WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/5683 E.  ,  2023/6840 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/2065 Esas, 2022/161 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Lüleburgaz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/267 E., 2019/348 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinden ... ile davalı şirket arasında ... plaka sayılı MAN marka 2006 model çekici ile ... plaka sayılı SERİN marka 2012 model yarı römorkun (açık kasa) satımını konu alan bir satış sözleşmesi yapıldığını, taraflar 17.07.2012 tarihinde yarı römork nitelikli araç için .... Noterliği 4368 yevmiye numaralı ve çekici nitelikli araç için ise .... Noterliği 4367 yevmiye numaralı olmak üzere iki adet mülkiyeti muhafaza kaydıyla satım sözleşmesi tanzim edildiğini, satım bedelinin anlaşmalarda yazılı olan 25.000,00 TL ve 75.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL olduğunu, davalı tarafın müvekkilin bu sözleşmelerden doğan borcunu taksitler halinde ödemesini kabul ettiğini ve aynı sözleşmede ödemelerin yapılacağı gün ve ödeme tutarı da hüküm altına alındığını, bu satımlara ilişkin olarak fatura düzenlendiğini, davacıların söz konusu taksitlere ilişkin ödemelerin kimi zaman elden kimi zaman ise banka aracılığıyla yapıldığını, kendilerine yapılan icra takibine konu bononun ise açığa imzanın rızaları hilafına doldurulması yoluyla tanzim edildiğini ileri sürerek icra dosyası kapsamında davalıya borçlu olmadıklarının tespitini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; menfi tespit davasının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 39 uncu maddesi gereğince hak düşürücü süre içeresinde açılmadığını, davacılar aleyhine 10.07.2012 düzenleme tarihli 21.08.2014 ödeme tarihi olan 192.000,00 TL bedelli senet alacağı yönünden borcun ödenmemesi üzerine .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/194 D. İş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz kararı verildiğini, bu karar ile Lüleburgaz 1. İcra Müdürlüğünün 2014/5757 E. sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, takibe ilişkin ödeme emirlerinin tüm davacılara tebliğ edildiğini, icraya konan bononun kanuna uygun olarak tanzim edildiğini, davacıların da bononun varlığına ve üzerindeki imzalara karşı itirazının olmadığı satış vaadi sözleşmelerinde yazan toplam miktarın her ne kadar 100.000,00 TL olarak gözükse de bu rakamın harç ve vergileri düşük ödemek amaçlı yapıldığını gerçekte anlaşılan miktarın bonoda yazan miktar olduğunu, davacıların kendilerine olan borcunun bonoda yazan miktar olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan tanık beyanlarından tanık Musa'nın da taraflar arasındaki satış vaadi anlaşmasının gerçek değerinin 180.000,00 TL dolaylarında olduğunu söylemesi, davalı vekilinin de tanığın bu beyanını kabul etmesi karşısında noterde düzenlenen anlaşmanın muvazaalı olarak düzenlendiğinin, tarafların gerçekte anlaştığı miktarın 192.000,00 TL olduğu, bononun da bu anlaşmaya binaen teminat maksadıyla düzenlendiğinin kabul edilmesi gerektiği, davacı vekilinin dosyaya sunduğu banka dekontları ve diğer belgelerden davacıların davalı şirkete 60.000,00 TL ödeme yapmış olduğu, davalı vekilinin bu iddiayı karşılayamadığı 2.000,00 TL'nin de satış vaadi sözleşmesinde yazdığı üzere verildiğinden davacıların davalılara bakiye kalan borcunun 130.000,00 TL olduğunun tespit edildiği, bilirkişi raporunda her ne kadar ticari defterlerde söz konusu senede ilişkin bir girişin olmadığı belirtilmişse de meselenin davanın esasını etkilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine, davacının Lüleburgaz 1. İcra Müdürlüğü'nün 2014/5757 E. sayılı takip dosyasına konu icra takibinde icraya konulan 192.000,00 TL'lik bono yönünden davalıya 62.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine takibin bu miktar yönünden iptaline, icra dosyasında takip edilen miktar olan 193.545,21 TL'den bakiye kalan 131.545,21 TL yönünden ise takibin devamına, kabul edilen miktar üzerinden %20 oranında hesaplanan 12.400,00 TL kötü niyet tazminatının davalı yandan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekli ve yeterli delilleri toplamadan hatalı değerlendirme ile hüküm kurulduğunu, davalı vekilinin duruşmada 'Bononun dava doyasında bulunan anlaşmaya binaen düzenlendiğini' beyan etmesi üzerine mahkemece bononun anlaşmanın teminatı olarak düzenlendiğinin kabul edildiği, ancak bu ikrara rağmen mahkemece tanık beyanları dikkate alınarak hatta o beyanları da aşarak anlaşmanın çok üzerinde bir borç tespit ettiğini, davalının 'Davacı tarafın düşük vergi ödemesi için sözleşmede bedelin düşük gösterildiği' yönündeki beyanının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, çünkü davacıların ödenen vergileri mevzuat kapsamında amortismandan düştüğünü, araçların icra müdürlüğünde toplam 76.400,00 TL bedelle satıldığı düşünüldüğünde, bonodaki bedelin çok yüksek olduğunu ve bu bedel üzerinden hüküm kurulmasının usule aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin davada sadece menfi tespit isteminde bulunduğu, kötüniyet