WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/6544 E.  ,  2024/2648 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/2586 Esas, 2022/1189 Karar
HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/251 E., 2019/250 K.

Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalıların rekabet kurulunun davacı aleyhine aldığı karara ilişkin yer alan haberleri derlemek sureti ile oluşturduğu bülteni davacıların çalıştığı bayilere dağıtarak davacı ile çalışmaya devam ettikleri takdirde benzer cezaya maruz kalacakları yönünde beyanda bulunmak sureti ile müvekkili ile bayiler arasındaki ticari ilişkiyi bozmaya çalıştığının tespit edildiğini ileri sürerek ; haksız rekabetinin tespiti ile men ve ref'ine fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davası kapsamında şimdilik müşterek ve müteselsilen 5.000,00-TL maddi tazminat ile 50.000,00-TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davalı şirket çalışanlarının gazete haberleri konusunda bilgilendirme yapmasının haksız rekabet teşkil etmediğini, haksız rekabete son verilmesi isteğinin ifadesi olduğunu, yalnızca rekabet kurulu tarafından verilen karar hakkında bilgilendirme yapıldığını, davalının kendi ifadelerini taşıyan ya da yorum içeren hiçbir bilgi ya da belge verilmediğini, davacı şirkete verilen para cezası hakkında bilgi verildiğini, gerçeğe aykırı bir ifade söz konusu olmadığını, davacı ile çalışmaya devam etmeleri halinde kendilerinin de benzer bir davaya maruz kalacakları ve davacı ile yaptıkları sözleşmeleri sona erdirmeleri gerektiğine dair telkin iddiasının gerçeği yansıtmadığını, dava konusu bültende kötüleyici bir ibare bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların rekabetin ihlali nedeni ile aldığı ceza kararına ilişkin gazete haberlerini bir broşür haline getirerek davacıların bayilerine bu broşürlerin dağıtıldığının sabit olduğu, davalıların broşür dağıtma eylemlerinin, Rekabet Kurumu kararının davacılar yönünden bağlayıcı olması, bayilerin bu karardan haberdar olsun veya olmasın kararın uygulanacak olması, bu nedenle bayilerin kararı öğrenmesinde davalıların üstün bir yararı olmaması dikkate alındığında bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere davalıların eylemlerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin birinci alt bendi anlamında "gereksiz yere incitici" açıklamalar ile kötüleme teşkil ettiği ve haksız rekabet olduğunun kabulü gerektiği, her ne kadar bilirkişiler davacıların maddi zararı olup olmadığının tespit edilemediğini belirtmişlerse de davalıların haksız rekabette bulundukları sabit olduğundan ve bu durumun davacılarda maddi manevi zarara neden olacağı açık olduğundan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 51 inci maddesi uyarınca davacılar yararına 5.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği, tarafların ekonomik durumları, eylemin niteliği, davalıların zararlandırma kastı ile manevi tazminatın ilke ve amaçları dikkate alınarak 25.000,00 TL manevi tazminatın adil olduğu kabul edilerek bu miktara hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; davalıların eylemlerinin haksız rekabet olduğunun tespitine, haksız rekabetin menine ve refine, 5.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan alınarak, davacılara verilmesine, 25.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan alınarak davacılara verilmesine, haksız rekabetin tespitine ilişkin hüküm özetinin trajı 50.000,00 üzerinde olan Türkiye çapında yayınlanan bir gazetede ilanına, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin hüküm ve gerekçe arasında çelişkinin mevcut olduğunu, hükümde maddi zararın yalnızca 5.000,00 TL olarak hesaplanması gerektiği belirtilmiş ise de bu meblağın hangi nesnel verilerle ne şekilde hesaplandığının gerekçeli kararda yer almadığını,21.09.2018 tarihli bilirkişi raporuna itirazlarının satış artışlarında meydana gelen ivme düşüşü dikkate alınarak yeni bir bilirkişi raporu alınması ve rapor ile zararın tam olarak ortaya konulması gerekirken bilirkişi raporlarının hükme esas teşkil edecek nitelikte uyuşmazlığı çözecek nitelikte olmadığı dikkate alınmadan karar verildiğini, davalının haksız rekabet teşkil eden eylemleri sonucunda müvekkilinin rakı satış ivmesinin düştüğünün açıkça görüleceğini, müvekkili şirket nezdinde oluşan manevi zararın hükmedilen zararın çok üstünde olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

