WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAIRESI

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/5743 E.  ,  2024/2554 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1095 Esas, 2022/745 Karar

HÜKÜM : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/312 E., 2020/245 K.

Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı şirkette 600/9000 pay sahibi olan müvekkilinin vekilinin katıldığı 15.03.2019 tarihinde yapılan 2017-2018 yıllarına ilişkin olağan ortaklar kurulu toplantısında alınan 2, 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 inci maddelerinde alınan kararlara muhalefet edildiğini, söz konusu genel kurul toplantısının şirket müdürünün ibrasına ilişkin 5 inci maddesindeki kararın, kendi ibrasında oy kullanması mümkün olmadığı halde oy kullanmak suretiyle kanuna aykırı şekilde karar alındığını, yine 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 626 ncı maddesi uyarınca şirket müdürüne izin verilmesine ilişkin yapılan oylamada şirket müdürünün kanuna aykırı bir şekilde oylamaya katılarak kendi lehine karar aldığını, dolayısıyla 6. maddede alınan kararın da yasaya aykırı olduğunu, bu kararın oy birliğiyle alınması gerektiğini, genel kurul toplantısının 3 ve 4 üncü maddelerinde faaliyet raporları ile bilanço ve gelir gider tablolarının oy çokluğu ile kabulüne karar verildiğini, oysa bilançonun kanun uyarınca taşıması gereken zorunlu bilgileri içermediğini, şirket müdürünün bilanço ile raporunu genel kurul toplantısından en az 15 gün önce ortakların incelemesine arz etmekle yükümlü olduğunu, faaliyet raporunun açıklayıcı olması gerektiğini, aksi takdirde gerek ibra, gerekse de bilançonun onaylanması gibi diğer maddelerin iptal edilmesinin zorunlu olduğunu, bilanço ve gelir tablosunda açıklama ve dipnotların bulunmadığını, davalı şirket müdürü tarafından şirketin tek faaliyet konusu olan işletme ruhsatının ...'a hibe edildiğini, bu şekilde haksız menfaat sağladığını, bilanço ve faaliyet raporlarında menkul ve gayrimenkul malların ne olduğu ayrıca işletme ruhsatının kime hangi bedelle satıldığı ve niçin satıldığı belli olmadığı için kabulünün mümkün olmadığını, bilançoya ve faaliyet raporunun kabulüne ilişkin kararın iptali gerektiğini, gündemin 2 nci maddesi uyarınca özel denetçi tayini talebinin haksız ve dürüstlük kurallarına aykırı bir şekilde reddedildiğini, bu kapsamda mahkeme tarafından en az 3 bağımsız denetçinin davalı şirkete özel denetçi olarak atanmasına karar verilmesini, genel kurul toplantısının 7 ve 8 inci maddelerinde şirketin faaliyetsiz kaldığı için tasfiyeye girmesine ve tasfiye memuru olarak da şirket müdürünün atanmasına oy çokluğu ile karar verildiğini, oysa davalı şirketin işletme ruhsatının muvazaalı olarak eski ortağa devredildiğini, bu konuda yasal süreç başlatıldığını, şirketin faaliyete devam edebileceğini, tasfiye kararının amacının, haksız şekilde içi boşaltılan şirketin davalara maruz kalmasını engellemek amacıyla kötü niyetle alındığını, ayrıca şirket müdürünün halen rekabet ve bağlılık yasağına aykırı şekilde davrandığını, bu durumda tasfiye memuru olmasının mümkün olmadığını, bu nedenle de iptali gerektiğini ileri sürerek davalı şirketin 15.03.2019 tarihli olağan ortaklar kurulu toplantısında alınan 2, 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 no.lu maddelerinin iptaline, davalı şirkete en az 3 kişiden oluşan özel denetçi atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; şirketin genel kurul toplantısına yaptığı çağrı ve toplantının yasaya uygun olduğunu, gerekli ilanların yapıldığını, bildirimlerin gerçekleştiğini, genel kurul toplantısında kararların alınmasını engelleyecek bir koşul olmadan pay çoğunluğuna göre karar alındığını, davacının pay oranı göz önüne alındığında sonucun zaten değişmeyeceğini, davacının daha önceki olağan genel kurul toplantılarına