11. Hukuk Dairesi 2022/6493 E. , 2024/2804 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2154 Esas, 2022/697 Karar
BİRLEŞEN BULANCAK ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN 2018/99 E. SAYILI DOSYASINDA
HÜKÜM : Asıl davada ... aleyhine açılan davanın kabulüne, ... aleyhine açılan davanın reddine, birleşen davanın kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bulancak 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/712 E., 2020/21 K.
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davalardaki alacak davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın davalı ... yönünden kabulüne, davalı ... yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen davanın davacısı vekili ile asıl ve birleşen davada davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davada ... aleyhine açılan davanın kabulüne, ... aleyhine açılan davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl ve birleşen davalarda davalı ... vekili, birleşen davada davalı ... vekili tarafından, duruşma istemsiz olarak temyiz edilmekle asıl davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 160.660,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Davaların birleştirilmesine karar verilmesiyle sadece davaların yargılamaları birlikte yürütülmekte olup, her dava bağımsız karakterini korumaktadır.
Dosya içeriğine göre, Birleşen Bulancak Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/99 E. sayılı dosyasında temyize konu edilen toplam miktar 42.000,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığından birleşen davada davalılar vekillerinin temyiz isteminin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
Asıl davada davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazları yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilerek Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin kambiyo senetlerine mahsus takip yoluyla başlattığı takibe itiraz edildiğini, İcra Hukuk Mahkemesinin itirazı kabul edip takibi durdurduğunu, ancak alacak davası açılabileceğini, davalı ...’in temel ilişkiye dayalı olarak davalı ... adına vekâletnameye istinaden ticari mümessil sıfatıyla çek keşide etmesinden dolayı sorumlu olduğunu, vekâletnamede çek ve kambiyo senedi düzenleme yetkisinin bulunduğunu, davalı ...’in de davalı ...’in ticari mümessil sıfatıyla imzaladığı çekten dolayı sorumluluğunun bulunduğunu, mümessil davalının azilden önce çeki imzalayıp alacaklıya verdiğini, vekaletnamede “Kosgeb’e” ibaresinin yazılmasının önemli olmadığını, ticari mümessilin imzalarken “vekaleten” yazmasının gerekmediğini, davalı ...’in azli ticaret sicilinde ilan etmediğini ileri sürerek 150.000,00 TL’nin 21.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; müvekkilinin kambiyo senetlerine mahsus takip yoluyla davalı ... aleyhine başlattığı takibe itiraz edildiğini, İcra Hukuk Mahkemesinin imzaya itirazı kabul edip takibi durdurduğunu, ancak alacak davası açılabileceğini, davalı ...’in temel ilişkiye dayalı olarak davalı ... adına vekâletnameye istinaden ticari mümessil sıfatıyla sorumlu olduğunu, vekâletnamede çek ve kambiyo senedi düzenleme yetkisinin bulunduğunu, vekâletnamede “Kosgeb’e” ibaresinin yazılmasının önemli olmadığını, ticari mümessilin imzalarken “vekaleten” yazmasının gerekmediğini, davalı ...’in azli ticaret sicilinde ilan etmediğini, sadece azlin yeterli olmadığını ileri sürerek 42.000,00 TL’nin 10.11.2011 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; İcra Hukuk Mahkemesindeki davanın müvekkili lehine sonuçlandığını, davalılar arasındaki vekâlet ilişkisinin sadece Kosgep işlemleri için olduğunun mahkeme ve Yargıtay kararları ile kesin hüküm haline geldiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; diğer davalının kuyumcu dükkânında çalışırken onun adına hem vekâleten hem de ticari mümessil olarak işlem yaptığını, davalı ...’in müşterilerinden altın alıp onun adına sattığını, yine adına borç para alıp verdiğini, çek ve bonolar düzenlediğini, tüm bu işlemleri 1990 yılından beri düzenli yaptığını, düzenlediği çeklerin tamamına yakının ödendiğini, ancak diğer davalının ekonomik güçlüğe düşmesinden sonra itirazlara başladığını, dava konusu olayda davalı ...’in dava dışı kişiden para aldığını, çeki bu sebeple ve diğer davalının il dışında olmasından talimat üzerine düzenlediğini, vekâletname almadan önce de bu işleri yaptığını, borç alıp vermelerin artması üzerine bazı kişilerin vekâletname istediğini, bunun üzerine diğer davalının da vekâletname çıkardığını, soranlara vekâletnameyi gösterdiğini, azilden sonra ise bono, çek, kartvizit imzalamadığını, tüm belgeler azilden önceyse de ödeme tarihlerinin azilden sonrayı içermesi nedeniyle sorun çıktığını, yaptığı işlerin ticari mümessilliğe karşılık geldiğini, ticari mümessil olarak hareket ettiğini, diğer davalının şikayetinin onun adına bono çek imzaladığı kabul edilerek takipsizlikle sonuçlandığını, tüm işlemlerin diğer davalının onayı yapılması sebebiyle kendisinin sorumlu tutulamayacağını savunmuştur.
