WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/6407 E.  ,  2024/2631 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1030 Esas, 2022/980 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/23 E., 2020/149 K.

Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüzün önlenmesi, durdurulması, haksız rekabetin meni ile maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait şekil markasının Paris Sözleşmesi ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları anlamında tanınmış marka olduğunu, davaya dayanak, at üstünde polo oyuncusu figürlü şekil markasını büyük uğraşlar ve emekler sonucu oluşturduğunu, uzun yıllar önce ülkemizde kendi adına tescil ettirdiğini, markayı yoğun ve yaygın biçimde kullanarak maruf ve meşhur hale getirdiğini, davalının işyerinde, müvekkiline ait 143105 ve 2014/35085 sayılı markaların aynısının/benzerinin, müvekkili markalarının da tescilli olduğu çanta ürünleri üzerinde, izinsiz ve hukuka aykırı bir biçimde kullandığının tespit edildiğini, davalının üretimini gerçekleştirdiği ürünler üzerinde müvekkilinin tanınmış "POLO" markasını müvekkilin izni olmaksızın haksız ve hukuka aykırı olarak kullandığını ve satışını gerçekleştirdiğini ileri sürerek, müvekkilinin tescilli markasına tecavüzün önlenmesine, durdurulmasına vesonuçlarının giderilmesine, davalının haksız eylemlerine son verilerek şekil görselini/benzerini taşıyan tüm ürünlerin vs. tanıtım araçlarının toplatılmasına, bu ibarenin her türlü ürün, tanıtım aracından çıkartılmasına, bunun imkansız olması halinde bunların imhasına, davalının, müvekkili marka hakkına ihlali neticesinde ortaya çıkan haksız rekabetinin men’ine, haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına şimdilik 50.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin, dava konusu edilen markasının kendi adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 2017/86186 numara ile tescil edildiğini, davacı tarafın iddiasının aksine, davacı taraf adına tescilli marka ile müvekkilinin şekil markası arasında iltibas oluşturacak kadar benzerlik olmadığını, davacı markalarının tanınmış oldukları iddiasının yerinde bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı adına tescilli at üstünde polo oyuncusu figürlü şekil markası ile dava konusu davalı kullanımları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğu, davalı kullanımlarındaki polo sopasının aşağıda olması ve polo oyuncusunun sola değil sağa bakmasının, markalar arasındaki karıştırılma tehlikesini ortadan kaldıracak mahiyette olmadığı, ayrıca davalı tarafından şekil markası ile POLO ORJİNAL ibarelerinin birlikte kullanılmasının iltibası artırıcı nitelikte olduğu, davacı markalarının çantaları da kapsayan 18 inci sınıfta tescilli bulunduğu, davalıya ait markasal kullanımların ise “çanta” üzerinde gerçekleştiği, davalının, adına tescilli marka bulunduğu ve bu nedenle kullanımlarının davacının marka haklarına tecavüz teşkil etmediği yönünde savunmada bulunmuş ise de 6769 sayılı Kanun'un 155 inci maddesi uyarınca davalının bu markaya dayanamayacağı, eylemin süresi, davacı markasının tanınmışlığı, davalının ticari iş hacmi dikkate alınarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci maddesi uyarınca 35.000,00 TL maddi tazminatın hakkaniyete uygun görüldüğü, yine eylemin süresi, davacı markasının tanınmışlığı, davacının mesleki itibarı gözetildiğinde 10.000,00 TL manevi tazminatın takdir edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının tescilli markasına davalı tarafından yapılan tecavüzün men'ine ve ref'ine, davalının marka görselini taşıyan tüm ürünlerinin, tanıtım araçlarının toplatılmasına, bu ibarenin her türlü ürün tanıtım araçlarından çıkartılmasına, bu mümkün değil ise imhasına, davalının marka ihlali nedeniyle haksız rekabetin menine, haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, 35.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilin markasal kullanımın tecavüz olarak nitelendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, taraf markalarının aynı ya da ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadıkları gibi aralarında iltibas tehlikesinin de bulunmadığını, davacı şirkete ait markaların tanınmış olduklarının ispat edilemediğini, müvekkili kullanımının tecavüz teşkil ettiğinin kabulü anlamına gelmemekle birlikte yapmış olduğu ekonomik faaliyetten hiçbir gelir elde edemediğini, ek raporda da, "dosya kapsamı dikkate alındığında 6098 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince polo ibaresinin çanta faaliyetinde kullanımı için uygun maddi tazminatın 3.000,00 TL'den aşağı olmaması gerektiği" kanaatinin belirtildiğini, buna rağmen Mahkemece belirlenen maddi tazminatın, hakkaniyet ve marka hukuku kaidelerine aykırı kaldığını, tespit edilen manevi tazminat tutarının da oluşa, somut duruma ve marka hukuku kaidelerine uygun olmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu davalı kullanımlarının, davacı adına tescilli markalarla karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzer olduğu, davalı kullanımlarının gerçekleştiği "çanta" mallarının da davacı markalarının kapsamında yer alan mallarla benzer bulunduğu, buna göre davalı eylemlerinin davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz teşkil ettiği ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6769 sayılı Kanun'un 155 inci maddesi uyarınca davalının adına tescilli markaya savunma gerekçesi olarak dayanamayacağı, dava konusu eylem nedeniyle davacının tercihi doğrultusunda anılan Kanun'un 151 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca davacının zararının tespitinin mümkün olmadığı, bu itibarla davacı markasının ayırt edici niteliği ve tanınmış olması, dava konusu ihlalin kapsamı ve boyutu ile somut olayın özellikleri dikkate alındığında Mahkemece 6098 sayılı Kanun'un 50 nci maddesi uyarınca takdir edilen maddi tazminatın hakkaniyete uygun bulunduğu, yine hükmolunan manevi tazminatın da somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun olduğu, anılan Kanun'un 50 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkimin, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirlemesi gerektiği, İlk Derece Mahkemesince bu yönden de bilirkişi raporu alınması doğru değil ise de bu yanlışlığın İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını gerektirmediği, bu yönden alınan bilirkişi raporundaki değerlendirmelerin ise hukuki bir değerinin bulunmadığı, açıklanan nedenlerle bu yöne ilişkin davalı istinafının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin markasal olarak kullanımının tecavüz olarak nitelendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bütünsel olarak incelemenin yapılması gerektiğini, taraf markalarının aynı ya da ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadıkları gibi aralarında iltibas tehlikesinin de bulunmadığını, davacı tanınmışlık iddiasında bulunsa dahi bu iddianın davacı lehine hak teşkil etmesinin mümkün olmadığını, davacının tanınmışlık iddiasına ilişkin dosyaya yeterli delil sunmadığını, müvekkil aleyhine hükmedilen tazminatın hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamında gelmemek kaydıyla müvekkilinin ticari faaliyetten hiçbir gelir elde etmediğini, küçül bir işletme olduğunu, bilirkişi raporlarında da görüleceği üzere ticari faaliyetlerinden ciddi zarar görmüşken tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, manevi tazminatın bir tarafı zenginleştirirken diğer tarafı fakirleştirmek maksadı güdemeyeceğini, davacı yanın kişisel varlığına gelen bir halelin ispatı yapılmadan, davalı tarafın davacı yanın ticari ve kişisel itibarını ne şekilde zedelediği gerekçelendirilmeden hükmedilen manevi tazminatın hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, marka hakkına tecavüzün önlenmesi, durdurulması, haksız rekabetin meni ile maddi ve manevi tazminat ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları, 155 inci maddesi, 151 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi.

3.6098 sayılı Kanun'un 50 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

01.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.