WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/7006 E.  ,  2024/3143 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1607 Esas, 2022/1573 Karar
HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/652 E., 2020/53 K.

Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüz ile haksız rekabetin tespiti, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 1992 yılına dayanan temelleri ve mevcut son teknoloji üretim tesisleri ile sektöründe en çok tanınan ve güvenilen markalardan olduğunu, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... numaralı "..." markasını tescil ettirdiğini, davacı şirketin ticaret unvanının esas unsurunun "..." ibaresi olduğunu ve bu ibarenin aynı zamanda üretimi yaptıkları un ürününün satışında da markasal olarak kullanıldığını, tüketicilerin ... ibaresini duyduğunda akıllarında kalite algısının oluştuğunu, ... ibareli markayı piyasaya ilk sokan ve tanıtanın müvekkili firma olduğunu, davalının ise müvekkiline ait markayı iltibas oluşturacak şekilde kullandığını, bu kullanımı durdurması yönünde kendilerine ihtar çekilmesine rağmen sonuç alınamadığını, davalının TÜRKPATENT nezdinde 2016 89563 numaralı başvurunun yapılmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davalının eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğini, müvekkilinin kazanç kaybına yol açtığını, davacının "... GIDA", "..." ve "... DEĞİRMENCİLİK" marka başvurularının davalıya ait markanın mevcudiyeti nedeniyle reddedildiğini, bu sebeplerle meydana gelen tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine ve önlenmesine, davalı şirket tarafından "AK UN" ibaresi kullanılarak yapılan üretimin sonlandırılmasına ve satışının yasaklanmasına, haksız rekabetten kaynaklı zararların bilirkişilerce belirlenecek tutarında maddi tazminat ile 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davacı vekili 31.03.2019 tarihli dilekçesinde maddi tazminat talebinden feragat etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili 02.01.2019 tarihli beyan dilekçesinde; müvekkili şirketin 2007/26066 sayılı "... ...+Şekil" markasının tescili için 14.05.2007 tarihinde başvurduğunu, 13.03.2008 tarihinde markanın tescil edildiğini ve bu tarihten beri de markasını kullandığını, bu durumun davacı tarafından bilindiğini, dava açıldığında bu markanın dava dışı ... Gıda Turizm Ltd. Şti adına kayıtlı olsa da 30.03.2018 tarihinde davalı şirket adına devir ve tescilinin yapıldığını, davacının "..." ibaresini marka olarak kullandığını, davacı adına TPMK nezdinde sadece 99/006996 numaralı "..." ibareli markanın yer aldığını, davacı tarafından 2016/104071 numaralı "... DEĞİRMENCİLİK", 2016/104060 numaralı "..." ve 2018/11029 numaralı "... GIDA" ibareli marka başvurularına müvekkili tarafından itiraz edildiğini ve itiraz üzerine marka başvurularının reddedildiğini, müvekkilinin "... ..." markasının kullanımının yıllar içinde "... UN" şeklini aldığını, müvekkili şirketin marketler zincirinde "..." ibareli ürünlerin kendi marketlerinde satılmak suretiyle daha fazla tüketiciye ulaştığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yaygın bir market zinciri sahibi olan davalının 2009 yılından bu yana "..." markasını un emtiası üzerinde kullandığı, aynı sektörde faaliyet gösteren davacı şirketin bu durumdan haberdar olmamasının düşünülemeyeceği, buna rağmen davanın açıldığı 2017 yılına kadar davacı tarafça bu konuda herhangi bir hukuki işlem başlatılmadığı, davalının 2009 yılından davanın açıldığı 2017 yılına kadar geçen yaklaşık 8 yıl boyunca kullanımına davacı tarafça sessiz kalındığı, davacının ticaret unvanı dışında "..." ibaresini marka olarak kullandığına dair dosyada bir delil bulunmadığı, hizmet sektörü dışında kalan ürünler için ticaret unvanının markasal olarak kullanıldığının ayrıca ispatlanması gerektiği, bu nedenle davalının marka kullanımının başladığı tarihte kötü niyetli olmadığı, davalının markasını piyasada tanıtıp, uzun süre yatırım yaptıktan sonra markaya tecavüz iddiasıyla dava açılmasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesi kapsamında iyi niyetli kabul edilemeyeceği, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı gerekçesiyle maddi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve manevi tazminat davalarının ise sessiz kalma nedeniyle hak kaybı oluştuğundan reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın 1992 yılından beri faaliyet gösterdiğini ve kendi tesislerinde ürettiği ürünleri toptan şekilde sattığını, davalının ise üretici olmayıp başka üreticiden aldığı unu paketleyerek parekende olarak sattığını, kaldı ki davalının esasen market zinciri olup üretici de olmadığını, ... markasının müvekkilinin sayesinde piyasada maruf hale geldiğini, müvekkilinin mevcut ihlal durumunu öğrendiği andan itibaren harekete geçtiğini, dolayısıyla sessiz kalma hükümlerinin davada uygulanamayacağını, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında her iki tarafın marka tescil kayıtlarının incelendiğini, her iki tarafın da ... ibareli marka tescil kaydının bulunmadığının anlaşıldığını, müvekkilinin davalının ... ibareli 2016/89563 numaralı marka tescil başvurusundan haberdar olması üzerine bu davayı açtığını, davadan önce de ihtar çektiğini, davalı tarafın ... ibareli tescilli markası olmadığını, davalı adına tescilli olan markanın "... ...+şekil" markası olduğunu, ancak davalının markasını tescilli olduğu haliyle kullanmadığını, müvekkilinin markalarına tecavüz teşkil edecek şekilde kullandığını, haksız rekabet ile karışıklığa neden olduğunu, davalının piyasadaki un paketlerinin üzerine ... ibaresini yazdığını, ... ... ibaresini yazmadığını, yine ... ibaresi üzerine gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, gerek bilirkişi raporuyla gerek ise gerekçeli karar ile ortaya konduğunu, mahkemenin red gerekçesi olarak davalının 2019 yılından beri haksız olarak "...." markasının un emtiasında kullandığından haberdar olmadığının düşünülemeyeceği ve davanın da 2017 yılında açılmış olmasını gösterdiğini, oysa müvekkilinin davalının bu kullanımlarından haberdar olmadığını, müvekkili yönünden sessiz kalma süresinin tescil başvurusunun öğrenilmesi ve tüketicilerin şikayetlerinin müvekkiline iletmesi anından itibaren başladığını, müvekkilinin her parekende satış yapan firmayı takip etme imkanının bulunmadığını, müvekkilinin sessiz kalmadığını, iş bu davanın hükümsüzlük davası olmayıp sessiz kalma yolu ile hak kaybının iş bu dosyada uygulanmasının mümkün olmadığını, eğer hükümsüzlük hükümleri uygulanacak olsa bile davacının kötü niyetli olması nedeniyle davanın kabulü gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının bu şekildeki kullanımlarından haberdar olmamasının basiretli tacir kavramıyla bağdaşmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ile manevi tazminat talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.