WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/6976 E.  ,  2024/3145 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/93 Esas, 2022/1252 Karar
HÜKÜM : Yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/1054 E., 2019/1306 K.

Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, men'i ile maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde, davalının .... plakalı "..." marka motorlu aracın ayıplı olduğu iddiası ile açtığı dava sonucu bedelinin iadesine karar verildiğini, hükmün henüz kesinleşmediğini, temyiz sürecinde davalının bahse konu aracın arka camına, iri puntolarla herkesin görebileceği şekilde '‘... Otonun Gizli Ayıplı Aracı" yazısı yerleştirdiğini ve aracın yan camlarını kesinleşmemiş ilamla kapladığını, aracı trafikte bu haliyle kullandığını, davalıya davacıların ticari itibarını zedeleyen eyleme son verilmesi hususunda ihtarname keşide edilmesine ve tedbir kararı alınmasına rağmen, davalının eylemlerini devam ettirdiğini, davalının aracı bu şekilde kullanmasının haksız rekabet teşkil ettiğini, davacıların ticari itibarını zedelediğini, aracın trafikte bu şekilde kullanmasının eleştiri ve şikayet sınırlarını aşan, abartılı-haksız kullanım olduğunu, her iki davacının da ticari itibarını ağır surette sarsacak nitelikte olduğunu ve müşteri kaybına sebebiyet vermek suretiyle maddi zarara sebep olduğunu, davalının eyleminin aynı marka araç kullanan birçok kullanıcının da itibarını sarstığını, 3. kişilerin de zarara uğramasına sebebiyet verecek nitelikte olduğunu ileri sürerek davalı eyleminin haksız rekabet olduğunun tespitine, men’ine, haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, davacılar lehine 250.000,00 TL manevi ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ayıplı araca ilişkin davacılara yapmış olduğu muhtelif sayıdaki başvurusunun sonuçsuz bırakıldığını, müvekkilinin satın aldığı aracın gizli ayıplı olduğunun mahkemece ile tespit edildiğini, davacının temyizle ilamın icrasını geciktirerek Euro olarak satın alınan aracın Euro ve TL bedelleri arasında oluşacak kâr marjını artırmak istediğini, davacının bu süreçte davalıya ait parayı kullandığını, müvekkilinin kendi mülkiyetinde olan ayıplı aracın arka camına kendi düşüncelerini ve davacıları haksız itham eden sözleri değil mahkemece verilmiş kararı ve aracın alındığı davacı firmanın adı bulunan bir yazıyı astığını, davalının haklılığını kendi kişisel hakları çerçevesinde sergilediğini, yanıltıcı, yanlış ve gereksiz yere kötüleyici hiçbir eylemde bulunmadığını, haksız rekabetin olmadığını, varsa, davacıların haksız rekabet nedeniyle maddi tazminat taleplerinin belgelenmesi gerektiğini, dava konusu olayda davacı şirketlerin itibarının zedelenmesinin söz konusu olmadığını, zira davalının yanlış ve yanıltıcı bir ifadesi olmadığı gibi, kötülemek amacının da olmadığını, ayıplı olduğu mahkeme kararıyla sabit olan aracı ve bu aracı satan davacıyı belirten bir yazının haksız rekabet olarak kabul edilemeyeceğini, tüketici mahkemesindeki dava sonucu kazanılan meblağ ile davacı tarafın istediği tazminat miktarı karşılaştırıldığında davacı şirketlerin “manevi elem ve ıstırabının” giderilme taleplerinin, araçtaki ayıp nedeniyle tehlikeye giren kişi hayatı ve sağlığından dahi değerli olduğuna delalet ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalının, davacıların sattığı ve servis hizmeti sunduğu araçtaki gizli ayıbın tespitini içerir tüketici mahkemesi kararını ve “... Oto’nun gizli ayıplı aracı” ibaresini içerir yazısını aracın camlarına yapıştırarak bu şekilde trafiğe çıkması ile cama yapıştırılan yazı ve ilamın