3. Davalı ... vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; davalılar arasındaki vekâlet ilişkisinin sadece Kosgeb işlemleri ile ilgili olduğunun mahkeme ve Yargıtay kararları ile sabit hale geldiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
4.Davalı ... birleşen davaya cevap dilekçesinde; diğer davalı adına hem vekâleten hem de ticari mümessil olarak işlem yaptığını, davalı ...’in müşterilerinden altın alıp onun adına sattığını, yine adına borç para alıp verdiğini, çek ve bonolar düzenlediğini, tüm bu işlemleri 1990 yılından beri düzenli yaptığını, düzenlediği çeklerin tamamına yakının ödendiğini, ancak diğer davalının ekonomik güçlüğe düşmesinden sonra itirazlara başladığını, dava konusu olayda davalı ...’in davacıdan para aldığını, çeki bu sebeple ve diğer davalının il dışında olmasından düzenlediğini, vekâletname almadan önce de bu işleri yaptığını, borç alıp vermelerin artması üzerine bazı kişilerin vekâletname istediğini, bunun üzerine diğer davalının da vekâletname çıkardığını, soranlara vekâletnameyi gösterdiğini, azilden sonra ise bono, çek, kartvizit imzalamadığını, yaptığı işlerin ticari mümessilliğe karşılık geldiğini, diğer davalının şikayetinin onun adına bono çek imzaladığı kabul edilerek takipsizlikle sonuçlandığını, tüm işlemlerin diğer davalının onayı yapılması sebebiyle kendisinin sorumlu tutulamayacağını savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Bulancak Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturma dosyasında taraflar arasındaki ilişkinin hukuki uyuşmazlık olduğu, davalı ...'na dolandırıcılık suçunun isnat edilemeyeceği kanaatiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, dava konusu çekin tarihinin 21.05.2013, bono vadesinin 10.11.2011 olduğu, davalı ...'ün vekâletnamenin sadece Kosgeb'e ilişkin olduğuna dair savunmasına rağmen anılan davalının diğer davalı ...'nu tam yetkili olarak işletmesinde istihdam ettiği, tüm ticari faaliyetini onun üzerinden yürüttüğü, ...'ün ticari faaliyetinin ... ile özdeşleştiği, banka kayıtlarına bakıldığında ... tarafından imzalanan bir çok çekin kayıtsız şartsız ödenerek çeklerin bankadan iade alındığı, davalı ... tarafından 09.10.2012 tarihli azilname ile davalı ...'nun 02.03.2010 tarihli vekâletnamedeki yetkilerin azil nedeniyle kaldırıldığı, tam yetkili vekil ve yapmış olduğu faaliyetin kapsamına göre ticari mümessil olan davalı ...'nun azline rağmen davalının azilnamesinin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilân edilmediği, davaya konu edilen çekin üzerinde ticari olduğuna dair kayıt olduğuna göre azlin üçüncü kişileri bağlayıcı olması bakımından ilanın zorunluluk olduğu, bu durumda davalı ...'nun sadece ...'e karşı sorumlu olabileceğinin değerlendirilmesi gerektiği, tanık beyanlarına göre davalı ...'nun davalı ...'e ait iş yerinden ayrılması sürecinde aralarında ihtilaf olmaksızın kıdem tazminatına mahsuben kendisine araç kiralama üzerine faaliyet gösteren iş yerinin devredildiği, buna göre göstermelik savcılık şikayeti dışında davalılar arasında bir husumetin de bulunmadığı, ancak 13.12.2012 tarihinde ...'na tebliğ edilen azli davacı alacaklının bildiğinin kabul edilemeyeceği, davalı ...'ün borçlarını ödeme güçlüğü altına girmesiyle gayrimenkullerinin haczedilmiş olması ve mal varlığının azalmasından sonra davacının alacağına imza itirazı yaparak dürüstlük kuralına aykırı davrandığı, hakkını açıkça kötüye kullandığı, Bulancak İcra Müdürlüğü'nün 2013/507 E. sayılı dosyasına konu bononun düzenleme tarihi 09.09.2011, vadesi 10.11.2011 olduğuna göre davalı ...'ün 2012 yılındaki azil işleminden çok önce olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, dosya kapsamındaki ...'e ait imza sirküleri ve azildeki imzalar kapsamında 42.000,00 TL tutarındaki senedin incelenmesiyle senette hem ...'ün, hem de ...'nun imzasının bulunduğunun görüldüğü, ... adına yapılan itiraz ve savunmalarda sadece ... imzasına yönelik itirazda bulunulmasına rağmen senetteki diğer imzadan bahsedilmediği, Bulancak İcra Hukuk Mahkemesi yargılaması kapsamında da bu hususta hiç bir değerlendirme yapılmadığı, davaya konu edilen 10.11.2011 vadeli 42.000,00 TL tutarındaki bono ile 21.05.2013 vade tarihli 150.000,00 TL tutarındaki çekten davalı ...'