11. Hukuk Dairesi 2022/653 E. , 2023/4496 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/175 Esas, 2021/238 Karar
HÜKÜM : Davanın reddi
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinden ...'nın davalı şirketin hissedarı iken 25.01.2006 tarihli protokolle tüm hisselerini diğer davalılara devrettiğini, hisse satış protokolü gereği davalı şirketin hisse satışından önceki leasing, banka kredisi, vergi ve diğer borçlarına müvekkillerinin kefaletlerinin bulunduğunu, düzenlenen protokolde müvekkillerinin kefaleti karşılığında davalılarca teminat amacıyla düzenlenecek 2.050.000,00 TL bedelli bir bononun müvekkiline verileceğinin, bu senedin kefil olunan borçların ödenmesini müteakip iade edileceğinin kararlaştırıldığını, davalı şirkete ait borçların müvekkillerinin kefaleti olduğundan kötüniyetle ödenmediğini, protokol tarihinden sonra müvekkilinin davalı şirket adına 941.978,23 TL ödeme yaparak davalılardan alacaklı hale geldiğini, müvekkillerinin bu ödemeleri yapmamaları halinde yatırıma va kâra dönüştürebileceğini, müvekkilinin kefili olduğu borçların davalılar tarafından ödenmemesi sebebiyle kurumlar nezdinde itibarının zedelendiğini, manevi zarar gördüğünü ileri sürerek 300.000,00 TL'nin, 7.500,00 TL maddi tazminatın ve 30.000,00 TL manevi tazminatın protokol tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faiz oranı ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar ve vekilleri cevap dilekçelerinde; davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Bozma Sonrası Verilen Karar
Mahkemece 04.04.2016 tarih, 2015/192 E. ve 2016/400 K. sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
B. Onama Kararı
Dairemizin 04.06.2018 tarih, 2016/11742 E. ve 2018/4228 K. sayılı kararı ile“... Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir...” gerekçesiyle onanmış, davacılar vekilince karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
C. Karar Düzeltme Kararı
Dairemizin 02.07.2020 tarih, 2018/4618 E. ve 2020/3432 K. sayılı kararı ile ''...Davacılar vekili, davalı şirket hisselerinin müvekkili ... tarafından davalı şahıslara 25.01.2006 tarihli protokol ile devredildiğini, davalıların anılan protokol hükümleri gereğince üstlendikleri edimleri yerine getirmemeleri sebebiyle, müvekkillerinin birtakım ödemeler ve mal teslimi yapmak durumunda kaldıklarını ileri sürerek, ödenen tutarların ve mal bedelinin davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan değerlendirme sonucu, taraflar arasındaki 25.01.2006 tarihli protokolde "sözleşme tarihinden" önceki borçlanmalarla ilgili davacının yapacağı ödemelerin şirketi devralanlarca davacıya ödeneceğinin kararlaştırıldığı, leasing sözleşmesi ile protokolün aynı tarihli olması sebebiyle şahsen kefil olunan leasing sebebiyle yapılan ödemelerin protokol kapsamında değerlendirilemeyeceği, protokol tarihinden önceki döneme ilişkin borçların üstlenildiği kabul edilmiş ise de, 25.01.2006 tarihli protokolün 7 nci maddesinde bahsedilen hisse satış sözleşmesinden önceki şirket borçlanmalarına şahsi kefalet verilmesi tarihi ile kastedilenin protokol tarihi değil, hisselerin Kanun'a uygun şekilde satışına ilişkin resmi sözleşme tarihi olarak anlaşılması gerektiği, limited şirkette hisse devri 6102 sayılı TTK 595 (ETTK 520 vd) ve devamında öngörülen prosedüre tabi olup, somut uyuşmazlıkta resmi hisse devir sözleşme tarihi 16.03.2006 tarihi olmakla, bu tarihe kadar yapılan ödemelerin protokol kapsamında olduğunun kabulü gerekeceğinden protokol tarihi esas alınmak sureti ile ödemelerin bu kapsamda olmadığı şeklindeki kabule itibar edilemez.
