11. Hukuk Dairesi 2022/5740 E. , 2024/2501 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/446 Esas, 2022/564 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/1022 E., 2022/75 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında adi ortaklık tesis edildiğini, ortaklık ilişkisinin ticari amaçlarla resmiyette işçi işveren ilişkisi olarak devam ettirildiğini, ortaklık ilişkisinin karşılıklı olarak fesih edildiğini, tarafların fesih protokolü imzalandıktan sonra müvekkilinin davalıya ortaklık payına mukabil 88.500,00 TL ödeme yaptığını, fesih protokolünde davalı tarafa belirli şartlarda rekabet yasağı yükümlülüğü yüklendiği ve ihlal edilmesi halinde cezai şart öngörüldüğünü, davalının rekabet yasağını ihlal ederek müvekkilini zarara uğrattığını ileri sürerek davalının 25.08.2017 tarihli ortaklık fesih sözleşmesinde düzenlenen rekabet yasağına aykırı davrandığının tespitine, fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak 16.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; gıda mühendisi ve aynı zamanda A sınıfı İş Güvenliği Uzmanı olan davalının 01.09.2014-25.08.2017 tarihleri arasında davacı şirkette iş güvenliği uzmanı olarak çalıştığını, davacı işveren tarafından iş akdinin feshedildiğini, iş akdinin feshedilmesi sırasında işçilik alacaklarını alabilmek için davacı tarafından önceden hazırlanmış rekabet yasağı içeren sözleşmenin zorunlu olarak imzalandığını, iş akdi feshedilen ve belli bir süre işsiz kalacak olan davalının dayatılan sözleşmeyi imzalamaktan başka çaresi bulunmadığını, davalının sözleşmeyi imzaladığı tarih öncesinde "TMS Tren Bakım Onarım A.Ş." ve "RCS Temizlik Hizmetleri Ltd. Şti." ile görevlendirme dışında ilişkisinin olmadığını, iş akdi feshedildikten sonra 4 ay kadar işsiz kalıp işsizlik ödeneğinden yararlanan davalının yapılan davet üzerine bu iki şirketle görüştüğünü ve önerilen işi kabul ettiğini, çalışma özgürlüğünü kısıtlayacak şekilde tek taraflı düzenlenmiş ve baskı altında imzalattırılmış sözleşme hükümlerinin geçersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı şirketle davalı arasında işçi işveren ilişkisi yanında gizli şirket ortaklığı ilişkisinin de bulunduğu, tarafların 25.08.2017 tarihinde imzaladıkları sözleşmede belirledikleri şartlara bağlı kalarak bu ortaklığı sona erdirmeyi kabul ettikleri, her ne kadar cevap dilekçesinde, işçi alacaklarının alınması ve ilerde işsiz kalınacak sürede ekonomik olarak güçlü olmak amacıyla bu sözleşmenin baskı altında davalı tarafından imzalandığı ileri sürülmüşse de, sözleşmenin 25.08.2017 tarihinde imzalanması, davanın ise 17.09.2018 tarihinde açılmasına karşılık davalı tarafın 1 yıl içinde “Menfi Tespit” davası açılarak sözleşmenin hükümsüzlüğünü kanıtlama yoluna gitmediği, dolayısıyla 25.08.2017 tarihli “Ortaklık Fesih Sözleşmesinin” içeriği itibariyle geçerli sayılması gerektiği, sözleşmenin 3. maddesinin alt başlıklarında; A sınıfı İGU olan davalının, ortaklığın feshinden sonra davacı firmaya zarar verici faaliyetlerden kaçınmayı, şirket müşteri sayısını ve gelirlerini azaltacak faaliyetlerde bulunmamayı, 2 yıllık süre içinde şirket müşterisi durumundaki firmalarda tam veya yarı zamanlı olarak çalışmamayı, bu firmalarda danışmanlık yapmamayı, bu firmalara iş sağlığı ve güvenliği hizmeti vermemeyi, ölçüm ve değerlendirme yapmamayı, buna karşılık 88.500,00 TL almayı kabul ve taahhüt ettiği, aksi davranışlarda bulunması durumunda şirkete 25.000,00 USD cezai şart ödemeyi kabul ettiği, sözleşme hükümleri uyarınca, davacının İş Bankasındaki hesabına 25.08.2017 tarihinde 13.793,35 TL (açıklamaya göre ihbar ve kıdem tazminatı olarak), yine aynı tarihte 74.706,65 TL olmak üzere iki parçada toplam 88.500,00 TL'nin yatırıldığı, davalının ise geçen sürede bu paraların neden yatırıldığı konusunda itirazda bulunmadığı, parayı uhdesinde tutup kullandığı, taraflar arasındaki görünürde işçi-işveren ilişkisi mevcut ise de, gizli ortaklığın söz konusu olması nedeniyle rekabet