WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Temmuz 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/651 E.  ,  2023/4404 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/457 Esas, 2021/1193 Karar
HÜKÜM : Asıl dava kısmen kabul, birleşen dava kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/454 E., 2018/1395 K.
BİRLEŞEN DAVA : Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/751 E.

Taraflar arasındaki asıl ve birleşen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Asıl ve birleşen davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 18.09.2010 tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi imzalandığını, davalının bayi olarak faaliyet gösterdiğini, davalı tarafça bayilik sözleşmesinin 05.01.2012 tarihli noter ihtarnamesiyle feshedildiğini, ancak taşınmazın 21.01.2011 tarihli intifa resmi senedi gereğince beş yıl süre ile intifa hakkına sahip olan müvekkiline teslim edilmediğini, 18.09.2010 tarihli taahhütnamede bayilik sözleşmesinin her ne sebep ve suretle olursa olsun sona ermesi halinde işletmeciliğinin de sona ereceği ve istasyon ve tesislerin derhal tahliye edilerek müvekkili şirkete teslim edileceğinin düzenlendiğini, bu yükümlülüğün yerine getirilmediği takdirde sözleşmenin fesih tarihinden itibaren tahliye tarihine kadar her geçen gün için 200,00 USD cezai şart ödeneceğinin hüküm altına alındığını, aynı zamanda bayilik sözleşmesinin fesih başlıklı 12 nci maddesinde de sözleşmenin her ne sebep ve suretle olursa olsun sona ermesi halinde bayinin söz konusu yerlerle ilgili işletmeciliğinin sona ereceği ve bayinin sözleşmenin feshini müteakip herhangi bir mahkeme kararı gerekmeksizin istaston ve tesisi derhal tahliye ederek şirkete teslim edeceği hususunun düzenlendiğini, müvekkili tarafından davalıya ihtarname keşide edilmesine rağmen taşınmazın müvekkiline teslim edilmediğini, haksız işgale son verilmesi amacıyla Kaynarca Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/67 E. sayılı dosyası ile müdahalenin meni davasının ikame edildiğini, bu davanın derdest olduğunu, intifanın 21.01.2016 tarihinde sona ereceği dikkate alındığında fesih tarihi olan 09.01.2012 ile dava tarihi olan 22.04.2013 tarihleri arası 469 gün için toplam 93.800 USD’nin Türk Lirası karşılığı olan 168.614,88 TL’nin, birleşen davada ise 22.04.2013 ile 21.01.2016 tarihleri arasındaki dönem için doğan cezai şart alacağından 2.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Asıl ve birleşen davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin akaryakıt taleplerinin zamanında karşılanmaması nedeniyle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, ayrıca davacı şirketin sözleşmede taahhüdü olan istasyonun intifası tesis edildikten sonra bayiye 25.000 Litre kırsal motorinin fatura karşılığı imar bedeli olarak verileceğine dair yükümlülüğünü kısmen yerine getirdiğini, istenilen cezai şartın müvekkili şirketin mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksek olduğunu savunarak asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı bayinin bayilik sözleşmesini 03.01.2012 tarihli ihtarname ile feshi neticesi bayilik sözleşmesinin sona erdiği, davalının bu istasyonda bulunmasının yasal nedeninin ortadan kalktığı, davalının sözleşme ve taahhütname hükümleri gereğince akaryakıt istasyonunu derhal davacıya teslim etme yükümlülüğü altına girdiği, ancak davalının bu yükümlülüğünü yerine getirmediği, sözleşmenin feshedildiği tarihten dava tarihine kadar günlük 200,00 USD üzerinden işlemiş cezai şart ödeme borcu altına girdiği, sözleşmenin davalı tarafından haklı sebeple ya da haksız olarak feshedilmiş olmasının da davalının cezai şart borcuna bir etkisinin bulunmadığı, 09.01.2012 - 22.04.2013 dönemine ilişkin 469 gün için cezai şart alacağının toplam 93.800,00 USD kur karşılığının 169.543,50 TL olarak hesaplanmış olup davacının talebinin 168.614,88 TL olduğu, birleşen dava konu 22.04.2013 tarihinden intifa hakkının bittiği 21.01.2016 tarihine kadar 1003 gün için toplam 200,00 USD kur karşılığı 703.524,26 TL olarak hesaplandığı ancak davacının talebi 2.000,00 TL olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 22 nci maddesi uyarınca tacir olan davalının cezai şarttan indirim yapılmasını isteyemeyeceği, ancak Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında cezai şartın ödenmesi cezai şart borçlusunun ekonomik açıdan mahvına yol açacaksa uygun bir indirim yapılması gereğine işaret edildiğini, davalının ticari defter ve kayıtları, vergi kayıtları, mali tabloları üzerinde yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen birlirkişi