WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Temmuz 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/623 E.  ,  2023/4079 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1350 Esas, 2021/1972 Karar
HÜKÜM : Yeniden hüküm tesisi ile davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : Burdur 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/143 E., 2020/192 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından icra takibine konu edilen 102.000,00 TL bedelli, 15.05.2013 vadeli bononun bedelsiz olduğunu, davacı şirketin eski ortağı olan dava dışı ...'in imza yetkisinin 24.04.2012 tarihinde kalktığını, dava konusu bononun şirket yetkilisi tarafından keşide edilmediğini, senet lehtarı hakkında açılmış ceza davası olduğunu ileri sürerek 102.000,00 TL bedelli, 15.05.2013 vadeli bonodan dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu senette nakden ibaresi olduğunu, davacının sadece senetteki yazılı borç sebebine dayanabileceğini, senedin illetten mücerret olduğunu, davaya konu borcun olmadığının ya da itfa ve ihmal edildiğinin aynı kuvvette yazılı delil ile davacı tarafından kanıtlanması gerektiğini, ceza davasında herhangi bir sahtecilik iddiasının olmadığını, bu nedenle hukuk mahkemesini bağlamayacağını savunarak davanı reddine ve tazminata karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/297 E., 2015/283 K. sayılı kararında "...sanık ...'in diğer sanık ...'dan, şirketin devir tarihinden önce para ya da inşaat malzemeleri aldığı, toplamda 102.000,00 TL borcunun oluştuğu, borca karşılık sanık ...'in ...'a vermek üzere 15.05.2013 ödeme tarihli 102.000,00 TL bedelli senet düzenlediği, ancak şirketteki hissesini devir etmesine rağmen şirketin yetkilisiymiş gibi senet düzenleyerek sanık ...'a verdiği; sanık ...'ın şirketin devredilip devredilmediğinden haberdar olmadığı, sanık ...'den bireysel alacağının olduğu, sanık ...'in de ...'a kendi şahsi borcunun olduğunu kabul edip bu yönde savunmalarda bulunduğu, şirket kaşesini senede vurmadığını iddia etmiş ise de, sanık ... bizzat sanık ...'in şirket kaşesini vurduğunu beyan ettiği ve borçlu kısmında da şirketin kaşesinin olması nedeniyle beyanlarına itibar edilmediği, sanık ...'in tanıklar yanında da borcun kendi şahsi borcu olduğunu, ödeyebileceğini düşündüğü için şirket kaşesini de bastığını, sanık ...'in buradaki amacının borcu olan sanık ...'a şahsi borcu dışında şirketi de eklemek suretiyle daha güvenceye alır şekilde ...'ı bir nevi borcun ödenmesinde güven sağladığı, sanık ... 102.000,00 TL borcu hiçbir zaman inkar etmediği, böylece sanık ...'ın şirketin devrinden sonra şirketi borçlandırma gibi bir bilgi ve kastının bulunmadığı, buna göre her ne kadar sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılıktan dava açılmış ise de, atılı suçları işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin inandırıcı delillere rastlanmadığı, böylece atılı suçların bu sanık yönünden sabit olmaması nedeni ile Mahkememizce sanığın CMK 223/2-e maddesi gereğince ayrı ayrı beraatine karar vermek gerekmiş" denildiği, kararın temyiz isteminden vazgeçme nedeni ile 23.01.2020 tarihinde kesinleştiği, ceza mahkemesi kararlarının hukuk davasına etkisini düzenleyen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 74 üncü maddesi uyarınca hukuk hakiminin ceza mahkemesinin maddi anlamda kesin hüküm teşkil eden kararları ile bağlı olduğu, bu kapsamda gerekçeye göre davaya konu bononun davacı şirket tarafından düzenlenmemiş olduğu anlaşıldığına göre söz konusu senet sebebiyle davacı şirket aleyhine başlatılan borç sebebiyle davacının borçlu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne davacının Burdur İcra Müdürlüğünün 2014/1431 sayılı