11. Hukuk Dairesi 2022/5206 E. , 2024/1472 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI :2021/2169 Esas, 2022/657 Karar
vekili Avukat ...
İHBAR OLUNAN :Marina İstanbul Turizm İnş. A.Ş.
vekili Avukat ...
DAVA TARİHİ :
HÜKÜM :Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2020/379 E.,2021/461 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalının ... Akaretler Şubesindeki hesabına avans olarak 460.000,00 TL havale ettiğini, defalarca talep edilmesine rağmen avans olarak yatırılan paranın iade edilmediğini, alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlattığını, davalının itirazın üzerine takibin durdurulduğunu belirterek anılan icra dosyasında davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve alacağın %20'si oranındaki icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında davacının iddia ettiği şekilde hiçbir ticari ilişkinin bulunmadığını, dava konusu bedelin müvekkilince borç olarak dava dışı ...'ye (Marina A.Ş.) verildiğini, bu borç karşılığında adı geçen firmadan senet alındığını, senedin işleme konu edilmediğini, dava dışı Marine A.Ş'nin borcunu davacı tarafından müvekkiline banka yolu ile ödendiğini, davacının sonradan işbu davaya konu bedeli haksız olarak icra takibiyle istediğini, havale işleminin esasen borcun üstlenilmesi niteliğinde olup davacı ile dava dışı Marina A.Ş arasında gelişen ve bu dava ve icra takibiyle müvekkiline yöneltilen husumetin müvekkilini bağlamayacağını, davacının avans ödemesine teşkil eden ticari ilişkiyi açıklamadığını, nitekim taraflar arasında hiçbir ticari ilişki olmadığını belirterek haksız davanın reddini ve alacağın %20'si oranındaki icra inkâr tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 17.11.2016 tarih, 2014/191 E., 2016/808 K. sayılı kararıyla, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 555 ... maddesinde düzenlenen havalenin hukuki nitelikçe bir ödeme vasıtası olduğu, yani, havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı hususunda mevcut bir yasal karinenin mevcut olduğunu, aksini iddia edenin bunu ispatla yükümlü olduğunun kabul edildiğini, davacı tarafın taraflar arasındaki ticari ilişki çerçevesinde davalı hesabına 460.000,00 TL avans ödemesi yaptığını iddia ettiği, davalının da bu bedeli aldığını kabul ederek 3 üncü kişiden olan alacağının ödenmesi amacıyla kendisine havale yapıldığını belirtmiş olmakla, davalı tarafın bedeli aldığına ilişkin ikrarı ve havale bedelini alma nedeni olarak ileri sürdüğü vakıalar birlikte değerlendirildiğinde, bu ikrarın bağlantısız birleşik ikrar niteliğinde olduğu, davalının havalenin alınma nedeni olarak dayandığı vakıa 3 üncü kişiden olan alacağın ödenmesi şeklinde olup ikrar edilen vakıa ile ikrara eklenen vakıa arasında hiçbir bağlantının bulunmadığını, bu nedenle ispat yükünün davalı tarafa ait olduğunu, borcu üstlendiği iddia edilen davacı ile borçlu dava dışı Marina A.Ş ve alacaklı davalı arasında borcun nakdedildiğine ilişkin uygun irade beyanlarının bulunduğuna dair bir belgenin veya sözleşmenin olması gerektiği ancak davalı tarafından bu yönde herhangi bir belge veya sözleşmenin ibraz edilemediği, davalı ya da dava dışı Marina A.Ş tarafından bir kısım belgeler sunulmuş ise de, bu belgelerin borcun nakdi sözleşmesinin gerçekleştiği veya davacının 3 üncü kişinin davalıya olan borcunun ödeme taahhüdünde bulunduğunu ispata yeterli bulunmadığı, davacının 2011 yılına ilişkin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı ancak 2012 ve 2013 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulup lehine delil teşkil ettiği ve 2012-2013 yılı ticari defterlerinde cari hesapta davalıdan 460.000,00 TL alacaklı olduğunun görüldüğü, davalının da, tarafların ticari defterlerine dayandığı ancak mahkememizce HMK. 219, 222. maddesindeki meşruhatı taşıyan defter ibrazına ilişkin davete rağmen ticari defterlerini sunmadığı ve bu durumda defterlerini ibraz etmekten kaçınmış sayıldığı, delil dilekçesinde ''ve sair delil'' dayanıldığı belirtildiğinden bunun yemini de kapsadığı, davalıya yemin hakkının hatırlatılmış olduğunu, ancak davalı tarafın yemin teklif etmeyeceğini beyan ettiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, itirazının 460.000,00 TL için iptaline, işlemiş faiz talebinin reddine, bu alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %13,75 oranını geçmeyecek şekilde değişen oranlarda avans faizinin uygulanmasına, davacı lehine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davalının tazminat talebinin koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16.Hukuk Dairesinin 18.10.2019 tarih, 2017/2701 E., 2019/2197 K. Sayılı kararı ile; 6098 sayılı Kanunun 555 ... vd. maddelerinde düzenlenmiş olan havalenin hukuksal nitelikçe, bir ödeme vasıtası olduğu, diğer bir anlatımla, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karinenin mevcut olduğunu, bu yasal karinenin tersini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren havalecinin bu iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğunu, vasıflı ikrarda; vakıa kabul edilmekle birlikte, onun farklı bir hukuki vasıfta