WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/6699 E.  ,  2024/3052 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1074 Esas, 2022/1070 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/92 E., 2021/153 K.

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; “İHH İnsani Yardım Vakfı” markasının 2014/79643 numarası ile 1992 yılından beri insani yardım alanında faaliyet gösteren, Dünyanın önde gelen kuruluşlarından olan müvekkili adına tescil edildiğini, markanın tanınmış marka statüsüne alınması taleplerinin davalı Kurumun YİDK’nun 2020-M-333 sayılı kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkili vakfın uluslararası alanda tanındığını, 135’ten fazla ülkede faaliyet gösterdiğini, bir çok kuruluşla işbirliği içinde bulunduğunu, haberlere konu olduğunu, markanın çeşitli ülkelerde tescil edildiğini ileri sürerek 2020-M-333 sayılı YİDK kararının iptalini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının önceki yıllara ilişkin ya da 2018 sonrası dönem için herhangi finansal bir belge sunmadığını, markanın bilinirliğine ilişkin düzenlenmiş herhangi bir anket ya da kamuoyu araştırması sonucu bulunmadığını, “İHH İnsani Yardım Vakfı” markasının görüldüğü anda refleks olarak belirli bir hizmeti çağrıştırmadığını, başvuru sahibi ile özdeşleşmediğini, belirli bir kaliteye veya statüye işaret etmediğini, müvekkiline sunulan bilgi ve belgelere göre “İHH İnsani Yardım Vakfı” markasının refleks halinde hemen akla gelmediğini, Türkiye’deki bilinirliğinin tanınmışlık için yeterli düzeyde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı kurumun, tanınmış marka sicili oluşturarak, tanınmış markaları bu sicile kayıt yetkisi bulunmadığı, kendisine bu yönde mevzuat ile yetki ve görev verilmediği, Yargıtayın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere tanınmışlığın sabit bir olgu değil her somut olayda münferiden ispatlanması gereken bir vakıa olduğu, davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın 6100 sayılı Kanun’un 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi ve 115 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince hukuki yarar yokluğu nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin gerçekleştirdiği faaliyet, organizasyon, müdahale ve insanı yardım ağı ile dünya çağında tanınmışlık kazandığını, “İHH İnsani Yardım Vakfı”' markasını ve diğer 50'den fazla markasını davalı Kurum nezdinde tescil ettirerek koruma altına aldığını, davalı Kurumun internet sitesinde marka araştırma içeriğinde “tanınmış marka” ibaresi bulunduğunu, davalı Kurumun tanınmış marka sicil oluşturma yetkisi olmamasına rağmen internet sitesinde tanınmış markalara ibaresinin yer almasının çeliştiğini, davalı Kurumun markanın tanınmışlığı konusunda yetkisi bulunmasa da uygulamada kullandığını, müvekkili markasının tanınmış marka kriterlerine haiz bulunduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Kurumun tanınmış marka sicili oluşturarak, tanınmış markaları bu sicile kayıt yetkisinin olmadığı, yerleşik içtihatlarda belirtildiği üzere, tanınmışlığın her somut olayda münferiden ispatlanması gerektiği, bu nedenle de işbu davanın açılmasında davacının hukuki yararın bulunmadığının kabulünde bir isabetsizliğin olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının internet sitesinde marka araştırma içeriğine bakıldığında marka tipi olarak “Tanınmış Markalar” ibaresi bulunduğunu, verilen kararın gerçeklikle çeliştiğini, davalının daha önce tanınmışlık için başvuru kabul ettiğini, güncel internet sitesinde “Marka İşlem Ücretleri” başlığı altında “Tanınmışlık Tespiti Talebi İnceleme Ücreti” ibaresi yer aldığını, mevzuatlta TÜRKPATENT’e tanınmışlık hususunda herhangi bir yetki verilme ifadesi bulunmasa da yine de web sitesinde görüleceği üzere güncel tarihli tanınmışlık statüsü başvuruları bulunduğunu, yakın tarihlerde birçok markaya bu statünün verildiğini, Kanunla Kuruma böyle bir yetki tanınmamış olsa da uygulamada bu yetkinin kullanıldığını, Kurumun yetkisiz bir şekilde tanınmış marka statüsü verilen marka sahiplerinin bu korumadan faydalanabildiğini, davalı tarafından hatalı bir şekilde ret kararı alan marka sahiplerinin bu haktan faydalanmak bir yana aleyhlerine gerçekleştirilen hukuka aykırı işleme yönelik kendilerini savunamadığını, tesis edilen kararın bu haliyle açıkça adalet ve eşitlik ilkelerine aykırılık taşıdığını, müvekkilinin ülkede ve uluslararası arenada gerçekleştirmiş olduğu faaliyetlerle haklı bir tanınırlık kazandığını, insani yardım alanında dünyanın önde gelen sivil toplum kuruluşlarından olduğunu, özellikle 2010 yılından itibaren ülkenin bulunduğu coğrafyaya yakın bölgelerde yaşanan siyasi krizler, iç savaşlar, kaos ve doğal afetler sebebiyle yüz milyonlarca yardıma muhtaç insanın yardımına koştuğunu, dramların yaşandığı bölgelere götürülen neredeyse her 2 yardım kutusunun birinin üzerinde müvekkili vakfa ait logo ve “İHH insani yardım vakfı” ibaresinin yer aldığını, müvekkilinin söz konusu bölgede Birleşmiş Milletler ve Unesco’nun en önemli partneri olduğunu, 135’ten fazla ülkede faaliyet gösterdiğini, iş birliği ve partnerlik faaliyeti yürüttüğü toplamda 119 yabancı kuruluş bulunduğunu, “İHH – İnsani Yardım Vakfı” marka, logo ve sloganının WİPO ve uluslararası alanda tescil edildiğini, “İHH” markasının toplam 43 ülkede ayrıca tescilinin sağlandığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, TÜRKPATENT YİDK kararı iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 114 ve 115 inci maddeleri, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.