usulüne uygun çağrı ve davetiye çıkartılmasına rağmen katılmadığını, şirketin mal ve ruhsatının satılmasının yönetime ait olduğunu, müdürün devredilemez görevi olduğunu, yapılan işlemde usulsüzlük olmadığını, özel denetçi atanmasını gerektirecek herhangi bir husus ve usulsüzlük olmadığını, davacının haklı bir neden göstermeden özel denetçi atanması yönündeki talebinin kanuna aykırı olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı şirketin 15.03.2019 tarihli genel kurulunda alınan 2, 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 numaralı kararlarının iptali istemiyle açılan davada hükme esas alına bilirkişi raporunda ayrıntılı belirtildiği üzere davaya konu genel kurulun 2, 3, 4, 7 ve 8 no.lu gündem maddeleriyle ilgili alınan kararların şirketteki ortakların paylarının %93'lük kısmı ile red veya kabul edildiği, bu kapsamda alınan kararların yasa, şirket ana sözleşmesi ve iyi niyet kurallarına aykırı olmadığı anlaşıldığından, bu gündem maddeleri yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği, şirket müdürünün ibrasına ilişkin 5 no.lu gündem maddesi ve şirket müdürüne 6102 sayılı Kanun'un 626 ncı maddesine göre izin verilmesine ilişkin alınan kararların ise aynı kanunun 619 uncu maddesine aykırı olarak şirket müdürü ortağın ibrada oy kullandığı, şirket müdürünün bu konuda oy hakkının bulunmadığı, bu nedenle davacının oyu ile şirket müdürünün ibrasının reddedilmiş sayılması gerektiği, yine 6102 sayılı Kanun'un 626 ncı maddesine göre müdürler şirketle rekabet oluşturan faaliyette bulunamazlar, müdürlerin şirketle rekabet oluşturan faaliyette bulunabilmesi için ana sözleşme veya genel kurulda izin verilmesi gerektiği, 619 uncu maddesine göre de rekabet yasağına aykırı faaliyetlerde bulunulmasını onaylayan kararlarda ilgili ortağın oy hakkı bulunmadığından davacı dışındaki şirket müdürü olan diğer ortağın oydan yoksun bulunması nedeniyle bu maddeler yönünden ise davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davalı şirketin 15.03.2019 tarihli genel kurulunda alınan şirket müdürünün ibrasına ilişkin 5 inci madde ve şirket müdürüne rekabet izni verilmesine ilişkin 6 ncı madde ile alınan kararların iptaline, davacı vekilinin diğer taleplerinin reddine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davada iptali istenilen 2 nci maddenin şirkete özel denetçi tayini talebinin reddi kararına ilişkin olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 438 inci maddesi hükmü uyarınca müvekkili şirket ortağının pay sahipliği haklarını kullanabilmesi için gerekli olması halinde ise özel denetçi atanmasını gündemde olmasa bile genel kuruldan istemesinin mümkün olduğunu, özel denetçinin çalışma alanlarına giren ve bunun sonucu ile ilgili bulunan bilançonun gerçekliğinin araştırılması istemlerinde özel denetçi atanması konusunda daha ılımlı davranılması gerektiğini, ancak bu yöndeki taleplerinin genel kurul toplantısında haksız olarak reddedildiğini, bu talebin müvekkilinin bilgi alma veya inceleme hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, iptali talep edilen 3 ve 4 no.lu maddelerin, şirketin faaliyet raporları ile bilanço ve gelir gider tablolarının oy çokluğu ile kabulü kararına ilişkin olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 516 ncı maddesi gereği bilançonun taşıması gereken zorunlu bilgileri içermediğini, söz konusu bilançoda bilanço açıklamasının, gelir tablosunun dipnotlarının, gider tablosu dipnotlarının ve açıklamasının bulunmadığını, ayrıca davalı şirketin müdürü tarafından şirketin tek faaliyet konusu olan işletme ruhsatı (daha önce devredilen yine mahkeme kararı ile iptal edilen işletme ruhsatı) eski ortak ...'a hibe ettiğini ve bu şekilde gerek kendisine gerekse ...'a haksız menfaat sağladığını, şirket müdürü tarafından sunulan bilanço ve faaliyet raporlarında şirketin sahip olduğu menkul