11. Hukuk Dairesi 2022/5507 E. , 2024/1950 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI :2022/561 Esas, 2022/1010 Karar
DAVA TARİHİ :
HÜKÜM :Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ :Sinop 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI :2019/556 E., 2022/7 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 2010 yılında ... ile müvekkilinin oğlu ... arasındaki borç ilişkisi nedeni ile ... tarafından müvekkili ... lehine bono düzenlendiğini, bonoyu ...'ın imzaladığını, bonoda düzenleme tarihi ve ödeme tarihine yer verilmediğini, yalnızca TL kısmının altına 100.000,00 TL yazıldığını ve yazı ile teyit edilmeden imzalandığını ve müvekkiline teslim edildiğini, müvekkilinin bu bonoyu evinde muhafaza ettiğini, durumdan haberdar olan ...'in daha sonradan müvekkilinin oğlu ...'a "annen o senedi kaybeder, getir de benim kasada dursun" dediğini, güven ilişkisinden kaynaklı olarak müvekkilinin oğlunun senedi annesinden habersiz olarak davalıya teslim ettiğini, davalının uzun süre senedi elinde beklettikten ve aradan 8 sene geçtikten sonra davalının senet üzerinde boş kısımlarının kendi lehine olacak şekilde doldurarak senedi icra takibine konu ettiğini, ayrıca yazı ile teyit edilmeyen senet üzerinde yazı ile 400.000,00 TL yazarak takibe bu şekilde konulduğunu, müvekkilinin ise bu durumdan kendisine ödeme emri geldiğinde haberdar olduğunu, davalının yanına gidip durumu soran müvekkiline davalının siz o kadar yazdığıma bakmayın sizden o kadar para alacak değilim siz itiraz etmeyin anlaşırız şeklinde yaklaşımda bulunduğunu müvekkilinin güven ilişkisinden dolayı borca itiraz etmediğini, takibin devam ettiğini, arabuluculuk görüşmelerinin de anlaşmazlık ile sonuçlandığını, bu nedenle menfi tespit davasını açmak zorunda kaldıklarını, tüm bu nedenlerle davanın kabulüne, müvekkilinin 300.000,00 TL'lik kısım için borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; hukuka aykırı olarak açılan davanın reddine karar verilmesini, davacının olayları çarpıtarak hak elde etmeye çalıştığını, anlatılanların gerçeği yansıtmadığını, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığından usulden reddine, aksi takdirde esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 773 üncü maddesinin ikinci fıkrasının f bendine göre bonolarda da uygulama olanağı bulunan aynı Kanun'un 680 inci maddesi uyarınca açık bono düzenlemesinin mümkün olduğu, başka bir deyişle, keşideci imzası dışında tüm zorunlu unsurlar boş bırakılarak bono düzenlenebileceği, bu durumda senet tedavüle çıktığında tüm unsurlarının bulunması zorunlu olduğu, görünüşe itimat prensibi gereği boş bono veren borçlunun sonuçlarına katlanması gerektiği, nitekim uyuşmazlık konusu senette 6102 sayılı Kanun'un 776 ıncı maddesinde belirtilen tüm yasal zorunlu unsurlar bulunduğundan senedin bono vasfında olduğunu, senede karşı ileri sürülen bedelsizlik def'inin şahsi def'i olup 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 200 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca yazılı delille ispatı gerektiği, davacının senette tahrifat yapıldığı iddiasına ilişkin alınan Adli Tıp Kurumu raporu ile davacının senette bedel kısmında tahrifat yapıldığı iddiası ispatlanamadığı, davacı taraf her ne kadar senette görünen kadar borçlu olmadığını iddia etmekte ise de; icra takibine konu senet kambiyo vasfını taşıdığından bono bağımsız borç ikrarı içeren bir senet olup, senette bedel kaydının mevcut olması hâlinde ispat yükü, kaydın aksini savunan tarafa ait olduğu, kambiyo hukukunun açık kuralları ve HMK'nın 200. maddesi uyarınca davacı tarafın senedin kısmen ya da tamamen bedelsiz olduğu iddiasını aynı kuvvette usulüne uygun delille, yani yazılı delil veya yeminle ispatı gerektiği, bu nedenle mahkememizce dinlenen tanık beyanlarına itibar edilmediği, menfi tespit davasında kural olarak davalının alacaklı olduğunu yasal delillerle kanıtlaması gerektiği, alacaklının senede dayanması halinde ise borçlu olmadığının ispat yükü davacıda olduğu, davacının aynı nitelikte bir delil ile borçlu olmadığını kanıtlaması gerektiği, davalının bonoya dayalı