yasağının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 348-350 maddelerine göre değil, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) özellikle limited şirketle ilgili maddeleri açısından irdelenmesi gerektiği, limited ortaklıkta, rekabet yasağının kural olarak sadece müdür ortaklar için öngörüldüğü, 6102 sayılı Kanun'un 613 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, müdür olmayan ortaklar hakkında, rekabet yasağının ancak esas sözleşmede hüküm bulunması kaydıyla geçerli olacağının belirtildiği, somut olayda davacı şirketin sahibi Barış Büyükterzi ile davalı gizli ortak ... arasında özel sözleşme imzalandığı ve davalı tarafın, “2 yıl süreyle ve sadece şirketin o tarihte hizmet vermeyi üstlendiği işyerlerine tam veya kısmi süreli sözleşmelerle hizmet vermemeyi, danışmanlık ve ölçüm yapmamayı” kabul ve taahhüt ettiği dikkate alındığında sözleşmenin geçerli olacağı sonucuna varıldığı, sözleşmede rekabet yasağının 2 yıllık bir süre için ve dar bir alanda geçerli olmak üzere kabul edilmesi nedeniyle Anayasadaki çalışma hürriyetini sınırlayıcı özellikte olmadığı, davalının davacı Şirkette ortak veya işçi olarak çalıştığı sürede “TMS Tren Bakım Onarım AŞ” ile “RCS Temizlik Hizmetleri Ltd. Şirketinde” "E-kâtip” sistemi üzerinden davacı şirketçe İGU hizmetlerinde görevlendirildiği, durum bu şekilde iken, 28.08.2017 tarihinde davacı şirketten ayrılan davalının 4 ay sonra 01.01.2018 tarihinde “RCS Temizlik Hizmetleri Ltd. Şti.” ile “TMS Tren Bakım Onarım A.Ş.” işyerlerinde İGU olarak çalışmaya başladığı, bu tarih itibariyle de her iki şirketin de davacı şirketten iş güvenliği hizmeti almayı sonlandırdıkları, davalının, sözleşmede belirlenen 2 yıllık süre dolmadan eski şirketinde çalışırken görevlendirildiği 2 işyerinde İGU olarak görev yapmayı üstlenmesi ve dava tarihinde de bu görevini sürdürüyor olmasının 25.08.2017 tarihli sözleşme hükümlerine aykırı düştüğü, cezai şart tutarı olarak talep olunan 16.000,00 TL'nin sözleşmede belirtilen tutarı aşmadığı ve davalının Ankara 16.Noterliğinin 17.01.2018 tarih ve 911 yevmiye sayılı ihtarnamesiyle temerrüde düşürüldüğü gerekçesiyle davanın kabulü ile 16.000,00 TL cezai şart tazminatının 19.01.2018 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; uyuşmazlık konusunun mutlak hukuki mesele olduğundan Mahkemece değerlendirme yapılması gereken hatalı bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, bilirkişi raporuna karşı itirazlarının dikktae alınmadığını, taraflar arasında iş-işveren ilişkisi bulunduğunu, aksi yöndeki kabulün dosya kapsamına ve delillere aykırı olduğunu, davacının açıkca ikrar ettiği üzere ortaklığın işçi-işveren ilişkisi olarak gösterilmesinin nedeni olarak "sosyal güvenceden yararlanmak ve vergisel avantaj sağlamak" şeklinde gösterildiğini, davacının iddiasına göre kanuna karşı hile yapıldığını, bu nedenle ortaklı fesih sözleşmesinin geçersiz olduğunu, bahsi geçen ortaklık sözleşmesinin müvekkilinin işçilik tazminat ve alacaklarının ödenmesinin şartı olarak davacı şirket yetkilisi tarafından önceden hazırlanarak müvekkiline okumasına dahi izin verilmeden imzalattırıldığını, müvekkilinin bu sözleşmenin davacı tarafça kötü niyetle işleme konulabileceğinin tahmin edilmediğini, bu nedenle Mahkemece 1 yıllık süre içinde sözleşme nedeniyle menfi tespit davası açılmamasının müvekkili lehine yorumlanmasının yerinde olmadığını, Mahkemece tanık beyanlarının istikrarlı olduğu kabul edilmemişse de davacı tanıklarının davacı ile ilişkisinin irdelenmediğini, davacı tanıklarının davacı şirketle irtibatlı olduğundan tarafsız bulunmadıklarını, 25.08.2017 tarihli sözleşmenin geçerli olduğunun kabulünde dahi haksız rekabet koşullarının oluşmadığını, ayrıca bahsi geçen sözleşmenin Anayasal çalışma hürriyetine aykırı bulunduğunu, müvekkilinin dava dışı şirketlerin davacı ile sözleşmelerini süresi sonunda feshetmeleri üzerine müvekkiline iş teklif ettiklerini, bunun üzerine müvekkilinin dava dışı şirketlerde çalışmaya başladığını, bu