WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/6047 E.  ,  2024/2492 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1032 Esas, 2022/942 Karar
DAVALILAR : 1.... vekili Avukat ...
2.Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) vekili
Avukat ...
DAVA TARİHİ : 03.05.2018
HÜKÜM : Başvurunun Esastan Reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/355 E., 2022/74 K.

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin 2015/33079 sayılı ‘CASUAL VİNTAGE FOSSİL SİNCE 2001 EUROPEBRAND’ ibareli marka başvurusunun davalı şirketin "FOSSİL" ibareli markalarına dayanarak yaptığı itirazının önce Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen kabul edilerek başvuru kapsamından bir kısım mal ve hizmetlerin çıkarıldığını, sonra bu karara karşı davalı şirketin itirazı üzerine başvurunun tüm mal ve hizmetler yönünden YİDK tarafından reddine karar verildiğini oysa müvekkili şirketin 1978 yılından itibaren faaliyette bulunduğunu, 1998 yılından itibaren cüzdan kemer, valiz ve çanta imalatı, ithalatı, toptan ve perakende satışı hizmetlerini Boyner, YKM, Ayakkabı Dünyası, Gencallar, Özdilek vb. gibi markalaşmış seçkin firmalar ile internet üzerinden satış yapan Markafoni, Trendyol, Limango ve Morhipo gibi işlem hacmi yüksek sitelere satış yapan köklü bir firma olduğunu, müvekkili adına, davaya konu marka başvurusuna dayanak ve müktesep hak teşkil eden 2001/16567 sayılı “FOSSİL” markasının 18, 25 ve 35 inci sınıflarda tescilli bulunduğunu, taraf markaları benzemediği gibi davalı şirketin uyuşmazlık konusu sınıflarda tescilli bir markasının da olmadığını, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını ileri sürerek YİDK’in 07.03.2018 tarih ve 2018/M-1879 sayılı kararının iptali ile dava konusu başvurunun başvuru kapsamında yer alan tüm emtialar için tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1-Davalı Kurum vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

2- Diğer davalı şirket vekili, taraflar arasında uzun yıllara dayalı husumet bulunduğunu, müvekkilinin dünyaca tanınmış, ülkemizde de aktif olarak 1996 yılından beri kullanılan “FOSSIL” ve türevi markaların gerçek sahibi olduğunu, müvekkilinin 128408 tescil nolu “FOSSIL” ibareli ilk marka tescilini 14 üncü sınıf kapsamında gerek huzurdaki davaya konu marka tescil başvurusundan gerekse davacının önceye dayalı kazanılmış hak iddiasında bulunduğu “FOSSIL” ibareli kelime marka tescil ve başvurularından çok daha önce 01.04.1991 tarihinde gerçekleştirdiğini, müvekkilinin harcadığı emek ve sermaye sonucu tanınmış olan “FOSSIL” ve türevi markaların başta saatler olmak üzere, çantalar, kemerler, deri ürünleri, giyim eşyaları, aksesuarlar ve benzeri ürünlerde uzun yıllardır hem ülkemizde, hem de yurt dışında yoğun ilgi gördüğünü, davalının müvekkilinin “FOSSIL” markasının ülkemizde 18, 25 ve 35 inci sınıflarda tescilli olmamasından yararlanıp, kötü niyetli olarak kazanılmış hak iddiasında bulunduğu 2001/16567 sayılı “FOSSİL” ibareli markayı tescil ettirdiğini, anılan marka aleyhine İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde kullanmama nedeniyle iptal davası açıldığını ve işbu dava sonucunda davacı şirketin markasının kısmen iptaline karar verildiğini, Yargıtay bozma kararı sonucunda 2001/16567 sayılı markanın kullanılamaması nedeniyle 25 inci sınıfta ve 18 inci sınıfta 2 alt sınıf dışında kalan mallar yönünden iptaline karar verildiğini, ilgili kararın 20.07.2017 tarihinde kesinleştiğini, müvekkilinin, davacının huzurdaki haksız ve kötü niyetli 2001/16567 tescil nolu “FOSSİL” ibareli marka tescili nedeniyle Türkiye piyasasında tüketicilerden yoğun ilgi görmesine rağmen 18, 25 ve 35 inci sınıflar kapsamında faaliyet gösteremediğini, bahsi geçen dava sürecinde, müvekkillinin davacı ile uzlaşma yollarını aradığını, ancak davacının bu konuda uzlaşmacı davranmadığını, bilakis marka tescilinin müvekkiline devri için astronomik rakamlar talep ettiğini, bununla da yetinmeyen davacının müvekkilinin tanınmış “FOSSIL” markasının itibarından yararlanmak, markasının hükümsüzlüğüne dair muhtemel Yargı kararlarının önüne geçmek için müvekkilinin markasının kullanım şekline ve stilizasyonuna yaklaşan işbu davaya konu marka tescil başvurusu dahil birçok sınıfta “FOSSIL” ibaresini içerir marka tescil başvurularında bulunduğunu, davacının amacının müvekkil şirketin tanınmış markalarının itibarından yararlanmak ve haksız kazanç elde etmek