olduğunun ileri sürülmesi durumunda, vasıflı ikrardan söz edilmesi gerektiğini, öğretide vasıflı ikrarın bölünemeyeceğinin benimsendiğini, o halde, somut olayda davalının savunmasının vasıflı ikrar (gerekçeli inkâr) niteliğinde olduğunu ve bu ikrarın bölünemeyeceği, çünkü, vasıflı ikrarda kanıtlama yükümlülüğü, ikrar eden tarafa (davalıya) değil, vakıayı ileri süren tarafa (davacıya) ait olduğu. somut uyuşmazlıkta; davalı davaya konu paranın kendilerine gönderildiğini (maddi vakıayı) ikrar ettiği, ancak, bunların davacı tarafından ileri sürülen nedenle (avans olarak) değil, başka bir nedenle (üçüncü kişiye ait bir borcun ödenmesi amacıyla) gönderildiğini savunmak suretiyle, vakıanın hukuksal niteliğinin ileri sürülenden farklı olduğunu bildirdiği, bu durumda, davacı tarafın, davaya konu havalenin avans olarak gönderildiği yolundaki iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğunu, buna bağlı olarak, davalı tarafın borç ilişkisini kanıtlama yükümlülüğü bulunmadığını, (Aynı yönde Yargıtay 3.HD'nin 2017/14178E, 2019/3264 K., 11/04/2019 tarihli kararı; Yargıtay 11.HD'nin 2012/9255 E., 2013/11522 K., 03.06.2013 Tarihli kararı), o halde, mahkemece; ispat yükünün davacıda olduğu ve savunmaya göre davalıya geçmediği, davacının iddiasını yazılı delillerle ispatlayamadığı dikkate alınarak davacı, dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmış olmakla yemin deliline başvurup başvurmayacağı hususunda beyanı alınması ve yemin delilinin değerlendirilmesi sureti ile karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesinin kaldırılmasına, yargılamaya devam olunmak üzere, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmış olmakla yemin teklif etme hakkının hatırlatıldığı, davacı vekili tarafından sunulan yemin metninin davalıya tebliğ edildiği, davalının 24.06.2021 tarihli duruşmada yemini eda ettiği, davacı tarafından, davaya konu havalenin avans olarak gönderildiği iddiasının ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine, şartları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ispat yükünün müvekkile düşmediğini, ispat yükü kendisine düşmeyen tarafın yemin teklif etmesi ve yeminin icrasının davanın esasına etkisinin bulunmadığını, bu nedenle davada edilen yeminin hiçbir hükmünün bulunmadığını, davalının havale yoluyla ödeme yapıldığını kabul ettiğini, ancak bu ödemenin üçüncü kişinin borcunun üstlenilmesi nedeniyle yapıldığını iddia ettiğini, davalının bu beyanının bağlantısız bileşik ikrar niteliğinde olduğunu, istinaf ve mahkeme tarafından vasıflı ikrar yönündeki hukuki nitelemenin hatalı olduğunu, bağlantısız bileşik ikrarın özelliği gereğince, yapılan ödemenin başka bir borç nedeniyle yapıldığının davalı tarafından kanıtlanması gerektiğini, ispat yükünün davalıda olduğunu, Yargıtay'ın emsal olarak gösterilen kararlarında ''davacı ile üçüncü kişi arasında organik bağ olduğu durumda savunmanın vasıflı ikrar olarak değerlendirileceği'' hususunun kabul edildiğini, somut olayda müvekkil ile üçüncü kişi durumundaki şirket ile aralarında organik bağ bulunmadığından, ikrarın bağlantısız bileşik ikrar olarak değerlendirilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme yapıldığını, ayrıca, maddi tazminatlarda davanın reddi halinde maktu vekâlet ücreti takdiri gerekirken mahkemece nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğu gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir.
2.Davalı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin davanın reddine dair kararı yerinde olmakla birlikte, takip ve dava açmakta kötü niyetli olan davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin usule aykırı olduğunu, davacının ödeme tarihi ile takip başlattığı tarih arasında iki yıllık süre olduğunu, avans olarak ödeme yaptığını iddia etmesine rağmen kendilerine bu konuda hiçbir bildirimde bulunulmadığını, davacının temerrüt olmamasına rağmen faiz isteminin de kötüniyetli olduğunu gösterdiğini belirterek İlk Derece Mahkemesinin kötü niyet tazminatının reddine dair kararının kaldırılarak talepleri gibi karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesi tarafından Daire kararına uygun olarak davacıya yemin teklif etme hakkının hatırlatıldığı, davacının yemin teklif ettiği, davalının da yemini eda etmiş olduğu, davacı tarafından davaya konu havalenin avans olarak gönderildiği iddiasının ispat edilemediği, dolayısıyla davanın reddine dair ilk derece mahkemesi kararı yerinde olduğu, somut olayın özellikleri dikkate alındığında kötü niyet tazminatı şartlarının da bulunmadığı gerekçesi ile tarafların istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen hususlar aynen tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen hususlar aynen tekrar ederek kötü niyet tazminatının reddine dair kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı tarafa avans olarak verildiği iddia edilen bedelin iadesini teminen yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra İflas Kanunun 67 nci maddesi.
3.6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 555 ... maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!