olarak davacı hakkında takip başlattığı gözetildiğinde davacının aynı şekilde yasal delille borçlu olmadığını kanıtlaması gerektiği, (Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2021/1509 E., 2021/1303 K. ) tüm bu hususlar değerlendirildiğinde davacının iddiasını kanıtlayamamış olduğu kanaatine varıldığı, davacının dava dilekçesine açıkça yemin deliline dayanmış olduğu ve dosya kapsamındaki deliller kapsamında iddialarını yazılı delillerle ispatlayamamış olduğu görüldüğünden davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatıldığı, davalı tarafından kendisine teklif edilen yemini usulüne uygun olarak yerine getirildiği, davacının davasının ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Adli Tıp Kurumundan alınmış olan raporda gerekli incelemeler yapılmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini, kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilin bu senedi oğlu ... ile aralarındaki ticari ilişki dolayısıyla teminat olarak verdiğini, Türk Ticaret Kanunu’nda da açıkça düzenlendiği üzere senedin teminat senedi olması durumunda borç doğurmayacağı açık olduğunu, müvekkili aleyhine bonoya dayanarak ilamsız takip yapıldığını, senedin aslı icra müdürlüğüne sunulmadığını ve geçerli bir kambiyo senedi var iken fotokopisi ile ilamsız icra takibine geçildiğini, bunun davalının kötü niyetinin ispatı olduğunu, senedin 2010 tarihinde keşide edildiğini, üzeri sonradan doldurularak senette tahrifat yapılarak icra takibine konu edildiğini, bütün bu sebeplerle menfi tespit davası açıldığını ancak icra takibine konu denedin kambiyo vasfını taşıdığı ve bağımsız borç ikrarı içeren senet olup senetteki bedel kaydının mevcut olması halinde ispat yükünün kaydın aksini savunanda olduğu, tarafımızın ise dosya kapsamındaki deliller kapsamında bunun ispatlanmadığı gerekçesi ile davanın reddedildiğini, menfi tespit davasında kural olarak, ispat yükü davalı alacaklıda olduğunu, alacaklının hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumunda olduğunu, menfi tespit davasında borçlunun ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilecğini, borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşeceğini, borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşeceğini, görüleceği üzere menfi tespit davalarında genel kural davalının yani alacaklının alacağının varlığını ispat etmesine dayandığını, somut olayda alacaklının alacağın varlığını ispat edemediğini, davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yargıtay (Kapatılan)19 uncu Hukuk Dairesinin 2011/2056 E., 2011/12355 K. Sayılı ilamı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2003/19-781 E. 2003/768 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, menfi tespit davalarında genel kuralın davalının yani alacaklının alacağının varlığını ispat etmesine dayandığını, bu nedenle davalının senedin aslını mahkemeye ibraz etmesi ve alacağını ispat etmesi gerektiğini, senet üstünde yapılacak incelemeler neticesinde müvekkilin borçlu olmadığı hususunun açığa çıkacağını, adli tıp kurumundan alınmış olan raporda da gerekli incelemeler yapılmadığını, kriminal raporlarında kalem farklılıklarının ve senede sonradan eklenmiş olan hususların net bir şekilde ayrıntılı olarak gösterilmesi gerekirken gösterilmemesi de eksik inceleme ile karar verildiğini gösterdiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bonodan kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra İflas Kanunun 72 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Dava konusu senette düzenleme yeri ve düzenleyenin adı soyadı yanında bir yerde yazılı (TTK 776, 777) maddeleri uyarınca bulunmamaktadır. 6762 sayılı TTK 688,689 kambiyo senedi niteliğinde değildir. Bu nedenle Mahkemece dava konusu senedin kambiyo senedi niteliğinde olduğunun kabulü doğru değilse de, davacının bono niteliğinde olmayan senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğuna ilişkin iddiasını yazılı belge ile ispat edememesi nedeniyle bu gerekçe ile verilen davanın reddi kararı sonuç itibari ile doğru olmuştur.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!