11. Hukuk Dairesi 2022/6970 E. , 2024/3758 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/2595 Esas, 2022/1314 Karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/712 E., 2019/612 K.
BİRLEŞEN DAVA : Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/51 E.
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen itirazın iptali davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin kendisine ait araçlar ve çalıştırmış olduğu araçlar ile davalıya yük nakliyesi yaptığını, davalının farklı firmaların nakliyesini üstlenmiş olup, Türkiye'nin çeşitli bölgelerine ulaştırılması gereken nakliye işini belirli ücret karşılığında müvekkiline yaptırdığını, taraflar arasında gerçekleşen bu nakliye ticareti sonucunda müvekkilinin davalıdan 232.589,00 TL alacağı doğduğunu, yaptığı işin karşılığını davalıdan tahsil edemediğini, alacağın tahsili için davalı aleyhinde Konya 12. İcra Müdürlüğünün 2015/11523 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu davalının itirazının haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, davalının %20'den az olmamak üzere inca inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 2013-2014 yıllarında farklı tarihlerde davalı adına nakliye işini yaptığını, karşılığında toplam 254.478,48 TL değerli 20 adet faturayı davalı adına düzenlediğini, müvekkilinin 4 adet araç kira sözleşmesi ile 21 adet aracını davalıya kiraya verdiğini, kira bedelleri için davalı adına toplam 48.000,00 TL bedelli 4 adet fatura düzenlediğini, ayrıca 21 adet aracını da davalıya sattığını, satışlar sebebiyle davalı adına toplam 345.000,00 TL bedelli 20 adet fatura kesildiğini, davalının, müvekkiline borcunun 67.780,00 TL'sini ödediğini, bakiye 579.698,48 TL'sini ise yapılan tüm uyarılara rağmen ödemediğini, alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhinde Konya 3. İcra Müdürlüğünün 2016/11876 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalının itiraz etmesi üzerine takibin durdurulduğunu davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhinde %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin hem nakliye, hem de araç alım satımı yaptığını, müvekkili ile davacının karşılıklı nakliye işlerinin olduğunu, davacının müvekkiline yapmış olduğu nakliye bedeli için 233.179,14 TL değerinde fatura kesildiğini, müvekkilinin ise davacıya nakliye bedeli için 302.478,47 TL fatura kestiğini, davacının müvekkiline nakliye işinden kalan yaklaşık olarak 69.299,33 TL borcuna mahsuben 10.280,00 TL, 10.000,00 TL, 23.000,00 TL, 24.500,00 TL bedelli dört adet çek verdiğini, nakliye işinden dolayı müvekkilinin davacıdan 1.519,33 TL alacaklı olduğunu, müvekkili ile davacı arasında nakliye işi dışında araç alım satımı, araç kiralaması ve emanet para alışverişinin de olduğunu, davalı tarafından davacıya kiralanan araçlara ilişkin olarak 10.000,00 TL, davalıya satılan araçlara ilişkin olarak ise 335.000,00 TL civarında fatura kesildiğini, davacının borçlarına karşılık müvekkiline toplam 372.000,00 TL bedelli 23 adet aylık sıralı senet verdiğini, davacı adına kayıtlı Konya/.... İlçesi, .... Mah. ... Ada, 5 parsel sayılı taşınmaz üzerine 500.000,00 TL limitli süresiz 1.derece 1.sıra ipotek tesis edildiğini, davacının bu senetlerin bir çoğunu banka aracılığıyla ödediğini, yalnızca halen vadesi dolmamış olan 20.02.2016 vadeli 15.750,00 TL ve 20.03.2016 tarihli 15.750,00 TL bedelli iki adet senedin kaldığını, davacının adına kayıtlı taşınmaz üzerindeki ipotek bedelini davalıya ödeyerek ödeme