WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/6180 E.  ,  2024/2626 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/192 Esas, 2022/864 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2013/102 E., 2018/362 K.

Taraflar arasındaki asıl davada faydalı modele tecavüzün durdurulması, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat birleşen davada ise faydalı model belgesinin hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı/karşı davalı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2003 yılından bu yana enfeksiyöz maddeler ile bu maddeleri taşıdığından şüphe duyulan enfeksiyöz tanı örneklerinin paketlenmesi ve taşınması maksatlı medikal ürünler üretip pazarladığını, 2011 yılının Mart ayında "köşe buz akülü taşıma kabını" tasarlayarak üretime geçtiğini, tasarlanan ürünün ... Sağlık Bakanlığına (BSB) 25.10.2010 tarihli ve 27710 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Enfeksiyöz Madde ile Enfeksiyöz Tanı ve Klinik Örneği Taşıma Yönetmeliğinde (Yönetmelik) yazılı uygunluk şartlarından geçerek sertifika alımı için gönderildiğini, BSB tarafından verilen sertifika ile 2011 yılının Haziran ayında Kayseri Halk Sağlığı Müdürlüğünün ihalesine bu ürün ile katıldıklarını, ihale sürecinde sergilenirken davalının bu kabı görmüş olduğunu düşündüklerini, geliştirilen ürün için 05.03.2012 tarihinde faydalı model (FM) belgesi almak için TÜRKPATENT'e başvurduklarını, 22.10.2012 tarihinde başvurunun yayınlandığını, 06.03.2013 tarihinde faydalı model belgesi verilmesine karar verildiğini, başvuru tarihinden bu yana davalı ile karşılıklı girdiği ihalelerde, bu ürünün davalı tarafından müvekkilinden izinsiz üretildiğini ve piyasaya sunulduğunu tespit ettiklerini, başvurunun yayın tarihi olan 22.10.2012 tarihinden beri bütün ihalelere müvekkiline ait ürün ile katıldığını, karşılıklı ihalelerde olması gerekenden daha düşük fiyat vermek suretiyle ve müvekkilin katılmadığı ihalelerde ise farklı ve yenilikçi olan ürünün kurumlara cazip gelmesi nedeniyle haksız kazanç elde ettiğini, bunun mahkemece yerinde yapılacak tespitlerle gerekse gerekli kurum ve kuruluşlara yazılacak müzekkereler ile tespit edileceğini, ihalelerde müvekkiline ait sertifika numarasını kullandığını, müvekkilinin izni olmaksızın buluş konusu ürüne kısmen veya tamamen üreterek tecavüz fiilini işlediğini, FM konusu ürünü kendi internet sitesinde kendi ürünüymüş gibi sergileyip satışa sunduğunu, müvekkilini zarara uğrattığını ve haksız kazanç elde ettiğini belirterek davalının, müvekkiline ait FM hakkına tecavüz teşkil eden eylemlerinin durdurulması ile önlenmesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107 nci maddesi uyarınca şimdilik 5.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi talep etmiş, 20.09.2017 havale tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini 8.128,08 TL'ye yükseltmiştir.

II. CEVAP
Davalı/karşı davacı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 1980 yılından beri çeşitli medikal ürünleri retip piyasaya sürdüğünü, bunların ticaretini yaptığını, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşların Bio Taşıma Ünitesine ihtiyaç duyduğunu, Yönetmelik gereği şartnameler hazırladıklarını, müvekkil firmaya da teklifte bulunmaları üzerine yönetmelik ve şartnamelerde belirtilen ihtiyaç doğrultusunda bio taşıma ünitelerinin iç ve dış kapları ile plastik buz akülerinin çizim ve kalıplarını hazırlatarak ürettiğini, kaliteli malzemeden yapılıp daha düşük maliyele üretildiğinden kurumların müvekkili tercih ettiklerini, ... Ambalaj Enstitüsünden 06.04.2011 tarihli test raporunu aldığını, davacının test rapor tarihinin ise daha sonraki bir tarih olan 16.08.2011 tarihli olduğunu, davacının FM belgesi için başvuru yaptığı tarihten çok önceleri müvekkilini ürünü geliştirip piyasaya sunduğunu, davacı FMsinin yeni olmadığını, faydalı model belgesi verilemeyeceğini, FM e konu buluşun özünü müvekkile ait ürünlerin tarifname, resim ve modellerinden izinsiz aldığını, bu nedenle müvekkile karşı ileri sürülemeyeceğini, FM'nin hükümsüzlüğü istemiyle dava açıldığını, hükümsüzlük davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

Birleşen davada davalı/karşı davacı vekili dava dilekçesinde; Yönetmelikte, taşıma sırasında soğuk zincir olarak kuru buz kullanıldığında uygun paketlemenin nasıl yapılacağının düzenlendiğini, davalının da müvekkil ile aynı medikal ürünlerin ticaretini yapan bir firma olup, müvekkili ile haksız rekabet içerisinde olduğunu, müvekkil tarafından üretilen ürünlerin üretilmemesi ve piyasaya sürülmemesi için davacı/karşı davalıya ihtarname gönderilerek bu eylemlerine son verilmesinin istendiğini, soğuk zincir taşımalarında iç kap ile dış kap arasına buz aküsü konulmasının eskiden beri bilinen bir yöntem olduğunu, ancak ikinci kaba buz aküleri yerleştirildiğinde ikinci kabın kenarlarında boşluklar kaldığı için

istenilen ısının uzun süre muhafaza edilemediğini, Sağlık Bakanlığı tarafından bu sorunun dile getirilmesi üzerine müvekkil tarafından ikinci kabın köşelerine yerleştirilebilen köşe kısmı düzleştirmek suretiyle iç kabın yüzeyine bakan kenarı ise içbükey kavisli şekilde buz aküsü dizayn edildiğini, geliştirilen buz akülerinin tasarım çalışmalarının müvekkilinin siparişi üzerine DMS Metal Kalıp Çözümleri-... tarafından 2011 Ocak ayında başladığını, ilk sipariş ödemesinin 17.01.2011 tarihinde ilgili firmaya yapıldığını, 4 aylık çalışma sonucunda kalıpların hazır hale geldiğini, üretime başlanıldığını, ... firmasının 24.06.2011 tarihli faturası ekinde sözü edilen buz akülerinin fotoğrafının görüldüğünü, davalı tarafın ürününün buz akülerinin köşeli dizayn edilmiş olmasının gerçekte buluş niteliğinde olmayıp faydalı model belgesi verilmesini gerektirmediğini, Bulaşıcı Maddeleri Taşıma Sertifikası konusunda ... Ambalaj Enstitüsünden 06.04.2011 tarihli test raporunu aldığını, davacının test rapor tarihinin ise daha sonraki bir tarih olan 16.08.2011 tarihli olduğunu, davacının faydalı model belgesi için başvuru yaptığı tarihten çok önceleri müvekkilini ürünü geliştirip piyasaya sunduğunu, ayrıca buluşun yeni olmadığını belirterek 2012/02459 sayılı Köşe Buz Akülü Taşıma Kabı adlı faydalı model belgesinin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen davada davalı/karşı davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; karşı tarafın test raporunu ayrıntıları ile paylaşmadığını, ekte görüleceği üzere müvekkilin test raporundan daha önce tarihli olduğu iddia edilen sertifikalarda köşe buz aküsü değil kaset buz aküsünün dahi olmadığı, ice cooling olarak adlandırılan buz torbasının kullanıldığının net bir şekilde gözüktüğünü, 26.04.2011 tarihinde şap enstitüsü müdürüne 26.04.2011 tarihinde email ile köşe buz akülü taşıma kabının teknik çizim ve projelerini gönderdiğini, müzekkere ile bunun talep edilebileceğini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden; davalı ürünlerinin, davacının TR 2012 02459 Y sayılı faydalı model belgesi kapsamında olduğu ve tecavüz teşkil ettiği, bu nedenle davacının, davalının faydalı modele tecavüz oluşturan eylemlerinin men ve ref'i ile maddi ve manevi zararının davalıdan tahsilini talep edebileceği, davacının dava konusu tecavüz dolayısıyla talep edebileceği maddi tazminatın, 551 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 140 ıncı maddesinin b bendine göre 8.182,08 TL olarak hesaplandığı, faydalı model başvuru tarihi ile dava tarihini kapsar tazminat hesap yönteminin dosyadaki delil ve belgelere uygun olduğu, davadan sonraki dönemdeki zarar iddiasının ayrı bir davanın konusunu oluşturabileceği, manevi tazminat koşullarının da oluştuğu, 5.000,00 TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun bulunduğu, birleşen dava yönünden ise; davalı şirket adına tescilli 2012/2459 sayılı faydalı model belgesinin 05.03.2012 başvuru tarihi itibari ile yenilik özelliğini taşıdığı, her ne kadar hükme esas alınan 06.06.2017 havale tarihli bilirkişi raporunda, dosya kapsamındaki bir kısım faturaların delil olarak kabulü halinde dava konusu faydalı modelin yeni olmadığı açıklanmış ise de söz konusu faturalar ekindeki bu resimlerin 2012/2459 sayılı faydalı model belgesinin koruma kapsamındaki "köşe buz akülü taşıma kabı" ile ne ölçüde benzediğinin davacı tarafça kesin olarak kanıtlanmadığından bu belgelere dayalı dava konusu faydalı modelin yenilik kriterini taşımadığının kabul edilemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, davalı tarafın 2012/02459 sayılı faydalı model hakkına tecavüzünün durdurulmasına, önlenmesine, 8.128,08 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı/karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu eylem nedeniyle davalı tarafın, haksız kazanç elde ettiği miktarın, kararda belirtilenden çok daha fazla olduğunu, nitekim dosyaya sunulan 24.06.2016 tarihli raporda, 39.006,22 TL kâr kaybının hesaplandığını, davalı tarafın, söz konusu
satışlardan elde ettiği kâr oranının, mahkemece hüküm altına alınan miktardan çok daha yüksek olduğunu, ticaret yapan hiç kimsenin, kanun ile korunan bir hakkı, bu kadar az bir meblağ için ihlal etmeyeceğini, kaldı ki davalı tarafın, dava konusu ürünün bu defa aynı nitelikte benzerini yapmak suretiyle de tecavüzüne devam ettiğini, bilirkişi raporundaki faturaların eksik incelendiğini, tazminat hesaplaması yönünden dosyanın yeniden ele alınması gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının tazminat hükmü yönünden kaldırılmasını, itirazları doğrultusunda yeniden hesaplama yapılmasını istemiştir. Temyize cevap dilekçesinde; faturaların üstünde buzluk yazdığını, köşe buz aküsü olduğuna dair herhangi bir ibare olmadığını, fatura ekine müvekkile ait bir takım çizimler eklendiğini, davalının sürekli alış-veriş yaptığı anlaşılan firmalardan alınan ''bu fatura köşe buz aküsüdür'' şeklinde yazıların salt o firmalar beyanda bulundu diye gerçek olmadığını, bu belgelerin faturaya sonradan eklendiğini, davalının iddia ettiği fatura tarihlerinin 08.08.2011, 22.08.2011, 28.12.2011 olduğunu, test raporunun tarihinin 16.08.2011 olduğunu, sertifikanın ilk sayfasından örneklerin alınma tarihinin 12.07.2011 olduğunu, yani müvekkil ürününün davacı tarafından bu faturalardan önce üretildiğini, 12 ay önce açıklandığına dair iddiaları kabul etmediklerini, arge çalışmasının 12 ay önce olmasının yenilik unsurunu ortadan kaldırmayacağını, kurumun müvekkilin uygun ürün sunduğunu bildikleri için numune taleplerinin olmadığını,

2.Davalı/karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun sonuç kısmında da açıkça yer verildiği üzere, söz konusu raporun "Faturalar" başlıklı bölümünde incelemeye konu edilen faturalar ve ekli belgelerin, davalı yanın ürününün yenilik kriterini ortadan kaldırabilecek nitelikte olduğunu, eski tarihli faturaların, ekli görsellerin ve üretim yapan firmaların kaşeli ve imzalı beyanlarının yanında bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere Balıkesir İl Sağlık Müdürlüğünün teknik şartnamesinin 17.02.2011 tarihinde kamuyla paylaşıldığını, bu tarihin davacının faydalı model başvuru tarihi olan 05.03.2012 tarihinden geriye dönük 12 aylık sürenin öncesine geldiğini, böylece 551 sayılı KHK'nın 156/1 maddesine göre faydalı model belgesi başvurusuna konu olan buluşun, başvuru tarihinden önce Türkiye'de herkesin ulaşabileceği şekilde yazılı olarak veya bir başka yolla açıklanmış ve ülke çapında kullanılmış bulunduğundan, asıl davaya dayanak faydalı modelin yeni olmadığını, arge çalışmalarına başvuru tarihinden önce başlanıldığını, bu yönde ki itirazları dikkate alındığında tecavüz ve ferilerine ilişkin asıl davanın da reddinin gerektiğini, tazminat davasına ilişkin yapılan tüm incelemeleri ve yapılan hesaplamaları kabul etmediklerini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve asıl davanın reddi ile birleşen davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. 20.03.2023 havale beyan dilekçesi ile dava konusu ürünlerin benzer olmadığına dair başka mahkeme tarafından alınan bilirkişi raporunu sunduklarını beyan etmişler, ancak ekte bilirkişi raporu bulunamaktadır.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile birleşen dava yönünden, dava konusu faydalı modelin yenilik özelliğini haiz olduğu, bu nedenle hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı, dosya kapsamında alınan ilk iki bilirkişi raporunda da bu hususun açıklandığı, her ne kadar dosya kapsamında alınan üçüncü bilirkişi raporunda, dosya kapsamındaki bir kısım faturalara ekli görsellerin delil niteliğinde olduğu kabul edilirse faydalı modelin yenilik unsurunun ortadan kalkacağı açıklanmış ise de, ilk derece mahkemesince de kabul edildiği üzere, söz konusu faturalar ekindeki bu görsellerin, delil olarak kabul edilemeyecekleri, dava konusu faydalı modelin yeni olduğu, asıl dava yönünden ise davacı faydalı modeline davalı tarafından tecavüzde bulunulduğu, bu nedenle ilk istenebilecek maddi tazminatın mahkemece usulüne uygun biçimde hesaplattırıldığı, her davanın açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmesi esas olduğundan dava tarihinden sonra devam eden tecavüz nedeniyle bu davada tazminat istenemeyeceği ve bu döneme yönelik tazminat talebinin ayrı bir davanın konusunu teşkil edeceği gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı/karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı tarafın haksız kazanç elde ettiği miktarın karardan belirtilenden çok daha fazla olduğunu, kurumlardan gelen cevabi yazılar ve mevcut faturalar