olduğunu, davacının önceye dayalı hak iddiasında bulunduğu markalar aleyhine derdest hükümsüzlük davasının bulunduğunu, dava konusu markanın şekli unsurunun müvekkilinin fikri yaratımı sonucu doğmuş logosuna ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 2015/33079 sayılı ve "CASUAL VİNTAGE FOSSİL SİNCE 2001 EUROPEBRAND" ibareli marka başvurusu ile davalının 2013/23247 sayılı, 2008/42649 sayılı, 91/002860 sayılı, 2013/23245 sayılı, 2013/99301 sayılı, 2005/27498 sayılı, 2008/42650 sayılı ve 2013/99298 sayılı markaları arasında, başvuru kapsamında 18 inci sınıfta yer alan "Çantalar.” emtiası ve 35 inci sınıfta yer alan "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için“Parfümeri; kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil). Cep telefonları ve bunların kılıfları. Gözlükler, güneş gözlükleri, lensler ve bunların kutuları, kılıfları, parçaları ve aksesuarları. Kuyumculuk eşyaları (taklitleri dahil); altınlar, mücevherler, kıymetli taşlar ve bunlardan mamul takılar, kol düğmeleri, kravat iğneleri, değerli metalden heykeller ve biblolar. Saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometreler ve parçaları, saat kordonları dahil). Çantalar, Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler.” mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri yönünden 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas tehlikesi bulunduğu, aynı KHK’nın 8 inci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkralarının somut uyuşmazlığa uygulama koşullarının oluşmadığı, davacının 2001/16567 ve 2014/05894 sayılı “fossil” ibareli markalarının dava konusu marka için müktesep hak oluşturmadığı, davacı başvurusunun kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece Bölge Adliye Mahkemesinin İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak dosyayı iade ettiği ilk kararının gerekçeleri ile ilgili bir işlem yapılmadan, önceki karardan farklı olarak bu kez müvekkilinin kötü niyetli olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun aynı taraflar arasında görülen davalarda verilen Mahkeme kararlarına, Yargıtay ilamlarına ve delillere aykırılık teşkil ettiğini, taraflar arasında müvekkiline ait 2001/16567 sayılı markanın hükümsüzlüğü istemiyle görülen İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/175 E. sayılı dosyasında verilen kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/1285 E., 2019/8003 K. sayılı ilamıyla bozulduğunu, bozma ilamında müvekkilinin marka tescilinin kötü niyetli olmadığının kabul edildiğini, davalının uyuşmazlık konusu mal ve hizmetlerde marka tescilinin bulunmadığını, davalı taraf markasının tanınmış olmadığını, "fossil" ibareli birçok marka tescilinin bulunduğunu, herkesin kullanımına açık olan bu ibarenin davalının itirazına mesnet markalarının tescilli olduğu 14 üncü sınıf dışında farklı mal ve hizmetlerde tescili talebinin reddedilmesinin maddi gerçekliğe ve mevzuat hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığını, müvekkilinin 2001 yılından beri olan kullanımları ile markalarına, tescil oldukları ve tescil talebinde bulunan mallar yönünden ayırt edicilik kattığını ve maruf hale getirdiğini, taraf markalarının barındırdıkları şekil unsuru itibariyle de farklılaştıklarını, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, 2001/16567 sayılı markasını yıllardır kullandığını, benzer marka başvuruları hakkında verilen YİDK kararlarında da müvekkilinin kötü niyetli olmadığının açıklandığını, dava konusu başvurunun müvekkilinin 2001/16567 sayılı markasının birebir aynısı olduğunu, dava konusu başvuru üzerinde müktesep hakkının bulunduğunu, diğer taraftan Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2020/82 E. ve 2021/338 K. sayılı ilamıyla davalının 2017/72293 sayılı başvurusu yönünden verilen YİDK kararının ve tescilli markanın 25 inci sınıfta yer alan "Baş giysileri şapkalar, giysiler, kemerler, tek parmaklı eldivenler, ayak giyecekleri” malları bakımından iptaline karar verildiğini, bu nedenle İlk Derece Mahkemesi kararının dayanağının kalmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu 2015/33079 sayılı marka başvurusu ile davalının 2013/23247, 2008/42649, 91/002860, 2013/23245, 2013/99301, 2005/27498, 2008/42650 ve 2013/99298 sayılı markaları arasında “18 inci sınıf: Çantalar.”, ve “35 inci sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için “Parfümeri; kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil). Cep