WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/5341 E.  ,  2024/1788 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI :2022/57 Esas, 2022/512 Karar
DAVACI - KARŞI DAVALI :Scandıum Savunma San. ve Tic. A.Ş. vekili Avukat ...
DAVALI - KARŞI DAVACI :Scandıum Arms Savunma San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili Avukat ...
...
DAVA TARİHİ :17.03.2020 (Asıl dava) - 26.06.2020 (Karşı dava)
HÜKÜM :Asıl dava ret, karşı dava kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI :2020/83 E., 2021/321 K.

Taraflar arasındaki asıl marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi durumun ortadan kaldırılması, maddi ve manevi zararın tazmini, ticaret unvanının terkini, web sitesi ... adının devri; karşı, haksız rekabetin men ve ref'i, markanın devri, bunun mümkün olmaması halinde hükümsüzlüğü, web sitesi ... adının ve e-posta adresinin kullanılmasının önlenmesi ve devri, ticaret unvanının terkini davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince 01.12.2021 tarihli ek karar ile istinaf isteminin süresinden sonra yapıldığı gerekçesiyle davacı-karşı davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.

Kararın davalı-karşı davacı vekili tarafından istinaf edilmesi, ek karara karşı davacı-karşı davalı vekili tarafından eski hale getirme isteminde bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı-karşı davalı vekilinin eski hale getirme isteminin reddine, davalı-karşı davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. ASIL DAVA VE CEVAP
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2010 yılından beri şirket yetkilisi ... ... adına tescilli, 14.02.2020 tarihi itibariyle de müvekkili adına devri gerçekleşmiş markası ve logosu ile savunma sanayi alanında faaliyet gösteren, Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kayıtlı bir şirket olduğunu, logosunun "Şekil+SCANDIUM" biçiminde bulunduğunu, davalının 2019 yılı Temmuz ayından bu yana Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kayıtlı olduğunu, müvekkili firma ile aynı faaliyet alanında, aynı isimle kurulduğunu ve web sitesinde müvekkili adına tescilli işareti kullandığının tespit edildiğini, davalı firma yetkilisinin bu isimle fuar ve pazarlara katıldığını, müvekkili ile çalışan pek çok kişi ve firmayı da bu isimle yanılttığını ileri sürerek davalının müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden fillerinin tespitini ve önlenmesini, maddi durumun ortadan kaldırılmasını, 50.000,00 TL manevi, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 6.000,00 TL maddi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, davalı firmanın ticaret unvanından "SCANDIUM" ibaresinin silinmesini, web sitesi ... adının müvekkiline devrini talep etmiştir.

2.Davacı vekili karşı dava dilekçesinde; davacı-karşı davalının 2010/05237 sayılı markayı kullanmasının haksız ve kötü niyetli olduğunun tespitine, davacı-karşı davalının haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin men ve ref'ine, 2010/05237 sayılı markanın öncelikle müvekkiline devrine, bunun mümkün olmaması halinde hükümsüzlüğüne, davacı-karşı davalı tarafından kullanılan "www.scandiumdefence.com" ... adı ve "[email protected]" e-posta adresini kullanmasının önlenmesine, müvekkiline devrine ve bu konuda yetki verilmesine, davacı-karşı davalının ticaret unvanından "SCANDIUM" ibaresinin silinmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı vekili asıl dava cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin kurucusu ve müdürü Aiman Abdulhadi-Awad'ın 2009 yılından bu yana savunma sanayi alanında faaliyet gösterdiğini, kendisinin halen Birleşik Krallık'ta tescilli bulunan Scandium Holding şirketler grubu kapsamında, Scandium Arms Ltd, Scandium Maritime Ltd, Scandium Aviation Ltd, Scandium Invest Ltd ve Scandium Medical Ltd ile Türkiye'de tescilli bulunan müvekkili şirket ile ticari faaliyetlerine devam ettiğini, Birleşik Krallık kanunları uyarınca