11. Hukuk Dairesi 2022/5989 E. , 2024/3133 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/2297 Esas, 2022/867 Karar
HÜKÜM : Asıl davanın reddi, birleşen davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/1307 E., 2019/628 K.
BİRLEŞEN DAVA Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/186 E. sayılı dosyası
Taraflar arasındaki sözleşmeye aykırılıktan kaynaklı tazminat (asıl dava) ve itirazın iptali ( birleşen dava) davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalı/birleşen davacı ......Ltd. Şti. vekilinin başvurusunun esastan reddine, davacı/ birleşen davalı .....A.Ş. vekilinin başvurusunun ise kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı/birleşen davalı .....A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. ASIL VE BİRLEŞEN DAVA
1.Davacı/birleşen davalı .....A.Ş. vekili asıl davaya ilişkin dava dilekçesinde; taraflar arasında 15.04.2015 tarihinde bayilik sözleşmesi imzalandığını, bu bayilik sözleşmesinin konusunun davacı şirket tarafından yapılan ticari araçların ve yedek parçaların davalı tarafından satış yetkisi verilen ülkelerde satışının yapılması olduğunu, bayilik anlaşmasına göre her ay 20 adet saldorsenin (konteyner taşıyıcı) davalı şirket tarafından davacı şirketten alınıp sevkiyatının yapılacağını, yıl bazında minimum sipariş adetinin 350 adet olarak belirlendiğini, buna istinaden davacı şirketin saldorse (konteyner taşıyıcı) yapımına başladığını, bunlardan 24 tanesinin davalı şirket tarafından teslim alındığını ve bedelinin de ödendiğini ancak davalı şirket tarafından davacı tarafından yapılan 74 adet aracın teslim alınmadığını, bu kapsamda davalıya bayilik sözleşmesine göre 74 adet aracı teslim alması hususunda 24.10.2016 tarihli ihtarnamenin keşide edildiğini ve araçların faturalarının düzenlenip gönderildiğini ancak davalı tarafından araçların teslim alınmadığını ve kesilen faturaların da geri gönderildiğini, davalı şirketin malları teslim almaması nedeniyle ihraç kayıtlı olarak kesilen faturalı araçların gümrük alanına çekilmeyip KDV'si de düşülemediğinden kesilen faturaların davacı tarafından iptal edildiğini; davacı şirketin bayilik sözleşmesi gereği ürettiği araçların her bir tanesinin fiyatının araçlar ihraç kayıtlı olduğundan KDV hariç 15.250,00 USD olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hak ve alacaklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.128.500,00 USD'nin fiili ödeme günündeki kur karşılığı üzerinden ve araçlar ihraç kayıtlı olduğundan KDV'si ve ticari temerrüt faizi ile beraber davalıdan tahsiline karar verilmesi talep etmiştir.
2.Davalı/birleşen davacı ......Ltd. Şti. vekili birleşen davaya ilişkin dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında zaman zaman iş araçları, damperli araç satın alındığını, müvekkilinin davalıdan almayı düşündüğü 10 adet damper treyler için 100.000,00 USD tutarında avans ödemesi yapıldığını, müvekkilinin araçları almaktan vazgeçmesi üzerine avansın davalı uhdesinde kaldığını, davalının talep edilmesine rağmen söz konusu avansı iade etmediğini, bunun üzerine müvekkilince davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, takibin, davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı/birleşen davacı ... ...Ltd. Şti. vekili asıl davaya ilişkin cevap dilekçesinde; davacı tarafın davaya konu ihtilafa ilişkin olarak husumeti sadece davalı şirkete yöneltmesinin hukuken doğru bulunmadığını, zira davacının davasına dayanak yaptığı 15.04.2015 tarihli bayilik sözleşmesinin Tanzanya firması AGURE Investment Limited firmasının da davalı ile birlikte sözleşmenin tarafı olduğunu, bayilik sözleşmesinin ilk giriş cümlesinde "işbu anlaşma 15 Nisan 2015 tarihinde aşağıdaki 3 firma arasında imzalanmıştır" şeklinde bulunduğunu, davalı şirketin, davacının iddia ettiği gibi her ay 20 araç yıl bazında ise minimum 350 araç satın alma zorunluluğuna yönelik davacıya karşı bir taahhüdünün bulunmadığını, zira davalının, fabrika ile satıcı arasında aracılık yaptığını, yapılacak satış miktarını bilebilecek ve öngörebilecek durumda bulunmadığını, bayilik sözleşmesinin yürürlüğe girmediğini, davacının, dava dilekçesi ekinde 3 no.lu delil olarak ibraz ettiği 23.06.2015 tarih, 2015/167 Ref no.lu 30 araç siparişine yönelik sözleşme ve 22.07.2015 tarih, 2015/173 Ref no.lu, 170 adet araç siparişine yönelik sözleşme incelendiğinde; bu sözleşmelerin davacı tarafından düzenlendiği ve sözleşmelerde davalı şirket yetkilisinin imzasının bulunmadığının görüleceğini, söz konusu siparişlerin kesin sipariş olması ve sözleşmelerin geçerli olması için davalı tarafından imza ve kaşe ile onaylanması gerektiğini, taraflar arasındaki uygulamanın da bu yönde bulunduğunu, delil listeleri ekinde sunulacak olan araç satışına ilişkin 06.11.2015 ve 14.01.2016 tarihli sözleşmelerinde görüleceği üzere sözleşmenin taraflarca karşılıklı imzalanarak siparişin tamamlandığını, davacının dava dilekçesindeki beyanlarının çelişkiler içerdiğini ayrıca davacının iddiasının aksine elindeki 74 adet aracın özel imalat niteliğinin bulunmadığını, davacının oldukça geniş bir pazarı olan araçları piyasa rayiç değerinden satmak yerine daha yüksek olan daha önce davalıya sattığı 24 adet araç rakamından davalıya satmaya çalıştığı savunarak asıl davanın reddini istemiştir.
