WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 24 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/5357 E.  ,  2024/2000 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI :2020/942 Esas, 2022/766 Karar
ASIL DAVADA DAVACILAR/
BİRLEŞEN DAVADA DAVALILAR : 1.Espardus Otomotiv Oto Tamir Bakım İnş. San. Tic. Ltd. Şti.
2. ... vekilleri Avukat ...
ASIL DAVADA DAVALI/
BİRLEŞEN DAVADA DAVACI : ... vekili Avukat ...
DAHİLİ DAVALI : ...
TASFİYE MEMURU : ...

HÜKÜM : Asıl davanın reddi birleşen davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/942 E., 2020/107 K.
BİRLEŞEN DAVA : Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/67 E.
Taraflar arasındaki asıl davada ortaklıktan çıkarılma, olmadığı takdirde ticari şirketin feshi ve tazminat, birleşen davada ise limited şirket feshi olmadığı takdirde ortaklıktan çıkarılma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın fesih talebi yönünden pasif dava ehliyeti yokluğundan usulden reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun asıl davanın esastan reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davacı ile davalının Es Pardus ..Ltd. Şti'ni kurduklarını, müvekkili tarafından Eskişehir ili, Odunpazarı ilçesi, 16 pafta, 3407 parselde kayıtlı 250 m2 arsa vasfındaki gayrimenkul üzerinde bulunan su kuyusu ve Espardus markası bedeli karşılığında, şirket tarafından işletilmekte olan oto yıkama işletmesinin kullanımına tahsis edildiğini, şirketin ilk yıllarında düzgün ilerleyen ortaklığın, davalının şirket sermayesini amacına uygun kullanmaması, şirketle ilgili olmayan kişilere/işlere ödeme yapması, şirket defterlerini usulüne uygun tutmaması, şirket kâr payından müvekkiline herhangi bir pay vermeyip şirketin tüm kârını kendi şahsi hesabına aktarması/şahsi menfaatleri doğrultusunda kullanması, son 10 yıllık dönemde şirketin ve davalının mal varlığının sürekli büyümesi ve artmasına rağmen bu durumdan müvekkilinin faydalandırılmaması, güven ve itimadı zedeleyici hareketlerde bulunması, şirket hesaplarını kontrol etmek için bile şirket defter ve belgelerini göstermemesi, hatta şirkete dahi sokmaması, müvekkiline herhangi bir pay vermemek için şirketi sürekli zarar ediyor göstermesi gibi sebeplerle bozulduğunu, ilk olarak İzmir 15.Noterliğinin 21.09.2017 tarih ve 14791 yevmiye no'lu ihtarnamesi ile şirkete tahsil edilen gayrimenkul, gayrimenkul üzerinde bulunan su kuyusunun ve markanın kullanım bedeli olarak 214.000,00 TL'nin ödenmesi ihtarında bulunulduğunu, akabinde şirket hisselerinin devri, banka hesapları, defter ve belgelerin kontrolü için dava dışı Yasemin Bulut ve ...'a vekaletname verildiğini, ... ve müvekkili şirkete görüşmeye gittiğinde tehdit ve gasp suçlamasıyla polise şikayet edildiğini, müvekkilinin şirket defter ve belgelerini kontrol etmemesi, şirket hisselerini bir başkasına satmaması için tehdit etmesi ve sürekli rahatsız etmesi nedeniyle Cumhuriyet Savcılığına şikayet etmek zorunda kaldığını belirterek davalının şirket ortaklığından çıkarılmasına, bunun mümkün olmaması halinde şirketin feshine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 214.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

2-Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin iki ortağından biri olduğunu, davacı gerçek kişinim %50, diğer ortak ... isimli şahsın da %50 hisseye sahip olduğunu, davalı şirketin 25.03.2008 yılında tescil edildiğini, her iki ortağın da şirketi temsil yetkilerini münferiden kullanabildiğini, şirket müdürü sıfatına haiz olduğunu, ortaklıkta müvekkili dışında şirket bünyesinde bir ortak daha bulunmakta ise de şirket faaliyet kapsamında yürütülen faaliyetin tamamının bizzat müvekkili tarafından yapıldığını, son dönemde Eylül 2017 tarihinden bu yana müvekkili arayarak şirketin oto yıkamada kullanılan su kuyusunun bedelini kullanılan isim hakkına ait bedelin ödenmesini istediğini, müvekkilinin şirket kârının tamamını aldığını, müvekkilinin mal varlığının sürekli arttığını kendisinin bundan faydalandırılmadığını iddia ederek tehdit ettiğini, diğer şirket ortağı ...'