savunma sanayi alanında faaliyet göstermek için ilgili makamlara 05.10.2009 tarihinde dava konusu marka ve logo ile birlikte gerekli kayıt başvurusunu yaptığını, anılan şirketlerin faaliyetleri kapsamında, 2009 yılından bu yana dava konusu ticari unvan ve logo ile farklı ülkelerin resmi kurum ve kuruluşları ile ... kişiler nezdinde faaliyette bulunduğunu, müvekkilinin Türkiye'deki faaliyetlerinden haberdar olan davacının davasına mesnet gösterdiği markanın kötü niyetli olarak tescil edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Karşı davalı vekili cevap dilekçesinde; haksız ve kötü niyetli karşı davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna göre davalı-karşı davacı firmanın dahil olduğu şirketler grubunun, dava konusu edilen "Şekil" işaretini/logosunu ve “SCANDIUM” ibaresini, 2009 yılından beri ticari faaliyetlerinde, tanıtma vasıtası ve ticaret unvanının özü-çekirdeği olarak yurt dışında kullandığı, davalı-karşı davacı firmanın yetkilisinin 2010-2011 yıllarında dava dışı ... Ltd. Şti. ile ticari münasebetlere girdiği, davacı-karşı davalı şirketin kurucusu/yöneticisi/... ortağı olan şahsın, dava dışı ... Ltd. Şti. firması bünyesinde bahsi geçen zaman diliminde yönetici/ortak olduğu, dava konusu markanın söz konusu şahıs tarafından davacı-karşı davalı şirketin kurulduğu zamanlarda, davacı-karşı davalı şirkete devredildiği ... olmakla, davacı-karşı davalı şirketin kurucusunun/... ortağının/yöneticisinin, davalı-karşı davacı firmanın dahil olduğu şirketler grubunun 2009 yılından beri yurt dışında kullandığı tanıtma vasıtasını ve ticaret unvanını bilmemesinin, hayatın olağan akışına aykırı olduğu, dolayısıyla davacı-karşı davalı şirket yetkilisinin birebir aynı ibareyi ve işareti kendisine marka olarak seçmesinin, ticari dürüstlük kurallarına uygun olmadığı, kötü niyetli olarak bu markanın tescil başvurusuna konu edildiği ve akabinde davacı-karşı davalı şirkete devredildiği tespit edildiğinden, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 25 ... maddesinin altıncı fıkrası hükmü uyarınca, hükümsüzlük istemi bakımından 5 yıllık hak düşürücü sürenin uygulama alanı bulamayacağı, taraf markalarının/markasal kullanımlarının, içerdikleri şekil ve kelime unsurlarının ayniyeti derecesinde yakın/benzer oldukları ve birebir aynı sektörde, savunma sanayii sektöründe markasal hüviyette kullanıldıkları, davacı-karşı davalıya ait 2010/05237 sayılı markanın, 6769 sayılı Kanun'un 25 ... maddesi ve 6 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrası hükümleri uyarınca hükümsüzlüğü şartları oluştuğundan ve bu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi halinde, markaya sağlanan koruma geçmişe etkili olarak ortadan kalkacağından, davalı-karşı davacının markasal kullanımlarının, davacı-karşı davalıya ait marka hakkını ihlal etmeyeceği, davacı-karşı davalının ticaret unvanının, davalı-karşı davacının ticaret unvanından önceki bir tarihte tescil edildiği, davacı-karşı davalının ticaret unvanında “ek” hüviyetinde kullanılmış olan “Scandium” ibaresi ile davalı-karşı davacının ticaret unvanında “ek” hüviyetinde kullanılmış olan “Scandium Arms” ibaresi arasında, ortak unsur olan “Scandium” ibaresinden kaynaklanan bir yakınlaşma olduğu tartışmasız ise de, davalı-karşı davacının ticaret unvanında bu ibarenin yanına, Türkçe’de “silah” anlamına gelen “Arms” ibaresinin getirilmiş olması, davalı-karşı davacının ticaret unvanının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 45 ... maddesinde düzenlenen “ek kullanma yükümlülüğü” ve 52 nci maddesinde düzenlenen “ticari dürüstlüğe uygun bir şekilde kullanma yükümlülüğü” ile uyumlu bir şekilde oluşturulduğu, aynı şekilde davacının-karşı davalının ticaret unvanını tescil ettirdiği zamanda, 6102 sayılı Kanun'un 45 ... maddesindeki “ek kullanma yükümlülüğü”ne aykırı bir tescil yaptırmadığı, yine davacı-karşı davalının ticaret unvanını tescil ettirdiği zamanda, davalı-karşı davacının aynı