2. Davacı/birleşen davalı .....A.Ş. vekili birleşen davaya ilişkin cevap dilekçesinde; davacı vekili tarafından her ne kadar 10 damper treyler için yapılan avans ödemesi olduğunu bildirilmiş ise de bu iddiaların asılsız olduğunu, taraflar arasında 10 adet damper treyler yapımına ilişkin sözleşme bulunmadığını, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 15 Nisan 2015 tarihli bayilik anlaşması imzalandığını, işbu bayilik sözleşmesinin konusunun müvekkili şirket tarafından yapılan ticari araçların ve yedek parçaların davalı şirket tarafından, satış yetkisi verilen ülkelerde satışının yapılması olduğunu, bayilik anlaşmasına göre de davacı şirketin avans ödemesi yaptığını, ancak davalı şirketin müvekkili tarafından yapılan araçları teslim almadığını, buna ilişkin davacı şirket ile müvekkil şirket arasında İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/107 E. sayılı dosyası ile açılan davanın devam ettiğini, davacı şirket her ne kadar müvekkil şirketten alacağı olduğunu iddia etse de asıl müvekkili şirketin davacı şirketten alacağı bulunduğunu, davacı şirketle ile müvekkil şirket arasında yapılan bayilik sözleşmesi gereği müvekkili şirketin araç yapımını başlattığını ve devam ettiğini ancak davacı şirket sözleşmeye uymayıp yapımını istediği araçları teslim almadığını, bu nedenle de müvekkili şirketin mağdur olup zarara uğradığını savunarak birleşen davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 1.Asıl davada; davalı vekilince her ne kadar bayilik sözleşmesinin yürürlüğe girmediği savunulmuş ise de bayilik sözleşmesindeki imzaların inkar edilmediği, bu nedenle değerlendirmenin bayilik sözleşmesi çerçevesinde yapıldığı, tarafların ticari defterleri üzerinden yapılan incelemeyle; davacı tarafça davaya konu araçlara ilişkin faturaların iptal edildiği, bu nedenle faturaların defterlere kayıt edilmediği, 24 adet, davalıya teslim edilip bedelinin tahsil edildiğinde ihtilaf bulunmayan araca ilişkin faturanın kayıtlı olduğu, davalı yönünden de davaya konu araçlara ilişkin faturaların defterlerinde kayıtlı olmadığının belirlendiği, davacı taraf iddiasının, yapılan 74 araca ilişkin üretimin, taraflar arasında kararlaştırılan sözleşmede belirlenen yıllık ve aylık sipariş sayılarına ve davalı taraftan mail ile gelen siparişlere istinaden yapıldığı yönünde olduğu, davalı tarafça ise, sözleşmede bir alım taahhüdünün öngörülmediği, kesin siparişlerin yazılı olarak bildirilmesi gerektiği, nitekim teslimi ve ödemesi yapılan 24 adet araca ilişkin prosedürün o şekilde gerçekleştiği, 2015/167 ve 2015/173 referans no.lu araç siparişlerinde davalı imzası da olmadığı, o sayıda bir siparişlerinin de olmadığının savunulduğu, her iki tarafın da aynı sözleşme hükümlerine dayandığı ancak sözleşme hükümlerini farklı yorumladığı, siparişlere ilişkin sözleşmenin 7 nci maddesinin tetkikinde, kesin siparişler ibaresinin kullanılmış olması, yine 7 nci maddede "bayi sözleşme gereği, taahhüt ettiği yıllık satın alma adetlerini Öztreylerden satın almak zorundadır" ibaresi; buna karşın sözleşmenin 35 inci maddesi gereği ayrılmaz parçası sayılan "Ek-B: Satış hedefleri" başlığında minumum sipariş adeti toplam: 350 adet/yıl şeklinde düzenlenmiş iken yedek parçalar başlığında yedek parçasıyla ilgili stok talebine ilişkin taahhüt ettiğine dair ibareye yer verildiğinin görüldüğü, anılan düzenleme ve sürecin uygulanmasına ilişkin dosyaya sunulan kayıtlardan, yedek parça bahsinde açıkça taahhüt ibaresine yer verilmişken, araçlar bahsinde bir taahhüt ibaresine yer verilmemiş olmasından dolayı, taraflarca mutabakata varılmış bir taahhüt değil, bir hedef adedinin belirlendiği, siparişlerin taraflarca imzalanmış sipariş formuyla teyit edilerek üretime geçildiği, davacı tarafça dilekçesine eklenen 2015/173 referans ve 2015/167 referans numaralı sözleşme başlıklı belgede davalı taraf imza ve kaşesinin bulunmadığı, 170 + 30 adet toplamda 200 adet araca ilişkin sipariş konusunda tarafların anlaştığının kabul edilemeyeceği, nitekim davacı tarafça da bu sayıda üretimin ispat olunamadığı, bu itibarla davalı tarafça sipariş edilmeyen ve teslim de alınmayan 74 adet araca ilişkin bedellerinin tahsilinin de talep edilemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmiştir.