dosyasındaki 15.11.2011 tanzim tarihli 15.05.2013 vade tarihli 102.000,00 TL miktarlı bonodan ve işlemiş faizinden dolayı davalıya karşı borçlu olmadığının tespitine, şartları oluşmadığından kötü niyet tazminatının reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; takibe konu borcun 112.249,60 TL olduğunu, davacı tarafın 102.000,00 TL üzerinden dava açtığı, harç tamamlatılmadan karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ceza mahkemesinde tespit edilen maddi olguların müvekkili lehine olduğunu, müvekkili hakkında beraat kararı verildiğini, dava konusu senedin dava dışı ... tarafından müvekkiline verildiği ve şirket kaşesinin bizzat şirket yetkilisi ... tarafından vurulduğunun kabul edildiği, bu tespitler dikkate alınmadan karar verildiğini, dava konusu bononun düzenleme tarihi 15.11.2011 olup bu tarihte dava dışı ...'in şirket yetkilisi ve ortağı olduğunu, şirketle ilişkisinin 24.04.2012 tarihinde son bulduğunu, bu tarihten önce düzenlemiş olduğu senedin geçerli olduğunu, şirketi bağladığını, davacı ile dava dışı şirket arasındaki iç ilişkinin müvekkilini bağlamadığını, 6098 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi gereği ticari mümessilin imzaladığı senetlerin iyi niyetli 3. kişiler bakımında işletmeyi bağlayacağını, senedin illetten mücerretliği ilkesinin dikkate alınmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu bononun şirket adına dava dışı şirket yetkilisi ... tarafından keşide edildiği, bonodaki keşide tarihinin 15.11.2011 tarihi olduğu, Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/297 E. ve 2015/283 K. sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda tespit edilen maddi vakıalar ile hüküm sonucuna göre, şirket yetkilisi ...'in, şirketi devretmiş olmasına rağmen şahsi borcu için bono düzenleyip şirket kaşesini bonoya basmak suretiyle resmi evrakta sahtecilik suçunu işlediği kabul edilip cezalandırıldığı, resmi belgede sahtecilik suçundan dolayı verilen ceza hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği, bu kararın kesin hüküm teşkil etmediği anlaşılmakta ise de lehtar Ömer Altındağ'ın Cumhuriyet Savcılığında 20.10.2014 tarihinde vermiş olduğu ifadesinde senedin 2013 yılı içerisinde kendisine verildiğini ifade ettiği, şirket adına düzenlenen senedin şirket ortağı ve yetkilisi olan ...'in şirketteki hissesini 24.04.2012 tarihinde Şeref İlhan'a devredip şirketteki yetkisinin sonlanmasından sonra geçmiş tarihli olarak düzenlendiği, dava konusu senetten dolayı menfi tespit isteminin kabulüne karar verilmesinin doğru olduğu, ancak davanın takibe konu senet miktarı 102.000,00 TL üzerinden açıldığı ve bu tutara göre harç yatırıldığı, dava değeri 102.000,00 TL olduğundan buna göre hüküm kurulması gerekirken talepten fazlaya olacak şekilde işlemiş faizden dolayı da borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yeniden hüküm kurulmasına, buna göre, davanın kabulüne, davacının Burdur İcra Müdürlüğünün 2014/1431 sayılı dosyasındaki 15.11.2011 tanzim tarihli 15.05.2013 vade tarihli 102.000,00 TL tutarlı bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine, şartları oluşmadığından kötü niyet tazminatının reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf aşamasındaki itirazlarını yineleyerek, ilaveten davacının bu davadaki gibi benzer bir olayla ilgili olarak ödeme yapmasının zımni kabul olduğunu, işbu davadaki itirazının hakkın kötüye kullanılması olduğunu, istinaf itiraz sebeplerinin değerlendirilmediğini ve neden değerlendirilmediğinin gerekçelendirilmediğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kambiyo senedinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

03.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.