ve gayrimenkul malların ne olduğu ayrıca işletme ruhsatının kime hangi bedelle ve niçin satıldığının kabulünün mümkün olmadığını, bu nedenle bilançonun ve faaliyet raporunun kabulüne ilişkin kararın iptali gerektiğini, iptali talep edilen 7 ve 8 no.lu maddelerin şirketin faaliyetsiz kaldığı için tasfiyeye girmesine ve tasfiye memuru olarak da şirket müdürünün oy çokluğuyla atanmasına ilişkin olduğunu, davalı şirketin işletme ruhsatının muvazaalı olarak eski ortağa devredildiğini, tasfiye kararının amacının haksız şekilde içi boşaltılan şirketin davalara maruz kalmasını engellemek amacıyla kötü niyetli alınmış bir karar olduğunu, şirket müdürünün halen rekabet ve bağlılık yasağına aykırı davrandığını, 6102 sayılı Kanun'un 395 inci maddesi hükmüne aykırı davranan bir kimsenin tasfiye memuru olmasının mümkün olmadığını, bu sebeple tasfiye memuru olarak ...'in seçilmesine ilişkin kararın iptali gerektiğini ileri sürerek açıklanan bu ve re'sen gözetilecek nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, genel kurulun 2.maddesi ile davacı ortağın davalı şirkete özel denetçi atanmasına ilişkin istemi görüşülerek davacı ortağın olumlu, dava dışı ortağın olumsuz oy kullanması sonucunda oy çokluğu ile reddedildiği, 6102 sayılı Kanun'un 635 inci maddesi yollamasıyla uygulanması gereken 438 inci maddesi uyarınca azlığın özel denetim talebi genel kurulca reddedilirse 3 ay içerisinde ilgililerce şirket merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesine başvurarak özel denetçi atanmasını isteyebilecekleri, bu durumda özel denetim talebinin reddine ilişkin genel kurul kararına karşı azlığın iptal davası açmasında hukuki yarar bulunmadığı, özel denetime ilişkin taleplerin reddine dair genel kurul kararın iptali için dava açmakta dava şartı niteliğindeki hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddi gerektiği gözetilmeksizin ilk derece mahkemesince yazılı şekilde esastan reddine karar verilmesinin doğru görülmediği, genel kurulda alınan ve yasaya uygun olduğu belirtilen 2, 3, 4, 7 ve 8 inci maddelerin anasözleşmeye de uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulüne, 15.03.2019 tarihli genel kurul toplantısında özel denetime ilişkin talebin reddine dair alınan 2 no.lu kararın iptali için dava açmakta davacının dava şartı niteliğindeki hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine, davalı şirketin dava konusu 15.03.2019 tarihli genel kurul toplantısında alınan şirket müdürünün ibrasına ilişkin 5 inci madde ile şirket müdürüne rekabet izni verilmesine ilişkin 6 ncı madde ile alınan kararların iptaline, davacı vekilinin dava konusu 3 ,4, 7, ve 8 no.lu genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkin taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar etmiş, davalı şirketteki pay oranı nedeniyle özel denetçi atanmasının mahkemeden istenmesi talebinin reddedildiğini, bu sebeple özel denetçi atanması talebinin reddine yönelik genel kurul kararının iptalini istemekte hukuki yararı bulunduğunu
belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirketin 15.03.2019 tarihli genel kurulunda alınan 2, 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 numaralı kararlarının iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 438, 514 ve 616 ncı maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Davalı şirket iki ortaklı olup şirket müdürünün ibrasında aynı zamanda şirket müdürü olan ortağın ve 6102 sayılı Kanun'un 626 ncı maddesine göre şirketle rekabet oluşturan faaliyette bulunulması iznine ilişkin kararda da izin verilen ortağın oy yasaklısı olmasına rağmen oy kullanması ve davacının tek başına oyunun karar nisabını oluşturmaması nedeniyle bu kararlar yok hükmündedir. Ancak mahkemece bu kararların iptaline karar verilmiş olması sonuca etkili değildir.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.