2. Birleşen davada; davaya konu takibin, 04.12.2015 tarihli 50.000,00 USD avans ödemesi, 14.01.2016 tarihli 13.000,00 USD avans ödemesi, 14.01.2016 tarihli 28.000,00 USD avans ödemesi ve 14.01.2016 tarihli 9.000,00 USD avans ödemelerinden kaynaklanan cari hesap alacağı açıklamasıyla başlatıldığı ve 14.01.2016 tarihli 9.000,00 USD tutarlı, 13.000,00 USD tutarlı, 28.000,00 USD tutarlı havalelerde "10 damper treyler ön ödeme" açıklaması bulunduğu, 04.12.2015 tarihli 50.000,00 USD tutarlı havalede "cari hesaba istinaden" açıklamasına yer verildiği tespit edilerek, davacının davalı şirketten almayı düşündüğü 10 adet damper treyler araç ile ilgili davalıya 100.000,00 USD avans ödemesi yapıldığı, kesin siparişin verilmediği ve araçları almaktan vazgeçmeleri nedeniyle ödenen 100.000,00 USD'nin iadesinin gerektiği gerekçesi ile anılan ödemelere ilişkin taraf defterlerinin incelenmesi neticesinde toplam 100.000,00 USD ödemenin her iki taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafça da anılan tutarın davacıya borç şeklinde kayıtlarına işlendiği ve her iki tarafın, takip tutarı olan 100.000,00 USD'yi defterlerine işlenmiş olması, taraf kayıtlarından ödemenin avans mahiyetinde yapıldığının anlaşıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne, davalının takibe vaki itirazının iptaline, davacı lehine 69.672,00 TL icra inkâr tazminatına hükmolunmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı/birleşen davalı .....A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl dava yönünden; bayinin üretici menfaatlerini koruma yükümlülüğünün ilkinin bilgi vermek olduğunu, müvekkili şirketi yanlış ve eksik yönlendirerek zarara uğrattığını, sevkiyat yapıldıktan sonra atılan mailleri dosyaya sunduklarını, bu maillerin müvekkili şirket çalışanı ...Bey'e gönderildiğini, mailde yazılan adetler hesaplandığında iddialarını doğruladıklarını, maillerin davalı şirket yetkilisi ... tarafından atıldığını, elektronik sözleşmelerin klasik sözleşmelerden farkı olmadığını, tek farkın elektronik ortamda hazırlamak olduğunu, bu sözleşmelerinde diğer sözleşmelerle aynı değerlendirilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki sipariş sözleşmelerinin de elektronik ortamda mail aracılığıyla yapıldığını, birleşen davanın konusu olan davalı şirket tarafından yapılan 274.210,90 TL ödemenin alınan sipariş avansı olduğunu, bu durumun davalı şirketin sipariş verdiğini ispatladığını, bilirkişilerin mailleri incelemeyerek eksik ve hatalı inceleme yapıldığını, birleşen dava yönünden; taraflar arasında 10 adet damper treyler yapımına ilişkin sözleşme bulunmadığını, aralarında 15.04.2015 tarihli bayilik sözleşmesine göre avans ödemesi yaptığını, karşı tarafın alacağı olmadığını, mahkemece yeterli inceleme yapılmadığını, icra takibinde fahiş faize de itiraz ettikleri halde bu konuda inceleme yapılmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı/birleşen davacı ... ...Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl dava yönünden; mahkeme tarafından davacının davasını yabancı para alacağı talepli ve +KDV talep edildiğini dikkate almadığını, vekalet ücretine ilişkin yapılan hesaplamada dava tarihindeki kur oranı ve KDV tutarı eklenmeden yanlış hesaplama yapıldığını, dava tarihiyle karar tarihi arasındaki dolar kur farkının 2,174 TL olduğunu, yapılan hesaplamalarda 140.108,18 TL nispi vekâlet ücreti olması gerektiğini, mahkemenin hesaplamasında bu tutarın 102.927,09 TL olduğunu, arasında 37.181,00 TL gibi ciddi bir fark olduğundan müvekkilinin zarara uğradığını, birleşen dava yönünden; davalıya avans olarak yaptığı ödemelerin iadesi için davalı aleyhine cari hesap alacağına ilişkin 100.000,00 USD yabancı para alacağına ilişkin ilamsız takip başlatıldığını, davalı tarafça borca itiraz edildiğinden takibin durduğunu, takip tarihindeki kur baz alınarak hesaplama yapıldığını, karar tarihindeki kur baz alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, aradaki farktan dolayı hesaplanan icra inkâr tazminatı ve vekalet ücretinin eksik hesaplandığından mağduriyet yaşadıklarını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı/birleşen davacı vekilince asıl ve birleşen davaya ilişkin olarak ileri