ün borçlu olarak sorumluluğunun doğduğu, buna mukabil davalı ...'nun vekil ve ticari mümessil olduğunun değerlendirilmesi nedeniyle davacı alacaklıya karşı borçtan şahsi sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle asıl davada ... aleyhine açılan davanın kabulüne, 150.000,00 TL alacağın 21.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı ...’den alınarak davacıya verilmesine, ... aleyhine açılan davanın reddine, birleşen davada ... aleyhine açılan davanın kabulüne, 42.000,00 TL alacağın 10.11.2011 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı ...’den alınarak davacıya verilmesine, ... aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili ile asıl ve birleşen davada davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Asıl ve birleşen davanın davacısı vekili istinaf dilekçesinde özetle; her iki davalının müteselsil sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Asıl ve birleşen davada davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; İcra Hukuk Mahkemesi kararının müvekkili lehine kesinleştiğini, vekâlet ilişkisinin Kosgeb ile sınırlı olduğunun sabit hale geldiğini, kıymetli evraklar üzerindeki imzanın azilden sonraki bir tarihi içerdiğini, davacının çeki cirolayana da husumet yöneltmesi gerektiğini, diğer davalının vekâlet ilişkisini kötüye kullandığını, müvekkilinin şirket olmaması sebebiyle azilnamenin Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanmasından söz edilemeyeceğini, Bulancak İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/30 ve 31. E. sayılı dosyaları incelendiğinde söz konusu kıymetli evraklar üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığının ileri sürüldüğünün ve bu hususun davalı taraflarca kabul edildiğinin görüleceğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/4602 E., 2016/13879 K. sayılı ilamı ile davalı ... tarafından davalı ...'na verilen vekâletnamenin Kosgeb'e ait işlemleri yapmakla sınırlı olduğu belirtilmiş ise de eldeki dosyada İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma, banka kayıtları ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde davalı ...'nun kuyumcu olan davalı ...'e ait tüm işlemleri yaptığı, bu haliyle davalı ...'nun 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 547 nci maddesinde tanımlanan ticari temsilci olduğunun anlaşıldığı, asıl davanın çeke dayandığı, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun (5941 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince gerçek kişinin hukuki sorumluluğunun bulunduğu, birleşen davada dayanılan bononun düzenleme tarihinin 09.09.2011 tarihini içerdiği, ...'nun vekâletten azledildiği 09.10.2012 tarihinden önce olduğu, davalı ...'nun ticari temsilci olduğu, temsil yetkisinin sona erdiğinin tescil ve ilan edilmediği, davacının kötü niyetinin ispatlanamadığı, dava konusu çek ve bono sebebiyle davalı ...'ün sorumluluğunun olduğuna yönelik tespitte ve davanın kabulünde usul ve yasaya aykırılık görülmediği, asıl dosyanın dayanağı olan çekin davalı tarafından temsilci sıfatıyla imzalandığı, bu çekten sorumluluğun 5941 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü ve 6098 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası hükmü gereğince keşideci temsil edilene ait olduğu, temsilcinin sorumluluğunun bulunmadığı, bu haliyle davalı ...'nun dava konusu çek yönünden sorumlu tutulamayacağı, birleşen dosyaya konu bonoda davalı ... tarafından atılan ve kabul edilen iki adet imzanın bulunduğu, senetten dolayı sorumluluk doğması için keşidecinin tek imzasının yeterli olduğu, ikinci imzanın aval olarak değerlendirileceği, bu durumda davalı ...'na ait imzalardan birinin keşideciyi temsilen atıldığı, diğerinin ise aval olarak atıldığının kabulü ile her iki davalının da dava konusu bonodan asıl borçlu ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğu gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davada ... aleyhine açılan davanın kabulüne, 150.000,00 TL alacağın 21.