ticaret unvanını Türkiye’de kullanıyor olduğuna dair bir delilin bulunmadığı, bu sebeplerle somut olayda, tarafların ticaret unvanlarından kaynaklanan ve korunması gereken haklarının ya da birbirlerinin ticaret unvanları dolayısıyla ihlal edilen haklarının bulunmadığı, davacı-karşı davalının usulünce tescil ettirmiş olduğu 2010/05237 sayılı markasının ve ticaret unvanının, tescil kapsamına giren alanlarda ve emtialarda, terkin edilmediği sürece, tescil edildiği şekilde kullanılıyor olmasının, davalı-karşı davacı taraf aleyhine bir haksız rekabet yarattığından söz etmenin mümkün olmadığı, tarafların eylemlerinin karşılıklı olarak birbirleri aleyhine haksız rekabet oluşturmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile 2010/05237 sayılı markanın davalı-karşı davacıya devrine ilişkin asli istemin reddine, 2010/05237 sayılı markanın hükümsüz kılınmasına yönelik fer'i istemin kabulü ile bu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, sair karşı dava istemlerinin reddine karar verilmiş, kararın davacı-karşı davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, 01.12.2021 tarihli ek karar ile mahkemece verilen 01.09.2021 tarihli ilk kararın davacı-karşı davalı vekili Avukat ...'e 15.11.2021 tarihinde tebliğ edildiği, kararın adı geçen davacı-karşı davalı vekili tarafından en geç 29.11.2021 tarihi itibari ile istinaf başvurusunda bulunulması gerekirken, bu süre sona erdikten sonra, 30.11.2021 tarihinde istinaf başvurusunda bulunulduğu gerekçesiyle davacı-karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin 01.09.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davacı vekili ve süresi geçtikten sonra davacı-karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Mahkemenin 01.12.2021 tarihli ek kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı vekili eski hale getirme başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı-karşı davalı vekili 01.12.2021 tarihli karara karşı sunduğu eski hale getirme dilekçesinde, müvekkiline yapılan 15.11.2021 tarihli tebliğ ile işlemeye başlayan istinaf süresinin son gününün 29.11.2021 olduğunu, ancak 28.11.2021 günü akşamında başlayan ... ve halsizlik şikayetleri sonucunda, kendisine 29.11.2021 tarihli doktor raporu ile 2 günlük istirahat verildiğini, 30.11.2021 tarihinde yapılan covid testi sonucunun da pozitif çıktığını ileri sürerek avukat olan şahsının elde olmayan sebeplerle süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvuramadığı gözetilerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 95 ... maddesi uyarınca eski hale getirme talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin 01.12.2021 tarihli kararının kaldırılmasına ve istinaf talepleri doğrultusunda, asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı-karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemece davacı-karşı davalının marka tescilinin kötü niyetli olduğu ve ticari dürüstlük kuralları ile bağdaşmadığı tespit edildiğinden, ticaret unvanı tescilinin de kötü niyetli olduğunu, bu hususun 6102 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi ile yasaklanmış olup, anılan maddede belirtilen taleplerde bulunulabileceğini, kötü niyetli tescil eylemi ile uyumlu olarak, eylemlerinin aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini, bu nedenle haksız rekabet teşkil edcn şirket unvanının ticaret sicilinden terkini ile web adresi ve e-posta adresinin devri taleplerinin reddedilmesinin hatalı olduğunu, davacı-karşı davalının çok yakın dönemlerde tescil ettirdiği "Scandium" ibareli markayı tescil ettirirken kötü niyetli, aynı ibareli ticaret unvanını ve web adresi ile e-posta adreslerini tescil ettirirken ise "ticari dürüstlük kurallarına uygun" hareket etmesinin hayatın olağan akışına açıkça aykırı bulunduğunu, ayrıca Türkiye’nin de taraf olduğu Sınai Mülkiyetin Korunmasıyla İlgili Paris Sözleşmesi'nin 8 ... maddesi gereğince, müvekkili şirketin ticaret unvanı olan “Scandium