ın müvekkilinin haberi olmaksızın taraflar arasında kurulan ortaklık adına ... isimli bir avukat atamak suretiyle İzmir 15. Noterliğinin 21.09.2017 tarih 14791 yevmiye no'lu ihtarname aracılığıyla şirkette kullanılan su kuyusu ile marka kullanım bedeli karşılığı 214.000,00 TL ödenmesi talebinde bulunduğunu, 06.11.2017 tarihinde şirketin feshi ve müvekkilinin ortaklıktan çıkarılması ve 214.000,00 TL'nin ödenmesi talebiyle 2017/942 E. sayılı dosyasıyla dava açtığını, ancak davanın şirketin feshi davası olarak açılmış olmasına rağmen davacısı tarafların ortağı bulunduğu şirket olarak gösterildiğini, maddi talep hakları saklı kalmak kaydıyla davalı şirketin feshine, mümkün olmaması halinde diğer ortak ...'nun payının hesaplanarak ortaklıktan çıkarılmasına yada mahkemece uygun görülecek başka tedbir uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; ortaklığın feshi talebi yönünden davanın ancak ortaklık tüzel kişiliğine karşı açılması gerektiğinden davanın usulden reddi gerektiğini, şirketin herhangi bir çıkarma kararı almadığını ve alamayacağını, şirketin %50'şer hisseye sahip 2 ortağı bulunduğunu, şirket içerisinde herhangi bir çıkarma kararı bulunmadığını, müvekkili ortağın çıkarılmasının usulen mümkün olmadığının görüleceğini, davacı şirketin diğer ortağı olan ...'nun müvekkili aleyhine silahlı tehdit ve çalışma hürriyetini ihlal suçlarından azmettirici olması nedeniyle Savcılık soruşturması başlatıldığını, usule aykırı fesih davasında belli bir bedelin müvekkilince ödenmesi talep edildiğini, ilgili talebin işbu davadan tefrik edilmesi gerektiğini, ecrimisil esaslı bu şahsi talebin işbu davada görülmesinin usulen mümkün olmadığını savunarak davanın öncelikle usulden reddine, itirazları kabul edilmez ise esas yönünden reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; ortakların anlaşamadığı ve bu ortaklığın devamının mümkün olmadığını, olayın bu hale gelmesinin sorumlusunun davacı olduğunu, davacının şirketin tek ortağı gibi hareket ettiğini, şirketin işleyiş ve faaliyetlerinden müvekkilini bilgilendirmediğini, şirketin kârını dağıtmadığını, yönetim ve temsil yetkisini kötüye kullandığını, son aşamada davacının müvekkilinin şirkete girmesine dahi engel olduğunu, müvekkilinin başka iş ve şirketlerinin de bulunduğunu, bu şirket ve ticari faaliyetlerini mevzuata uygun yürüttüğünü, müvekkilinin şirket defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapması engellendiği için şirket defter ve belgelerinin sıhhatini net olarak tespit edemediğini, davacı tarafından müvekkilinin şirkete sokulmaması nedeniyle müvekkilinin hisselerini harici sözleşme ile ... ve Yasemin Bulut'a devrettiğini, ancak resmi devir işlemlerinin ortakların tümünün rızasıyla olacağından yapılamadığını, şirketin ortaklarca yönetilmesinin imkanının kalmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gerçek kişi tarafların Espardus Otomotiv Oto Tamir Bakım İnş. San. Tic. Ltd. Şti.'nin %50'şer paylı ortak ve müdürleri oldukları, şirketin ilk kuruluş yıllarında ortaklar arasında herhangi bir sorun bulunmadığı, şirketin normal faaliyetlerini yürüttüğü, şirket faaliyetinin genel olarak ortaklardan ... tarafından gerçekleştirildiği, diğer ortağın zaman zaman şirket faaliyet ve defterlerini inceleyip bilgi aldığı, şirket kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, şirketle ilgili olmayan kişi ve işlere ödeme yapıldığının dosyada belirlenemediği, 2017 yılına kadar olağan genel kurulların yapıldığı, her iki ortağın kar dağıtımı yapılmaması konusunda birlikte karar aldıkları, son 10 yıllık dönemin 4 yılında şirketin zarar ettiği, diğer dönemlerde kar ettiği, 2018 yılındaki 200.000,00 TL üzerindeki zararın personele yapılan giderlerden oluştuğu, şirketin son 8 yılında verimli çalışmadığı, söz konusu şirketin halen borca batık olduğu ve iflas koşullarının gerçekleştiği, Savcılık ve Mahkeme dosyalarına göre ...'nun şirket payını usulüne uygun devretmediği ve devir alan kişilerin ...'