2.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin dava konusu edilen gazete bültenlerini bir kısım satış noktası ile paylaşmasının hukuka aykırı veya haksız bir eylem olmadığını, Rekabet Kurulu kararı yalnızca para cezası hükmü içermekte olup davacılar yönünden bağlayıcı başkaca bir hüküm içermediğini, müvekkili şirket tarafından yapılanın davacıyı kötüleme değil, satış noktalarını Rekabet Kurulu ve TAPDK mevzuatına uygun davranma konusunda bilgilendirmenin haksız rekabet olmayacağını, gazete haberlerinin aynen yansıtılmasında dolayı herhangi bir kötüleme olamayacağı için davacının manevi bir zarara uğramasından da söz edilemeyeceğini, tazminat için zorunlu unsurlar olan zarar ve kusurun dava konusu olayda bulunmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının varlığı kabul edilen bülten dağıtma eylemi her ne kadar dağıtan bülten içeriği itibariyle yanlış ve yanıltıcı olmasa da 6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesinde belirtildiği üzere gereksiz yere incitici nitelikte olduğu, zira, söz konusu Rekabet Kurulu kararların işletmelere davalıların tarafından ulaştırılması ve bu hususta işletmelerin bilgilendirilmesine dair mer-i mevzuat çerçevesinde davalılara yüklenen bir yükümlülük bulunmamasına rağmen davalıların davacı aleyhine piyasayı etkileyecek ve ticari itibarına zarar verecek şekilde aksine davranışlarının dürüstlük kurallarına uygun şekilde gerekli bir eylem olarak kabulüne imkan bulunmadığından 6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin birinci alt bendi kapsamında gereksiz yere incitici şekilde kötüleme sureti ile haksız rekabet teşkil ettiği hususunda İlk Derece Mahkemesi tarafından varılan kabulde hukuka aykırılık bulunmadığı, davalı tarafın mevcut eylemleri ile gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek sureti ile haksız rekabet bulunduğu kabul edilmek sureti ile davacıların zararının tam olarak tespit edilememesi nedeniyle davalıların dosyaya yansıyan eylemleri dikkate alınarak takdir edilen maddi tazminat miktarının makul olacak şekilde hüküm altına alınmış olmasına göre maddi tazminat yönünden kararda bir isabetsizlik bulunmadığı, haksız rekabetin varlığı halinde maddi tazminatın yanında manevi tazminata hükmedilebilmesi için 6098 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinde ön görülen şartların da gerçekleşmesi gerektiği, 58 inci maddesine göre, kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören kişi, uğradığı manevi zarara karşılık olarak manevi tazminat adı altında bir miktar paranın ödenmesini isteyebileceği, manevi zarar mal varlığında bir azalmayı değil, kişilik haklarına vaki tecavüz nedeniyle bir kimsenin duyduğu cismani ve manevi acı ve ızdırabı, elemi ve böylece yaşama zevkinde bir azalmayı ifade edeceği, haksız rekabet nedeni ile manevi tazminata hükmedilebilmesi için haksız rekabet teşkil eden davranışın aynı zamanda kişilik haklarını ihlal eder nitelikte de olması gerektiği, bu kapsamda, davalının gereksiz yere incitici şekilde kötüleme sureti ile haksız rekabet teşkil eden bülten dağıtma eyleminin yoğunluğu ve ağırlığı göz önüne alındığında davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunmadığından İlk Derece Mahkemesi tarafından yasal şartları oluşmayan davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken aksi şekilde davacılar lehine manevi tazminata hükmedilmesi yerinde görülmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davalıların eylemlerinin haksız rekabet olduğunun tespitine, haksız rekabetin menine ve refine,
5.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan alınarak davacılara verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin reddine, haksız rekabetin tespitine ilişkin hüküm özetinin trajı 50.000 üzerinde olan Türkiye çapında yayınlanan bir gazetede ilanına, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını, davalı, müvekkilin müşterilerini müvekkille olan sözleşmeye aykırı davranmaya, müvekkilden daha az ürün almaya yöneltmiş ve müvekkilin rakı satışını olumsuz yönde etkilediğini, bayiler, davalının haksız rekabete yol açan fiilleri sonucunda müvekkil şirketle çalışmaya devam etmeleri neticesinde kendilerine de ceza kesilebileceği korkusuyla müvekkil şirket ürünlerini almak konusunda tereddütte düştüğünü, alacağı malı almaktan vazgeçtiğini, müvekkil şirket de normal kazancı noktasında zarara uğradığını, satışlarını arttırma doğrultusunda izlediği prosedür sonucu elde edeceği mümkün görülen menfaatten de mahrum kaldığını, müvekkil şirketlerin davalı şirketlerin haksız rekabet hükümlerini ihlal etmesi neticesinde maddi zarara uğramış olduğu Bölge Adliye Mahkemesince de kabul edilmiş olduğunu, davalını haksız rekabet teşkil eden eylemleri sonucunda müvekkilinin rakı satış ivmesinin düştüğünün açık olduğunu, ancak verilen kararda manevi tazminat taleplerinin kabul edilmediğini, davalı yanın haksız rekabet hükümlerini ihlal etmesiyle beraber yalnızca maddi zarara değil yıllardır emek vererek büyütmüş olduğu ismin de zarara uğradığını, tüzel şirketlerin uğramış olduğu zararlar neticesinde manevi tazminata karar verebilmek için haksız rekabet oluşturan fiilin aynı zamanda maddi zarara yol açmasına gerek olmadığını, Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre haksız rekabet fiili sabit ise maddi tazminat oluşmasa da davacı lehine uygun bir manevi tazminat hükmedilmesi gerektiğini,
