11. Hukuk Dairesi 2022/6188 E. , 2024/2500 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1446 Esas, 2022/727 Karar
DAVALILAR : 1....
2.Titan Makine Maden İnşaat İmalat İthalat ve İhracat ve San. Tic. Ltd. Şti.
3. TMS Titan İnşaat Turizm ve San. Tic. Ltd. Şti.
4. ... vekilleri Avukat ...
HÜKÜM :Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2015/735 E., 2021/58 K.
Taraflar arasındaki haksız rekabetten kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin inşaat ve iş makinaları sektöründe ticari faaliyetlerine devam ettiğini, distribütörlüğünü yaptığı sektörün en önemli firmalarının aniden 2014 yılının başında müvekkili ile aralarındaki distribütörlük anlaşmalarını sona erdirdiklerine ilişkin ihtarnameler gönderdiğini, müvekkili firmanın tüm eski çalışanlarının aynı görev ve pozisyonlarda davalı tarafta işe başladığını, Anadolu ve İç Anadolu bölgelerinde davalı tarafça haksız rekabet eylemlerinin yürütüldüğünü ileri sürerek, davalıların haksız rekabet eylemleri neticesinde müvekkili firmanın uğradığı maddi zarar ve mahrum kalınan karın tespitine, tespit edilen zararın ve 1.000,00 TL manevi tazminatın, haksız fiilin başladığı 30.08.2014 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte tahsiline, hüküm özetinin ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacı şirketin mali ve fınansal açıdan durumunun son yıllarda hızla düşüş gösterdiğini, bu kötüye gidişin davalının sebebiyet veremeyeceği kadar büyük ölçekte olduğunu, davacının küçülme yolunda işçi ve personel azaltımı yoluna gittiğini, birçok çalışanın iş akdinin "yurtdışı markalarında yaşanan azalma sebep gösterilerek” feshedildiğini, davacı şirketin kendinden kaynaklı sebeplerle distribütörlükleri ile ilgili faaliyet alanını kaybettiğini, gelinen noktada distribütörlüklerin sona erdirilmesinin, davacı şirketin kendi yönetim politikalarının ve yanlış stratejilerinin, şirketin içinde bulunduğu grubun mali açıdan geldiği noktanın, ticari yaşamda oluşturduğu güven kaybının bir sonucu olduğunu, davalının eylem ve işlemleri arasında kurulmak istenen illiyet bağının, suni bir bağ olmaktan öteye gidemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 19.10.2004 tarihli sözleşmenin rekabet yasağına ilişkin 4 üncü maddesinin (d) bendinde, yer konusunda bir sınırlandırma olmadığından, rekabet yasağına ilişkin bu düzenlemenin geçerli kabul edilemeyeceği, bu sebeple davacı yanın cezai şart talebinin yerinde olmadığı, dosya içeriğinde yer alan bilgi ve belgelerden haksız rekabet oluştuğuna dair bir tespitin yapılamayacağı ve zarar miktarının tespit edilemeyeceği, davacı tarafın dava dilekçesinde belirtmiş olduğu, 15 işçinin 8'inin davalı taraf bünyesinde çalışmaya başladığı, anılan çalışanların istifasında davalı tarafın rol aldığı iddiasına ilişkin bir bilgi veya belgeye rastlanılmadığı, toplamda 60 personelin davacı şirketten istifa ettiği, söz konusu istifa tarihlerinin 2014 yılının 5-11 inci ayları arasında gerçekleştiği, davacı tarafın anılan distribütörlük sözleşmelerinin (sumitomo, amman, hyster..) çalışanların istifasından önce sona erdiği, dosyaya sunulan davaların davacı ile dava dışı işçiler arasında imzalanan sözleşme kapsamındaki rekabet etmeme yasağı hükümlerinden kaynaklandığı gerekçesiyle isptalanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı tarafa geçiş yapan personellere ilişkin dava dosyalarında dahi mizan karşılaştırması yapılarak, müvekkili firma müşterilerinin davalı firma ile çalışmaya başladığının tespit edildiğini, müvekkili firmadan ayrılarak davalı firmaya geçiş yapan personellerin iş konumları da dikkate alındığında, müşteri portföyü ve bilgilerini haiz olmaları sebebi ile müvekkili firma müşterilerinin davalı firmaya geçişi arasında illiyet bağının kurulduğunu ve davanın kabulüne karar verilip, istinaf itirazlarının reddedildiğini, müvekkilince sunulan somut verilere dayalı deliller incelenmeksizin, eksik inceleme yapılarak rapor tanzim edildiğini ve ilk