ı tehdit ettikleri ve taraflar arasındaki şirket ortaklığından kaynaklanan anlaşmazlığın bu şekilde ceza davalarına yansıdığı, şirket ortaklarından ...'nun bundan dolayı sanık olarak yargılandığı, ... ile birlikte hareket eden kişilerin yargılamalar sonucu cezalandırılmalarına karar verildiği, tüm bu hususların şirket faaliyetlerine sekte vuracak ve karşılıklı güveni ortadan kaldıracak nitelikte olduğu, ortakların birbirlerine duydukları güvenin kalmadığı, her iki ortağın da ortak kusurlarının bulunduğu, bu nedenle şirket feshi konusunda haklı nedenlerin oluştuğu, bu aşamadan sonra tarafların birlikte şirket ortaklığını devam ettirmelerinin mümkün olmadığı anlaşıldığından, birleşen davadaki şirket feshi talebinin kabulüne, asıl davada davalı gerçek kişinin şirket feshi yönünden pasif dava ehliyeti bulunmadığından bu talebin usulden reddine, asıl ve birleşen davadaki şirket ortaklıklarından çıkarılmaya ilişkin taleplerin verilen fesih hükmü gereğince esastan reddine, her ne kadar asıl davada, davacı vekilince kuyu suyu kullanım bedeli ve marka kullanım bedeli tahsili istenmişse de, yer altı sularının devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu, davacı ... vekilinin iddia ettiği kuyu suyuyla ilgili herhangi bir masraf yapıldığını kanıtlanamadığı, yine dava tarihine kadar söz konusu suyun kullanımına karşı herhangi bir itirazının bulunmadığı gibi talep edilen marka kullanım bedeliyle ilgili taraflar arasında herhangi bir sözleşme olmadığı, aynı markanın davalı şirket tarafından uzun yıllar kullanıldığı, şirket ortağı ...'nun bu duruma herhangi bir itirazının bulunmadığı anlaşıldığından, asıl davada davacı ...'nun su kullanım ve marka kullanım bedellerine ilişkin istemlerine değer verilmediği gerekçesiyle bu taleplerin de reddi gerektiği anlaşıldığından asıl davanın fesih talebi yönünden pasif dava ehliyeti yokluğundan usulden reddine, asıl davadaki diğer taleplerin ise esastan reddine, davacı vekilinin şirket fesih talebinin kabulü ile Eskişehir Ticaret Sicil Müdürlüğünün 25959 ticaret sicil sırasında kayıtlı davalı Espardus Otomotiv Oto Tamir Bakım İnş. San. Tic. Ltd. Şti.'nin feshine, tasfiye memuru olarak ...'un atanmasına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Asıl davada davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl davada diğer ortağın ortaklıktan çıkarılmasını ve/veya şirketin feshini talep edenin davacı Espardus Otomotiv Oto Tamir Bakım İnş. San. Tic. Ltd. Şti. olduğunu, ...'nun bu davayı şirket müdürü sıfatıyla şirket adına açtığını, şirketin diğer ortağı davalı ...'ın davalı olarak gösterilmesinde kanuna aykırı bir durum bulunmadığını, kaldı ki ...'ın da şirketin müdürü olduğunu, bu nedenle davanın pasif husumet ehliyeti yönünden reddi kararının hatalı olduğunu, su kuyusunu kullanım bedeli ve marka kullanım bedeli taleplerinin esastan reddine dair kararın da hatalı olduğunu, su kuyularının kira sözleşmesine konu olabileceğini, bu yönde emsal Yargıtay kararları bulunduğunu, bu nedenle müvekkili ...'nun davalıdan mülkiyeti kendisine ait olan su kuyusunun kullanım bedelinin talep etme hakkı bulunduğunu, sessiz kalınmış olmasının hakkın özünden vazgeçildiği anlamına gelmeyeceğini, karar gerekçesinin hatalı olduğunu, bilirkişilerden alınan ek raporlarda müvekkilinin marka kullanımından doğan alacağının hesaplandığını, taraflar arasında sözleşme bulunmasa da müvekkili ...'a ait markanın şirket tarafından uzun süre kullanılmasının sessiz kalmasının da hakkın özünden vazgeçilmiş anlamına gelmeyeceğini, müvekkili tarafından İzmir 15. Noterliğinden 21/09/2017 tarihinde açıkça marka kullanım bedeli yönünde ihtar çekildiğini, davanın kabulü gerekirken reddinin hatalı olduğunu, ayrıca birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabul kararının da hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini ve ayrıca asıl davada davalı birleşen davada davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; birleşen davada şirketin feshine yönelik kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, feshe konu şirketin üçüncü şahıs ve kamuya karşı hiçbir borcu bulunmadığını, şirketin kazanç sağlayamadığını, eksik kalan ödemelerin davalı-karşı davacı ... tarafından yapıldığını, raporlardan anlaşılacağı üzere, davacı-karşı davalı ...'