müvekkilin maddi zarara uğradığı mahkemece kabul edilmişken, maddi zarardan kaynaklı olarak müvekkil kişilik haklarının zedelendiğinin, dolayısıyla manevi tazminata hak kazanıldığının da kabulü gerektiğini, davalının haksız rekabet teşkil eden eylemi gereksiz yere incitici olup kötüleme içerdiğini, bir kimsenin hakkında yanlış veya yanıltıcı bilgi vererek o kişiyi kötülemek, şeref ve haysiyete yönelmiş hukuka aykırı saldırı mahiyetinde olduğunu, bu nedenle haksız rekabet teşkil eden eylemin müvekkilin manevi bütünlüğüne de zarar verdiğinin, dolayısıyla manevi tazminata hak kazanıldığının kabulü gerektiğini, bir hakkın dürüstlük kuralına aykırı olarak kullanılması suretiyle başkasına bir zarar verilmesi hakkın kötüye kullanımını oluşturacağını, davalının dürüstlük kuralına aykırı olarak yaptığı eylemler neticesinde müvekkil şirket hem maddi hem manevi olarak zarara uğradığını, davalının tekel bayilerine; rekabet kurulunun vermiş olduğu kararların gösterilerek müvekkil şirketten mal almaya devam edildiğinde ceza geleceği söylemleri dürüstlük kuralına ve basiretli tacir ilkesine aykırılık taşıdığını, davalının kötü niyetli olması ve müvekkil şirkete zarar verme gayesi taşıması nedeniyle müvekkil şirketin uğradığı maddi- manevi zararın karşılanmasının hukuk düzeninin bir gereği olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin dava konusu edilen gazete bültenlerini bir kısım satış noktası ile paylaşmasının kesinlikle hukuka aykırı veya haksız bir eylem olmadığını, Rekabet Kurulu kararının yalnızca para cezası hükmü içermekte olup davacı yönünden bağlayıcı başka bir hüküm içermediğini, müvekkil şirket tarafından yapılanın davacıyı kötüleme değil satış noktalarını Rekabet Kurulu ve TADBK mevzuatına uygun davranma yönünde bir bilgilendirmeden ibaret olduğunu, davacının haksız eylemlerinin sistematik bir şekilde ve yıllarca devam ettiğini, bu eylemlerin mağduru durumunda olduğu açık olan müvekkil şirketin, yalnızca verilen ceza hakkında bilgilendirme yaparak haksiz rekabet yapan bir firma konumunda ele alınması adalet duygusunu zedeler nitelikte olduğunu, müvekkil şirket tarafından, Rekabet Kurulu tarafından ortaya konulmuş olan "münhasırlık içeren anlaşma" yasağı, bu yasaktan haberdar olmayan satış noktaları ile paylaşıldığını, satış noktalarına, münhasırlık (yani tek bir markanın ürününün bulundurma) şartı içeren anlaşmanın yasak olduğu, bu uygulamaya devam edilmesinin hukuka aykırı olduğu açıklanmak istendiğini, bu açıklama için de son derece objektif bir şekilde gazete haberleri sunulduğunu, müvekkil şirket tesis edilen karar çerçevesinde gazetelerde yayımlanmış olan haberlere kötü niyetli yahut incitici beyanlar eklemeksizin yalnızca ilgili haberlerin derlenmiş olduğu tek sayfadan ibaret bir broşür yolu ile işletmeleri rekabet ihlali teşkil edebilecek olası uygulamalara karşı bilgilendirme saiki ile hareket ettiğini, müvekkil tarafından yapılanın haksız rekabet değil aksine davacı tarafından yapılan haksız rekabete son verilmesi isteğinin ifadesi olduğunu, somut olayda ilgili mevzuatta tazminata hükmedilmesi için öngörülen koşulların oluşmadığını, davacının maddi tazminat taleplerine ilişkin iddialarını ispat yükümlülüğünü yerine getiremediğini, tazminat için zorunlu unsurlar olan zarar ve kusur dava konusu olayda bulunmadığını, müvekkil şirketin kusurlu bir eylemi bulunmadığı gibi, kabul anlamına gelmemek üzere, kusuru bulunsa dahi davacının bu nedenle uğradığı herhangi bir zararı bulunmadığını, bu nedenle tazminata hükmedilmesinin de hukuken mümkün olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i ve tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesi.

3. Değerlendirme
Dava, haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i ve tazminat istemine ilişkindir. Davalının, davacı bayilerine dağıttığı broşürde yer alan ''Rekabet Kurulu'ndan Mey İçki'ye 41,5 milyon TL ceza'' ibaresi bir bilgilendirme niteliğindedir ve Rekabet Kurulu kararının gerçekte olmadığı da iddia edilmemiştir. Bayilerin sözleşmeye aykırı eylemde bulunmama tavsiyesi niteliğindeki ibare haksız rekabet teşkil etmez. Davanın tümüyle reddi gerekirken Mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, bozma sebebine göre davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılara yükletilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalılara iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

01.04.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ
Bölge Adliye Mahkemesi kararı dosya kapsamına usul ve yasaya uygun olduğunu ve onanması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım.