11. Hukuk Dairesi 2022/6992 E. , 2024/2864 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/194 Esas, 2022/1469 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/1151 E., 2019/781 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında Sigorta Poliçesi Yapma ve Prim Tahsil Etme Yetkisine Haiz Acentelik Sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşme gereğince müvekkilinin tüm müşterilerince davalının tanındığını, davalının tanınmasında müvekkilinin katkısının oldukça fazla olduğunu, ilişkinin Mayıs 2017 tarihine kadar devam ettiğini, ancak davalı tarafça Beyoğlu 16. Noterliğinin 17.02.2017 tarihli ihtarnamesi ile gerekçesiz ve nedensiz olarak sözleşmenin feshedildiğini, davalının, sözleşmenin feshedilmesinden sonra müvekkilinin tüm müşteri bilgilerini bildiğinden ve öğrendiğinden dolayı bu müşteriler ile iş yapmaya, poliçe düzenlemeye devam ettiğini bu sayede müvekkilinin kendisine kazandırmış olduğu müşteri portföyü üzerinden iş yapmaya halen de devam ettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL denkleştirme tazminatının dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamış, yargılama aşamasında, sözleşmenin müvekkili tarafından 12 nci madde gereğince feshedildiğini, davacının müvekkiline müşteri kazandırıp kazandırmadığının açıklığa kavuşturulması gerektiğini, sözleşmenin davacının kusuruyla feshedildiğini, davacının faaliyette bulunduğu dönemde hasar/prim oranının oldukça yüksek olduğunu, müvekkilinin beklenen menfaati sağlayamadığını, bu nedenle sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, bu durumda davacının denkleştirme tazminatı talep edemeyeceğini, ayrıca denkleştirme tazminatı için aranan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 122 nci maddesindeki diğer şartların da bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının sözleşmeyi haklı nedenle derhal fesh etmediği, davacıya 3 ay süre sonra feshedeceğini bildirdiği ve 3 ayın sonunda davacıyı azlettiği, davacının, davalı ile arasındaki acentelik sözleşmesi gereğince sigortacılık faaliyetinde bulunduğu, davacının çalışma yaptığı sigorta poliçelerinin %95'inin kaza ana branşından olduğu bu branştaki müşterilerinin sadık müşteriler olmadığı, öğretide denkleştirme isteminde esas alınacak müşterinin tanımı yapılırken, acentenin müvekkile sözleşmesi esnasında işlem yaptığı tüm yeni müşteriler kabul görmemekte, bunların arasında süreklilik niteliğine sahip olanların arandığı, sürekli müşteri, belirli süre içinde yeniden sözleşme yapması beklenen müşteri olarak tanımlandığı, denkleştirme tazminatına hükmedebilmek için aranan sözleşmenin sona ermesinden sonra önemli menfaatler elde etme ve hakkaniyet şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sigorta piyasasına yeni girmiş olan davalının, müvekkili sayesinde müşterilerce tanındığını, davacının bütün müşteri bilgilerini öğrenen davalının yüksek oranlarda kâr elde ettiğini, sözleşmenin 17.02.2017 tarihli ihtarname ile davalı tarafça gerekçesiz olarak feshedildiğini, sözleşmenin feshinden sonra davalının, müvekkilinin müşterileri ile iş yaparak poliçe düzenlemeye devam ettiğini, davalının ilk duruşma gününe kadar davaya cevap vermediğini ve delil sunmadığını, mahkemece müvekkilinin başarısı ile davalının tanındığı yönündeki hak ve menfaati yok saydığını, davacının düzenlediği poliçe sayısının yıllar bazında artış gösterdiğini, bu sayede davalının müşteri çevresinin arttığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra, sigorta şirketinin sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi koşulu bakımından, davacının acente olarak temin ettiği sigorta müşterilerinin, acenteliğin feshinden sonra da davalı ... şirketinden sigorta yaptırmaya devam ettirdiklerinin kanıtlanması gerekmekte olup, ispat yükünün davacı acente üzerinde olduğu, ancak davacı tarafça, kendi kazandırdığı müşterilerin acentelik sözleşmesinin feshinden sonra davalı ... şirketi nezdinde poliçelerini yeniledikleri, bu sayede davalının sözleşmenin feshinden sonra önemli menfaatler elde ettiği konusunda herhangi bir delil ibraz edilmediği, bu nedenle davalının, davacının müşteri portföyünü kullandığı, davacının portföyü sayesinde fesih sonrasında da önemli ölçüde menfaat elde ettiği iddiasını kanıtlanamadığı, diğer yandan davacının, davalının net poliçe üretimine katkısının ve satışlarının yıllar itibariyle düştüğü, davacının fesihten sonraki dönemde davalı dışında 10'un üzerinde sigorta şirketiyle de acentelik ilişkisini devam ettirdiği hususları dikkate alındığında, denkleştirme talebi hakkaniyete de uygun olmadığı, bu nedenle denkleştirme tazminatı talep koşulları oluşmamış olup, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, denkleştirme tazminatı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!