WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 15 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/6068 E.  ,  2024/2525 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/899 Esas, 2022/813 Karar

HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/374 E., 2020/68 K.

Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, 30.05.2019 tarihinde gerçekleştirilen olağan genel kurul toplantısına bizzat katılarak kararlara karşı muhalefet ettiğini, gündemin faaliyet raporunun müzakeresi ile ilgili 3. maddesi, bağımsız denetim raporunun müzakeresine yönelik 4. maddesi, şirketin 2018 yılı bilanço ve gelir tablosunun müzakeresi hakkında 5. maddesi, kâr dağıtımına ilişkin 7. maddesi, bağımsız denetim firması seçimine yönelik 8. maddesi ve genel kurul toplantı tarihinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun (6102 sayılı Kanun) 409 uncu maddesine uygun tespit edilmesi hususları hakkında olumsuz oy kullanıldığını ve her maddeye yönelik muhalefet şerhi yazıldığını, alınan kararların kanun, esas sözleşme ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ileri sürerek 30.05.2019 tarihinde yapılan olağan genel kurulda alınan kararların iptal edilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının şirkete karşı kötü niyetle dava açtığını, davacının dava dilekçesinde ilgili genel kurul kararları dolayasıyla ne tür bir zarara uğradığından, kendi çıkarlarının nasıl ciddi tehlikelere maruz kaldığından bahsetmediğini, davacının ileri sürdüğü tek hususun ilgili genel kurul kararlarına karşı muhalefet ettiği olduğunu, davacının açmış olduğu iptal davasının hangi hukuki gerekçeye dayandırdığı belli olmadığını, davacının kendisinin de üye olduğu yönetim kurulunu ibra ettiğini, bu nedenle iptal davasının kötü niyetli olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin 2018 yılı olağan genel kurul toplantısının 30.05.2019 tarihinde yapıldığı, 30.05.2019 tarihinde yapılan olağan genel kurulunda alınan faaliyet raporunun müzakeresi ile ilgili 3. maddesi, bağımsız denetim raporunun müzakeresine ilişkin 4. maddesi, şirketin 2018 yılı bilanço ve gelir tablosunun müzakeresi hakkındaki 5. maddesi, kâr dağıtımına ilişkin 7. maddesi, bağımsız denetim firması seçimine ilişkin 8. maddesinin oy çokluğu ile kabul edildiği, davacının söz konusu kararlara muhalif kaldığı, genel kurul gündeminin 6. maddesi ile 2018 yılı faaliyetlerinden dolayı yönetim kurulu üyelerinden ..., ..., ... ve ...'nın oy birliğiyle ibra edildiği, toplantıya katılan davacının ibra kararına muhalif kalmadığı, olumlu oy kullandığı, bu şeklide yönetim kurulunun faaliyet raporu, şirkete ait bilanço ve gelir tablosu ile diğer işlemler yönünden sorumluluklarının bulunmadığı kabul edilerek yönetim kurulunu ibra ettiği, ibra edilen yönetim kurulunun söz konusu işlemleri yönünden davacının iptal davası açma hakkının bulunmadığı, nitekim 6102 sayılı Kanun'un 558 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ibra kararının, ibranın kapsadığı açıklanan maddi olaylara ilişkin olarak şirketin ibraya olumlu oy veren pay sahiplerinin dava hakkını kaldıracağı, söz konusu hükmün sorumluluk davasıyla ilgili olsa da genel kurul kararının iptalinde de kıyasen uygulanması gerektiği, davacının ibra kararına rağmen muhalif kaldığı kararların iptalinde hukuki yararının bulunduğunu ispat etmesi gerektiği, ancak mevcut davada ibra edilen yönetim kurulunun faaliyetleri ve işlemlerin iptalinde hukuki yararının bulunduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin aile şirketi görünümünde bir anonim şirket olduğunu, şirketin 15.10.2018 tarihli 2018/9 yönetim kurulu kararı ile müvekkilinin görev süresi dolmadan Antalya temsilciliği görevinden uzaklaştırıldığını ve 12.11.2018 tarihli genel kurul toplantısında hiçbir haklı gerekçe olmaksızın yönetim kurulu üyeliğinden alındığını, müvekkilince buna ilişkin genel kurul kararının iptali davası açıldığını, davanın halen derdest olduğunu, bu nedenlerle davaya konu edilen müvekkilinin kâr payı istemesi ve buna ilişkin kararın iptalini talep etmesinin ve yine muhalefet ettiği tüm diğer maddeler ile çoğunluk pay sahibi kardeşlerinin kendisine zarar vermelerine ve yine kendi çıkarları doğrultusunda şirket gelirlerini kullanma uygulamalarına engel olma amaçlı olduğunu, müvekkilinin yönetim kurulunu ibra ettiğinden bahisle 6102 sayılı Kanunun 558/2 maddesinin kıyasen uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu, anonim şirketlerde genel kurulun ibra kararı, yönetim kurulu üye ve yöneticileri için olası sorumluluktan kurtulma kurumu olduğunu, ibranın menfi borç ikrarı olduğunu, yönetim kurulu üyeleri hakkında açılacak sorumluluk davasında önem taşıdığını, ortaklık genel kurulunun verdiği geçerli ibra kararının ortaklığın sorumluluk davası açma hakkını ortadan kaldırdığını, çünkü ibranın, ortaklığın ilgili hesap dönemine ilişkin işlemler sebebiyle tazminat talebi bulunmadığını ikrar etmesi anlamına geldiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasınını ve davanın kabulünü istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava konusu genel kurulda yönetim kurulunun ibrasına ilişkin karara olumlu oy kullandığı, böylelikle ibra ile ilişkili olan yönetim kurulunun faaliyet raporu, şirkete ait bilanço ve gelir tablosu ile diğer işlemler yönünden sorumluluklarının bulunmadığını kabul ettiği, 6102 sayılı Kanun'un 558 inci maddesinini ikinci fıkrasında ibra kararının, ibranın kapsadığı açıklanan maddi olaylara ilişkin olarak şirketin ibraya olumlu oy veren pay sahiplerinin dava hakkını kaldıracağına dair hüküm gözetildiğinde ibra edilen yönetim kurulunun söz konusu işlemleri yönünden davacının iptal davası açma hakkının bulunmadığı, davacının ibra kararına rağmen muhalif kaldığı kararların iptalinde hukuki yararının bulunduğunu da ispatlayamadığı; ticaret sicil kayıtlarından anlaşıldığı üzere davacının davalı şirketin kuruluşundan dava konusu genel kurul toplantısı öncesine kadar davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olduğu, davacının yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde şirketin kâr dağıtımı yapmadığı, davacının daha önceki şirket genel kurul toplantılarında kâr dağıtımı yapılmamasına ilişkin kararlara karşı muhalif kalmadığı ve dava açılmaması nedeniyle bu yöndeki kararların kesinleştiği, şirketin yabancı kaynaklara finansman ihtiyacını azaltmak için kâr dağıtmamasının kanuna, ana sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olmadığı anlaşılmakla davacı yanca, yönetim kurulu üyesi olduğu önceki genel kurul toplantılarında alınan kâr dağıtımı yapılmaması kararlarına muhalefet edilmeyip, dava konusu genel kurul toplantısında alınan kâr dağıtımı yapılmamasına ilişkin kararın iptalini talep etmesinin iyiniyet kurallarına aykırı olduğu da gözetilerek ilk derece mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı şirketin aile şirketi olduğunu, müvekkilinin azınlık pay sahibi olarak dışlanmak istenildiğini, 12.11.2018 tarihli genel kurul toplantısında da hiç bir haklı gerekçe gösterilmeden müvekkilinin yönetim kurulu üyeliğine son verildiğini, çoğunluk pay sahipleri tarafından kâr payı dağıtımı yapılmadığını, kâr payı dağıtılmamasına gerekçe gösterilen kredi sözleşmesinin kâr payı ödenmesine engel olmadığını, davacının muhalif kaldığı kararların iptalini istemesinde hukuki yararı bulunduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 558 inci maddesi gereğince davacının dava açma hakkının bulunmadığı yönündeki mahkeme gerekçesinin hatalı olduğunu, mahkemece eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğini belirterek kararı bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6102 sayılı Kanun'un 445, 446, 447 ve 558 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Davacının kâr dağıtımı yapılmamasına ilişkin genel kurulda alınan 7 maddenin iptaline yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk derece mahkemesince davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacının işbu dava konusu genel kurul toplantısına kadar davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olduğu, davacının yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde şirketin kâr dağıtımı yapmadığı, davacının bu kararlara karşı muhalefet etmediği ve dava açmadığı, dava konusu genel kurul kararının iptalini talep etmesinin iyiniyetle bağdaşmadığı gerekçesiyle davacının istinafının esastan reddine karar verilmiştir.

