WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/5389 E.  ,  2024/1482 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1750 Esas, 2022/580 Karar

HÜKÜM : Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/694 E., 2019/342 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirketin aralarında yaptıkları anlaşmalara göre iş makinelerinin kiralanması, bakımı, onarımı ve birlikte edinimi konularında ticaret yaptıklarını, davalı şirketin, müvekkiline ticari ilişki neticesi kalan bakiyesini ödemediğinden ihtarname gönderildiğini, ihtarnameye de cevap verilmediğinden icra takibi başlatıldığını, davalını kısmi itirazı üzerine takibin kısmi olarak durduğunu ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, davalarının kabulü ile davalının kısmi yapılan itirazının iptaline, takibin devamını, 113.230,00 TL alacağın ihtarname tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini ve tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; haksız davanın reddini ve tazminata karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporunda; davacı ve davalı ticari defter kayıtlarının birbiriyle uyumlu olduğu her iki tarafın defterinde 25.09.2017 tarihi itibariyle 0.29 kuruş küsürat farkı haricinde 15.801,29 TL davacının alacaklı kaydı bulunduğunun tespit edildiği, davalı taraf rapora itirazında taraflar arasında düzenlenen protokolün bilirkişi tarafından dikkate alınmadığını, protokolde belirtilen çeklerin ödenip ödenmediğinin değerlendirilmediğini gerekçe göstermiş ise de protokolün 26.01.2017 tarihli olduğu, defter kayıtlarının bu tarihten daha sonrasını da içerdiği, protokolde bahsi geçen iş ve işlemlerin defter kaydında da yer aldığı, örneğin protokolün 6. maddesinde yer alan 06 GA 4369 plakalı aracın davacı defterlerinde 112.428,75 TL davalı alacağı olarak kaydedildiği, bu durumda cari hesap ilişkisinin zaten protokolü kapsadığı mahkemelerince kabul edildiği gibi esasen dava dilekcesinin üçüncü sayfasında 16. sırada davalı alacağı olarak gösterilen 112.428,75 TL tutarın, toplam davacı alacağından mahsubu yapılmaksızın hatalı alacak iddiasında bulunulduğunun anlaşıldığı, zira davacı vekili dava dilekçesinin 15. bendinde davalının 20.01.2017 tarihi itibariyle 387.769,96 TL alacağı kaldığını, 16. bentte 06 GA 4369 plakalı aracın devrinden dolayı davalının 112.428,75 TL daha alacaklı hale geldiğini, 17. bentte ise yine bir iş makinası devri ile müvekilinin 531.000,00 TL alacaklı olduğunu, davalı firmanın 15.000,00 TL ödeme yaptığını belirttikten sonra 19. bentte davacının 531.000,00 TL alacağından davalının 15. bentte belirtilen 387.769,96 TL alacağı ile 18. bentte belirtilen 15.000,00 TL ödemesinin mahsup edilerek müvekkilinin 113.230,00 TL alacağı olduğunu hesaplamış ise de 16. bette kabul edilen 112.428,75 TL davalı alacağının mahsup etmediği için müvekkilinin alacaklı olduğu iddiasında bulunduğu, takipte istenen 128.230,00 TL'den 112.428,75 TL mahsup edildiğinde kalan tutarın 15.801,25 TL olduğu, bu tutarın davalı tarafın itiraz dilekçesinde kabul ettiği tutar olduğu, gerek dava dilekçesindeki kabuller, gerekse taraf defterlerinin birbiriyle uyumlu kayıtları kapsamında aynı oranda davacı alacağının kayıt altına alması gözetildiğinde davacının, itiraza uğrayan kısım yönünden davalıdan alacağının olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davacının alacak iddiasının tek başına davacıyı kötü niyetli kılmayacağı, maddi hata ve benzeri nedenlerle alacak iddiasında bulunulmuş olabileceği gözetildiğinde davalının kötü niyet tazminat talebinin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın gerekçesinin bulunmadığını, tarafların karşılıklı olarak imzasının bulunduğu 26.01.2017 tarihli protokolün hiç bir şekilde mahkemece dikkate alınmadığını, sadece defter incelemesi yaptırılmak sureti ile yetinildiğini, mahkemenin dosyaya sunulu olan delilleri dahi göz ardı ettiğini, davalı tarafından protokolde verileceği belirtilen çeklerin verilmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklının, kötü niyetli kabul edileceğini, davacının kendi ticari defter ve kayıtlarında dahi kabul edilen 15.801,58 TL dışında başka alacaklı olmadığı görünen davacının kötü niyetli olduğunun kabulü gerektiğini, mahkemenin basiretli tacir sıfatını haiz davacı açısından maddi hatadan kaynaklı alacak talebinde bulunduğu varsayımında bulunması gerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu gerekse usul kuralları çerçevesinde kabul edilebilir nitelikte olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmamasına ve özellikle davacının alacağının bulunmadığının her iki yan defterler kayıtlarından anlaşılmasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği, davalı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde; davacı şirket vekilinin kötü niyet tazminatına yönelik istinaf itirazlarının incelenmesine gelince kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca alacaklının takibe girişmesinde haksız olması yanında kötü niyetli olması da aranmakta olup eldeki davada davacı yanın haksız olarak takip yaptığı, bunun yanında itiraza uğramayan alacak tutarı kadar davalının borçlu olduğunun her iki yan yasal defterlerinde kayıtlı olduğunun yapılan bilirkişi incelemesi ile anlaşılması karşısında davacının alacaklı olmadığı kendi yasal defteri ile de sabit olmasına karşın takip yaptığından kötü niyetli olduğunun da kabulü gerekirken İlk Derece Mahkemesince yazılı olduğu gerekçelerle kötü niyet tazminatının reddinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına davanın reddine, davalı tarafın kötü niyet tazminat talebinin kabulü ile 22.485,68 TL kötü niyet tazminatının davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf taleplerinin reddine ilişkin kararın hangi gerekçelere dayandırıldığının anlaşılamadığını, bilirkişi raporunun hükme esas teşkil edemeyeceğini, taraflarınca yapılan itirazın dikkate alınmadığını, tarafların karşılıklı olarak imzasının bulunduğu 26.01.2017 tarihli protokolün hiç bir şekilde mahkemece dikkate alınmadığını, sadece defter incelemesi yaptırılmak sureti ile yetinildiğini, mahkemenin dosyaya sunulu olan delilleri dahi göz ardı ettiğini, davalı tarafından protokolde verileceği belirtilen çeklerin verilmediğini, davalı tarafın kötü niyet tazminatı taleplerinin kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir

2. Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Takip konusu alacak ihtarnamede gösterilen bakiye alacak olarak belirtilmiş, dosyaya sunulan ihtarnamede ise yanlar arasındaki protokole atıf yapılmıştır. Bu durumda gerek İlk Derece Mahkemesince gerek Bölge Adliye Mahkemesince protokole ilişkin savunmalar da değerlendirilerek sonuca ulaşıldığına göre davacının protokolde alacaklı görünmesi ancak kendi defterlerinde bu alacakların görünmemesi yapılan takibin kötü niyetli olduğunu göstermemektedir. Bölge Adliye Mahkemesince davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmemesi gerekirken davacı aleyhine tazminata karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.