sürülen tüm istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, davacı/birleşen davalı vekilinin asıl davaya ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; davacı- birleşen dava davalısı ... şirketi tarafından üretilen ticari araç ve yedek parçaların; bir kısım afrika ülkelerine satışının, Türkiye uyruklu davalı şirket ile birlikte dava dışı Tanzanya uyruklu Agure Investment Limited isimli şirket (Bayi = ... ... Ltd. Şti. & Agure Investment Limited) bayi tarafından yapılması hususunda 5 yıl süreli 15.04.2015 tarihli bayilik sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmenin 6.1 maddesinde, bayiinin pazar payı satış hedefini tutturması gereği, 6.2 nci maddesinde, bayinin tüm satış, sipariş ve sevkiyat planlamalarını davacı ile paylaşacağı, 7.1 inci maddesinde, davacıya geçilen kesin siparişlerden geri dönülemeyeceği/değiştirilemeyeceği, 7.2 nci maddesinde tüm kesin sipariş ibaresinin kullanıldığı, 7.3 üncü maddesinde, taahhüt ettiği satın alma adetlerini davacıdan alma zorunluluğu, 21 inci maddesinde davacı tarafından alınan siparişler ibaresinin kullanıldığı, 32 nci maddesinde uyarıların (tüm bildirim, istek, muvafakat, feragat vb) İngilizce, elden teslimli/iadeli taahhütlü posta ile veya e-posta ile iletileceği, Ek B'de, bayinin araç alım satış hedefinin her yılın son ayı gelecek yılın belirleneceği, bayi tarafından konfirme edilmiş (onaylanmış) sevkiyatın her ay için 20 adet sal dorse olduğu, damper yarı römork treyler için bu adetin 5 olduğu (4/5 adet Kenya için), ilave sipariş için karşılıklı görüşme yapılacağı, toplamda yıl bazında 350 adet araç satışının hedeflendiği ve orijinal yedek parça taahhüdünün de 2015 yılı açısından 50.000,00 USD olduğu, Ek A'da ilave yeni araç için karşılıklı toplantı gerektiği, Ek C'de Ek B'ye atıfla minimum stokla başlamanın 2015-2016 için taşıma taahhüdü olarak araç stokunun 20-50 adet, yedek parça 20.000,00 USD olduğu, Ek D'de, araçlarda kesin sipariş ödemesinin %30, sevkıyat sonrası ödemenin %70 oranında olacağı, yedek parça açısında peşin ödeme olacağı, bayi tarafından davacıya sözleşme avansının 1.000.000,00 USD olarak verileceği, Ek E'de aylık siparişlerin 3 ay önceden kesin sipariş olarak geçilmesi gerektiği ve yedek parça yönünden toplantı ile listenin hazırlanacağının kararlaştırıldığı, asıl dava davacısı-birleşen dava davalısı tarafından sunulan ve inkar edilmeyen e-mail yazışmalarından, tarafların sözleşmenin 32 nci maddesine uygun şekilde e-mail yolu ile iletişime geçtiği, tarafların beyanlarından ve tarafların ticari kayıtları ile defterlerinden, 24 adet aracın asıl dava davalısı-birleşen dava davacısı tarafından asıl dava davacısı-birleşen dava davalısından alındığı ve bedellerinin ödendiğinin sabit olduğu, uyuşmazlığın; davalı-birleşen dava davalısının 74 adet araca ilişkin satın alma taahhüdünün bulunup bulunmadığı, kesin siparişin verilip verilmediği, araçların davacı-birleşen dava davalısı tarafından üretilip üretilmediği, araçların davalı-birleşen dava davacısına teslime hazır hale getirilip getirilmediği, davalı-birleşen dava davacısının bu araçlara ilişkin sipariş ön ödemesini (avans) davacı-birleşen dava davalısına yapıp yapmadığı, birleşen davada davalı- birleşen dava davacısının avans ödemelerinin sözleşme avansı mı yoksa sipariş avansına mı ilişkin olduğu, iadesinin gerekip gerekmediğine noktasında toplandığı, birleşen dava dosyasında; davacı 10 adet damperli treyler satışı ön ödemesi olarak yatırdığı paranın iadesini isterken asıl davada davacı 22.06.2015, 22.07.2015 tarihli sözleşmeler ile davalının sipariş verdiğini iddia ettiği araç siparişi nedeniyle ürettiği ancak davalı tarafından teslim alınmayan 74 adet araç bedelini talep ettiği, davalının imzasız sözleşmelerin kendisini bağlamayacağını savunduğu, 05.10.2015- 17.10.2015 tarihli e-mailler 05.11.2015'de gemiye yüklemesi yapılan 24 adet araç alımına ilişkin olup üretilen araçların tamamının gemiye yükleneceği mealinde olduğu, 24 adet aracın üretimde olduğu beyan edilmiş, 24 adet aracın satın alındığı da anlaşılmakla, Ekim 2015'te yapılan e-mail yazışmalarından davacının dava konusu yaptığı 74 adet araç bakımından kesin sipariş verildiğine ilişkin