WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/6831 E.  ,  2023/6857 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davalı vekilince temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 427 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca "Miktar veya değeri 2.190 (İki bin yüz doksan) Türk Lirasını geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar kesindir." 01.01.2022 tarihinden itibaren temyiz kesinlik sınırı 5.810,00 TL’ye yükseltilmiştir.

Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve temyize konu edilen maddi tazminata ilişkin toplam miktar 1.000,00 TL olup Mahkemenin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 5.810,00 TL’nin altında kalmaktadır.

Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 tarihli ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden davalı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz isteminin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.

Davalı vekilinin, aleyhlerine hükmedilen manevi tazminatla ilgili gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından kendi adına tescilli markalarının, bilgi ve izinleri olmaksızın, müvekkili şirket tarafından kullanıldığı gerekçesiyle savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturma sırasında müvekkili şirket yetkililerinin ifadelerinin alındığını nihayetinde soruşturma konusu ürünlerin, davacının mal sattığı yetkili firmadan alındığının adına kesilmiş faturalarla ispatlandığını ve müvekkilinin sattığı ürünlerin sahte olduğuna ilişkin kamu davası açmaya yeterli delil bulunmadığı, ürünlerin davalı firmaya ait olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğini; davalının şikâyetinde önce de TÜBİTAK ile gerçekleştirdiği yazışmalar sonucu TÜBİTAK'ın kendileri ile olan alış-verişini sonlandırdığını, davalı şirketin basiretli davranmayarak, derin araştırma yapmaksızın söylemler ve gözlemlerle hareket ederek gerçek olmayan haberlerin yayılmasına neden olduğunu, davalı eylemlerinin dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini ve bu durumun davacının ticari hayatını maddi olarak olumsuz etkilediğini, davacının, adının böyle bir soruşturmaya karışması sebebiyle manevi olarak da zarara uğradığını belirterek şimdilik 1.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 11.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı hakkında markaya tecavüz nedeniyle haksız rekabet oluşturmaktan dolayı suç duyurusunda bulunulmuş ve kovuşturmaya yer olmadığı karar verilmişse de bahsekonu kararın evrak üzerinden verildiğini, davacı tarafından TÜBİTAK'a satılan ürünün kendisi tarafından davacıya satılmış bir ürün olmadığını, davacıya dava dışı ... şirketi tarafından satıldığı beyan edilerek buna ilişkin faturalar sunulmuşsa da, fatura tarih ve bedelleri incelendiğinde ortaya çıkan çelişki sebebi ile davanın reddi gerektiğini, ayrıca, şikayete konu edilen müvekkili ürünlerinde, davacı tarafından satışı yapılan ürünlerde olduğu gibi bir seri numarasının yer almadığını ve teknik özelliklerinin aynı olmadığını, müvekkilinin hak arama özgürlüğü kapsamında şikayet hakkını kullandığını, davacının iddia ettiği maddi zararını ispat etmesi gerektiğini, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen (İlk) Karar
Mahkemece 30.05.2017 tarihli, 2014/309 E. ve 2017/125 K. sayılı kararı ile davaya konu ürünlerin davalıya ait 97/001973 "netlift" markasının koruması altında olan transpalet oldukları, davacıya ait transpaletin sarı renkli, davalıya ait transpaletin ise gri renkli olduğu, her ikisinin üzerinde de "netlift" ibaresinin marka olarak yer aldığı, davacı tarafın bu ürünleri ... Çelik Halat Ticaret A.Ş.'den satın aldıklarına dair sunduğu faturalardaki ürünün "manuel istif makinesi" olduğu, dava konusu ürünün ise transpalet olduğu, dava konusu ürünlerin davalıya ait orijinal ürünler olduğunun kanıtlanamadığı, ayrıca davalı tarafa ait ürünle davacı tarafından TÜBİTAK'a satılan ürünler arasında hem görsel, hem de teknik açıdan farklılıklar bulunduğu ve davacının davalının şikâyeti nedeniyle TÜBİTAK'ın kendileriyle ticari ilişkiyi sonlandırdığına ve maddi zarara uğradığına dair iddiasını kanıtlayacak delili dosyaya sunmadığı gerekçesiyle davalının, davacı hakkında şikayetçi olmasında olağan kuşku ve somut emarelerin bulunduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı
Dairemizin 20.04.2021 tarihli ve 2020/1429 E., 2021/3868 K. sayılı kararıyla, kovuşturmaya yer olmadığına dair savcılık kararı ve bu karara varılmasını gerektiren faturaların dava dosyasına sunulmuş olduğu gözetildiğinde, dava konusu makinelerin dava dışı ... Çelik Halat Ticaret A.Ş.’ye, oradan da davacı şirket tarafından TÜBİTAK Bilim ve Toplum Daire Başkanlığı’na ihale ile satılmış olduğunun anlaşıldığı, raporda varlığı belirtilen makineler arası farklılıklara ilişkin incelemenin davalıya ait web sitesindeki mevcut görseller üzerinden yapılan karşılaştırmalarla ortaya konulması, bu haliyle dahi zayıf ve dolaylı şüpheye dayalı markaya tecavüz ve haksız rekabet sebebiyle şikayetin varlığı gözetildiğinde davalının şikayet hakkının aşkın kullanılmış olduğu, davacının maddi ve manevi tazminat hakkının varlığı ilke olarak kabul edilerek bir karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın davacı lehine bozulmasına karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirket tarafından davacı şirket aleyhine, davalı adına tescilli NETMAK markasını taşıyan taklit ürünleri sattığı gerekçesi ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/96514 sayılı dosyası ile soruşturma başlatıldığı, davacı şirket hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, davalı şirket tarafından, davacı şirket hakkında haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz nedeniyle şikayette bulunulduğu, fakat bahse konu ürünlerin davacı şirket tarafından TUBİTAK'a ihale ile satılmış olduğunun anlaşıldığı, bilirkişi raporunda da taraflara ait ürünlerin, davalı şirkete ait görseller üzerinde karşılaştırıldığı, bu haliyle davalının davacıya yönelik şikayet ve TUBİTAK'a göndermiş olduğu ihtarnamesinin zayıf ve dolaylı bir şüpheye dayalı olduğu bu sebeple de şikayet hakkının aşkın olarak kullanılmış olduğu sonucuna varıldığı, bu sebeple davacının maddi ve manevi tazminat talebinde haklı olduğu, davacı şirketin ticari defterleri üzerinde yaptırılan incelemede, şikayet tarihi olan 01.08.2012 ile dava tarihi olan 26.08.2013 tarihi aralığında davacının TUBİTAK'a yapmış olduğu satışlarda azalış olmadığı bu sebeple de maddi zararının oluşmadığı yönünde görüş bildirilmişse de, davacının davalının şikayeti nedeniyle dava açmak zorunda kaldığı, davacının bu tarih aralığında haksız şikâyet nedeniyle maddi olarak zarara uğramış olduğu, davacı ticari defterlerinin ileriye doğru en az üç yıl daha incelenmesi gerektiği yönünde itirazda bulunulmuş ise de maddi zararın incelenmesinde dava tarihinin esas alındığı, dava tarihinden sonraki zararların incelenemeyeceği, şikayet tarihi ile dava tarihi arasında davacı satışlarında herhangi bir azalma tespit edilemediğinden fakat davacının soruşturma nedeniyle maddi olarak zarara uğraması ihtimali de gözetilerek takdiren 1.000,00 TL maddi tazminat talebinin kabulü gerektiği, davalı şirketin savcılık nezdindeki şikayeti ve TUBİTAK'a gönderilen ihtarnamesi sebebiyle, davacı şirketin taklit mal sattığı yönünde olumsuz bir algı oluşmasına ve bu durumun davacı şirketin ticari unvan ve itibarına zarar verdiği, verebileceği sonucuna ulaşıldığı, davalının zayıf bir takım delillere dayanarak şikayet hakkını aşkın kullanması sebebiyle davacı şirketin itibarına zarar verdiği bu sebeple davacı şirketin manevi tazminat talebinde haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 1.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, davacının şikayet ve dava tarihi arasında bir zararının olmadığı gibi satışlarında artış olduğu, maddi tazminatın kabulüne dair kararın hukuka aykırı olduğunu zira davacının dava dilekçesinde TUBİTAK ile alışverişlerinin sonlanmasından dolayı maddi zarar istediğini ancak aksinin bilirkişi raporu ile ortaya konduğunu, davacı tarafından TÜBİTAK'a satılan ürünlerin müvekkili şirkete ait ürünler olmadığını, müvekkilinin şikayetinin Anayasal bir hak olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, haksız şikayet nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararın davalıdan tahsili talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve devamı maddeleri.

2.1086 sayılı Kanun'un 427 nci maddesinin üçüncü fıkrası.

3. 01.06.1990 tarihli ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı.

3. Değerlendirme
1.Davalı vekilinin, aleyhlerine hükmedilen maddi tazminata ilişkin temyiz talebinin miktardan reddi gerekmiştir.

2.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz talebinin miktardan REDDİNE,

2.Davalı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddi ile kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

27.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.