ın mali dönem sonlarında yapılan olağan şirket toplantılarının tümüne katıldığını, hesaplar hakkındaki mutabakatını attığı imzası ile tastik ettiğini, borçlarını ödeyen hala istihdam yaratan bir şirket hakkında fesih kararı verilmesinin hukuka ve yerleşik yargı içtihatlarına aykırı olduğunu, salt şirket ortakları arasındaki uyumsuzluğun şirketin feshi sebebi olamayacağını, bu durumda dosya incelenerek davanın taraflarının eksik ve yanlışları tespit edilerek işletmenin yaşamasına imkan verecek şekilde bir karar tesis edilmesi gerekirken doğrudan feshe karar verilmesinin hukuka uygun düşmediğini, haklı sebeplerin varlığı doğrultusunda davacı-karşı davalı ortak olan ...'ın, ortaklıktan çıkarılması yönündeki taeplerine rağmen şirketin feshine karar verilmiş olmasının kanuna, yerleşik ilmi ve kazai içtihatlara aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesinin asıl davaya yönelik red sebeplerinin usule ve hukuka uygun olduğunu, ileri sürerek birleşen dava yönünden kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada, haklı sebeple ortağın ortaklıktan çıkarma için limited şirket tarafından mahkemeye başvurulmadan önce limited şirket genel kurulunda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 621 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca ve nitelikli çoğunluk tarafından bu kapsamda bir kararın alınmasının dava şartı olduğu, işbu davada dava şartı olan nitelikli çoğunluk tarafından alınan ortaklıktan çıkarmaya ilişkin genel kurul kararı bulunmadığı gözetilerek davacı şirket tarafından açılan çıkarılma davasının usulden reddine yönelik ilk derce mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğu, (Emsal mahiyette Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 17.06.2020 tarih ve 2019/3224 E., 2020/2963 K. sayılı ilamı) öte yandan, İlk Derece Mahkemesince şirketin feshine yönelik olarak açılan davada şirketin davalı olarak gösterilmesi gerektiği belirtilerek asıl davada davalı gerçek kişinin şirket feshi yönünden açılan davada pasif dava ehliyeti bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, davalı şirketin iki ortaklı olduğu, her iki ortağın ortağı olduğu şirketi tek başına temsil ve ilzama yetkili olduğu, eldeki davanın da şirket ortağı ve temsilcisi ... tarafından açıldığı, davalısının ise şirketin diğer ortağı olan ... olduğu gözetildiğinde iki ortaklı limited şirketlerde tarafların davada yer alması halinde davanın şirkete karşı açıldığının ve dava dilekçesinde diğer ortağın gösterilmesinin şirketi temsilen yapılmış olduğunun kabulü gerektirdiğinden açılan davanın pasif husumet ehliyeti yönünden reddi kararı usul ve yasaya aykırı olduğu, dosya içerisindeki bilgi, belge, ilk derece mahkemesince bilirkişi heyetinden alınan rapordan da anlaşıldığı üzere, davalı şirketin iki ortaklı olduğu, davacının hissesini üçüncü kişilere devretmesinden kaynaklı olarak taraflar arasında uyuşmazlık çıktığı, Eskişehir 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/155 E. sayılı ve Eskişehir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/2409 E. dosyalarında bu yönde davalar açıldığı, davacı ve hisselerini sattığı üçüncü kişilerin mahkumiyeti yönünde hüküm kurulduğu, her ne kadar ortaklar arasında uyuşmazlık bulunması ve ortaklar arasındaki güven ilişkisinin zedelenmesi söz konusu ise de, bunun sorumlusunun davacının tutum ve davranışları olduğundan davacının açmış olduğu fesih davasının reddi gerektiği, asıl davada davacı ... tarafından kuyu suyu kullanım bedeli ve marka kullanım bedelinin tahsiline yönelik olarak davalı aleyhine işbu dava açılmış ise de, davaya konu kuyu suyunun ve marka kullanımının davacı ve davalının ortağı olduğu Espardus Otomotiv Oto Tamir Bakım İnş. San. Tic. Ltd. Şirketi tarafından kullanıldığı ve bu hususta şirket aleyhine açılmış bir dava bulunmadığından açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi yerine yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması da usul ve yasaya aykırı olduğu, ayrıca dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetim ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının birbiri ile uyumlu olup usulüne uygun tutulduğu, şirketin