Arms” ibaresinin, tescile gerek olmaksızın ülkemizde de korunması gerektiğini, dolayısıyla esasen 2009 yılında Birleşik Krallıkta ticaret unvanı olarak tescil edilen “Scandium” ve “Scandium Arms” ibarelerinin Türkiye’de tescile gerek kalmaksızın korunacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak karşı davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı-karşı davalı vekiline İlk Derece Mahkemesinin esasa ilişkin kararının 15.11.2021 tarihinde tebliğ edildiği, davacı-karşı davalı vekilinin süresi geçirildikten sonra 30.11.2021 tarihinde istinaf isteminde bulunduğu, daha sonra sunulan eski hale getirme dilekçesi ile de istinaf süresinin son günü olan 29.11.2021 tarihinde, yüksek ..., öksürük, boğaz ağrısı şikayetleri nedeniyle üst solunum yolu teşhisi konularak, 2 gün süreli istirahatinin uygun olduğuna dair doktor raporu verildiği, 30.11.2021 tarihinde de ... ... Üniversitesi'nde yapılan tetkikte covid testinin sonucunun pozitif çıktığına dair laboratuvar raporunun sunulduğu, davacı-karşı davalı vekilinin mevcut rahatsızlığının, kendisini yapması gereken işlerden alıkoyacak derecede acze düşürmediği, davacı-karşı davalının birden fazla vekille temsil edildiği gözetildiğinde, davacı-karşı davalı vekilinin yerinde görülmeyen eski hale getirme talebinin reddine, davalı-karşı davacı tarafça dava konusu işaretin markasal hüviyette ve ticaret unvanı olarak Türkiye sınırları içerisinde, davacı-karşı davalının ticaret unvanı ve marka tescilinden önce kullanıldığı, davacı-karşı davalının da davalı-karşı davacının markasından ve ticaret unvanından haberdar olduğu halde "Şekil+SCANDIUM" markasının birebir aynısını, önce 2010/05237 numara ile marka, sonra da ticaret unvanı olarak kendi adına tescil ettirildiği, bu eyleminin ticari dürüstlük kurallarına uygun olmadığı, kötü niyetli olarak bu markanın tescil başvurusuna konu edildiğinin İlk Derece Mahkemesince de kabul edildiği, davacı-karşı davalı tarafın istinaf dilekçesinin süre yönünden reddine karar verilmesi ile de bu yönde davalı-karşı davacı yararına usulü kazanılmış hak oluştuğu, aynı kötü niyetli tescil durumunun, ticaret unvanı, internet ... adı ve e-posta adresi için de geçerli olduğu, davacı-karşı davalı şirket tarafından, davalı-karşı davacının yurt dışındaki ticaret unvanından haberdar olunduğu halde, "SCANDIUM" ibaresinin birebir aynısının, aynı faaliyet alanı için ticaret unvanı, internet ... adı ve e-posta adresi olarak da tescil ettirildiği, hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı, Paris Sözleşmesinin 8 ... maddesine göre de bir ticaret unvanının, ticaret markasının bir kısmını oluştursun veya oluşturmasın, birliğin bütün ülkelerinde başvuru ve tescil şartı olunmaksızın korunacağı, dava konusu "SCANDIUM" ibaresi ile en azından bir süre için Türkiye'de faaliyet gösterdiği açık olan davalı-karşı davacı tarafça, ticaret unvanının ayırtedici çekirdek kelimesi olarak yurt dışında kullanılan bu ibarenin, anılan madde hükmü uyarınca, tescil şartı olmaksızın Türkiye'de de koruma altında olduğundan davacı-karşı davalının ticaret unvanının terkini ile internet ... adı ve e-posta adresini kullanmasının engellenmesi isteminde bulunabileceği, ancak davalı-karşı davacının markasının Türkiye'de tescilli olmadığı, bu durumda dava tarihi itibariyle somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı Kanun'un 155 ... maddesine dayanılarak, davacı-karşı davalının tescilli markasını kullanmasının, davalı-karşı davacının marka hakkına tecavüz olduğunun ileri sürülemeyeceği, yine davacı-karşı davalı tarafça, tescilli ticaret unvanının ve internet ... adı ile e-posta adresini kullanmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunun söylenemeyeceği gerekçesiyle davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle, asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne davacı-karşı davalı adına tescilli 2010/05237 sayılı "Şekil+SCANDIUM" ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davacı-karşı davalı tarafından kullanılan "www.scandiumdefence.com" ... adı ve "[email protected]" e-posta adresini kullanmasının önlenmesine, davacı-karşı davalının ticaret unvanından "SCANDIUM" ibaresinin silinmesine, karşı davacının haksız rekabetin tespiti, meni ve ref'ine dair taleplerinin ve diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı-karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; geçirdiği koronavirüs hastalığı sebebiyle istinaf dilekçesini süresinde sunamadığını, bu sebeple istinaf yoluna başvuru süresinin elde olmayan sebeplerle kaçırıldığı gözetilerek eski hale getirme başvurusunun kabulü ile istinaf başvurusunun reddi kararının kaldırılarak istinaf talepleri hakkında karar verilmesini, gerekçeli kararda, davalı-karşı davacının, karşı davada hükümsüzlüğü talep edilen markanın koruma tarihi olan 29.01.2010 tarihinden önce "Şekil" işaretine/logosuna ve "SCANDIUM" ibaresine, Türkiye sınırları içerisinde, yoğun/yaygın kullanım sonucu hukuken korunması gereken ekonomik bir değer kattığı hususunda dava dosyasında yeterli delil/içerik olmadığı kanaatine varıldığı tespiti yer almakla, dava konusu taleplerinin haklılığı ve karşı davanın haksızlığının açıkça kabul edildiğini, buna rağmen mahkemece asıl davanın reddine karar verilmesinin kabul edilemeyeceğini, mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda, 2010/05237 sayılı markanın tescil başvurusunun yapıldığı 29.01.2010 tarihinden evvel Türkiye'de yoğun ve yaygın bir biçimde yerelliği aşar şekilde kullanıldığını ispat eden belgeye rastlanmadığının belirtildiğini, dosya kapsamına davalı-karşı davacı tarafından somut bir delil sunulmadığını, karşı davacı tarafından İngiltere'de kullanılan Scandium ismiyle iştigal eden şirketlerin huzurdaki davanın davacısı olmadığını, davalı şirketin, tescilden 9 yıl sonra ticaret siciline tescil edilmiş bir şirket olduğu gibi, Antalya'da markanın tescilinden evvel davacı ile ortaklık yaptığını iddia eden davalı şirket yetkilisinin ticaret sicilde isminin bulunmadığının dosyaya sunulan ticaret sicil kayıtlarıyla ispatlandığını, buna rağmen müvekkili şirketin talebinin reddine ancak karşı davacı-davalı şirketin talebinin kabulüne karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, SCANDIUM+ŞEKİL ibare ve biçimli 13. sınıftaki ürünleri içeren 2010/05237 sayılı markanın, 29.01.2010 tarihli başvuru sonucu davada taraf olmayan üçüncü bir kişi tarafından tescil ettirildiğini, buna göre, davacı-karşı davalının davaya konu "ilk tescil talepçisi ve yetkilisi" olmadığı halde, kötü niyetli tescil ve kullanımından söz edilmesinin hukuka açıkça aykırı olduğunu, yargılamada, kötü niyet kavramının, ilk olarak tescil ettiren kişi değil, son kullanıcı ... ...'ın niyeti nazarında değerlendirme yapılarak, hukuka aykırı değerlendirmenin nihayetinde hukuka aykırı karara dönüştüğünü belirterek eski hale getirme taleplerinin reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını, 01.12.2021 tarihli istinaf istemlerinin reddine ilişkin kararın kaldırılarak istinaf taleplerinin temyiz incelemesinde dikkate alınarak taleplerinin kabulüne, karşı davanın kısmen kabulüne yönelik Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi durumun ortadan kaldırılması, maddi ve manevi zararın tazmini, ticaret unvanının terkini, web sitesi ... adının devri, karşı davada, haksız rekabetin men ve ref'i, markanın devri, bunun mümkün olmaması halinde hükümsüzlüğü, web sitesi ... adının ve e-posta adresinin kullanılmasının önlenmesi ve devri, ticaret unvanının terkini istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 95 ... maddesi, 345 ... maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi, 25 ... maddesinin altıncı fıkrası, 6102 sayılı Kanun'un 52 nci ve 55 ... maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı-karşı davalı vekilince asıl ve karşı davaya yönelik temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.