WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/6783 E.  ,  2024/2937 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1299 Esas, 2022/1036 Karar
HÜKÜM : Davanın reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/206 E., 2016/323 K.

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "..." asıl unsurlu tanınmış markaları ile '"....", "..." ibareli diğer markaların da sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...” ibaresini 5. sınıftaki mallar için marka olarak tescil ettirmek üzere davalı Kuruma başvurduğunu, başvuruya müvekkilince yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, dava konusu markanın tescili halinde davacının tanınmışlığından haksız yararlanılacağını, ... markasının serisi olarak algılanacağını, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek dava konusu YİDK kararının iptaline, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markalarının 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca benzer olmadığı, tescil edilmek istenen emtia yönünden karıştırılma ihtimalinin oluşmadığı, davacının, itirazına mesnet teşkil eden ... ibareli markasının tanınmış marka olarak addedilebileceği, ancak tescil edilmek istenen 05.sınıfın hitap ettiği tüketici kesiminin yapısı, niteliği, dikkat ve algı seviyesi gibi hususların tümü ile birlikte değerlendirildiğinde davacının 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan hükümden faydalanma imkânının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin marka başvurusunun müvekkilinin tanınmışlığından yararlanmak amaçlı ve kötü niyetli yapıldığını, müvekkiline ait "..." markalarından davalının habersiz olmasının mümkün bulunmadığını, yerel mahkeme kararında da müvekkilinin markasının tanınmış marka olduğunun açıkça ifade edildiğini, tanınmış markaların tüm sınıflar bakımından korunması gerektiğini, davalı şirketin markası olan "..." markasının, müvekkiline ait "..." markasının alt bir markası veya serisi olarak değerlendirileceğini, her iki marka arasındaki ayniyet derecesindeki benzerlik dolayısıyla iltibasın bulunduğunu, kaldı ki müvekkiline ait ... markası da dikkate alındığında davalı markası olan ... markasının çok ufak değişiklikle oluşturulduğunun aşikar olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..." ibareli başvuru ile davacının “..." ibareli markası arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markanın kapsamında ise 5. sınıf malların yer almadığı, marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından davacının itirazına mesnet markaların tanınmış olup olmamasının da varılan sonucu değiştirmeyeceği, davacı tarafça, davalı gerçek kişinin marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığının da ileri sürüldüğü ancak mahkemece davalı başvurusunun kötü niyetli olup olmadığı yönünden herhangi bir değerlendirmenin yapılmadığı, her ne kadar davacı tarafça marka başvurusuna itiraz aşamasında kötü niyet vakıasına dayanılmadığından ve YİDK kararının iptali istemi ile açılan davaların YİDK kararında tartışılan hususlarla sınırlı olarak görülmesi gerektiğinden, YİDK kararının iptali talebi yönünden davacının kötü niyet iddiasının dinlenmesi mümkün değil ise de davacı, davalı markasının hükümsüzlüğünü talep ettiğinden, marka hükümsüzlüğü istemli dava yönünden davacının kötü niyete dayalı iddiasının da değerlendirilmesinin gerektiği, davalının, davacı markalarından tanınmışlığından yararlanmak amacıyla dava konusu başvuruyu yaptığı ve bu itibarla kötü niyetli olduğunun ileri sürüldüğü, ancak, sırf benzer marka başvurusunda bulunmanın kötü niyet olarak kabul edilemeyeceği gibi davalının marka başvurusunun, davacı markaları ile benzer de bulunmadığı, ayrıca davalının marka başvurusunu kötü niyetli olarak yaptığına dair bir delilin de bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu değişik gerekçeyle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

17.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.