öz kaynaklarının %83,26 oranında yitirildiği, borca batık durumda bulunduğu anlaşıldığından ve birleşen davada da davacı yanca haklı nedenle şirketin feshi ve diğer ortağın şirket ortaklığından çıkarılması talep edilmiş olması gözetildiğinde ve davalı şirketin diğer ortağının ortaklıktan çıkarma dava ve talep hakkının davalı şirkete ait olması nedeniyle ilk derece mahkemesince istem yerine davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedilmeden şirketin feshine yönelik kararı usul ve yasaya uygun olmakla buna yönelik tarafların istinaf itirazlarına itibar edilmediği gerekçesiyle asıl davada davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, birleşen davada davacı ... vekilinin ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Asıl davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürerek ve ortaklık sürecini sekteye uğratan ve sonrasında gelişen olayların fitilini ateşleyenin davalı olduğundan öncelikle ortaklıktan çıkarmaya ilişkin karar verilmesi gerektiğini, kabule göre de davanın pasif dava ehliyeti yani pasif husumet yokluğundan reddedilmesine rağmen nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, dava usulden reddedildiğine göre karşı taraf lehine hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin maktu vekalet ücreti olması gerektiğinden kararın bozulmasını istemiştir.

2.Birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürerek ve birleşen dava yönünden öncelikli taleplerinin davalının ortaklıktan çıkarılması istemi olduğunu ancak istinaf mahkemesi gerekçesinde bu hususa değinilmediğini, taraflara arasındaki anlaşmazlığın davalının eylemleri olduğunun da belirlendiğine göre davalının ortaklıktan çıkarılmasının değerlendirilmesi gerekirken şirketin feshine karar verilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada ortaklıktan çıkarılma, olmadığı takdirde limited şirketin feshi ve tazminat, birleşen dava ise limited şirketin feshi, olmadığı takdirde davalı ortağın şirket ortaklığından çıkarılması istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun’un 616, 621 ve 640 ncı maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın/paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

3. Dosyanın incelenmesinden davalı aleyhine kuyu suyu bedeli ve marka kullanım bedelinden kaynaklan alacak istemine ilişkin talebin pasif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, red edilen 214.000,00 TL'lik bedel üzerinden hesaplanan 23.430,00 TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin “Görevsizlik, yetkisizlik, dava ön şartlarının yokluğu veya husumet nedeniyle davanın reddinde, davanın nakli ve açılmamış sayılmasında ücret” başlıklı 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında, davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmedileceği düzenlemesine yer verilmiştir. Tarifenin bu hükmü uyarınca davada kendisini vekille temsil ettiren ve hakkındaki dava husumet nedeniyle reddedilen davalı yararına 4.080,00 TL maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken 23.430,00 TL nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin tüm, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile kararın hüküm fıkrasının (C) bendinin (9) numaralı fıkrasında yer alan “Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince şirket feshi yönünden belirlenen 3.400,00,00TL maktu vekâlet ücreti ile red edilen 214.000,00 TL'lik bedel üzerinden hesaplanan 23.430,00 TL nisbi vekâlet ücretinden oluşan toplam 26.830,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'ndan alınarak davalıya verilmesine,” ibaresinin çıkartılarak yerine “Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince şirket feshi yönünden belirlenen 3.400,00,00 TL maktu vekâlet ücreti ile red edilen kuyu suyu ve marka kullanım bedeli nedeniyle 4.080,00 TL maktu vekâlet ücretinden oluşan toplam 7.480,00 TL vekâlet ücretinin davacı ...'ndan alınarak davalıya verilmesine” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı ...'a yükletilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacılara iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.