incelendiğinde davalı tarafın kurumlardan haksız satış sonrası kazandığı miktarın 234.04,50 TL olduğunu, dosyada birden fazla rapor alındığını, bu raporlarda gerekçe gösterilmeden kazancın farklı oranlarla bir çok defa düşürüldüğünü, neticede 8.128,08 TL gibi komik bir rakam çıktığını, nitekim dosyaya sunulan 24.06.2016 tarihli raporda 39.006,22 TL kâr kaybının hesaplandığını, internet sitelerinde ve birtakım kurumlarda açıklanan medikal ürünlere ait kar oranının %20 olduğuna dayanılarak hesaplamalar yapıldığını, bu oranın ihtal vs benzeri ürünleri için geçerli olduğunu, davalı tarafın doğrudan üretici ve temin eden konumunda olduğunu, aracı kullanmadan doğrudan kendilerinin temin ettiğini, toplu olarak doğrudan üretim yaptırmaları nedeniyle çok daha ucuz fiyatlardan kutuların parçalarını temin ettiklerini, bu şekilde yine kendilerinin birleştirdiği parçaların satışlarından yine arada aracı olmaksızın doğrudan kurumlara satışını yaptıklarını, bu nedenle davalı tarafın kar oranının daha yüksek olduğunu, hesaplamaların yanlış yapıldığına dair dair itirazlarını dikkate alınmadığını, davalı tarafın dava konusu ürünün benzerini yapmak suretiyle ihlaline devam ettiğini, buna dair ayrı dava açtıklarını, kimsenin kanun ile korunan bir hakkının bu kadar az bir meblağ için ihlal etmeyeceğini, zararın birliği ilkesinin mahkemelerce dikkate alınmadığını, buna göre aynı fiilden doğan zararların tümünün birbirinden bağımsız ayrı ayrı zararların toplamı olarak değil bir birlik olarak ele alındığını, tazminat hesabının zararın birliği ilkesine göre yapılması halinde zarar periyodik olarak arttıkça, her periyot için ayrı tazminat hesaplanamayacağını, tek fiilden doğan zararların tamamı için tek tazminat verilip talep edilebileceğini, gerçekleşen zararda malvarlığında bir eksilme meydana geldiğinden dava sebebi bulunurken, gelecekteki zararda malvarlığındaki artışın engellenmesi anı gelecekteki zararın gerçekleşmesi ile meydana geleceğinden dava sebebi bulunmadığını, ancak yine de zararın birliği ilkesi gereğince gerçekleşen ve gelecekteki zararlar, tek seferde birlikte ele alınıp dava edileceğini, zararın birliği ilkesine göre gerçekleşen ve gelecekteki bütün zararlar için tek bir dava sebebi olduğunu, elde edilebilecek bir kazançtan yoksun kalmayı ifade eden
gelir yoksunluğunun gelecekteki zarar şeklinde de gerçekleşebileceğini, çünkü gelir yoksunluğunun zarar hesabına esas alınan tarihte gerçekleşmemiş olabileceğini, bunun yanında karara konu olayda gelir yoksunluğunun gelecekte gerçeklemesine kesin gözüyle bakılacağını ve davacının gelir yoksunluğunu zararı öğrendiği anda öngörmediği iddia edilemeyeceğini, bu nedenle karara konu olayda muhtemel zararın söz konusu olmadığını, bunun yanında karara konu olay, zararın birliği ilkesinin istisnalarından birini de teşkil etmediğini, bütün bu nedenlerle haksız rekabet fiili nedeniyle uğranılan gelir yoksunluğunun dava tarihine kadar hesaplanması gerektiği kararı zararın birliği ilkesine aykırı olduğunu, haksız rekabetin neden olduğu zararın dava tarihinden sonraki dönem için hesaplanmasının, taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğu değerlendirmesinin yerinde olmadığını, müvekkilinin hukuki sonuca ilişkin talebinin tazminat olduğunu, bu nedenle taleple bağlılık ilkesine aykırılık olmadığını, dosyaya sunulan faturalardan davalı tarafın, dava açılmasına rağmen, ürünü haksız ve hukuka aykırı bir şekilde satmaya devam ettiğinin kanıtlandığını, dolayısıyla davalı tarafın, devam eden haksız eylemleri sonucu