içerikte bulunmadığının tespit edildiği, satışı tamamlanan iki ayrı sözleşme davalı tarafından örnek olmak üzere sunulmuş olup, sözleşmelerin her iki yan temsilcileri tarafından imzalandığı ve satış sözleşmesi olarak tanzim edildiğinin belirlendiği, buna göre asıl davada davacı vekilinin sözleşmede yazılı 350 araç siparişin kesin sipariş olduğu,74 adet aracın kesin sipariş üzerine imal edildiğine, bedelinin ödenmesi gerektiğine ilişkin istinaf nedenlerinin yerinde görülmediği, bayilik sözleşmesinde öngörülen miktar kadar sipariş verilmemesinin, sözleşmenin ihlali olarak kabul edilebilecek ise de davacının bu yola başvurup sözleşmeyi fesih yoluna gitmediği, asıl davanın reddine ilişkin hükümde isabetsizlik bulunmadığı, davacı/birleşen davalı vekilinin birleşen davaya ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; bu husustaki sair istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ancak yabancı para olarak başlatılan icra takibinde %10,5 oranında avans faizi talep edildiği, Mahkeme tarafından da aynı oranda faize hükmedilmiş ise de bunun doğru olmadığı, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince faiz işletilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı/birleşen davacı ......Ltd. Şti. vekilinin başvurusunun esastan reddine, davacı/birleşen davalı .....A.Ş. vekilinin başvurusunun ise kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı/birleşen davalı .....A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı/birleşen davalı .....A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl dava yönünden; Bölge Adliye Mahkemesince, uyuşmazlığın yanlış tanımlandığını, gerekçede, dosya içeriğine uygun düşmeyen, çelişkili ve maddi vakıaya aykırı tespit ve değerlendirmelere yer verildiğini, gerekçede, bir taraftan imzasız sipariş sözleşmelerinin davalıyı bağlamayacağı vurgulanırken, diğer yandan 16 Eylül 2015 ile 22 Ekim 2015 tarihleri arasında e-posta yoluyla verilen (6) adet siparişle ilgili maillerden sadece 05.10.2015 ve 17.10.2015 tarihli mailleri dikkate almak suretiyle, dosya içeriğine aykırı yorumla 05.11.2015 tarihinde 24 adet aracın gemiye yüklemesinin yapıldığı kabul edilerek gerçeğe aykırı hüküm kurulduğunu, zira bu maillerden 24 adet aracın 5 Kasım 2015 tarihinde gemiye yüklendiği sonucu çıkmadığını, Mahkeme kararında, dayanaksız bir yorumla bu sonuca ulaşıldığını, 24 adet sipariş edilip üretilerek 26 Ağustos 2015 tarihinde davalı ... şirketi adına ...'ye teslim edildiği hususunun, taraflar arasında tartışma konusu olmadığını, buna dair belgenin de dosyada olduğunu, kararda, maillerden sadece ikisinin farklı yorumla kabul edilerek, diğerlerinin görmezden gelinmesi hatalı olduğunu, gerekçenin devamında, satışı tamamlanan iki sözleşmenin davalı ... tarafından örnek olarak sunulduğu ve sözleşmelerin her iki yan tarafından imzalandığı belirtilmekle beraber, esasen müvekkil lehine olan bu iki sözleşmenin içeriğinin de göz ardı edildiğini, bu iki sözleşmenin, bizzat davalı vekilince sunulduğunu, müvekkili şirket lehine alacak doğuran bir sözleşme olduğu halde, kararda bu hususa değinilmediğini, bu sözleşmelerden 6.11.2015 tarihli olanının, adedi 19.000,00 USD olan 10 adet treyler kesin siparişi karşılığı 190.000,00 USD tutarında olup, bunun sözleşme gereği siparişle birlikte ödenmesi gereken %30 peşinata yakın olan 50.000,00 USD ödemenin 04.12.2015 tarihinde yapıldığı; 14.01.2016 tarihli 10 adet treylerin, adedi 20.000,00 USD olmak üzere toplam 200.000,00 USD tutarında olup, yine %30 peşinata yakın tutardaki 50.000,00 USD ödemenin sözleşme tarihinde yapıldığının dosya kapsamındaki makbuzlardan görüleceğini, Mahkemece de benimsendiği üzere bayilik sözleşmesinin taraflarca imzalanarak kurulduğu, ilk 24 adet siparişin teslimatının yapılarak parasının ödendiğinde taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığını, uyuşmazlığın, 74 adet sipariş verilip verilmediğinin tespitinde düğümlendiğini, bu konuda, İstinaf aşamasında dosyaya sunulan uzman görüşündeki tespitlerin önemli olduğunu ve haklılıklarını teyit ettiğini, uzman görüşünde de belirtildiği üzere İlk Derece Mahkemesince, taraflar arasındaki e-posta yazışmaları dikkate alınmaksızın karar