WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/6984 E.  ,  2024/3255 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1327 Esas, 2022/1047 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/697 E., 2020/225 K.

Taraflar arasındaki rücuen alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi (İHDS) imzalanmadan evvel 17.08.2005 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu işçi Hasan Sögütlü’ye Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yapılan ödemelerin tahsili talebiyle SGK’nın 28.08.2008 tarihinde dava açtığını, Burhaniye 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 2008/244 E., 2013/566 K. sayılı ilamı ile kabul edilen davanın Yargıtay’ca onanarak kesinleştiğini, icra takibi sonucu da müvekkilinin SGK’ya 28.07.2017 tarihinde 283.261,23 TL ödediğini, Özelleştirme İdaresi Kararı ile TEDAŞ’ın 20 ayrı dağıtım şirketine ayrıldığını, müvekkilinin ayrı tüzel kişiliği haiz anonim şirkete dönüştürülen kamu iktisadi teşebbüslerinden (KİT) biri olduğunu, müvekkili ile TEDAŞ arasında imzalanan 24.07.2006 tarihli İHDS ile sorumluluğun dönemsel paylaştırıldığını, Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun 24.06.2010 tarih ve 2010/42 sayılı kararı uyarınca 31.08.2010 tarihli hisse satış sözleşmesi (HSS) ile müvekkili şirket hisselerinin ... Elek. Dağ. A.Ş.’ye satıldığını, bu tarihe kadar şirketin idame ve kontrolünün TEDAŞ tarafından sağlandığını, sözleşmenin 7.4. maddesi uyarınca dağıtım faaliyetinin TEDAŞ’ça yürütüldüğü dönemde bu faaliyetin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen her türlü iş ve işlemlerin bütün sorumluluğunun TEDAŞ’a aidiyetinin düzenlendiğini, iş kazasının da TEDAŞ’ın işletme faaliyeti sırasında yaşandığını ileri sürerek 283.261,23 TL’nin alacaklıya ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; TEDAŞ ile %100 hisselerine sahip olduğu 20 dağıtım şirketi arasında dağıtım varlıklarının işletilmesine ilişkin 24.07.2006 tarihli İHDS’nin imzalandığını, 31.08.2010 tarihli HSS ile de davacının özelleştirilmesinin hisse satış yöntemi modelinin uygulandığını, böylece davacının tüzel kişiliğe bağlı hukuki statüsünün korunarak tüm kamu hisselerinin devredildiğini, dağıtım şirketinin tüzel kişiliği, hakları, borçları, yükümlülüklerinde bir değişiklik olmaksızın sadece hisselerinin değiştiğini, faaliyetlerini rutin şekilde yürüttüğünü, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, HSS’nin 9.3 ve 9.4 maddeleri uyarınca davacının bir talepte bulunamayacağını, davacının düzenlediği devre esas mizan kayıtları esas alınarak belirlenen devre esas bilanço neticesinde geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerinin kesinleştirildiğini, taraflar arasında dava dosyalarına dair tespit tutanağının imzalandığını, ekindeki dava ve icra dosyalarına ilişkin listenin yönetim kurullarının onayından geçerek kesinleştiğini, 7. maddenin ana başlığının “Üçüncü Kişilerin Hak İddiaları” olduğunu, işçilerin İHDS kapsamında üçüncü kişiler arasında yer almadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, ödeme tarihi ve dava tarihleri dikkate alındığında davanın zamanaşımına uğramadığı, SGK tarafından davacı aleyhine açılan rücuen tazminat davası sonucunda 115,178,42 TL ödemenin peşin sermaye değeri, 8.891,31 TL geçici iş göremezlik ödeneği, 1.461,55 TL tedavi gideri, 11.981,87TL vekalet ücretinin ve 375,55 TL yargılama giderinin davalıdan tahsiline karar verildiği, kararın onanarak kesinleştiği, davacının bu dava ve ilam gereğince icra dairesine 28.07.2017 tarihinde 283.173,76 TL ödediği, ödemenin, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri uyarınca TEDAŞ tarafından yürütülen faaliyetlere ilişkin açılacak takip ve davalardan doğan sorumluluk davalıya ait olduğundan, davalıdan tahsili talebinin haklı görüldüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, ilamdan doğan sorumluluk bedeli olarak davacı tarafından ödendiği kanıtlanan 283.173,76 TL'nin ödeme tarihi olan 28.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;davanın zamanaşımına uğradığını, İHDS hükümleri çerçevesinde rücuya esas davada işçinin üçüncü kişi olarak düşünülemeyeceğini, bilirkişi raporunda davacının icra dosyasında fazla ya da hatalı bir ödeme yapıp yapmadığının değerlendirilmediğini, rapora itirazları incelenmeden eksik inceleme ile karar verildiğini, İHDS’nin ihale şartnamesi ve hisse devir sözleşmesi ile birlikte yorumlanması gerektiğini, davacının dava dilekçesinde kabul ettiği üzere 2005 yılından itibaren bölgede dağıtım faaliyetine başladığından 24.07.2006 tarihinden önceki dönemde dağıtım faaliyetinin TEDAŞ tarafından yürütüldüğü iddiasının gerçeği yansıtmadığını, özelleştirme modeli gereği hisse devir aşamasında bilanço çalışmaları yapılarak davacı tarafından devre esas mizan düzenlendiğini, bu şekilde geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerinin kesinleştirildiğini, rücuya esas karar gereğince davacıya ödeme yapılmasının davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açacağını, İHDS'nin 7. maddesi gereğince hisselerin el değiştirmesinden önce bitmiş ve neticelenmiş her türlü işlemin sorumluluğunun davacıya ait olduğunu, özelleştirmenin amacının hisse satışlarından kaynaklanan ihtilaflarda gözetilmesi gerektiğini, rücu davasına konu kararda bahsi geçen alacak türünün TEDAŞ'a bırakılan alacaklardan olmadığını, nitekim hisse satış sözleşmesini 6.3. maddesinin de bu durumu kanıtladığını, İHDS’nin 7/2. maddesi gereği ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, bu durumda müvekkili kurumun icra takibine ilişkin giderlerden vekalet ücretinden karara ilişkin olarak yapılan diğer masraflardan ve faizden sorumlu tutulamayacağını, avans faizi ve ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilemeyeceğini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile SGK’nın açtığı dayanak davada Mahkemece rücuya esas iş kazasında davalının %60 kusurlu olduğunun kabulü ile hükümde belirtilen alacakların davalıdan tahsili ile davacı kuruma verilmesine karar verildiği, onanan ilamın icra takibine konulması üzerine davacının 28.07.2017 tarihinde toplam 283.173,76 TL ödediği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 146 ncı maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresinin davacının ödeme yaptığı tarih itibarıyla dolmadığı, İHDS’nin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun TEDAŞ'a ait bulunduğu, 7.4 ve 7.6 maddesinde dağıtım faaliyetinin TEDAŞ tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının TEDAŞ olduğu hususlarının kararlaştırıldığı, davacının ödemesinin İHDS’nin imzalandığı 24.07.2006 tarihinden önceki döneme isabet eden rücuya esas mahkeme kararının davacısının sigortalısının 17.08.2005 tarihinde geçirdiği iş kazasında vefatı sebebiyle bağlanan gelir ve yapılan ödemelerin rücuen tahsili istemine ilişkin olduğu, İHDS’nin imzalandığı tarihten önceki olaya dayandığı, Burhaniye 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'ndeki (İş Mahkemesi sıfatıyla) davanın davacısı kurumun bu sözleşme çerçevesinde üçüncü kişi konumunda kaldığı, İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davacının icra takibi nedeniyle ödediği tüm bedeli davalıdan rücuen talep ve dava hakkı bulunduğu, rücuen alacağa dayanak davadaki uyuşmazlığın dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olmaması karşısında sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca davacının ihbar yükümlülüğünden söz edilemeyeceği, rücuen tazminat talebinin başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliği taşıdığı, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ve her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi istenebileceği, hesaplanan harç, vekalet ücretinde herhangi bir hata bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazlarını yinelediklerini, bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, işçinin üçüncü kişi olarak düşünülemeyeceğini, davacının fazla ya da hatalı ödeme yapıp yapmadığının incelenmediğini, dağıtım şirketinin tüzel kişiliği, hakları, borçları, yükümlülüklerinde bir değişiklik olmaksızın sadece hisselerinin değiştiğini, salt İHDS tarihinden önceki döneme ait bütün sorumluluğun TEDAŞ’a ait olduğu mantığı ile karar verilemeyeceğini, 17.02.2005 tarihinden önce dağıtım bölgesinde ayrı tüzel kişiliklere sahip elektrik dağıtım müesseselerinin faaliyet gösterdiğini, bunların tüzel kişiliklerinin sonlanarak il müdürlüklerine dönüştüğünü, tüm hak ve borçları ile davacıya bağlandıklarını, bu sebeple sorumluluğun müvekkiline aidiyeti iddiasının hukuki dayanağının bulunmadığını, davacının düzenlediği devre esas mizan kayıtları esas alınarak belirlenen devre esas bilanço neticesinde geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerinin kesinleştirildiğini, bilançoların celbinin istenmediğini, devre esas bilanço düzenlemeleri çerçevesinde davacının birikmiş tüm borçlarının müvekkilince üstlenildiğini, şirketin bilançosuna sermaye artırımı yoluyla TEDAŞ tarafından kaydi kaynak sağlandığını, karara göre davacının sebepsiz zenginleşeceğini, İHDS, HSS ve ihale şartnamesinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, buna göre davacının söz konusu ödemeyi müvekkilinden talep edemeyeceğini, ihbar yükümünün yerine getirilmediğini, bu sebeple müvekkilinin vekalet ücretinden, diğer masraflardan, vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davalının sadece karardaki miktardan sorumlu olabileceğini, davacının icra takibine mahal vermeden ve gecikmeksizin ödeme yapmadığını, avans faizine hükmedilemeyeceğini, kısmen kabul kararı verildiği halde harç ve masraflarda bu nispette bir oranlamaya gidilmediğini, leh ve aleyhe hatalı vekalet ücreti belirlendiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, rücuen alacak istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6098 sayılı Kanun'un 146 ncı maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.