raporu doğrultusunda cezai şart oranında takdiren % 73 oranında indirim yapıldığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne davacının intifa hakkına sahip olduğu taşınmazın davalı tarafça fuzuli işgali nedeniyle 09.02.2012-22.04.2013 dönemine ilişkin 45.526,05 TL cezai şartın davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, birleşen davanın kısmen kabulü ile davacının intifa hakkına sahip olduğu taşınmazın davalı tarafça fuzuli işgali nedeniyle 22.04.2013-21.01.2016 dönemine ilişkin 540,00 TL cezai şartın davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine ve takdiri indirim yapılarak reddedilen dava değeri üzerinden davalı yararına vekâlet ücretine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının ekonomik durumuna dair verilerin tam olarak değerlendirilmediğini, davalıdan alınan teminat (ipotek) sebebiyle cezai şartın tamamının tahsil edilebileceğinin göz ardı edildiğini, müvekkilin davalıdan alacaklı olduğu cezai şartın son bilirkişi raporda 703.524,26 TL olarak hesaplanmış olup tenkis yapılırken tüm alacak miktarının gözetilmediğini, tenkis yapılan %73 oran üzerinden reddedilen miktara dayalı davalı yararına vekalet ücreti takdirinin doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesinin asıl ve birleşen davaya ilişkin kararının kaldırılmasını istemiştir.

2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirketin zamanında ve yeterli akaryakıt vermemesi nedeni ile sözleşmenin haklı nedenlerle feshedildiğini, taraflar arasında görülmekte olan Kaynarca Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan elatmanın önlenmesi davasında verilen karar ile müvekkili şirketin ecrimisil ödemesine karar verildiğini, kararın temyiz edildiğini, konusu ve tarafları aynı olan bu dosyaların birleştirilmesi gerektiğini, davacının kusurundan kaynaklı olarak sözleşme feshedildiğinden cezai şart talebinin haksız olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesinin asıl ve birleşen davaya ilişkin kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bayiilik sözleşmesinin süresinden önce, davalı bayii tarafça feshedildiği, sözleşmesi sona eren davalı bayiinin akaryakıt istasyonunun bulunduğu taşınmazı tahliye ederek taşınmaz üzerinde intifa hakkı sahibi olan davacıya teslim etmediği ihtilafsız olduğu, fuzuli işgalci olan davalının sözleşmenin feshedildiği tarihten dava tarihine kadar günlük 200,00 USD üzerinden cezai şart alacağından sorumlu olduğu, fuzuli işgale dayalı meni müdahale davası ile işbu davanın konusunun aynı olmadığı, bu nedenle davalı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik bütün istinaf sebeplerinin reddi gerektiği, Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda cezai şart alacağından takdiren % 73 oranında indirim yapılmasında bir isabetsizlik görülmediği, birleşen davaya konu edilen dönem için 22.04.2013 tarihinden intifa hakkının sona erdiği 21.01.2016 tarihine kadar 1003 gün için toplam 200,00 USD kur karşılığı 703.524,26 TL üzerinden %73 oranında tenkis yapılmak suretiyle davacının 189.951,55 TL cezai şart alacağı bulunmakta olup, bu alacaktan davacının talebi ile bağlı kalınarak 2.000,00 TL'ye hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinin doğru bulunmadığı, cezai şartın fahiş görülerek tenkisi nedeniyle tenkis edilen miktardan dolayı davalı yararına vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, asıl davanın kısmen kabulüne 45.526,05 TL cezai şart alacağının davalıdan tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulüne 2.000,00 TL cezai şart alacağının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı aleyhine başlatılan ipotek takibi bulunduğunu, 300.000,00 TL limitli ipotek nazara alındığında davalının ekonomik mahvına sebep olunmaksızın 300.000,00 TL nin tahsil edilebileceğini, ekonomik mahva yönelik durum incelenirken bayilik ilişkisinde alınmış olan teminatların yok sayıldığını, cezai şart bedeli ile ilgili yalnızca davalının ekonomik durumunun araştırılmasının müvekkilin hak kaybına uğramasına sebep olacağını, Mahkemece harca esas değer üzerinden tenkis yapılmış olduğunu, müvekkilinin borçludan 703.524,26 TL alacaklı olduğu ancak sadece esas davada 168.614,88 TL, birleşen davada ise 2.000,00 TL'nin talep edilmiş olduğunu, talep edilen cezai şartın, tüm cezai şart miktarı dikkate alındığında makul ve mahva sebebiyet vermeyecek ölçüde olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davada davacının intifa hakkı sebebiyle cezai şart istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.6102 sayılı Kanun'un 22 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.