Kural olarak bir sermaye şirketi türü olan anonim şirketler kâr elde etme ve dağıtma amacıyla kurulurlar. Kâr payı hakkı anonim şirketlerdeki temel ortaklık haklarının başında gelir. Kâr payının genel olarak düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 507 nci maddesinin birinci fıkrası "Her pay sahibi, kanun ve esas sözleşme hükümlerine göre pay sahiplerine dağıtılması kararlaştırılmış net dönem kârına, payı oranında katılma hakkını haizdir. Şirketin sona ermesi hâlinde her pay sahibi, esas sözleşmede sona eren şirketin mal varlığının kullanılmasına ilişkin, başka bir hüküm bulunmadığı takdirde, tasfiye sonucunda kalan tutara payı oranında katılır..." düzenlemesini haizdir. Şirket ortaklar kurulu Türk Ticaret Kanunundaki bu düzenlemeler ile bağlı olup, tahakkuk eden kazanç üzerinde dilediği gibi tasarruf yetkisine sahip değildir. Türk Ticaret Kanunu hükümlerine aykırı olan kararlar iptal ettirilebileceği gibi, şirketçe kâr dağıtmama konusunda haklı bir nedene dayanmayan direnme halinde, ortaklar, kazancın kanun hükümleri gereğince tespit ve dağıtılmasını da talep ve dava edebilirler.

Bu durumda somut olaya gelindiğinde; Mahkemece, şirket kayıtları üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile yönetim kurulunun teklifinde gösterilen gerekçenin yerinde olup olmadığı araştırılarak, kâr dağıtımı yapılmamasına dair gündemin 7. maddesinde alınan kararın objektif iyi niyet kurallarına aykırı olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken, herhangi bir bilirkişi raporu alınmadan gündemin 7. maddesinde alınan karar ile ilgili yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.