dikkat çekeceği, davacı şirketlerin aracı trafikte gören potansiyel müşterilerinin bu yazıyı ve mahkeme ilamını fark edebilecekleri bu nedenle, haksız rekabete ilişkin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki "..ortada bir beyan olması, beyanın başkasının şahsı, malları, iş ürünleri, fiyatları, faaliyetleri veya ticari işleri hakkında olması..” unsurlarının gerçekleştiği neticesine varılmış ise de, “... Oto’nun gizli ayıplı aracı” ibaresinin, davacı şirketlerin sattığı ve servis hizmeti sunduğu bütün araçların ayıplı olduğu yönünde bir anlam içermediği, derecattan geçerek kesinleşmiş bir tüketici mahkemesi kararının, Anayasanın 26. maddesi tarafından korunan, ifade özgürlüğü kapsamında, aracın camına yapıştırılarak kamuya açıklanmasının, 6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesindeki “yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici bir beyan” unsurlarını içermediği, bu nedenle davalı eylemin haksız rekabet oluşturmadığı, eylemin gerçekleştiriliş şekli itibariyle, doğrudan doğruya davacıların kişilik haklarına yöneltilmediği, çok ağır ve üzüntü verici mahiyette olmadığı gibi, davacıların maddi tazminat taleplerini ve manevi tazminatı gerektirecek şekilde zarar gördüklerini yasal delillerle inandırıcı şekilde kanıtlayamadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, bilirkişi raporunda "tepkinin alışılagelmedik ve dikkat çekici bir tarzda ifade edilmesi” ve dolayısıyla "ifade özgürlüğü” niteliğinde olduğunu beyan edildiğini, bu gerekçenin mahkemece de benimsendiğini, eylemin doğrudan müvekkil şirketin ticari itibarını haksız surette veya en hafifinden gereksiz yere incitici nitelikte olduğunu, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (6502 sayılı Kanun) 73 üncü maddesinin yedinci fıkrasına göre davacının verilen kararların ilamını mahkemeden talep edebileceğini, kabul edilmesi hâlinde bu kararın, masrafları davalıdan alınmak üzere ülke düzeyinde yayımlanan gazetelerden en az üçünde derhâl ilan edileceğini, somut olayın "ifade özgürlüğü” kapsamında değerlendirilemeyeceğini, davacının eylemindeki maksadın müvekkili şirketlerin ticari itibarına zarar vermek olduğunu, mahkeme kararında her ne kadar maddi zararın ispatlanamadığı hususuna da bir gerekçe olarak yer verilmiş ise de maddi zararın tazminine ilişkin talebin yargılama sürecinde takipsiz bırakıldığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının eylemi tarihinde tüketici mahkemesi hükmünün kesinleşmediği, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 16.05.2005 tarihli ve 2004/8490 E., 2005/5073 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere yasal yolları kullanarak haklarına kavuşmaları mümkün ve gerekli iken, var olduğunu düşündükleri haklarını ilanlar dağıtarak elde etmeye kalkışmalarının hukuken benimsenecek bir davranış olmadığı, davalının tüketici mahkemesine açılan dava tarihi itibariyle yasal imkanı olduğu halde hükmün ilanını mahkemeden istemediği, hükümden sonra aracının camına yapıştırmak suretiyle, olağan muhatap üzerinde davacıların sattığı araçların ayıplı olduğuna yönelik izlenim bırakacak, davacı tarafın ticari faaliyetlerini lüzumsuz yere incitecek şekilde yazılı açıklama yaptığı eyleminin haksız rekabet teşkil ettiği, sıradışı bir tepki gösterdiğinin kabul edilemeyeceği, tölerans sınırının aşıldığı, somut olayda "... Otonun Gizli Ayıplı Aracı" ibaresinin açıkça davacı şirketlerle bağ kurulmasına imkân sağladığı ve matufiyet şartının olduğu, kişinin ifade özgürlüğü olarak değerlendirilemeyeceği, aracın ayıplı olması gerçek olduğundan yanlış veya yanıltıcı