11. Hukuk Dairesi 2022/6313 E. , 2024/2880 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI :2020/1476 Esas, 2022/998 Karar
HÜKÜM :Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI :2016/342 E., 2019/466 K.
Taraflar arasındaki markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni, refi, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekili istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; emlakçılık sektöründe faaliyet gösteren müvekkilinin 1995 yılında şirket adına ticaret siciline kaydını yaptırdığını ve bu alanda Türkiye çapında tanınmış ve önde gelen firmalardan biri haline geldiğini, müvekkili tarafından ayırt edicilik kazandırılan tescilli ve tanınmış “... Emlak” markasının davalı tarafından aynı sınıf ürün ve hizmetlerde hukuka aykırı şekilde kullanımının öğrenilmesi üzerine durdurulması için ihtar çekildiğini ancak kullanımın devam ettiğini, bu hususunun marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, davalının taşınmaz değerleme işinin de emlakçılık işinin bir parçası olduğunu, bu durumun müvekkilinin markasıyla iltibas yarattığını, davalının eyleminin aynı zamanda haksız rekabet anlamında da hukuka aykırılığa sebebiyet verdiğini, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (556 sayılı KHK) markaların haksız rekabete karşı özel olarak korunması amacını taşıdığını, bu itibarla “... Emlak” markasının aynı ya da benzer kullanım biçiminin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesinin beşinci bendinde açıklandığını, iyi niyet kurallarına aykırı sayılan hareketlerden olması sebebiyle haksız rekabete ilişkin hükümlerle de bağdaşmadığını, müvekkilinin yıllar boyu edindiği itibarı haksız ve hukuka aykırı bir biçimde kullanıldığını ve itibarının zedelenmesine de zemin hazırlandığını ileri sürerek davalının, müvekkiline ait “... Emlak” tescilli markasına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile tescilli markalara tecavüzün ve haksız rekabetin ref’ine ve men’ine, davalının bundan böyle, müvekkiline ait söz konusu “... Emlak” markasını veya markayı anımsatacak/iltibas oluşturacak herhangi bir ibare taşıyan ürünleri kullanmamasını ve satmamasını, “... Emlak” markasını tanıtma vasıtası içeren tabela, dekarasyon, mobilya, ilan, kartvizit vs. basılı tanıtım malzemeleri ile ilgili her türlü malzemenin kullanımının sona erdirilmesini, söz konusu malzemelerin masrafı karşı taraftan alınmak suretiyle toplayarak imha edilmesini, davalının mali durumunun bilirkişi marifetiyle incelenmek suretiyle çıkacak hesaba göre 100,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminata ihtarın tebliğ tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle birlikte mahkum edilmesine, haklı davalarının kabulüne karar verilmesinin ardından masrafın davalıdan alınması suretiyle söz konusu mahkeme ilamının yurt çapında yayın yapan tirajı yüksek bir gazetede ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin kurulduğu günden bu yana mevzuatlarına uygun olarak elde edilen çeşitli yetki ve lisanslar çerçevesinde değerleme hizmeti verdiğini, emlaçılık/emlak danışmanlığı/emlak komisyonculuğu sektörü ile gayrimenkul değerleme ve danışmanlık sektörünün birbirinden farklı faaliyet alanları olduğunu, "... Taşınmaz Değerleme ve Danışmanlık A.Ş.” ibaresinin müvekkili şirket adına tescilli ticaret unvanı olduğunu, tescilli ticaret unvanının müvekkili şirket tarafından kullanımının davacı şirket tarafından engellenemeyeceğini, müvekkili şirketin ticaret unvanının kullanımının davacı şirketin “... Emlak” ibareli markasının sağladığı haklara tecavüz oluşturmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirketin ticaret unvanını kullanması sebebiyle davacı tarafın tazminata ilişkin herhangi bir talep hakkı doğmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalının ticaret unvanı tescilinden yaklaşık 5 yıl 3 ay sonra ve internet sitesinde kullanımına başladığı 2011 tarihinden yaklaşık 5 yıldan fazla bir süre sonra markaya tecavüzle ilgili ihtarname çekip dava açtığı, geçen bu uzun süre içerisinde davalının kullanımlarına uzun bir süre sessiz kaldığı, davacının ticari bir şirket olarak bulunduğu piyasayı kollaması basiretli bir tacir olmanın gereği olduğu kullanımdan haberdar olabilecek konumda olduğu ve bu günkü teknik imkanlarla davalının tecavüz teşkil ettiğini iddia ettiği kullanımlarından kolaylıkla