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı ...’den alınarak davacıya verilmesine, ... aleyhine açılan davanın reddine, birleşen davanın kabulüne, 42.000,00 TL alacağın 10.11.2011 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı vekili, asıl ve birleşen davalarda davalı ... vekili, birleşen davada davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Asıl davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı ...’nun temel ilişkiye dayalı olarak davalı ... adına çeki ticari temsilci olarak keşide etmesi nedeniyle müşterek müteselsil sorumlu olduğunu, bu kişinin 6098 sayılı Kanun’un 547 ve devamı maddelerinde düzenlenen ticari temsilci olarak borçlu adına ticari işlemlerde bulunduğunu, diğer davalı adına işlemlerini ikrar ettiğini, dava konusu çek bedelinden diğer davalı ile müşterek müteselsil olarak sorumlu tutulması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Asıl ve birleşen davada davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bulancak İcra Hukuk Mahkemesi'nde 2013/30 E. sayılı dosyası ile görülen davanın müvekkili lehine sonuçlandığını, diğer davalı ile müvekkili arasında kurulan vekâlet ilişkisi kapsamında söz konusu vekâletin sadece Kosgeb ile sınırlı olduğu hususunun daha önce gerek yerel mahkeme kararları ile sabit görüldüğünü, Yargıtay ilamları ile kesinleştiğini, diğer davalı ve davacının kıymetli evrak üzerinde yer alan imzanın müvekkile ait olmadığı hususunu kabul ettiklerini, zaten kıymetli evraklar üzerinde yer alan imzanın müvekkilinin diğer davalıyı azlinden sonraki bir tarihte imzalandığını, davacının çeki cirolayana da husumet yöneltmemesinin kötü niyetini gösterdiğini, diğer davalının vekâlet ilişkisini kötüye kullandığını, kıymetli evrak üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığının bilinebileceğini, müvekkilinin şirket olmaması sebebiyle azilnamenin Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanmasından söz edilemeyeceğini, Bulancak İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/ 30 E. ve 2013/31 E. sayılı dosyaları incelendiğinde söz konusu kıymetli evraklar üzerinde yer alan imzanın müvekkiline ait olmadığının zaten ileri sürüldüğünü, bu hususun da davalı taraflarca kabul edildiğini, çekte düzenleme tarihinden söz edilemeyeceğini, düzenleme tarihinin vade tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini, çekin vade tarihinin azilden sonraki bir tarihe denk geldiğini, çekin ödenmesinden dolayı sorumluluğun müvekkiline ait olmadığını, yetkisiz temsilin bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
3.Birleşen davada davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu edilen 10.11.2011 vadeli 42.000,00 TL tutarındaki bono ile 21.05.2013 vade tarihli 150.000,00 TL tutarındaki çekten müvekkilinin vekil ve ticari mümessil olduğunun değerlendirilmesi nedeniyle davacı alacaklıya karşı borçtan şahsi sorumluluğunun bulunmasının söz konusu olamayacağı kanatine varılması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleşen davalar alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Kanun'un 547 ve 550 nci maddeleri.
3.5941 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin üçüncü fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Asıl davanın davalılarından ... vekilinin Bulancak İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/30 E. sayılı dosyasına hitaben verdiği dilekçede "Müvekkil babasının tedavi süreci içerisinde uzun bir zaman Ankara'da kaldığından dolayı işleri ile yeteri kadar ilgilenememiş işlerinin yürümesini ve işleyişini kardeşinden ayırt etmediği ...'na bırakmıştır. Bu süre zarfında işlerin işleyişiyle tamamen ... ilgilenmiş dükkanın işleyişi ile ilgili her türlü işlemi yapmış ödemeleri de kendisi gerçekleştirmiştir. .... müvekkilin Ankara'da olduğu dönemlerde müvekkil adına çekler keşide etmiştir. Müvekkil ... bilgisi dahilinde olanları imzaya itiraz etmeden ödemiştir." yönündeki beyanları gözetildiğinde Mahkemece davalı ...'nun davalı ...'ün ticari temsilcisi olarak kabulünde ve 6098 sayılı Kanun'un 550 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava konusu çekin keşide tarihinde sona erdiği ileri sürülen temsil yetkisinin sona erdiğinin tescil edilmemesi sebebiyle davalı ...'ün sorumlu tutulmasında isabetsizlik görülmemiştir.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davacı vekili ile davalı ... vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Birleşen Bulancak Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/99 E. sayılı dosyası yönünden,
Davalılar vekillerinin temyiz dilekçelerinin ayrı ayrı miktardan REDDİNE,
2.Davacı vekili ile davalı ... vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazları yönünden,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı ...'na iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!