11. Hukuk Dairesi 2022/5900 E. , 2024/2623 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1282 Esas, 2022/869 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/298 E., 2020/141 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Denetleme Kurulu (YİDK) kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 130 yıl önce kozmetik ve tekstil sektörlerinde Amerika’da kurulan müvekkili adına TÜRKPATENT nezdinde tescilli 137 adet “...” esas unsurlu markanın bulunduğunu, aynı zamanda tanınmış marka statüsünde de korunduğunu, davalı şirketin, bu markalara ayırt edilemeyecek kadar benzer olan “...” markasının tescili için diğer davalı kuruma başvurduğunu, 2018/92307 numarası verilen başvuruya müvekkilince yapılan itirazların önce Markalar Dairesi Başkanlığı, sonrasında ise YİDK tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, markalar arasındaki tek farkın, müvekkili markasında yer alan "o" harfinin, "a" harfi ile değiştirilmesi olduğunu, markaların telaffuz açısından son derece benzediklerini, davalıya ait markanın ortalama tüketici nezdinde müvekkiline ait marka ile arasında ticari ilişki oluşturduğu izlenimi vereceğini, dava konusu başvurunun kapsadığı hizmetlerin müvekkiline ait markaların kapsadıkları hizmetler ile birebir veya aynı türden olduklarını, müvekkili markasının tanınmış olması nedeniyle de dava konusu başvurunun tescilinin mümkün olmadığını, zira davalıya ait markanın tescil edilmesi durumunda haksız çıkar sağlayacağını, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca da hak sahibi bulunduğunu, yine, aynı kanun maddesinin altıncı fıkrası gereğince dava konusu başvurunun tescilinin mümkün bulunmadığını ileri sürerek, YİDK'in 21.06.2019 tarih ve 2019-M-5503 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline ait markanın 23.07.2019 tarihinde 2018/92307 marka numarası ile tescil edildiğini, söz konusu davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu ve reddedilmesi gerektiğini, “...” ve “...” markalarının, görsel, işitsel ve kavramsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek düzeyde benzer olmadıklarını, taraf şirketlerin faaliyet alanlarının farklı olduğunu, müvekkilinin başvurusunun kötü niyetli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu başvurunun kapsamındaki hizmetler ile itiraz gerekçesi markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerin kısmen benzer olmasına rağmen taraf marka işaretlerinin benzer olmadığı, bu nedenle taraf markaları arasında karıştırılma olasılığının bulunmadığı, dava konusu başvurunun, davacıya ait tanınmış markadan haksız bir yarar sağlaması, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi ya da tanınmış markanın ayırt edici karakterini zedelemesi gibi bir durumun söz konusu olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf markaları arasında iltibas tehlikesinin bulunduğunu, zira davaya konu markanın asıl unsurunu oluşturan "..." ibaresinin, müvekkil markasındaki "O" harfinin, "A" harfi ile değiştirilmesi suretiyle oluşturulduğunu, markalar arasındaki tek farklılığın, dava konusu markada "O" harfi yerine "A" harfinin konulmasından kaynaklandığını ve bunun da başvuruya yeterli ayırt edicilik sağlamadığını, emsal mahkeme ve davalı kurum kararlarının da bu yönde olduğunu, başvurunun müvekkili markalarının serisi olarak algılanacağını, marka kapsamlarındaki ürünlerin de aynı olduğunu, dolayısıyla 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki koşulların gerçekleştiğini, ayrıca müvekkili markasının kozmetik sektöründe sahip olduğu ciddi düzeydeki tanınmışlığın da karıştırılma ihtimalini arttıracağını, davacının markalarının tanınmışlığı nedeniyle anılan kanun maddesinin beşinci fıkrasındaki koşulların da somut olayda oluştuğunu, müvekkiline ait "..." markalarının sahip olduğu tanınmışlık düzeyi ve davalının basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü de dikkate alındığında davalının, müvekkilinin markalarından haberdar olmamasının imkansız bulunduğunu, buna rağmen davalının tamamen müvekkili ile özdeşleşmiş markanın ayırt edilemeyecek derecede benzerini müvekkil markası ile birebir aynı/aynı türden ürünler üzerinde tescil ettirmek istemesinin kötü niyetli olduğunu, bunun dışında üçüncü ve altıncı fıkrasındaki koşullarının da oluştuğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvuruda yer alan "A" harfleri, ortasındaki çizgiye yer verilmeyerek ters "V" şeklinde yazılmış ise de bu durum, tüketicilerin algısında değişikliğe yol açmayacak olup, başvurunun, ürünlerin ortalama tüketicilerince "..." olarak algılanacağı, davacının itirazına mesnet markaların asli unsurlarını ise "..." ibaresinin oluşturduğu, markaların asli unsurları arasında yalnızca davacı markasında yer alan "O" harfinin başvuruda "A" harfine çevrilmesinden kaynaklanan bir farklılığın bulunduğu, ancak bu farklılığın, görsel ve işitsel olarak dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, zira diğer harflerinin aynı olduğu, tek farklılığın ibarenin ortasındaki harfle yapıldığı, ayrıca, davacı markasının yüksek ayırt edici niteliği ile kozmetik ürünlerindeki tanınmışlık seviyesi de gözetildiğinde, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel ve işitsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, buna karşılık davacı markalarının tanınmışlık düzeyi taraf markaları arasında düşük düzeyli bir işaret benzerliğinin bulunması ve başvuru kapsamında olup, davacı markalarının kapsamlarında yer alan mal ve hizmetlerden farklı olduğu kabul edilen hizmetlerin, davacı markalarının tanınmış olduğu kozmetik sektörüne yakınlık derecesi gözetildiğinde, anılan kanun maddesinin beşinci fıkrasındaki şartların oluşmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde davanın reddi kararının hatalı olduğu gerekçesi ile yeniden esas hakkında kurulan hüküm ile; YİDK'in 21.06.2019 tarih, 2019-M-5503 sayılı kararının, 35/5. sınıftaki "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve
satın alması için Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil; ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç). Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar; manyetik/optik okuyuculu kartlar,
manyetik, optik ve elektronik ortamlara kaydedilmiş çekilmiş sinema filmleri, diziler ve video müzik klipleri. Kuyumculuk eşyaları (taklitleri dahil); altınlar, mücevherler, kıymetli taşlar ve bunlardan mamul takılar, koldüğmeleri, kravat iğneleri ve heykeller, biblolar. Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Oyunlar ve oyuncaklar. Salonda oynanan oyunlar; harici ekran ya da monitör ile bağlanıp oynanabilen oyunlar için aletler, makineler ve cihazlar (jetonla çalışanlar dahil). Hayvanlar için oyuncaklar. Çocuk bahçeleri, parklar ve oyun parkları için oyuncaklar mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" yönünden kısmen iptaline, yine bu mal ve hizmetler yönünden markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; reddedilen kısımlar yönünden de karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, yalnızca bir harfte farklılığın olduğunu, ortalama bir tüketicinin taraf markalarını ilişkilendirmemesinin mümkün olmadığını, davacıya ait markanın tanımış bir marka olduğunu, yüksek ayırt ediciliği niteliği ile kozmetik ürünlerindeki tanınmışlık seviyesinin üst düzeyde bulunduğunu, bu yüzden daha geniş bir korumadan faydalanmasının zorunlu olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olunmasının dahi tek başına ret sebebi oluşturduğunun kabul edildiğini, harf eklemelerinde veya değişikliklerinde iltibasın bulunduğuna ilişkin içtihatların bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; kurum kararının doğru olduğunu, markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
3.Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde; markalar arasında herhangi bir benzerliğin bulunmadığını, müvekkilinin markasının özel tasarım olduğunu, davacıya ait markalarda bu şekilde bir tasarımın yer almadığını, ... kelimesinin anlamsal bir karşılığının bulunmadığını, şirket ortaklarının soy isimleri nedeni ile bu markanın seçildiğini, faydalanma kastlarının olmadığını, davacının markası ile ilişkilendirilmeye çalışılmadığını, bu nedenle davanın tümden reddinin gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Bölge Adliye Mahkemesince taraf markalarındaki tek bir harf farklılığının karıştırılma tehlikesini ortadan kaldırmayacağı ve 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel ve işitsel olarak benzerliğin bulunduğu gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.06.2022 tarih ve 2020/11-654-2022/803 sayılı ilamında da vurgulandığı üzere karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, tüketicilerin bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde ve herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım veya bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” bunların karıştırılabileceği yönünde ise iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Başka bir deyişle karıştırılma ihtimali; görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın asıl unsurları ve tamamlayıcı unsurları, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine tüketicilerin, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; işaretlerin benzerliğinde ve karıştırılma ihtimalinde dikkate alınacak önemli bir unsur da, önceki markanın ayırt edici niteliğidir. Önceki markanın ayırt edici niteliği düşük ise küçük farklılıklarla dâhi karıştırılma ihtimali ortadan kaldırılabilir. Bu gibi hâllerde önceki marka ile başvuru arasında mevcut farklı unsurların veya ortak unsurlara yapılan ilavelerin ayırt ediciliği ve sonraki başvuruyu yeterince farklılaştırıp farklılaştırmadığı üzerinde durulmalıdır.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu markaların esas unsurlarının "..." ve "..." ibareleri olmaları nedeni ile bu kapsamda yapılan karşılaştırmada, davalı şirkete ait başvuru markasının, görsel olarak düz beyaz fon üzerine özel bir yazı fonuyla "..." ibaresinden oluştuğu, markanın tüm harflerine özel tasarım katıldığı, "A" ve "V" harflerinin birbirine zıt yönleri gösterecek şekilde yazıldığı, "N" harfinin ise normal yazılışından farklı olarak diğer harflerle uyumlu şekilde özel bir yazım şekli ile yer aldığı, "..." ibareli markalarda, farklı yazı stilleri kullanılmış ise de başvuru markasına benzeyecek bir tasarıma rastlanılmadığı, dolayısıyla aralarında görsel açıdan benzerlik bulunmadığı, yine her iki markanın yazıldığı gibi okunması dolayısı ile "..." ibaresinde yer alan "O" harfinin fonetik olarak markaya önemli bir ayırt edicilik katması nedeni ile işitsel benzerliğin de olmadığı, özel anlamları bulunmadığından anlamsal benzerliğin de olmadığı, başvuru markasının davalı şirketin ortaklarının soyadlarından esinlenerek oluşturulduğu, öte yandan dava konusu markaların hitap ettikleri tüketicilerin de farklı olmasından dolayı işletmeler arasında bağlantı olduğu düşüncesinin de oluşmayacağı, hal böyle olunca bütünsel yaklaşımla incelendiğinde, davalıya ait başvuru markasında kullanılan ibaredeki tüm unsurların oluşturdukları özgün kompozisyonun davalı şirkete ait markalardaki ibarelerden farklı olduğu, taraf markalarında kullanılan ibareler arasındaki farklılık nedeniyle anılan hizmetler yönünden de karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı ve 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesindeki diğer koşulların da oluşmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harçlarının istekleri halinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!