11. Hukuk Dairesi 2022/5855 E. , 2024/2272 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1544 Esas, 2022/1220 Karar
vekili Avukat ...
HÜKÜM : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çaycuma 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2019/434 E., 2021/1154 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin/dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; tekstil sektöründe faaliyet gösteren taraflar arasında tekstil ürünü satımı konusunda ticari ilişki bulunduğunu, davalıya teslim edilen malların bedellerinin ödenmediğini, açık hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığını, ancak takibe itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ve takibin devamını, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında uzun süredir ticari ilişki bulunduğunu, davacının sunmuş olduğu cari hesap tablolarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin icra takibine konu borcu bulunmadığını, davacı ile ticari ilişkilerinin hem Türk Lirası hem de yabancı para üzerinden gerçekleştirildiğini, fatura tarihi ile ödeme tarihi arasında oluşan kur farklarının birbirlerine fatura düzenlemek suretiyle kapatıldığını, davacının yabancı para birimi üzerinden gerçekleştirilen işlemlerle Türk Lirası üzerinden gerçekleştirilen işlemlerin cari hesaplarını birleştirdiğini ve bu suretle ödenmiş olan bedelleri tekrardan alacak kalemi olarak gösterdiğini, davacı tarafın eksik, hatalı ve geç iş teslimleri nedeni ile davalı tarafından reklamasyon faturası düzenlenerek tebliğ edildiği, davacının ise iade faturaları düzenleyerek davalıya tebliğ ettiğini ve işbu faturalara itiraz edildiğini savunarak davanın reddi ile kötü niyet tazminatınına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında süregelen ticari ilişki bulunduğu, davacının düzenlediği ve itiraza uğrayan faturaların davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, bu faturalarla ilgili iade faturası düzenlenmesinin sonuca etkisinin bulunmadığı, davalı tarafın toplam 140.870,92 TL tutarındaki faturalara yasal süresi içinde noterlik yoluyla itirazda bulunduğu, davalının icra takip tarihi itibariyle 152.925,37 TL borcunun bulunduğu, alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesinin yasal şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının itirazının 152.925,37 TL'lik miktar yönünden iptaline ve takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağın %20 'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin eksik inceleme ile karar verdiğini, yasalara uygun olarak düzenlenen reklamasyon faturasına rağmen fatura içeriğine ve ayıplı ifaya ilişkin hiçbir inceleme gerçekleştirilmediğini belirterek Mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafın cevap dilekçesinde reklamasyon faturasının ayıp ve eksik ürünler için düzenlendiğini savunduğu, ancak davalının süresi içerisinde davacı satıcıya ayıp ihbarında bulunduğuna dair bir delilin sunulmadığı, bu durumda, davalının düzenlediği 135.000,00 TL bedelli reklamasyon faturasının geçerli olmadığı, her ne kadar davacı taraf bu faturayı defterine kaydetmiş ise de 8 günlük itiraz süresi içerisinde iade faturası düzenleyip davalıya göndermekle faturaya itiraz etmiş olup faturaya itirazın geçerli olduğu ve davalının düzenlediği 135.000,00 TL bedelli fatura bedelinin davacı alacağından mahsup edilemeyeceği sonucuna varıldığı, yine davalının düzenlediği 3.658,00 TL bedelli nakliye faturasının da ayıplı ürünlerin iadesi nedeniyle oluşan nakliye gideri için düzenlendiği belirtilmiş ise de az önce belirtildiği gibi davalı ayıp ihbarında bulunduğuna dair delil sunmadığı gibi teslim edilen malların ayıplı çıktığında alıcının sadece ayıp nedeniyle iade faturası düzenlemesi yeterli olmayıp ayıplı ürünü iade ettiğini de ispat etmesi gerektiği, ancak davalı ayıp ihbarı ile ayıplı ürünü iade ettiğini ispat edemediğine göre nakliye ücretini de talep edemeyeceği, davacı bu fatura için de 8 günlük itiraz süresinde iade faturası düzenlenmekle bu faturaya da itiraz ettiğinden 3.658,00 TL bedelli nakliye faturasının da davacı alacağından mahsup edilemeyeceği, İlk Derece Mahkemesince anılan bu iki fatura bedeli yönünden davanın kabulüne karar verilmesinin isabetli olduğu, talep konusu 1.556,28 TL ve 656,64 TL bedelli satış faturalarının incelenmesinde ise bu faturaların kumaş satış faturası olarak davacı tarafından düzenlenerek davalıya gönderildiği, davalı tarafından ihtarname ile 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edildiği ve ticari defterlerine kaydedilmediği, davalının BA forumlarında da bu faturaların görünmediği, davacı satıcının, bu fatura içeriği malları davalıya teslim ettiğini ispat etmesi gerektiği, davacı fatura içeriği malların davalıya teslim edildiğini yazılı delillerle ispat edemediğinden bu faturalar nedeniyle alacaklı olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, kısmen kabulüne, davalının itirazının 150.712,45 TL'lik miktar yönünden iptaline ve takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının, davacı tarafından düzenlenen tüm faturalara usule uygun ve süresi içerisinde itiraz ettiğini, davacının müvekkil şirketin düzenlemiş olduğu reklamasyon faturasına süresi içinde itirazda bulunmadığını, davacının sonuca etkisi bulunmayan iade faturası düzenleyerek müvekkilinin reklamasyon faturasına itiraz etmeye çalıştığını, bu hususların bilirkişi tarafından da tespit edildiğini, yerel Mahkemenin hatalı ve eksik inceleme neticesinde tarafları, olayları ve belgeleri karıştırarak hüküm kurduğunu, aksi düşünüldüğünde dahi yasalara uygun olarak düzenlenen reklamasyon faturasına rağmen fatura içeriğine ve ayıplı ifaya ilişkin hiçbir inceleme gerçekleştirilmediğini, dava dosyası kapsamındaki beyanlarının tekrar edildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!