WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 28 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/5518 E.  ,  2024/2195 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1922 Esas, 2022/406 Karar

HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Akçakoca Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2015/540 E., 2021/329 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:

1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Dosya içeriğine göre, davacı tarafından borçlu olunmadığının tespiti istenen miktar 65.000,00 euro olup, kabul edilen 155.592,65 TL dava tarihindeki döviz kuruna göre 50.355,24 euro ; reddedilen miktar ise 14.344,76 euro olup bu miktar yine dava tarihindeki döviz kuruna göre 45.250,84 TL'ye tekabül ettiğinden Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığından davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddi gerekmiştir.

Davalı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının arkadaşı ...'tan 30.06.2009 tarihinde 105.000,00 TL banka havalesi ile para aldığını ve teminat olarak 30.06.2009 tarihli 65.000,00 euro bedelli senet verdiğini, 13.02.2012 tarihli mutabakat belgesinde 22.000,00 euro, 5.000,00 USD, 2.700,00 TL olmak üzere, ödeme tarihi itibariyle, dolar 25.000,00 euro parayı bizzat davacıya ödemiş olduğunu, yine davalının eşi ...'a "...'den ...'a verilen paralar" başlıklı yazı uyarınca 16.880,00 euro ödendiğini, muhtelif tarihli ödeme belgelerine göre de tamamı 2013 yılında olmak üzere ...' ve ...'a muhtelif tarihlerde 19.893 TL'nin ödendiğini, ayrıca müvekkkilinin davalı ...'a elden 7.120,00 euroyu elden ödediğini, müvekkilinin banka hesabından internet yolu ile ...'a 20.000,00 TL'yi gönderdiğini, (21.02.2017 tarihli dilekçede bu miktarın aslında 20.000,00 euroya tekabül eden 43.918,00 TL olduğunu) netice itibariyle davacının davalıya olan mevcut borcunun tamamı karşılandığı halde, davalının gerçek alacağını yansıtmayan, kendisine teminat olarak verilen senedi borcun üzerindeki miktar ile doldurup icra takibi başlattığını ileri sürerek davacının davalıya 30.06.2009 tanzim tarihli 65.000,00 euro bedelli teminat bonosu gereği borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Müteveffa davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki alacak borç miktarının 65.000,00 euro olduğunu, müvekkilinin davacıya 65.000,00 euro borç para verdiğini, kambiyo senedinin önceki alacaktan mündemeriç olduğunu, davacının, müvekkilinin elinden sadır olmuş bir belge ile senet üzerinde yazılan borç miktarından daha az bir borca sahip olduğunu ispatla mükellef olduğunu, kambiyo senedine ödeme yapıldığını yine müvekkilinin elinden sadır olmuş bir belge ile ispat edebileceğini, davacının icra takibinden önce bir kısım ödemeler yaptığının doğru olduğunu, ancak icra takibinde davacının yaptığı ödemelerin düşüldüğünü, senedin 103.820,00 TL ana para üzerinden icra takibine konu edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davaya konu senedin bulunduğu Akçakoca İcra Müdürlüğünün 2013/994 sayılı dosyasına göre, davalı ... tarafından davacı borçlu ... aleyhine 20.08.2013 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip yapıldığı, takip dayanağının 30.06.2009 tanzim ve 30.09.2010 vade tarihli 65.000,00 euro bedelli senet olduğu, takibe konu senedin tutarının 40.000,00 euroluk kısmının takip konusu yapıldığı, 40.000,00 euronun takip tarihi itibariyle TL karşılığı 103.820,00 TL asıl alacak ve vade tarihi 30.09.2010 tarihinden itibaren takip tarihine kadar işlemiş %9 yasal faiz tutarı 26.891,82 TL ve 120,1 TL komisyon bedeli olmak üzere toplam 130.921,82 TL üzerinden takibe geçildiği, Akçakoca İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/41 E. sayılı dosyasında, işbu dosyanın davacısı tarafından davalı aleyhine, toplam 49.600,00 euro ödediği, bu nedenle borcunun kalmadığından bahisle dava açıldığı, davacının dava dilekçesinde belirttiği ödeme iddiasının ispatı için herhangi bir yazılı belgesinin olmadığı, borçlu olmadığının 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 169 uncu maddesinde belirtilen nitelikte belge ile ispat edemediğinden reddine karar verildiği, bilirkişi