WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 12 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/6853 E.  ,  2023/5365 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/142 Esas, 2022/290 Karar
HÜKÜM : Asıl davada kabul, birleşen davada yeniden
hüküm tesisine yer olmadığına
asıl davada davacı vekili

Taraflar arasındaki asıl davada şirket ortaklığından çıkmaya izin verilmesi ve çıkma payı alacağının tespiti, birleşen davada davalının şirket müdürlüğü görevinden azli davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen davanın hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, asıl davada davalı şirket vekili ve katılma yolu ile asıl davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin 2007 yılından itibaren %49 hisseli ortağı olduğunu, iki ortaklı şirketin geri kalan hissesinin sahibi ...'in 15.03.2010 tarihli ortaklar kurulu kararıyla şirket müdürü olarak atandığını, şirketin Aralık 2010 tarihinden beri kâr payı dağıtımı yapmadığı gibi şirket müdürünce şirketin faaliyetleri hakkında kendisine bilgi verilmediğini, şirketin adresinin sahte imzalarla değiştirildiğini, şirket müdürünün kendisine verilen yetkiyi kötüye kullandığını, yapılan ihtarlara cevap vermediğini ileri sürerek şirket müdürünün azline, şirketin yurt içi ve yurt dışı tüm mal varlıkları, sözleşme ve ihale bedeli alacakları banka hesapları, alacak ve borçları tespit edilmek suretiyle müvekkilinin hissesine düşen değerlerin verilmesine 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 551 ve 504 ncü maddeleri gereğince müvekkilinin şirket ortaklığından çıkartılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalının şirket müdürlüğü görevinden azline müvekkilinin şirket ortaklığından çıkarılmasına ve şirketin feshine ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiş, 06.02.2013 tarihli dilekçesi ve 18.06.2013 tarihli celsedeki beyanıyla taleplerini şirket ortaklığından çıkmaya izin verilmesi ve birleşen dava yönünden ise davalının şirket müdürlüğü görevinden azledilmesi olarak sınırladıklarını belirtmiştir.

II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; şirket müdürünün azlini gerektirir sebeplerin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen (İlk) Karar
Mahkemece 21.01.2014 tarih, 2011/600 E. ve 2014/21 K. sayılı kararı ile alınan bilirkişi raporları uyarınca dava konusu şirketin borca batık hale geldiğinin anlaşıldığı, davacıya şirket faaliyetleri ve şirketin adresi hususlarında bilgi verilmediği şirketin son bir yıldır faal olmadığı asıl dava yönünden 6102 sayılı Kanun'un 551 nci maddesinin ikinci fıkrası koşullarının gerçekleştiği, ancak şirketin borca batık olması nedeniyle ortaklık payı olarak talep edilecek bir değerin bulunmadığı davacının asıl davadaki talebinin şirket ortaklığından çıkmaya izin verilmesi olması ve bu talebinin asıl davada kabulü nedeniyle davalının şirket müdürlüğünden azline dair isteminde hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davalının şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesine, diğer taleplerin reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

B. (Birinci) Bozma Kararı
Dairemizin 30.06.2014 tarih, 2014/5777 E. ve 2014/12536 K. sayılı kararıyla reddedilen çıkma payı alacağına yönelik talep yönünden mahkemece yapılan araştırma ve alınan bilirkişi raporlarının davacı vekilinin ciddi itirazlarını karşılar mahiyette ve karar vermeye elverişli düzeyde olmadığı, gerek davacının çıkma payı ve gerekse de davalı müdürün azli talepleriyle ilgili bir karar verilmesi gerekirken eksik ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmesinin doğru görülmediği, araştırma yapılması gereğine işaret edilerek bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 01.02.2018 tarih, 2014/670 E. ve 2018/68 K. sayılı kararı ile bilirkişi heyeti tarafından sunulan 28.07.2017 tarihli raporda; davacının ortaklıktan ayrılma koşullarının oluştuğu, ortaklıktan çıkmasına karar verilmesi halinde 31.12.2011 tarihi itibari ile şirket öz varlığının 191.366,53 TL olarak hesaplandığı, davacının payına düşen çıkma payının 93.769,60 TL olacağı beyan edilmiş, tarafların itirazı üzerine bilirkişi heyetince sunulan 08.01.2018 tarihli ek raporda ise kök rapordaki görüşü değiştirecek bir hususa rastlanmadığı beyan edilmiş olup, davalı şirketin şirket merkezinde ticari bir faaliyetinin bulunmadığı, şirketin yönetim işlerine ilişkin davacı şirket ortağına bilgi verilmediği, davalı şirketin halen faal olmadığı, ticari bir faaliyetinin bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalı ... İhr. Tic. San. Ltd. Şti. ortaklığından çıkmasına izin verilmesine, 93.769,60 TL çıkma payı alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek avans faiz oranı ile birlikte davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, asıl davada davalı şirket vekilince temyiz edilmiştir.