telefonları ve bunların kılıfları. Gözlükler, güneş gözlükleri, lensler ve bunların kutuları, kılıfları, parçaları ve aksesuarları. Kuyumculuk eşyaları (taklitleri dahil); altınlar, mücevherler, kıymetli taşlar ve bunlardan mamul takılar, kol düğmeleri, kravat iğneleri, değerli metalden heykeller ve biblolar. Saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometreler ve parçaları, saat kordonları dahil). Çantalar, Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler.” mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” mal ve hizmetleri yönünden, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira davalı şirketin bahsi geçen markalarının asli unsuru olan "FOSSİL" ibaresinin aynen dava konusu başvuruda da yer aldığı, başvuruda yer alan diğer ibarelerin yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, diğer taraftan tarafların uzun yıllardır husumet içerisinde bulunuyor olması ile birlikte, davacının başvuru konusu markasının davalının marka kullanımlarına yaklaşması nedeni ile kazanılmış hak oluşturmayacağı, diğer yandan da davacının dava konusu başvurusunun müktesep hak iddiasında bulunduğu markanın bir türevi değil, davalının önceki tarihli marka kullanımlarıyla iltibas tehlikesine sebebiyet verebilecek derecede benzer marka başvurusunda bulunmasının kötü niyet oluşturduğu, davacı taraf her ne kadar davalı şirketin 2001/16567 sayılı markanın hükümüsüzlüğü için açtığı davada Dairemizin 2019/1285 E., 2019/8003 K. sayılı ilamıyla kötü niyetli olmadıklarının kabul edildiğini ileri sürmüşse de her marka başvurusunun kendi koşullarına göre değerlendirilmesinin esas olduğu, belirtilen Yargıtay kararının işbu uyuşmazlığa emsal teşkil etmeyeceği, ayrıca davacının istinaf itirazında ileri sürdüğü 2017/72293 sayılı davalı markasının, dava konusu başvuru tarihinden sonraki tarihli olup işbu davada bu markaya dayanılmadığından 2017/72293 sayılı davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesinin işbu dava açısından ulaşılan sonuca etkili bulunmadığı, öte yandan İlk Derece Mahkemesince verilen 2018/175 E., 2019/508 K. sayılı ilk kararda, dava konusu başvurunun kötü niyetli olmadığı gerekçesine yer verilerek davanın reddine karar verilmişse de bu kararın davacı ve davalı şirket tarafından istinaf edilmesi üzerine kararın hüküm kısmı ile gerekçesi arasında çelişki bulunduğu gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırıldığı, İlk Derece Mahkemesinin kaldırılan ilk kararla bağlı olmadığından bu defa davanın dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğu gerekçesiyle reddine karar verilmesinin mümkün bulunduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, davalının delillerinin hükme esas alınabilir gerçeklikten uzak olduğunu, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, bu yöndeki iddianın ispatlanamadığı gibi müvekkilinin tescilli "Fossil" markası olduğundan aynı ayırt edici unsuru ihtiva eden yeni başvurusunun müvekkilinin marka üzerindeki kullanımı da gözetildiğinde kötü niyetli sayılamayacağını, müvekkilinin 2001/16567 sayılı markası nedeniyle müktesep hakkı olduğunu, davalının tanınmışlığının 2001/16567 sayılı markanın başvuru tarihi itibariyle ispatının gerektiğini ve ispatlanamadığını, davalının 18 nci sınıf emtilarında tescilli markası olmadığını, müvekkilinin 18 ve 35 inci sınıf emtialarında müktesep hakkı bulunduğunu, davalı markasının 25 inci sınıfta sadece baş giysileri emtiasında sınırlı tescili olduğunu ve müvekkilinin başvurusunu etkilemeyeceğini, müvekkilinin 25 inci sınıfta kemerler emtiasında öncelik hakkı olduğunu, müvekkilinin markaya ayırt edicilik sağlayı tanınır hale getirdiğini, davalının tanınmış olmadığı gibi saat emtiasında tanınmışlığı kabul edilse dahi bunun diğer emtia ve hizmetlere sirayet edip etmeyeceğinin tartışılmadığını, davalının 2017/72293 sayılı başvurusu yönünden verilen YİDK kararının ve tescilli markanın 25 inci sınıfta yer alan "Baş giysileri şapkalar, giysiler, kemerler, tek parmaklı eldivenler, ayak giyecekleri” malları bakımından iptaline karar verildiğini, bu nedenle İlk Derece Mahkemesi kararının dayanağının kalmadığını, "fosil" kelimesinin bir çok dilde aynı şekilde yazıldığını, müvekkilinin kullanım alanlarında davalının üretim ve satışının olmadığını, marka işaretleri arasında iltibas tehlikesi de olmadığını, aynı emtia ve hizmetler üzerinde tescil talebinde bulunulmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.