raporunda, tarafların kabulünde olan ödemelere göre davaya konu takip tarihi 20.08.2013 tarihinden önce davacı borçlu tarafından müteveffa davalıya toplam 31.018,47 euro ödendiği, dolayısıyla takip tarihi itibariyle davacı borçlunun 65.000,00-31.018,47=33.981.53 euro bakiye borcunun olduğu, müteveffa davalı alacaklının eşi ..., davalı borçlu ve dava dışı ... tarafından imza altına alınmış, “... ...’a Verilen Paralar” başlıklı belgedeki 16.880,00 euro tutarındaki ödeme ile birlikte davacı borçlunun 65.000,00 (31.018,47+16.880,00) =17.101.53 euro bakiye borcunun olduğunun tespit edildiği, “... ...’a Verilen Paralar” başlıklı belgede içeriği davalı tarafça kabul edilmemiş olsa da, 03.03.2020 günlü celsede davalı murisin mirasçısı davalı ...'un “... ...’a Verilen Paralar” başlıklı Veysal Işık’ın şahit olduğu bana gösterilen 16.880,00 Euro meblağ içeren evrakı ben imzalamış olsam da ilgili paralar bana verilmedi, bunu davacı da, avukatı da iyi bilmektedir, takip sonrasından sonra bana ödeme yapılmamıştır, benim, eşimin yada diğer mirasçıların davacı ile başka bir borç ilişkisi bulunmamaktadır, davacının oğlunun 20.000,00 TL ödeme yaptığına ilişkin iddiası gerçeği yansıtmamaktadır.” şeklinde beyanda bulunduğu, taraflar arasında başka bir borç ilişkisi bulunmadığını beyan ettiği, imzasını ikrar etmesi, yazılı belge bulunması karşısında paranın kendisine verilmediğinin ispat yükünün davalıda olduğu, dolayısıyla ... ...’a Verilen Paralar” başlıklı belgede yer alan 16.880,00 euro tutarındaki ödemenin kabul edilmesi gerektiği, davacı tarafından, müteveffa davalıya PTT aracılığıyla 1.000,00 TL havale edilmesine ilişkin 05.06.2013 tarihli ödeme belgesi ile PTT aracılığıyla 693,00 TL havale edilmesine ilişkin 26.04.2013 tarihli ödeme belgesi sunulduğu, bu havalelerin alıcısı müteveffa davalıya ödendiği, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı, bu ödemelerin taraflar arasındaki mevcut borca yönelik yapıldığının kabulü ile 1.000,00 TL'nin euro karşılığı ve 693,00 TL'nin euro karşılığının re'sen hesaplandığı ve bilirkişi raporunda belirlenen miktardan düşüldüğü, davacı tarafından, davaya konu icra takip tarihinden sonra müteveffa davalı alacaklının eşinin hesabına; 09.09.2013 tarihinde 3.000,00 TL ve 28.01.2014 tarihinde 2.000,00 TL havale yapıldığı, ...'un taraflar arasında başka bir borç ilişkisi bulunmadığını beyan etmesi karşısında, takip sonrasında bana ödeme yapılmamıştır savunmasına itibar edilemeyeceği, zira banka kayıtlarına göre ödemenin gerçekleştiği, bu ödemelerin de euro karşılığı re'sen hesaplanarak bilirkişi raporunda belirlenen miktardan düşüldüğü, müteveffa davalının eşinin hesabına 2.000,00 TL yatırılmasına dair 24.10.2013 tarihli işlem ile 1.308,00 TL tutarlı işlemin davalı tarafça kabul edilmediği, bu ödemelerin dava konusu senede istinaden yapıldığına dair delil bulunmadığı, davacı tarafça müteveffa davalının hesabına 20.000,00 euro yatırıldığı iddia edilmiş ve ispatına dair de talep üzerine davacının oğlunun 14.04.2011 tarihinde Sinan Yalçın Tur. Tic. Ltd. Şti. hesabından 20.000,00 euro karşılığı o tarihteki parite gözetilerek 43.918,10 TL çekilmesine ilişkin banka kayıtları celbedildiği, cevabî yazıda müteveffa davalının hesaplarına herhangi bir aktarımın söz konusu olmadığının belirtildiği, dolayısıyla bu meblağın borca ilişkin olarak ödendiğinin davacı tarafça ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının Akçakoca İcra Müdürlüğünün 2013/994 sayılı takip dosyasındaki takibe konu 30.09.2010 ödeme tarihli, 30.06.2009 tanzim tarihli 65.000,00 euro bedelli bononun 50.355,24 euroluk kısmından davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, müvekkilinin ...'tan aldığı borcun esasen 50.000,00 euro olduğunu ve 65.000,00 euroluk teminat senedi verildiğini, alınan paranın 50.000,00 euro olduğu hususunda inceleme yapılmadığını, müvekkilinin oğlunun şirketinin hesabından 20.000,00 euro tutarında para çekilerek aynı gün davalı ...'un hesabına yatırıldığının dosyada mevcut belgelere göre kabulünün gerektiğini, davacının davalıya değil borçlu bilakis davalıdan alacaklı olduğuna bilirkişi raporunda yer verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

2. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ve davalı ... arasındaki borca ilişkin ödemenin, borcun tarafı olmayan ...'a yapılması konusunda herhangi bir mutabakat bulunmadığını, ödemelerin kabulü için üçüncü kişinin bu konuda yetkili kılınmış olması gerektiğini, 11.12.2020 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınacak ise; davacı borçlu tarafından davalı mütaveffaya takip tarihi itibariyle 33.981,53 euro bakiye borcunun bulunduğu yönündeki görüşünün dikkate alınması gerektiğini, "... ...'a Verilen Paralar" başlıklı belgedeki 16.880,00 euro tutarındaki ödemenin kabul edilmesi halinde takip tarihi itibariyle davacı borçlunun 17.101,53 euro borcunun olduğu yönündeki görüşü hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının istinaf nedeninin 15.04.2011 tarihinde oğlu Oğuzhan Yemenci aracılığı ile alacaklı müteveffanın banka hesabına 20.000,00 euro ödendiği, dolayısıyla davanın tüm borcun ödenmesi sebebiyle tümden kabulü gerektiğine yönelik olduğu, İlk Derece Mahkemesince, davacının bu ödeme iddiasına yönelik olarak murisin hesabının bulunduğu ve paranın yatırıldığının ileri sürüldüğü Türkiye Halk Bankası Akçakoca Şubesinin 18.05.2017 tarihli 84 sayılı yazı ekinde hesap ekstreleri uyarınca müteveffa davalının hesaplarına herhangi bir aktarım söz konusu olmadığı gerekçesi ile bu meblağın borca ilişkin olarak ödendiğini davacı tarafça ispat edilemediğinin kabul edildiği, ancak, dosya içerisinde yer alan 09.06.2017 tarihli banka ek cevabi yazısında davacının euro hesabına 15.04.2011 tarihinde 20.000,00 euro yatırıldığının görüldüğü, davacı tarafından uyuşmazlığa konu ödemenin 15.04.2011 tarihinde yapıldığının ileri sürüldüğü, ancak bu yöntem ile yapılan ödemeye dair dava dilekçesinde herhangi bir iddiaya yer verilmediği, aynı alacağa yönelik Akçakoca İcra Hukuk Mahkemesinde açılan borca itiraz davasında da bu yönde bir iddiaya yer verilmediği, borca itirazda 65.000,00 euro bedelli senedin 49.600,00 euro kadarının ödendiğinin ileri sürüldüğü, borç ilişkisinin tarafları arasında iş bu ödeme iddiasından sonra düzenlenen 13.02.2012 tarihli ödeme mutabakatı belgesinde 20.000,00 euro miktarlı ödemeye yer verildiği, bu hali ile davacı tarafından söz konusu senet borcuna istinaden 13.02.2012 tarihli ödemelere dair belgede yer alan 20.000,00 euro dışında bu miktarda ayrıca ödeme yapıldığına dair kayıt bulunmadığı, aynı miktarda ödemenin yer alması karşısında davacının ayrı bir ödeme iddiasının dinlenilemeyeceği, mahkemenin bu miktar ödemenin bulunmadığı, borcun bitmediği yönündeki vakıa ve hukuki değerlendirmesinde isabetsizlik görülmediği, davalıların istinaf sebeplerine gelince, "... ...'a Verilen Paralar" başlıklı belgedeki 16.880,00 euro ödeme ile davadan önce takipten sonra ... hesabına yapılan 09.09.2013 tarihli 3.000,00 TL ve 28.01.2014 tarihli 2.000,00 TL ödemenin kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunun ileri sürüldüğü, İlk Derece Mahkemesince davacı tarafından sunulan “... ...’a Verilen Paralar” başlıklı belgeye yönelik mirasçı-davalı ...'un 03.03.2020 günlü celsedeki beyanı uyarınca; taraflar arasında başka bir borç ilişkisinin bulunmaması ve ödemeye dair ikrar içeren belge altındaki imzanın ikrar edilmesi sebebiyle belgede yer alan 16.880,00 euro tutarındaki ödemenin kabul edilmesi gerektiği, ayrıca davaya konu icra takip tarihinden sonra müteveffa davalı alacaklının eşinin hesabına davacı tarafından 09.09.2013 tarihinde 3.000,00 TL ve 28.01.2014 tarihinde 2.000,00 TL havalenin de dava konusu senede istinaden yapıldığının kabul edildiği, davacı tarafından bir kısım ödemelerin muris bilgisi dahilinde sağlığında eşi ...'a yapılması, bu ödemelerin varlığının alacaklı müteveffa tarafından duruşmadaki beyan ile kabul edilmesi, uyuşmazlığa konu belgede 16.880,00 euro ödemenin mirasçı-davalı tarafından alındığının ikrar edilmesi ve imzanın inkâr edilmemesi karşısında mahkemece bu miktar ödemenin varlığının kabul edilerek senet bedelinden mahsubu ile sonuca gidilmesinde isabetsizlik görülmediği gibi eldeki davadan önce takipten sonra haricen yapılan 5.000,00 TL ödemenin de varlığı kabul edilerek borçtan mahsubunda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde istinaf aşamasındaki itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kambiyo senedinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 352, 362, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı Kanun'un 72, 169 uncu maddeleri .

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

3. Davacı vekilinin temyiz isteminin miktardan reddi gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. Davacı Temyizi Yönünden
Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine,

B. Davalı Temyizi Yönünden
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin davalılara yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.