vermiş olduğu zararın, bir bütün olarak değerlendirilmesi ve zararın bu doğrultuda tek bir tazminat olarak hesaplanmasının elzem olduğunu, bilirkişi raporundaki faturaların eksik incelendiğini, davalı tarafında Kızılay'a ait ihaleye iki kere girdiğini, iki yarı ihaleyi kazandığını, farklı tarihlerde ürün teslim ettiğini, dosyaya iki farklı fatura sunulmasına rağmen tek fatura olarak değerlendirildiğini, itirazlarında bu hususu dile getirmelerine rağmen dikkate alınmadığını, tazminat hesaplaması yönünden dosyanın yeniden ele alınması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı/karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun sonuç kısmında da açıkça yer verildiği üzere, söz konusu raporun "Faturalar" başlıklı bölümünde incelemeye konu edilen faturalar ve ekli belgelerin, davalı yanın ürününün yenilik kriterini ortadan kaldırabilecek nitelikte olduğunu, müvekkilin faturalara ekli görselleri 17.01.2011 tarihinde köşeli buz aküsü kalıbı İzmir' de bilgisayar ortamında çizidiğini ve ilgili firmalara üretiminin yaptırıldığını, hal böyle olunca, davacı yanın faydalı model tarihinden önceki tarihli olan müvekkil şirket ürünü davacı yanın yenilik kriterini ortadan

kaldırdığını, Balıkesir İl Sağlık Müdürlüğünün teknik şartnamesinin 17.02.2011 tarihinde kamuyla paylaşıldığını, bu tarihin davacının faydalı model başvuru tarihi olan 05.03.2012 tarihinden geriye dönük 12 aylık sürenin öncesine geldiğini, 551 sayılı KHK'nın 156 ncı maddesinin birinci fıkrasına göre yeniliği ortadan kaldıracağını, bilirkişilerce Balıkesir İl Sağlık Müdürlüğünün teknik şartnamesinin belirsiz olduğu, müvekkil tarafından numune sunulup sunulmadığının belli olmadığı yönündeki iddialara ilişkin olarak; bahsi geçen ihalelere numune veya ürün görseli sunulmaksızın girilemeyeceğini, davacının faydalı model başvuru tarihinden önceki tarihte yapılan bu ihaleye davaya konu ürün ile katılan müvekkilin davacının faydalı model hakkına tecavüz ettiğini söylemek hukuk ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ürünün davacının buluşu olduğunu ve yenilik kriteri içerdiğini söylemenin mümkün olmadığını, böyle bir eksiklik var ise bu bilgilerin kurumdan sorulabileceğini, eksik inceleme yapıldığını, davacı vekilince ihaleye dava konusu ürünle katılındığının ikrar edildiğini, aksi durumda dahi ihale tarihinin 08.03.2011 olduğunu, kimsenin ihaleye 3 gün kala ürünü hazırlayıp şekillendiremeyeceğini, müvekkilin ürünü davacıya göre daha eski tarihli olduğundan ve davacının yenilik kriterini ortadan kaldırdığından bu yöndeki itirazlarımız dikkate alındığında tecavüz ve ferilerine ilişkin asıl davanın da reddinin gerekeceğini, bu bakımdan ilgili tazminat davasına ilişkin yapılan tüm incelemeleri ve tazminatın ilan öncesi/başvuru tarihi kabul ederek yapılan hesaplamasını ve bu hesaplamaya esas kalemleri kabul etmediklerini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada davacı tarafa ait 2012/2459 sayılı faydalı model belgesine konu ''Köşe Buz Akülü Taşıma Kabı'' isimli ürünü izinsiz üretmek suretiyle tecavüzün durdurulması, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat birleşen davada ise anılan faydalı modelin hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 6, 7, 9, 10, 45, 46, 47, 73, 83, 136, 137, 138, 140, 141, 142, 154, 155, 156, 157, 164, 165, 166 ncı maddeleri.

3.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54, 55, 56 ncı maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

01.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.