11. Hukuk Dairesi 2022/6563 E. , 2024/2883 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1535 Esas, 2022/1172 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/12 E., 2021/66 K.
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü, manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "..." marka ve logosu ile uzunca bir süredir Salihli'de ... Gıda ... adı altında üretime devam ettiğini, davalı ile müvekkili arasında 19.06.2015 tarihinde yapılan ürün satış sözleşmesi ile müvekkilinin davalı şirketin sipariş verdiği "..." marka ve logosu ile ürettiği ürünleri, sipariş tarihinden itibaren on beş gün içerisinde davalıya teslim etmeyi, davalı şirketin ise ödeme yapmayı taahhüt ettiğini, davalının ticari etik ve teammüllere aykırı olarak müvekkillerinin kullanmakta olduğu marka ve logo ile ürettiği ürünleri kastederek alıcı firmalara bu ürünlerin satışını kendilerinden başkasının yapamayacağını beyan ettiğini duyması üzerine müvekkilinin marka tescil başvurusu hazırlığına başladığını, bu dönemde davalının 04.05.2016 tarihinde kötü niyetli olarak markayı kendi adına tescil ettirdiğini, ancak müvekkilinin markayı 10.05.2013 tarihinden itibaren kullanageldiğini, müvekkilinin "..." ve "..." isimli ikiz çoçuklarının ismini birleştirilerek markayı oluşturulduğunu, 23.04.2015 tarihinde ülke çapında ürünlerini tanıtmak için "www.efegegida.com" ve "www.efegemeze.com" web sitelerinin domain adlarını satın aldığını ve iletişim aracı olarak da "[email protected]" mail adresini kullanmaya başladığını, müvekkilinin 03.04.2015 tarihinde facebook sosyal paylaşım sitesinde, 25.04.2015 tarihinde ise instagram da efegegida adı altında logosunu paylaştığını, davalının haksız ve kötü niyetli tescili nedeniyle müvekkilinin ticari itibar kaybına uğradığını, müşterilerin müvekkillerine güveninin sarsıldığını ileri sürerek, davalı adına tescilli 2016/40568 markanın hükümsüzlüğüne, 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek olan ticari faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı arasında ürün satış sözleşmesi yapıldığını, ürünlerin fason olarak hazırlanması ve hazırlanacak ürünlerin ambalajına ve kutusuna "..." ve "marbey" markalarının basılmasının istendiğini, müvekkilinin 01.09.2011 tarihli dava dışı ... Gıda İhtiyaç Mad. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile yaptığı fason üretim sözleşmesinde de sözleşmeye konu malların "..." markasıyla üretileceğinin belirtildiğini, davacının yasal süresi içinde Türk Patent ve Marka Kurumuna itirazda bulunmadığı için dava açamayacağını, manevi tazminat şartları bulunmakla talep edilen miktarın fahiş olduğunu, davacının dava dilekçesine ekli olarak sunduğu tüm belgelerin 2016 yılı Temmuz ayı ve sonrasına ait olduğunu, davacının haksız ve kötü niyetli olarak dava açtığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının sosyal medya ve internet sitesi kayıtlarında da "..." markasını 2015 yılında kullandığının anlaşıldığı, her ne kadar davalı 2011 tarihli dava dışı üçüncü kişi ile "..." markasına ilişkin fason üretim sözleşmesi sunmuş ise de bu belgenin adi yazılı olup sonradan düzenlenebileceği, bu sözleşmeyi tasdikler, fatura, fiş ve internet kaydı gibi somut yeterli delil sunmadığından bu belgeye itibar edilmediği, davacının "..." ibaresine 2014 yılından bu yana yatırım ve logo, sosyal medya ve internet çalışmaları yaptığı, belirli ürünleri bu ibare üzerinden üretim yaptığı, davalının "..." ibaresinin davacının kullanımında olduğunu bildiği, aralarında sözleşme imzalandığı, bunu bilmesine rağmen ve davacının belirli bir düzeyde bir yatırım yapmasına rağmen bu yatırımına ilerde engel olunabilecek şekilde, "..." ibaresini kötü niyetli şekilde tescil ettirdiği, davacı markaya belirli bir yatırım yapmış ise de bu yatırım ve üretimin "..." markasını yerelden çok geniş coğrafyada ayırt edici hale getirmediği, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile 42 nci maddesinin birinci fıkrasının b bendindeki şartların oluşmadığı, kötü niyetli tescilin tek başına dahi terkin nedeni olabileceği, ancak maddi ve manevi tazminat için ise kötü niyetli edindiği markayı kullanma sınırını aşarak gerçek marka sahibinin ticaretini engellemeye yönelik hareket etmesi gerektiği, davacının davalının tescilinden 6 gün sonra hükümsüzlük davası açtığı, bu kısa süre içerisinde dosyada davalının davacıya karşı marka hakkını kullanımını gösteren delile rastlanmadığı, davacının kişilik haklarına saldırının tespit edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli 2016/40568 no.lu "..." ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin "..." markasını iç piyasada özellikle de İzmir ilinde ciddi ve gerçek bir biçimde kullanmak suretiyle "..." marka ve ibaresine bilinirlik kazandırdığı ticari defter, fatura ve diğer tüm kayıtlarla sabitken yerel mahkemece bu hususların hiçbirinin nazara alınmadığını, davalının müvekkilinin 2013 yılından beri kullanmakta olduğunu bile bile kendi adına kötü niyetli ve haksız olarak dava konusu markayı tescil ettirmek sureti ile müvekkilinin ticari itibarını zedelediğini, manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın sadece manevi tazminat yönünden kaldırılarak manevi tazminat isteminin kabulüne dair karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin markayı tescil ettirmesinde herhangi bir sakınca bulunmadığını, yasal süresi içinde marka tescil başvurusuna itirazda bulunmayan davacının hükümsüzlük talebinde bulunamayacağını, talep ve davanın zamanaşımına uğradığını, davacının iddialarına delil olarak sunduğu belgelerin 2016 yılı Temmuz ayı ve sonrasına ait olduğunun anlaşılacağını, davacının gerçek dışı iddiasına zemin hazırlamak maksadıyla ve kötü niyetle bu kayıtları oluşturduğunu, haksız rekabetin meni davasının reddine ilişkin bir karar ve vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasının da yanlış olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların yerinde olmadığı, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmadığı, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, öncelik hakkına ve kötü niyetli tescil nedenine dayalı olarak markanın hükümsüzlüğü ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile 42 nci maddesinin birinci fıkrası.
3.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!