D. (İkinci) Bozma Kararı
Dairemizin 06.12.2021 tarih, 2021/2630 E. ve 2021/6859 K. sayılı kararıyla asıl davaya yönelik davalı şirket vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, dava dilekçesinde şirketten çıkma istemi ile birlikte fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000,00 TL çıkma payı alacağı talep edildiği halde mahkemece, bozma ilamından sonra alınan bilirkişi heyeti raporunda tespit edilen 93.769,60 TL çıkma payı alacağının davalı şirketten tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26 ncı maddesi uyarınca taraf talebiyle bağlı kalınması ilkesine aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle karar bozulmuştur.

E. Mahkemece (İkinci) Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamındaki gerekçe ve bozma ile taraflar lehine doğan usulü müktesap haklar gözetildiğinde davanın kabulü gerektiği, her ne kadar çıkma payı alacağı 93.769,60 TL olarak hesap edilmiş ise de dava dilekçesi ile davacının 50.000,00 TL çıkma payı alacağının talep edildiği gözetilerek, taleple bağlı kalınmak sureti ile 50.000,00 TL çıkma payı alacağının bozma öncesi karar tarihi olan 01.02.2018 tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının, davalı ... ... Ltd. Şti. ortaklığından çıkmasına izin verilmesine, 50.000,00 TL çıkma payı alacağının 01.02.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz oranı ile birlikte davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine, davacının 18.01.2022 tarihli ıslah dilekçesinde ile yapmış olduğu ıslah talebinin reddine, birleşen dava yönünden bozmadan önceki mahkeme kararı kesinleştiğinden birleşen dava yönünden yeniden hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı şirket vekili ve katılma yolu ile asıl davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Asıl davada davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı şirketin ihyasına ilişkin mahkeme kararının dosyaya sunulmuş ise de mahkemece ihya kararının kesinleşmesi hususunun bekletici mesele yapılmadığını, bilirkişi raporunun hatalı tespitler içerdiğini, itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını, şirketin malvarlığı bulunmayıp borca batık olması nedeniyle davacının talep edebileceği ortaklıktan çıkma payı değerinin bulunmadığını, davacının önceki karar temyiz etmediği gözetildiğinde usulü müktesep hak gereğince davacı lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini, davacı tarafın ıslah talebi reddedildiği halde müvekkili lehine reddedilen meblağ üzerinden vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, yargılama giderlerinin tarafların haklılık oranına göre paylaştırılması gerekirken tüm giderlerin müvekkili davalı şirket üzerinde bırakıldığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Katılma yolu ile asıl davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ıslah dilekçesinde ıslah edilen dava değeri olan 43.769,60 TL yönünden mahkemece verilen red kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un 551 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca şirket ortaklığından çıkmaya izin verilmesi ve çıkma payı alacağının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 176, 177, 181 i nci maddeleri.

2.6102 sayılı Kanun'un 551 nci maddesinin ikinci fıkrası.

3. Değerlendirme
1. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davalı şirket vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

2. Asıl davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davacı, şirket ortaklığından çıkmaya izin verilmesi ve çıkma payı alacağının tespitini isteyerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000,00 TL çıkma payı alacağı talep etmiştir.

3. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesine, 50.000,00 TL çıkma payının davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine, davacının 18.01.2022 tarihli ıslah talebinin reddine karar verilmiştir.

4. 6100 sayılı Kanun'un 176 ncı maddesi hükmüne göre ıslah, taraflardan birinin yapmış olduğu bir usul işlemini tamamen veya kısmen düzeltmesidir.

Netice-i talebin arttırılması 6100 sayılı Kanun'un 181 inci maddesi hükmüne göre kısmi ıslah niteliğinde olup, kısmen ıslaha başvuran tarafa, ıslah işlemini yapması için bir haftalık süre verilmesi, bu süre içinde ıslah edilen işlem yapılmazsa ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilmesi gerekmektedir.

5. 22.07.2020 tarihinde kabul edilen ve 28.07.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun’un 18. maddesi ile 6100 sayılı Kanun'un 177 nci maddesinin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere “Yargıtay’ın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz.” fıkrası eklenmiştir.

Somut uyuşmazlıkta, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması kaydıyla 50.000,00 TL'nin çıkma payı talebi ile açılan davada, davacı vekilince bozmadan sonra 18.01.2022 tarihli dilekçe ile dava değeri 43.769,60 TL daha arttırılmak suretiyle dava kısmen ıslah edilmiştir.

6100 sayılı Kanun'un 177 nci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan düzenleme ve davacının ıslah talebini içeren dilekçesinin söz konusu Kanun değişikliği tarihinden sonra olduğu birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafa 6100 sayılı Kanun'un 181 inci maddesi gereğince ıslah harcını yatırması için süre verilerek, bu aşamadan sonra mahkemece ıslah edilen miktar yönünden bir karar verilmesi gerektiğinden hükmün bozulması gerekmiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Asıl davada davalı şirket vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Mahkeme kararının asıl dava yönünden BOZULMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz eden asıl davada davalı şirkete yükletilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde asıl davada davacıya iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 27.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.