sonrasında ipoteğin fek edilmesini talep ettiğini, davalının ipotek bedeli ödenmesi şartı ile talebi kabul ettiğini, bu işlemi gerçekleştirmesi tarafların tanıdığı olan Ayhan Öztürkmen'e vekaletname verdiğini, ancak müvekkilinin davacının taşınmaz üzerindeki şerhi ipotek bedeli ödenmeden kaldırttığını öğrendiğini, bu nedenle vekalet görevini kötüye kullanan Ayhan Öztürkmen'e ihtarname gönderildiğini, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/712 E. sayılı dosyasına sunduğu beyanlar ile bu davadaki beyanlarının örtüşmediğini, davacı tarafın önceki beyanlarında müvekkilinden alacağı olduğu ve ticari ilişki sebebiyle müvekkilinin kendilerine 372.000 TL değerinde bono senedi verdiğini ileri sürdüğünü, daha sonra bu beyanlarını değiştirip müvekkilinin ... Ltd. Şti.nin borcuna kefil olduğunu ve bu sebeple işbu bono senetlerini verdiğini ileri sürdüğünü, davacının mahkemeyi yanıltma çabası içinde olduğunu, 372.000,00 TL'lik bono senetlerinin tamamı müvekkilinin 2014 yılında doğan borçlarından dolayı verilmiş bonolar olduğunu, fakat karşı taraf sözleşmeyi eski tarihli tanzim ederek iyi niyetli müvekkiline imzalattığını, zaten ticari defterlerde de görüleceği üzere taraflar arasındaki ticari ilişki 2014 yılında başladığını, müvekkilinin başkasının borcunu yüklenmesinin sözkonusu olmadığını, karşı tarafça ileri sürülen sözleşmede belirtilen bonolarda tanzim tarihi karşı tarafça gerçeği yansıtmayacak şekilde kendi istediği şekilde yazıldığını, fakat vade tarihlerine bakıldığında nakliye ve diğer faturalardan sonra vade tarihlerinin olduğu gerçeğinin anlaşılacağını, davacı taraf müvekkiline bir kısım araçlar sattığını ve müvekkilinin 345.000,00 TL'yi kendisine ödemediğini iddia etmişse de bu yöndeki beyanların gerçeği yansıtmadığını, araç satışları noter huzurunda yapıldığını ve bedelinin alındığı açıkça noter huzurunda beyan edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı-birleşen dosya davalısı tarafın ticari defter ve belgelerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, davalı-birleşen dosya davacı tarafın ise ödeme hususunu yazılı ve kesin delillerle ispat edemediği görüldüğünden Konya 12. İcra Müdürlüğü'nün 2015/11523 E. sayılı takip konusu faturalardan dolayı takip talebinde yazıldığı gibi 267.645,17 TL borçlu olduğu sonucuna varıldığı, bu nedenle davanın kabulüne ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği, davalı-birleşen dosyanın davacısı ... açtığı davada, davacı ödeme hususunu yazılı ve kesin delillerle ispat edemediği, takibe geçmekte haksız ve kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davacı- karşı davalının davasının kabulü ile davalının Konya 12. İcra Müdürlüğünün 2015/11523 E. sayılı takibine yapmış olduğu itirazın iptali ile 267.645,17 TL üzerinden takibin devamına, hükmedilen 267.645,17 TL'nin %20'si kadar icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı -karşı davacının davasının reddine, davalı - karşı davacının 234.698,48 TL'nin % 20'si kadar kötü niyet tazminatının davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı-birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı/karşı davalı arasında çeşitli konularda yapılan ticari ilişki kapsamında 2014-2015 yıllarında, davacı/karşı davalı adına toplam 647.478,48 TL fatura düzenlediğini, 2014 yılı öncesine dair tek ticari ilişkilerinin 14.01.2013 tarih ve 106549 sayılı 8.094,88 TL bedelli fatura olduğunu, taraflar arasındaki ticari defterlere de yansıyan ticari ilişki nedeniyle