durumun haksız rekabet teşkil etmediğini, somut olaya 6098 sayılı Kanun'un 444 üncü maddelerinin uygulanması gerektiğini, buna göre de davacının bir zararı bulunmadığını, 6102 sayılı Kanun'un limited şirketlerle ilgili hükümlerinin somut olayda uygulanma yeri bulunmadığını, diğer taraftan 6102 sayılı Kanun'un 613 üncü maddesinin ikinci fıkrasının da yanlış uygulandığını, zira anılan madde de limited şirket ortakları için rekabet yasağının ancak ana sözleşmede hüküm bulunması halinde geçerli olacağını, ancak davacı Şirketin ana sözleşmesinde böyle bir hüküm bulunmadığından anılan maddeye göre dahi davanın reddi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı ile davalı arasında işçi ve işveren ilişkisi yanında adi ortaklık ilişkisinin de olduğu, tarafların bu ortaklık ilişkisini 25.08.2017 tarihinde düzenledikleri "Ortaklık Fesih Sözleşmesi" ile sonlandırdıkları, 25.08.2017 tarihli sözleşmede davalıya ortaklıktan ayrılma bedeli olarak 85.000,00 TL ödeneceğinin kararlaştırıldığı, aynı sözleşmenin 3 üncü maddesinde davalının ortaklığın fesih tarihten itibaren 2 yıl süreyle davacının müşterisi olan firmalarda tam ve yarı zamanlı çalışmamayı, bu firmalara danışmanlık yapmamayı, iş sağlığı ve güvenliği hizmeti vermemeyi, aksine davranış halinde 25.000,00 USD cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, işbu davanın da davalının sözleşmenin bahsi geçen maddesine aykırı davrandığı iddiasıyla sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın tahsili istemiyle açıldığı, bu itibarla somut olay bakımından 6098 sayılı Kanun'un 444 ve devamı maddelerinde düzenlenen rekabet yasağı hükümlerinin uygulanması yeri bulunmadığından İlk Derece Mahkemesince somut uyuşmazlığın 25.08.2017 tarihli sözleşme hükümleri çerçevesinde görülüp sonuçlandırılmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, davalının ortaklık ilişkisinin sona erdiği 25.08.2017 tarihinden yaklaşık 4 ay sonra 01.01.2018 tarihinde davacının müşterisi olan TMS Tren Bakım Onarım A.Ş. ve RCS Temizlik Hizmetleri Ltd. Şti'nde iş güvenliği uzmanı olarak çalışmaya başladığı ve bu suretle bahsi geçen sözleşmenin 3 üncü maddesine aykırı davrandığı, bu duruma göre davacının cezai şart isteminin yerinde olduğu, her ne kadar davalı tarafça 25.08.2017 tarihli sözleşmenin davalının işçilik alacak ve tazminatlarının ödenmesi karşılığında zorla imzalattırıldığı gerekçesiyle geçersiz olduğu savunulmuşsa da davalıya sözleşmede kararlaştırılan ayrılma bedelinin ödendiğinin dosya kapsamından anlaşılması ve sözleşmenin geçersizliğini ileri süren davalının yapılan bu ödemenin taraflar arasındaki başka bir borç ilişkisinden kaynaklandığını iddia ve ispat etmemesi karşısında davalının bu savunmasına itibar edilemeyeceği gibi anılan sözleşme hükmünün çalışma hürriyetinin ihlali niteliğinde de bulunmadığı, ayrıca davacı ile davacının müşterisi olan olan TMS Tren Bakım Onarım A.Ş. ve RCS Temizlik Hizmetleri Ltd. Şti arasında imzalanan son sözleşmelerde, sözleşmelerin 01.01.2017 ve 31.12.2016 tarihinde başlayacağının karalaştırılmasına rağmen sözleşme süresine veya son bulacağı tarihe yer verilmediği, her iki sözleşmenin de 31.12.2017 tarihinde anılan şirketler tarafından sonlandırılarak 01.01.2018 tarihinde davalı ile çalışmaya başlandığının dosya kapsamı ile sabit olması karşısında davalının bu şirketlerin davacı ile olan sözleşmelerin süresinin sona ermesinden sonra anılan şirketlerin teklifi üzerine çalışmaya başlandığından sözleşmeye aykırılık bulunmadığı savunmasının da yerinde bulunmadığı, açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin davalının taraflar arasındaki 25.08.2017 tarihli sözleşmenin 3 üncü maddesine aykırı davrandığı bu sebeple davcının cezai şart isteminin yerinde olduğu gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen ve re'sen tespit edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, sözleşmeye aykırılık nedeniyle açılan tazminat davasıdır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!