derece mahkemesince de işbu raporun hükme elverişli olduğuna dair hüküm oluşturulduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, her ne kadar davacı şirkette çalışan işçilerden 8 kişinin davalı TMS Titan Ltd. Şti.'nde işe başladığı davalı tarafın da kabulünde ve bunlardan ..., ... ve ... aleyhine açılan rekabet yasağı sözleşmesine aykırılığa dayalı davalar kabul edilip kesinleşmiş ise de, anılan davaların 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'un (6098 sayılı Kanun) 444 ve 445 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezai şartın tahsili istemine ilişkin olduğu, bu türden davalarda davacı şirketin zarara uğramasının gerekmediği, sözleşmeye aykırılığın ve zarar tehlikesinin varlığının ispatının yeterli bulunduğu, anılan işçilerin tamamının kısa bir süre sonra da dava dışı TSM Global Turkey A.Ş.'ne geçtiği, işbu davada haksız rekabet fiilinde bulunulduğunun kabul edilebilmesi için, anılan işçilerin davacıdan istifalarında davalı şirketlerin rol aldığının kanıtlanmasının gerektiği, dosya kapsamında bu yönde hiçbir delilin bulunmadığı, dolayısıyla davacının çalışanları aleyhine açılan rekabet yasağına aykırılık davalarında verilen kararların, işbu davada davalı şirket aleyhine sonuç doğurmasının mümkün olmadığı, yine aynı nedenle davalıların hiçbir suretle taraf olmadığı, dava dışı TSM Global Turkey A.Ş. ile ... aleyhine açılan ve İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/628 E. sayılı dosyası üzerinden görülen haksız rekabet davasının veya dava dışı çalışanlar hakkında İstanbul Anadolu C.Başsavcılığınca verilen 06.12.2019 tarih ve 2017/87069 Soruşturma no'lu 2019/122830 K. no'lu kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının kesinleşmesinin beklenmesine gerek bulunmadığı, esasen işbu davanın temelinin davalı TMS Titan Ltd. Şti.'nin dava dışı TSM Global Turkey A.Ş.'nin bayisi olduğu ve anılan şirketle birlikte hareket ederek davacıyı zarara uğrattığı iddiasına dayandığı, ancak dosya kapsamında davalının şube çalışanı T.A. 'nın internette yaptığı bir açıklamanın dışında, bu yönde başkaca hiçbir delilin bulunmadığı, buna karşılık davalılar vekilince de anılan kişinin müvekkili adına açıklama yapmaya yetkili olmadığının bildirildiği, kaldı ki aynı sektörde iş yapan şirketlerin birbirleri ile zaman zaman ilişkide bulunmalarının tabii bir durum olduğu, davalı şirketlerin dava dışı TSM Global Turkey A.Ş. ile distribütörlük ilişkisinin olduğunun veya organik bir bağ içinde bulunduğunun kanıtlanamadığı, kaldı ki davacının da gerek davalı TMS Titan Ltd. Şti. gerekse dava dışı TSM Global Turkey A.Ş. ile zaman zaman yüksek bedelli ticaret yaptığının savunulduğu, yine her ne kadar davacı vekilince mahkemece mizan karşılaştırmasının yapılmadığı savunulmuşsa da, mahkemece görüşüne başvurulan 03.09.2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda, tüm tarafların ticari defterlerinin incelenmesi suretiyle davalı tarafın haksız rekabet teşkil edecek bir fiilinin tespit edilemediğinin bildirildiği, yine davacı vekilince sektörün en önemli firmalarının aniden 2014 yılının başında müvekkili ile aralarındaki distribütörlük anlaşmalarını sona erdirdikleri, bundan da davalıların sorumlu bulunduğu ileri sürülmüşse de, dosyaya sunulan TMSF'nin 01.06.2017 tarihli yazısında, davacının Çukurova Grubuna dahil borçlu şirketlerden olması nedeniyle tüm mal, hak ve alacaklarının üzerine, 2013 yılında ihtiyati haciz konulduğunun, sonradan zorunlu ödemelerin yerine getirilmesini teminen ihtiyati haczin kısmen kaldırıldığının, kalan kısım üzerinde ise haciz uygulamasının devam ettiğinin bildirildiği, sonuçta mahkemece davalıların haksız rekabet teşkil eden fillerinin bulunduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizliğin bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, haksız rekabetten kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 54 üncü ve devamı maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!