beyan olarak kabul edilemez ise de davalının eyleminin amacını açtığı, araç ticareti ile iştigal eden davacıların sattığı araçların ayıplı olabileceği algısına yol açacağı, davalının bu eylemde yararı olmamasına rağmen davacı tarafı zararlandırıcı olduğu, lüzumsuz yere incitici beyan olarak kabulü gerektiği, 6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca haksız rekabet teşkil ettiği, davacılar vekili, maddi tazminat istemlerini takip etmediklerini ileri sürmüş ise de böyle bir beyanın dosyada olmadığı, maddi tazminata ilişkin davanın esastan karara bağlanması gerektiği, davacılar, davalının eylemi neticesinde maddi zarara uğradıklarını ispat edemediklerinden maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davacıların 6102 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, uyarınca haksız rekabet sonucu ticari itibarın zedelenmiş olması nedeniyle manevi zararın giderilmesini istemekte haklı olduğu, eylemin gerçekleştiriliş tarzı, kişilik haklarına ve ticari itibar ve saygınlığına yöneliş biçimi, eylemin gerçekleşme süresi ve devamlılığı göz önüne alındığında 10.000,00 TL'nin uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf talebinin açıklanan sebeplerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına, buna göre davanın kısmen kabulüne; davalının aracının camına "... Oto'nun Gizli Ayıplı Aracı" yazısı ile mahkeme ilamı yapıştırılarak trafiğe çıkmasının haksız rekabet teşkil ettiğinin tesbitine ve men'ine, ispatlanamayan maddi zarar isteminin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davalıdan tahsiliyle davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının eyleminin, boyutu, müvekkili şirketlerin tanınmışlık düzeyi, unvanı ve ticari itibarı birlikte değerlendirildiğinde hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu yönü ile bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; sade vatandaş olan müvekkilinin sonradan gizli ayıplı olduğu tespit edilen araç ile ilgili olarak dava öncesi davacı şirketler nezdinde muhtelif başvuruları olmasına rağmen davacıların ayıplı olmadığını iddia ederek ayıplı aracı iade almamak üzere tüm süreç uzatıcı yolları kullanarak araç bedeli üzerinden, ekonomik istikrarsızlığı da kullanarak ticari menfaat sağlamak yoluna gittiğini, müvekkilinin dava konusu eylemi gerçekleştirmede hukuki yararının olduğunu, zira davacıların bir an önce ayıplı aracı kabul ederek müvekkiline ayıpsız araç vermelerini hızlandırmak için müvekkilinin bu şekilde hareket ettiğini, davacının ithalatçısına durumu bildirmek yerine kendini mağdur gibi gösterdiğini, tüzel kişiler açısından manevi tazminat şartlarının gerçekleşmediğini, tüzel kişilerin acı ızdırap ve elem duymaları mümkün olmadığı gibi bir miktar paranın ödenmesinin onlarda bir sevinç yaratmayacağını, müvekkilinin mülkiyet hakkı çerçevesinde ayıplı aracın arka camına kendi düşüncelerini veya davacı tarafı haksız yere itham eden sözleri değil, Türkiye Cumhuriyeti Mahkemelerince verilmiş olan mahkeme kararını içeren yazı ve aracın alındığı bayi olan davacı firmanın adının yer aldığı bir yazıyı astığını, tüketici olarak haklılığını kendi kişisel hakları çerçevesinde sergileme yoluna gittiğini, haksız rekabetin koşullarının oluşmadığını, müvekkili tarafından yanıltıcı, yanlış ve gereksiz yere kötüleyici hiçbir eylemde bulunulmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, haksız rekabetin tespiti, men'i ve maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi,

3.6502 sayılı Kanun2un 73 üncü maddesi.

3.1982 Anayasa'sının 26 ncı maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.