verilmesinin doğru olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesince, yerel mahkemeden farklı olarak bu e-postalar dikkate alınmışsa da, yazışmalar hatalı değerlendirilerek, taraflar arasında daha önce teslim edildiğine ve parasının ödendiğine ilişkin ihtilafın bulunmadığı 24 adet araç ile ilgili yazışmalar şeklinde değerlendirildiğini, zira bu 24 aracın; dosya kapsamında yer alan ve ... Ltd. kaşesi ve teslim alanın imzası bulunan "Araç Teslim Tutanağı" başlıklı belgeye göre 26.08.2015 tarihinde teslim edilerek tamamlandığını, halbuki mail yazışmalarının, bu tarihten sonraki 9, 10, 11. aylara ait olduğunu, yeni sipariş olmasa idi, teslimatın yapıldığı tarihten sonra taraflar arasında sipariş, teslim, üretimle ilgili yazışmanın yapılmaması gerektiğini, Mahkemece, gözden kaçırılan bir diğer hususun ise, müvekkilinin kendisine sipariş edilen 74 adet aracın üretimini tamamlayarak teslime hazır hale getirmesi olduğunu, davalı şirketin 10.08.2007 tarihinden itibaren 10 yıl süre ile tek başına temsil ve ilzama yetkili şirket müdürünün, ... olduğu, müvekkili şirket ile yapılan tüm e-posta yazışmalarının, [email protected] mail adresi üzerinden, bu şahsın adıyla yapıldığı, nitekim davalı şirket tarafından müvekkil şirkete yapılan ödemelere ait dekontların da yine bu mail adresinden ve ... adıyla gönderildiğini, bu bakımdan, davalı şirket adına müvekkil şirketin mail adresine gelen e-postaların davalı şirketi bağlayacağını, hukukumuzda elektronik haberleşmenin delil olarak kabul edildiğini, e-posta içeriklerinden anlaşılacağı üzere 74 adet araç siparişinin verildiğini, müvekkilinin üretimi tamamlayarak Gebze 16. Noterliğinin 24 Ekim 2016 gün ve 05288 sayılı ihtarnamesi ile karşı tarafa araçları teslime hazır olduğu bildirdiğini, araçların teslim alınması ve bedellerinin ödenmesinin ihtar edilerek davalı tarafın temerrüde düşürüldüğünü, temerrüde düşen davalı olduğu halde davanın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğunu, e-posta yazışmaları incelendiğinde, davalı tarafından davaya konu ettikleri 74 adet aracın siparişinin verildiğinin açıkça anlaşıldığını, birleşen dava yönünden, taraflar arasında akdedilmiş, 06.11.2015 tarihli kaşeli imzalı sözleşme gereği 50.000,00 USD 04.12.2015 tarihinde, 14.01.2016 tarihli diğer sözleşme için ise sözleşme tarihinde 50.000,00 USD avans ödemesi yapıldığını, sipariş edilen 20 adet treylerin toplam bedelinin 390.000,00 USD olduğunu, siparişin %30'una yakın olan 100.000,00 USD peşinat/avans olarak ödendiğini, ancak davacı şirketin bunu kabul etmekle birlikte, siparişten vazgeçildiğini ve siparişin kesin olmadığını ileri sürdüğünü, iş bu satış sözleşmesinin, bizzat davacı vekili tarafından dosyaya sunulduğunu ve ikrar edildiğini, davacının bu sözleşmeye rağmen kesin sipariş geçilmediğini ileri sürmesinin çelişkili olduğunu, müvekkil şirket vekilince, her ne kadar itirazın iptali davasına cevap dilekçesinde, 10 adet damper sipariş sözleşmesine değil, ana bayilik sözleşmesine dayanmakta ise de, bu durum, sözleşmenin dava açıldıktan yaklaşık bir buçuk yıl sonra davacı vekili tarafından 13.07.2017 tarihli delil listesi ekinde dosyaya sunulmasından kaynaklandığını, esasen, 10+10 olmak üzere 20 adet araç siparişine ilişkin bu sözleşmeler de, yine asıl ana bayilik sözleşmesi kapsamında olup, kesin sipariş sözleşmeleri olduğunu, alıcının, satış bedelini ödemek ve satılanı devralmakla yükümlü olduğunu, bu bakımdan davacı şirketin, ödediği iki adet kesin sipariş sözleşmesine ait 100.000,00 USD avansın yanında 290.000,00 USD'yi de satıcı davacı/karşı davalıya ödemekle yükümlü olduğunu, taraflar arasında akdedilen 20 adet treyler satışını içeren iki sözleşmede, alıcı tarafa herhangi bir gerekçe göstermeksizin sözleşmeden dönme hakkı tanınmadığını, keza davacının sözleşmeden dönmesi için haklı bir sebep de bulunmadığını, hal böyle olmasına rağmen birleşen davanın kabulünün hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl dava bakımından sözleşmeye aykırılıktan kaynaklı tazminat, birleşen dava bakımından ise itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ve aynı Kanun'un 141 ve 357 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi.
3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 6 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve davacı/birleşen davalı vekili istinaf aşamasında verdiği 17.01.2022 tarihli dilekçeyle, her ne kadar davalı/birleşen davacının, birleşen davaya konu 10 adet damper treyleri 06.11.2015 ve 14.01.2016 tarihli kesin sipariş sözleşmeleriyle müvekkilinden sipariş ettiğini, davaya konu avans ödemesini de bu siparişlere istinaden yaptığını, taraflar arasındaki sözleşmeye göre kesin siparişler nedeniyle ödenen avansın talep edilemeyeceğini, bizzat karşı tarafça sunulan bu sözleşmelere itibar edilmesi gerektiğini savunmuş ise de davacı/birleşen davalı yanın dilekçeler teatisinde ve tüm ilk derece yargılaması süreci boyunca yukarıda zikredilen savunmasının tam aksine birleşen davaya konu siparişlerin verilmediğini, taraflar arasında 10 adet damper treyler alımına dair bir sözleşme veya sipariş bulunmadığını savunduğu ve 6100 sayılı Kanun'un 141 inci maddesine göre karşı tarafın açık muvafakati veya ıslah müstesna olmak üzere dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia veya savunmanın genişletilip değiştirilmesinin mümkün olmadığı ve aynı Kanun'un 357 inci maddesinin birinci fıkrasına göre de istinaf aşamasında, Bölge Adliye Mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların dinlenilemeyeceği gözetildiğinde davalı vekilince istinaf aşamasında verilen 17.01.2022 tarihli dilekçeyle ileri sürelen savunmaya itibar edilmesinin mümkün olmamasına göre davacı/birleşen davalı vekilince birleşen davaya ilişkin olarak ileri sürülen tüm temyiz itirazları yerinde olmayıp birleşen davaya ilişkin hükmün onanması gerekmiştir.
2. Davacı/birleşen davalı vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi gelince, taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının, sipariş edildiği ihtilafsız olan 24 araç dışında davacıdan 74 adet daha araç sipariş edip etmediği noktasında toplanmaktadır.
3. Davalı yan, taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre geçerli bir siparişin söz konusu olabilmesi için siparişin yazılı olarak geçilmesi ve taraflarca imzalanması gerektiğini, taraflar arasındaki uygulamanın da bu yönde geliştiğini, müvekkilince davacıya belirtilen şekilde verilmiş bir sipariş bulunmadığını savunmuştur. Ancak bayilik sözleşmesinin 7 nci maddesinde, bayi tarafından dağıtıcıya kesin sipariş geçilmesiyle birlikte dağıtıcının siparişleri temin edip bayiye teslim edeceğinden bahsedilmiş ise de siparişin hangi yöntem ve şekille geçileceğine ilişkin herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Nitekim davalı tarafından sipariş edildiği ve davacı tarafından da üretilerek davalıya teslim edildiği itilafsız olan 24 adet saldorsenin siparişine ilişkin tarafların imzasını taşıyan herhangi bir yazılı belge bulunmamaktadır. Sözleşmeyle siparişin hangi yöntemle geçileceğinin açıkça belirlenmediği ve tarafların harici olarak geçilen siparişi kabul ettikleri gözetildiğinde taraflar arasındaki sözleşmeye göre siparişin yazılı veya sözlü olarak veyahut diğer herhangi bir yöntemle bağlayıcı bir şekilde geçilebileceğinin kabulü gerekir.
4. Davacı vekili, davalının, ihtilaf konusu 74 adet araç siparişini müvekkiline gönderdiği maillerle geçtiğini iddia etmiş olup uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi için dosya arasında bulunan ve taraflar arasında Temmuz 2015 ila Kasım 2015 tarihleri arasında gerçekleştiği anlaşılan e-posta yazışmalarının incelenmesi gerekmektedir. Sözü edilen e posta yazışmalarından, davacının, davalının siparişi üzerine 24 adet saldorse üretip davalı yanca inkar edilmeyen 26.08.2015 tarihli teslim belgesiyle davalıya teslim ettiği, taraflar arasındaki iletişimin araçların tesliminden sonra da sürdüğü, davacı şirket çalışanı... tarafından davalı şirket çalışanı ...'a gönderilen 16.09.2015 tarihli e postayla, an itibariyle 20. aracın üretimde olduğu, 6 setlik sevkıyatın belirtilen tarihte hazır olacağının bildirildiği, davalı şirket yetkilisi ...'ya ait e posta hesabından yukarıdaki e postaya cevap olarak...'e gönderilen 17.09.2015 tarihli e postayla; 8 set (40 adet) de gönderilebileceği, üretime devam edilmesi gerektiği sınır olmadığının belirtildiği, keza davalı şirket yetkilisi ...'ya ait e posta hesabından 30.09.2015 tarihinde davacıya gönderilen e postayla geminin 12 set olarak yükleme yapma olasılığının olduğunun belirtildiği görülmektedir.
5. Belirtilen yazışmalardan sonra davacı şirket çalışanı... tarafından davalı şirket yetkilisi ...'ya gönderilen 05.10.2015 tarihli e-postayla, stoklarında bulunan 24 adet platform treylerin sevkıyatının ne zaman gerçekleşeceğinin sorulduğu, ...'ya ait e-posta adresinden aynı tarihte gönderilen cevabi e-postayla, "sevkıyat için gemi bekliyoruz. Üretilmiş olan ve üretilenler dahil haftaya çarşamba 14.10.2015 gününe kadar. Bu arada toplam set sayısı 10 olarak göndermeyi hedefliyorum..." şeklinde cevap verildiği, ...'ya ait hesaptan davacı şirket çalışanlarına gönderilen 22.10.2015 tarihli e postayla ise yüklemesi yapılacak olan 24 adet araçla ilgili geminin hava muhalefetinden dolayı 05.11.2015 gününe ertelendiğinin belirtildiği görülmektedir.