haberdar olabileceği, 5 yıl gibi uzun bir süre haberdar olmadığını iddia etmenin iyi niyetli sayılamayacağı, davacının davalı kullanımlarında haberdar olabilecek konuda iken davalının tecavüz teşkil eder kullanımlarına 5 yıl ve daha fazla suskun kalarak sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı, davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığı hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanarak kendi lehine hak sağlayamayacağından davalının kullanımlarınında ticaret unvanı ve tescilli markaları karşısında kötü niyetli bir kullanım olduğununu ileri sürülemeyeceği, 5 yıl ve daha fazla bir süre sonra açılan davada davacının uzun süreli sessiz kalması nedeniyle hak kaybına uğradığı kabul edilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) ikinci maddeden kaynaklanan genel kabul gören 'sessiz kalma nedeniyle hak kaybı' ilkesine göre dava hakkının hiçbir zaman sınırlaması olmaksızın sınırsız olarak tanınması hukuki güvenlik ve iyi niyet kuralları ile bağdaşmayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin susma yolu ile hak kaybına uğrandığına ilişkin kabulünün usul ve yasaya, yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 25 inci maddesinin altıncı fıkrasında hükümsüzlük talebinde bulunmak için hak düşürücü süre düzenlendiğini, sessiz kalma yoluyla hak kaybının uygulama alanı hükümsüzlük davaları olduğunu, bu dava dışındaki marka hukuku davalarında anılan madde uygulanmasının mümkün olmadığını, davalı tarafça yapılan marka tescil başvurusuna da itiraz edilmiş olup müvekkilinin davalı kullanımına sessiz kaldığının kabulünün mümkün olmadığını, ayrıca müvekkili şirketin İzmir'de şubesinin bulunması sebebiyle davalının kullanımlarından haberdar olabilecek durumda olduğu tespitinin de yerinde olmadığını, davalının sessiz kalma sebebiyle hak kaybı savunmasına dayanmadığı halde savunmanın genişletilerek resen bu kapsamda değerlendirme yapılması ve hüküm kurulmasının usul hukuku ilkelerine aykırı bulunduğunu, sessiz kalma yolu ile hak kaybı düzenlemesi dava konusu marka hakkına tecavüz iddiasına da uygulanacak ise de 5 yıllık sürenin müvekkilin davalıya ihtarname tebliğ ettiği tarihten itibaren hesaplanması gerektiğini, davalının marka hakkına tecavüz niteliğindeki fiilleri internet sitesinde yer alan kullanımlarından kaynaklanmakta olup gerek bilirkişi raporları, gerek gerekçeli kararda yer aldığı gibi davalının internet sitesi kullanımlarının 10.02.2011 tarihinden sonra en geç 2012 yılında başlamış olduğunu, davalının ticaret sicil gazetesindeki kuruluş ilan tarihine 5 yıl eklenerek sessiz kalma süresi hesaplanmasının hatalı bulunduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın gerekçesinde yer alan aleyhe hususların kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin davaya konu edilen fiili kullanımlarının "gayrimenkul değerleme ve danışmanlık hizmetleri" için olduğunu, davacının markasının ise yine "gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri" olduğunu, her iki tarafın hizmet sınıflarının aynı olmadığının kabulüne rağmen aralarında bir bağlantı ve benzerlik bulunduğunun tartışmasız olduğu tespitlerinin kabul edilebilir nitelikte bulunmadığını, müvekkil adına kayıtlı "rotatd "değer bilir"" ibareli markanın internet sitesindeki kullanımında vurgunun "..." ibaresinde olmasının (td harflerinin silik şekilde kullanımı) kabul edilemeyeceği, aynı zamanda müvekkilin ticaret unvanının "... Taşınmaz Değerleme ve Danışmanlık A.Ş." olmasına karşın, internet sitesinde "..." ibaresinin ön planda tutulması ve "A.Ş." ibaresinin kullanılmamasının, tescilli ticaret unvanı kullanımı olarak değerlendirilemeyeceği, zira, işbu kullanımda "..." ibaresinin asli unsur olduğu ve bu şekildeki kullanımın karıştırılma ihtimali yaratabilecek şekilde benzerlik yarattığı ve dolayısıyla bu şekildeki kullanımların marka hakkına tecavüz oluşturduğu tespitine katılmanın mümkün olmadığını, müvekkil şirket adına tescilli ticaret unvanının müvekkili şirket tarafından kullanımının davacı şirket tarafından engellenemeyeceği açık olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının kubulünde olan kullanım şeklinden davacının haberinin olduğu hususunun sadece internet sitesi alan adının alınma tarihi ile ispatlanamayacağı gibi bilirkişi raporunda belirlendiği üzere ilk arşiv kaydının tarihi olan 03.08.2012 tarihi