Yine davacı leasing ödemeleri dışında, Vergi Dairesi ve SGK gibi kamu kurum ve kuruluşlarına, üçüncü kişilere ödeme ve mal teslimi yapıldığını da iddia ederek, delillerini ibraz etmiş olup, bunların protokol kapsamında olup olmadığı hususunun da karar yerinde tartışılmaması doğru olmamış, davacılar vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulü ile Dairemizin 04.06.2018 tarih, 2016/11742 E. - 2018/4228 K. sayılı onama ilamının kaldırılarak kararın bu gerekçe ile bozulmasına karar vermek gerekmiştir...'' gerekçesiyle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin karar düzeltme kararındaki tartışılması gereken hususlardan dolayı alınan rapor doğrultusunda davacı tarafından dava konusu yapılan ödemelerin tamamının 29.01.2010 tarihten sonra yapılan protokolden sonra gerçekleştiği, ancak ödemeler dayanağının 25.01.2006 tarihli protokol kapsamında olduğuna dair herhangi bir bilgi ve belgenin dosyada yer almadığı yine karar düzeltme kapsamındaki ödemelerin hangi protokol kapsamında yapıldığının tespit edilemediği ve belirlemelerin tespit edilmesinin de mevcut halde mümkün olamayacağı çünkü hangi borcun hangi ödemeye, hangi ödemenin hangi hususa dair olduğuna ilişkin bir açıklamanın ödemelerde yapılamadığı anlaşıldığından ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin bilirkişi raporu ile bağlı kalarak müvekkili şirket aleyhine karar verildiğini, mahkeme kararının bozma ilamını karşılamadığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişilerce leasing ödemeleri de dahil dava konusu tüm ödemelerin protokol kapsamı dışında kaldığının değerlendirildiğini ve mahkemece bilirkişi raporu ile bağlı kalınarak aleyhe karar verildiğini, bozma ilamı ile dava konusu yapılan 25.01.2006 tarihli protokol yönünden değerlendirildiğini, davalılar tarafından dosyaya sunulan 29.01.2010 tarihli protokolün dava konusu maddi vakıa ile ilgili olmadığını ve tarafların farklı olduğunu ve dava konusu dışında olduğunun belirtildiğini, 29.01.2010 tarihli protokolün dava dışı bir protokol olduğunu buna rağmen bilirkişi raporunda yapılan ödemelerin 29.01.2010 tarihli protokolden sonra yapıldığından bahisle aleyhe değerlendirme yapıldığını, bozma ilamı ile müvekkilleri tarafından leasing ödemesi yapıldığının sabit olduğunu, yapılan bu ödemelerin hangi protokol kapsamında kaldığının araştırılması gerektiğini, her iki protokolün taraflarının farklı olduğunu, 29.01.2010 tarihli tarihli protokolün dava dışı olduğunu, tüm değerlendirmelerin 25.01.2006 tarihli protokole göre yapılması gerektiğini, mahkemece bozma ilamında belirtilen hususlar dikkate alınmadan karar verildiğini, bozma ilamını karşılamadığını, mahkeme tarafında gerekçe oluşturulmadığını, protokolün bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 595 inci maddesi, (6762 sayılı Türk Ticaret Kanun’un 520 vd)
3. Değerlendirme
Davacılar vekili, davalı şirket hisselerinin müvekkili ... tarafından davalı şahıslara 25.01.2006 tarihli protokol ile devredildiğini, davalıların anılan protokol hükümleri gereğince üstlendikleri edimleri yerine getirmemeleri sebebiyle, müvekkillerinin birtakım ödemeler yapmak durumunda kaldıklarını ileri sürerek, ödenen tutarların davalılardan tahsili talep etmiş mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de, 25.01.2006 tarihli protokol kapsamı gereğince hisseyi devralanlar sözleşmenin 7 nci maddesi ile üstlendikleri (leasing dahil) tüm borçlardan sorumludurlar. Davacıların protokol kapsamında yapılan ödemeleri talep etme hakkı mevcut olup ödemelerin hangi tarihte yapıldığını bir önemi bulunmadığından mahkemece davacı ödemelerinin 16.03.2006 tarihinden sonra olduğundan hareketle davanın redine karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde davacılara iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
13.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!