6. Davacı, 24 adet saldorsenin 26.08.2015 tarihinde davalıya teslim edildiğini, yukarıda zikredilen ve 8, 10 ve 12 setlik sevkıyat planlarından bahsedilen mail yazışmaların ise bu tarihten sonra olduğunu, davalı yanca iddia edildiği gibi sadece 24 adet araç sipariş edilmiş olması halinde söz konusu yazışmaların yapılmayacağını, yukarıda zikredilen maillerle davalının müvekkilinden 74 adetten çok daha fazla araç sipariş ettiğini ispatladıklarını ileri sürmüş davalı ise yukarıda zikredilen maillerden davacının iddia ettiği gibi bir anlam çıkmadığını, siparişin 24 adetle sınırlı olduğunu, maillerden anlaşılan tek hususun müvekkilince sipariş edilen 24 aracın davacı yanca ancak 05.10.2015 tarihinde hazır edildiği olduğunu savunmuştur.
7. Davacı maillerde geçen 8, 10 ve 12 set ifadelerinin her birinin ayrı bir sipariş olduğunu, başka bir deyişle, davalının 17.09.2015 tarihli maille 8 set, 30.09.2015 tarihli maille 12 set, 14.10.2015 tarihli maille ise 10 set olmak üzere toplam 30 set sipariş verdiğini iddia etmekte ise de bu sayıların ayrı bir sipariş olmadığı, davalının davacıya hazır edilecek araç sayılarına ve geminin uygunluk durumu ve kapasitesine göre en iyi ihtimalleri bildirdiği anlaşılmaktadır. Ancak yine yukarıda zikredilen maillerden taraflar arasındaki ilişkinin davalı yanca iddia edildiği gibi 24 adet aracın siparişinden ibaret olmadığı, tarafların daha fazla sayıda araç göndermeyi hedefledikleri de anlaşılmaktadır.
8. Bölge Adliye Mahkemesince, 05.10.2015-17.10.2015 tarihli maillerin 05.11.2015'de gemiye yüklemesi yapılan 24 adet araç alımına ilişkin olduğu belirtilmiş ise de dosya kapsamından 26.08.2015 tarihli belgeyle davalıya teslim edilen 24 adet aracın hangi tarihte gemiye yüklenerek sevk edildiği anlaşılamamaktadır. 24 aracın yukarıda özetlenen maillerden önceki bir tarihte sevk edildiğinin tespit edilmesi halinde davalının davacıdan en azından bir sonraki sevkıyat tarihine kadar hazır edebileceği miktarda ayrı bir sipariş verdiğinin kabulü gerekecektir.
9. Sipariş edildiği hususunda ihtilaf bulunmayan 24 adet aracın yukarıda zikredilen maillerde 05.11.2015 tarihine ertelendiği belirtilen sevkiyatla gönderildiğinin başka bir deyişle davacının 05.11.2015 tarihine kadar sadece yukarıda sözü edilen 24 adet aracı Tanzanya'ya gönderilmek üzere hazır edebildiğinin tespiti halinde ise, yukarıda özetlenen mail yazışmalarında geçen, "8 set (40 adet) de gönderilebileceği, üretime devam edilmesi gerektiği sınır olmadığı", "geminin 12 set olarak yükleme yapma olasılığının bulunduğu", "sevkıyatın toplam 10 set olarak yapılmasının planlandığı" gibi ifadelerin davalının davacıdan daha fazla araç sipariş ettiği anlamına gelip gelmeyeceğinin 6098 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi de gözetilerek tartışılması gerekecektir. Sözü edilen bu ifadelerin sipariş olarak değerlendirilemeyeceğinin tespiti halinde ise taraflar arasında süresiz bayilik sözleşmesi imzalandığı, taraflar arasındaki ilişkinin 24 adet aracın satışından ve tek bir sevkiyattan ibaret olmadığı gözetilerek bu ifadelerin davalı tarafından daha fazla araç alınacağı taahhüt edilerek davacıyı üretime teşvik anlamına gelip gelmediğinin, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve sözü edilen mail yazışmaları karşısında davacının davalıya satılmak üzere daha fazla sayıda araç üretmesinin haklı olup olmadığının ve yine belirtilen hususlar karşısında davalının üretilen araçları almayı kabul etmemesinin haklı olup olmadığının tartışılması gerekecektir. Ancak İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince yukarıda 8 numaralı bentte belirtilen husus tereddüte mahal vermeyecek şekilde aydınlatmadığı gibi bu bentte belirtilen hususlar hakkında da herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.
10. Bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıda 8 numaralı bentte belirtilen husus aydınlığa kavuşturulduktan sonra taraflar arasında mail yazışmaları incelenip bilirkişi incelemesi de yaptırılarak 8 ve 9 numaralı benttlerde belirtilen hususlar hakkında değerlendirme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş asıl davada verilen hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı/birleşen davalı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının reddi ile birleşen davaya ilişkin olarak verilen hükmün ONAMASINA,
2.Davacı/birleşen davalı vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının asıl dava bakımından BOZULMASINA,
3.Bozma sebebine göre Davacı/birleşen davalı vekilinin asıl davaya ilişkin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik YER OLMADIĞINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!