müvekkilinin davacı/karşı davalıdan 372.000,00 TL alacaklı olduğunu, bu alacağına ilişkin olarak davacı/karşı davalı tarafça 20.11.2013 tarihli muacceliyet sözleşmesi ve 23 adet toplam 372.000,00 TL bedelli bononun müvekkiline verildiğini, borcun teminatı olarak davacı/karşı davalı adına kayıtlı Konya/...., ....nar-Aydınlık Mah. ... ada, 5 parselde kayıtlı tarla nitelikli gayrimenkul üzerine 500.000,00 TL limitli süresiz 1. derece 1. sıra ipotek vekil eden lehine tesis edildiğini, alacak davacı/karşı davalının daha evvel gayri resmi ortak olduğu ... Ltd. Şti. nin vekil edene olan borçlarından doğmuş olup, davacı/karşı davalı bu borçları ödemek amacı ile müvekkiline bonoları verdiğini, ... Ltd. Şti. piyasaya borçlarının fazla olması nedeniyle daha sonra davacı/karşı davalı adına ticari faaliyete başlanıldığını, söz konusu 23 adet bononun taraflar arasındaki ticari ilişki ile bağı olmadığı gibi ticari ilişkiye dair faturaların düzenlenme tarihlerinden çok önce bonoların düzenlenerek teslim edildiğini, taraflar arasındaki 2014 yılı sonrasına dayanan ticari ilişki ile bu bonoların bir bağının olmadığını, müvekkilinin 2013-2014 yıllarında çeşitli tarihlerde davacı/karşı davalı adına nakliye işi yaptığını ve bu hizmet karşılığında toplam 20 adet 254.478,48 TL faturayı davacı/karşı davalı adına düzenlediğini, ayrıca kendisine ait 21 adet aracını kira sözleşmeleri ile davacı/karşı davalıya kiraya verdiğini, bu taşıtların kira bedelleri için davacı/karşı davalı adına 4 adet toplam 48.000,00 TL bedelli fatura düzenlediğini, davacı/karşı davalıya 21 adet araç sattığını, satımlar sebebiyle müvekkili tarafından davacı/karşı davalı adına 20 adet toplam 345.000,00 TL bedelli fatura kesildiğini, davacı/karşı davalı tarafından müvekkiline 67.780,00 TL ödendiğini, ancak fatura bedellerinden bakiye kalan 579.698,48 TL yapılan tüm uyarılara rağmen vekil edene davacı/karşı davalı tarafça ödenmediğini, davacı/karşı davalı tarafça açılan asıl davaya konu alacakları ile müvekkilinin alacakları toplamı hesap edildiğinde müvekkilinin davacı/karşı davalıdan 234.698,48 TL alacağı olduğunu, İlk Derece Mahkemesi tarafından alınan bilirkişi raporunda, müvekkili tarafından araç satış sözleşmelerine dayanan faturaların davacı/karşı davalı defterlerinde bulunmadığının belirtildiğini, faturaların bilirkişi demirbaş listesinde kayıtlı olduğunu, satışa konu olan araçların tamamının demirbaş listesinde kayıtlı olmasına rağmen bu hususta İlk Derece Mahkemesi tarafından eksik ve hatalı karar verildiğini, müvekkili tarafından davacı/karşı davalıya kesilen araç satış faturalarına dair ticari ilişkinin kabul edildiğini,listesinde kayıtlı olmasına rağmen bu hususta ilk derece mahkemesi tarafından eksik ve hatalı karar verildiğini, müvekkilinin davacı/karşı davalıya kestiği faturalar için hem kendi vergi dairesine hem davacı/karşı davalının vergi darisine "BF" formu düzenlenip verildiğini, "BA" formunun davacı/karşı davalının kayıtlı olduğu vergi dairesinden istenmesi halinde bu ticari ilişkinin davacının muhasebe kayıtlarında da işlenmiş olduğunun açıkça ortaya çıkacağını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, raporda, davacı/karşı davalı ... tarafından müvekkiline ödediğini iddia ettiği ödemelerin müvekkilinin ticari defterlerinde olmadığının belirtildiğini, davacı/karşı davalının müvekkiline yaptığı ödemelerin 2014 ve 2015 yılı ticari defterlerinde olmasının ve 2014 - 2015 yılında yapılan ticari ilişkilere mahsup edilmesinin mümkün