WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 18 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/5765 E.  ,  2024/2267 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2021/1778 Esas, 2021/1490 Karar
ASIL VE BİRLEŞEN
DAVADA DAVACI : Mega Basım Yayın Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili Avukat ...
ASIL DAVADA DAVALI : Türk Patent ve Marka Kurumu vekili Avukat ...
BİRLEŞEN DAVADA DAVALILAR : 1- Pasifik Grup Yayıncılık Bilişim Tek. Eğitim San ve Tic. A.Ş. vekili Avukat ... Kaymaz
2- Tasfiye Halinde Oksijen Eğitim Yayıncılık ve Danışmanlık Tic. Ltd. Şti.
TASFİYE MEMURU : ...

HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/75 E., 2019/219 K.
BİRLEŞEN DAVA : Ankara 3. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2016/458 E.

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Asıl ve birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2014/51730 sayılı "PASİFİK OFSET" ibaresinin tescili için davalı Kuruma başvurduğunu, davalı Kurum tarafından 2008/43503 sayılı "PASİFİK EĞİTİM KURUMLARI+Şekil", 2012/27048 sayılı "PASİFİK YAYINLARI+şekil" ve 2012/27049 sayılı "PASİFİK GRUP YAYINCILIK+Şekil" ibareli markalara dayalı olarak 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca reddedildiğini, bu karara yaptıkları itirazın da YİDK tarafından reddine karar verildiğini, YİDK kararının hukuka aykırı ve gerekçesiz olduğunu, markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin “pasifik ofset” markasını 1998 yılından bu yana kullandığını ve ibareye ayırt edicilik kazandırdığını, müvekkilinin ofset baskı işi ile uğraştığını, redde mesnet markaların sahibi şirketlerin ise eğitim ve yayın faaliyetinde bulunduklarını ileri sürerek YİDK kararının iptaline, markanın müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru konusu ibare ile redde mesnet markalar arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı Pasifik Grup Yayıncılık Bilişim Tek. Eğitim San ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline ait marka ile davacı başvurusu arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

3.Diğer davalı cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 556 sayılı KHK’nın 53 üncü maddesi uyarınca YİDK kararının iptali için kararın bildiriminden itibaren iki ay içinde yetkili mahkemede dava açılabileceği, buna göre davacıya yapılan tebliğin tarihi 11.01.2016 olduğu dikkate alındığında, iki aylık hak düşürücü sürenin son günü olan 11.03.2016 tarihine kadar YİDK kararının iptali istemiyle dava açılması gerektiği, eldeki davanın ise hak düşürücü sürenin dolmasını müteakip 16.03.2016 tarihinde açıldığı gerekçesiyle süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; YİDK kararının tebliğine ilişkin tebligat parçası incelendiğinde iddia edildiği gibi 11.01.2015 veya 11.01.2016 tarihlerinde tebliğ edilmediğinin görüleceğini, posta memuru tarafından okunamayan üst üste basılmış kaşelerin yer aldığını, müvekkili adına çıkartılan davetiyenin posta dağıtıcısı tarafından usulüne uygun olarak düzenlenmediğini ve Tebligat Kanunu hükümleri gereğince geçersiz olduğunu, tüzel kişilere tebligatın nasıl yapılacağının yasayla düzenlendiğini, tüzel kişinin yetkili temsilcisinin herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadığı ya da evrakı alamayacak durumda olmaları halinde tebligatın o yerde bulunan memur ya da müstahdemlerden birine yapılacağını, bu durumun tebliğ mazbatasında da açıkça yazılmasının gerektiğini, tebliğ mazbatasının yasaya uygun düzenlenmediğini, usulsüz tebligatın resen nazara alınması gerektiğini, davanın süresinde açıldığını, bu konuda bir itiraz ileri sürülmediğinden usuli müktesep haklarının bulunduğunu, davanın açıldığı günün öğrenme tarihi olarak kabulünün gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu YİDK kararının davacıya 11.01.2016 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğ mazbatası üzerine kaşe ile "11.01.2016" ve "11 Ocak 15" olmak üzere iki ayrı tarih basılmış ise de YİDK karar tarihinin 31.12.2015 olduğu da gözetildiğinde "11 Ocak 15" tarihinin sehven mazbata üzerine vurulduğu sonucuna varıldığı ve yapılan hatanın tebligatın geçersizliği sonucunu doğurmadığı, mazbata üzerindeki açıklama tam olarak okunamamakla birlikte "dışarıda" ibaresi ile "..." isminin okunduğu ve ismi geçen ...'nin imzasının mazbata üzerinde görüldüğü, öte yandan, tebligatı gerçekleştiren Kurumun internet sayfasında da söz konusu kararın 11.01.2016 tarihinde "işyerinde daimi çalışana teslim" açıklaması ile muhatabına tebliğ edildiğinin belirtildiği, bu durumda, söz konusu kararın davacıya 11.01.2016 tarihinde usulünce tebliğ edildiğinin kabulü gerektiği gibi 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 32 nci maddesi uyarınca tebligatın usulüne aykırı yapıldığı hallerde muhatabı tebliğe muttali olmuş ise tebligat geçerli sayılacağından ve davacı tarafça da ne dava dilekçesinde ne de sonraki aşamalarda söz konusu tebligatın usulüne uygun yapılmadığı ve karardan daha sonra haberdar olunduğuna ya da tebliğ yapılan kişinin çalışanları olmadığına ilişkin bir iddianın ileri sürülmediği, buna göre iptali istenen kararın 11.01.2016 tarihinde davacıya tebliğ edildiğinin kabulünün gerektiği ve iş bu davanın da iki aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra 16.03.2016 tarihinde açıldığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10.03.2014 tarih ve 2014/3072 E., 2014/4547 K. sayılı, 01.06.2015 tarih ve 2015/2531 E. ve 2015/7355 K. sayılı emsal kararlarından anlaşılacağı üzere bu hususun dava şartı olduğu, dolayısıyla resen gözetilmesinde zorunluluk bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davanın iki aylık hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı hususuna ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.