esas alındığında da dava tarihi olan 03.08.2016 tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin dolmadığı sonucuna ulaşılması nedeni ile mahkemece sessiz kalma yolu ile hak kaybının bulunduğu yönündeki gerekçesi yerinde bulunmadığı, davalının davaya konu edilen fiili kullanımlarının 36. sınıftaki gayrimenkul, taşınmaz değerleme ve danışmanlık hizmetleri için olduğu, davacı markasının tescil kapsamında ise 36. sınıf gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetlerinin bulunduğu, dolayısıyla taraf hizmetleri arasında benzerlik olduğu, davalının www.rotatd.com.tr şeklindeki internet alan adı ve internet sitesi içeriğindeki ... Taşınmaz Değerleme ve Danışmanlık A.Ş. şeklindeki kullanımının davacı adına tescilli markadan doğan haklara tecavüz teşkil etmediği, buna karşılık davalı adına tescilli markanın "ROTATD değer bilir” şeklinde olmasına karşın, davalı tarafça internet sitesinde "TD" harflerinin silik olarak kullanılarak vurgunun "..." ibaresi üzerine yapıldığı, bu kullanım şeklinin davalının da kabulünde olduğu ancak tescilli markanın ayırt edici karakterini değiştirmesi nedeniyle kullanımın tescilli marka kullanımı olarak kabul edilemeyeceği, aynı şekilde davalının tescilli ticaret unvanının "... Taşınmaz Değerleme ve Danışmanlık A.Ş." şeklinde olmasına karşın internet sitesinde "A.Ş."nin kullanılmaması ve kullanımda "..." ibaresinin ön plana çıkarılarak adeta marka şeklinde konumlandırılması nedeniyle davalı sitesindeki kullanımın da tescilli ticaret unvanı kullanımı olarak kabul edilemeyeceği, bu nedenle davalıya ait www.rotatd.com.tr internet sitesi içeriğindeki bu kullanımların davalının tescilli marka ve ticaret unvanı kullanımı olarak kabul edilemeyeceği, davacı markası ile karıştırılma ihtimali yaratacağı ve davacının 2007 60684 sayılı "... Emlak Müşavirlik İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi" markasından doğan haklara tecavüz ettiği, davacının 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının b bendi uyarınca talep edebileceği zararının hesabı konusunda ise dosya kapsamında görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda belirtilen şekilde, 4.109,73 TL maddi tazminat talep edebileceğinin kabul edildiği, dava konusu olayda davalının eylemi ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları gözetildiğinde 5.000,00 TL manevi tazminatın uygun bir miktar olduğunun takdiri ile manevi tazminat talebinin bu miktar üzerinden kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak sureti ile davanın kabulüne, davalının davacıya ait "... EMLAK" ibareli markaya tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespiti ile tecavüzün ve haksız rekabetin refine, menine, 4.109,73 TL maddi tazminatın ihtarname tebliğ tarihi olan 05.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5.000,00 TL manevi tazminatın ihtarname tebliğ tarihi olan 05.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının haksız rekabet ve marka tecavüzü şeklindeki kullanımlarını içeren tabela, dekarasyon, mobilya, ilan, kartvizit vs. basılı tanıtım malzemeleri ile ilgili her türlü malzemenin kullanımının sona erdirilmesine, söz konusu malzemelerin üzerinden davalının tecavüz eden kullanımlarının silinmesine, bunun mümkün bulunmaması halinde masrafı karşı taraftan alınmak suretiyle imha edilmesine, masrafın davalıdan alınması suretiyle mahkeme kararının yurt çapında yayın yapan tirajı yüksek bir gazetede ilanına karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle: istinaf sebeplerine ek olarak taraf markaları açısından gerek görsel gerekse hizmet sınıfları bakımından benzerliğin olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 5 yıllık sessiz kalma süresinin göz ardı edilerek başlangıç tarihinde de hataya düşüldüğünü, İlk Derece Mahkemesi karar ve gerekçesinin yerinde olduğunu, denetime elverişli olmayan bilirkişi raporlarının hükme esas alındığını, bilirkişilerce davalı kullanım zamanının tespit edilmediğini, manevi tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni, refi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 55 nci maddesinin beşinci bendi.
3.556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin 6 nci fıkrası.
4.4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi.
5.6769 sayılı Kanun'un 25 inci maddesinin 6 ncı fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!