olmadığını, çünkü, müvekkili tarafından davacı/karşı davalıya kesilen faturaların tarihinin 2014 yılı olduğunu, davacı/karşı davalının iddia ettiği ödemelerin ise muacceliyet sözleşmesinde yer alan bonolara karşılık yapılan ödemeler olduğunu, bu bonoların ekte ibraz edilen muacceliyet sözleşmesinden anlaşılacağı üzere 2013 yılında keşide edildiğini, faturaların keşide tarihinden önce düzenlenen bonolara ilişkin yapılan ödemelerin ayrı bir ticari ilişki olduğu açıkça ortada olduğunu, bu nedenle ayrı bir ticari ilişkiden dolayı verilen bonoların ödemelerinin fatura borçlarına mahsup edilmesinin hukuken mümkün olmadığı gibi hayatın akışına da ters olduğunu, zaten bu bonoların müvekkili tarafından bir bankaya verilmiş olup banka vasıtası ile ödendiğini, söz konusu ödemeler Türkiye İş Bankası Karatay Kottim Şubesi ve Türkiye İş Bankası Zafer Şubesi vasıtası ile bono bedeli olarak tahsil edildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda takas ve mahsup konusuna hiç değinilmediğini, bu yönüyle de bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, yine hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı/karşı davalının, müvekkili tarafından kesilen bir kısım faturaları ticari defterlerine işlediğinin, bu durumun 2015 yılı BA formunda yer aldığının, sonradan da bu faturaları ticari defterlerinden çıkardığı tespit edildiğini, davacı/karşı davalının bu faturaları ticari defterlerinden çıkarması sonucu defterler arasında bir çelişki doğduğunu, davacı/karşı davalı tarafın söz konusu borcu hem çek ve senetlerle ödediğini beyan ettiğini, hem de nakit olarak ödediğini söylediğini, davacı/karşı davalının birbiriyle çelişen bu beyanları dikkate alınarak hüküm verildiğini, müvekkilinin davacı/karşı davalı ...' a her hangi bir borcu bulunmadığını, aksine müvekkilinin davacı/karşı davalıdan alacağı olduğunu, yerel mahkemenin ispat yükünün tayininde hataya düştüğünü, yeminin sadece davacı/karşı davalının araçlarının satışına ilişkin yemin verildiğini, oysaki dava konusu faturalar ve dosyada bulunan muacceliyet sözleşmesine istinaden verilen senetlere ilişkin verilen herhangi bir yemin bulunmadığını, İlk Derece Mahkemesinin bu hususlara ilişkin davacı/karşı davalıya yemin ettirmeyerek hataya düştüğünü belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki ihtilafın asıl davada davacı-birleşen davada davalı ...'ın asıl davada davalı-birleşen davacı ...'dan satın aldığı 20 adet aracın bedelinin peşin ödenip ödenmediği hususunda olduğu, taraflar arasındaki araç satışına ilişkin noter satış sözleşmelerinde araç bedellerinin peşin ödendiğinin belirtildiği, bu durumda noter satış sözleşmesinin aksini iddia eden tarafın iddiasını usulüne uygun delillerle ispatlaması gerektiği, davalı-birleşen davada davacı ..., asıl davada davacı-birleşen davada davalı ...'a satılan araçların bedelini peşin ödenmediği yönündeki iddiasını ispatlayacak herhangi bir delil sunmadığı, ayrıca asıl davada davacı-birleşen davada davalı ...'ın bu hususta kendisine teklif edilen yemini ifa ettiği, buna göre mahkemece davalı ... tarafından davacı ...'a satılan araçların bedelinin peşin ödendiğinin kabulünde usul ve yasaya aykırı bir yönün bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun da esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı- birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davada faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı-birleşen davada davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!