tazminatı isteminin bulunmamasına rağmen mahkemece talebin aşılarak kötüniyet tazminatına karar verilmesi hatalı ise de, aleyhe istinaf bulunmadığından bu hususa değinilmekle yetinildiği, davacıların, takibe konu bononun boş olarak davalı tarafa verildiği iddiasını kesin delillerle ispat etmeleri gerektiği, ancak dosyaya bu nitelikte delilin sunulmadığı, Mahkemece dinlenen tanık beyanlarının hükme esas alındığı görülmüş ise de, senede karşı senet kuralı gereğince, bononun miktarına ve içeriğine ilişkin hususların tanık beyanları ile ispatlanamayacağı, ancak; takibe konu bononun "Nakden" kaydını içermesine rağmen, davalı vekilinin 05.11.2015 tarihli ön inceleme duruşmasındaki "...Söz konusu senet sözleşmeye bağlı olarak düzenlenmiştir. Teminat senedi değildir." yönündeki beyanı senedin ihdas nedeninin talili niteliğinde olduğundan; ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçtiği, buna göre bononun taraflar arasındaki 17.07.2012 tarihli iki sözleşmeye dayalı olarak düzenlendiğinin ve bedelin de sözleşme bedeli kadar olduğunun kabulü gerektiği, belirtilen sözleşmelerde toplam bedel 100.000,00 TL olarak kararlaştırıldığından, davalının davacılardan alacak hakkının bununla sınırlı olduğu, dosyaya sunulan makbuz ve dekontlar uyarınca davacıların davalıya toplam 62.000,00 TL ödeme yaptıkları mahkemece kabul edildiğinden ve aleyhe istinaf bulunmadığından, mahkemenin bu yöndeki kararının davacılar lehine usuli kazanılmış hak niteliğinde olduğundan; davacıların davalıya takip tarihi itibariyle (100.000,00 - 62.000,00 TL olmak üzere) 38.000,00 TL asıl alacak, bononun vade tarihi olan 21.08.2014 ile takip tarihi olan 15.09.2014 arasındaki süre yönünden 305,82 TL işlemiş ticari faiz, 70,50 TL ihtiyati haciz harcı ve 300,00 TL ihtiyati tedbir vekalet ücreti alacağı olmak üzere bakiye toplam 38.676,32 TL borçlu oldukları, davacıların menfi tespit isteminin de 193.545,21 TL bedele ilişkin olduğundan davanın 154.868,89 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, açıklanan şekilde hatalı değerlendirme ile karar verilmiş olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüyle davacıların Lüleburgaz 1. İcra Müdürlüğünün 2014/5757 E. sayılı takip dosyasına konu icra takibinde icraya konulan 192.000,00 TL'lik bono yönünden davalıya icra dosyası kapsamında 154.868,89 TL borçlu olmadıklarının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, kazanılmış hak oluşturması nedeniyle kabul edilen miktar yönünden icra takibinin yapıldığı tarihteki yürürlükte olan hükümler gözetildiğinde kabul edilen miktar üzerinden %20 oranında hesaplanan 12.400,00 TL kötü niyet tazminatının davalı yandan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle akdedilen sözleşme doğrultusunda kararlaştırılan tarihlerde kimi zaman elden kimi zamansa banka aracılığıyla ödemelerin yapılması nedeniyle müvekkillerinin bahse konu senetten doğan herhangi bir borcunun bulunmadığını, davalı şirketin, bedelsiz kalan 10.07.2012 düzenleme tarihli senedi, karşılığı olan miktardan oldukça yüksek bir bedelle doldurmak suretiyle müvekkillerimin iradesi dışında hareket ettiğini, ayrıca müvekkilleri tarafından yapılan ödemelerin de göz ardı edildiğini, oysaki yapılan ödemelere ilişkin dekontlar ve teslim belgelerinin dosyada mevcut olduğunu, İstinaf Mahkemesinin gerekçesinde 192.000,00 TL senedi kabul etmediğini, borcun 100.000,00 TL olduğuna dair gerekçede belirttiğini, ancak; hüküm kısmında yine her nedense 192.000,00 TL'lik bir borçtan söz edip yine 192.000,00 TL bono üzerinden karar inşa ettiğini, açıklaması gerekçede bulunmayan 154.868,89 TL tutarında borcun var olmadığına karar verdiğini, takibi tamamen iptal etmesi gerekirken, açıklaması olmayan 154.868,89 TL rakamdan bahsedip müvekkillerinin halen 38.000,00 TL borçlu olduğuna karar verdiğini, İstinaf Mahkemesi davalı tarafın senet nedenini talil etmesi nedeniyle senedin hükümsüz olduğunu ve tarafların arasındaki borç ilişkisinin 100.000,00 TL'lik sözleşmeye dayandığını açık ve net bir biçimde kabul etmişken anlaşmaya dayalı borç miktarının gerçekte varolmayan senet üzerinden tahsili yönünde karar vermesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflarına vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemenin talil iddiasının doğru olmadığını, talil iddiası kabul edilse dahi davacının borçlu olmadığını ispat etmek zorunda olduğunu, Yerel Mahkeme karar gerekçesinde her ne kadar bononun davacıların rızası hilafına ve taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğu iddiasının yerinde olmadığını tespit etmişse de sözleşmedeki bedele itibar ile satım bedelinin 100.000,00 TL olarak kabul edilmesi ve davacının da 62.000,00 TL ödeme yaptığının kabulünün hatalı olduğunu, araçların kıymet takdiri yapıldığı takdirde değerinin 100.000,00 TL olamayacağının anlaşılacağını, davacının senet bedelinin ödendiğine dair iddiasını kanıtlayamadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 141 inci maddesi ve 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve Kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.