da dahil olmak üzere müvekkilinin markasının tüm sınıfları üzerine ihtiyati tedbir uyguladığını, karar somut ve açık olarak gerekçelendirilmediği için müvekkilinin hukuki dinlenilme hakkının da ihlal edildiğini ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre İlk Derece Mahkemesi kararında esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve re'sen dikkat edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, marka hükümsüzlüğüne ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.