11. Hukuk Dairesi 2022/5021 E. , 2024/1347 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2204 Esas, 2022/127 Karar
DAVA TARİHİ :
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 1.Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/155 E., 2020/669 K.
EK KARAR TARİHİ : 31.05.2022
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesinin bu kararına karşı davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuş ise de Bölge Adliye Mahkemesince 31.05.2022 tarihli ek karar ile davacı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı ve ek kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Mersin Milli Emlak Müdürlüğü'nün 22.10.2009 tarih ve 5285 sayılı yazısı ile Mersin Akdeniz ilçesi Nusratiye Mah. 10215 ada 5 ve 10216 ada 2 parsel sayılı taşınmazların kiracısı bulunan Atamer Lojistik şirketinin 18.10.2007 tarih ve 15.06.2008 tarihlerine ait 50.850,00 TL kira borcunun bulunduğunu ve bunun faizi ile tahsilinin istenildiğini, Mersin 4 İcra Müdürlüğü'nün 2010/1543 E. sayılı takip dosyası kapsamında toplam 86.675,31 TL'lik ilamsız icra takibine başlanıldığını, borçlu şirketin itirazı nedeniyle takibin durdurulduğunu ve bunun üzerine Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/285 E. itirazın iptali davası açıldığını ve yargılama sonucunda 55.350,00 TL yönünden takibin devamına karar verildiğini, kesinleşmekle icra takibine bu miktar yönünden devam edildiğini, icra takibi dosyası kapsamında güncel alacak miktarının 122.393,00 TL olarak hesaplattırıldığını ve alacağın tasfiye masasına alacak olarak kaydedilmesi için 29.02.2012 tarihli müzekkere yazılarak tebliğ edildiğini, davalının icra takip dosyası kapsamında gönderdikleri müzekkereyi işleme koymayarak kötü niyetli olarak kurumu zarara uğrattıklarını, davalının haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 122.393,00 TL'nin 29.02.2012 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; davanın esasının kira alacağının tazmini olduğundan görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davaya konu alacağı kabul etmemekle birlikte her türlü kira alacaklarının 5 yıllık zaman aşımı süresine tabi olmakla 2007-2008 kira dönemi alacağının zaman aşımına uğradığını, esasa ilişkin olarak da borcu ve davayı kabul etmediğini, icra müdürlüğünden hiçbir yazı almadığını, davacının iddiasının ispatla mükellef olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 560 ıncı maddesinde, zaman aşımı süresinin davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl olarak düzenlendiği, talep tarihi olan 24.12.2011 tarihinden itibaren iki yıllık zaman aşımı süresinde açılması gerekirken davanın 16.03.2015 tarihinde açıldığı, öte yandan, davalının tasfiye memuru olduğu şirketin Mersin Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde tasfiye ve terkin işlemi 18.02.2013 tarihinde gerçekleştirildiği, tasfiye işlemini tasfiye memuru olarak davalının yaptığı, davacı yanca zararın ve mesul olanın en geç bu tarih itibariyle bilinmesine rağmen iki yıllık zaman aşımı süresinde geçtikten sonra açıldığı anlaşılmakla davalı tasfiye memuru yönünden açılan davanın zaman aşımı nedeniyle reddine" şeklinde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın kira alacağı değil 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında tasfiye memurunun sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davası olduğunu, 10 yıllık genel zaman aşımına tabi olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 541 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince adrese alacak kaydı için tebligat çıkarılması gerekirken tebligatın yapılmadığını, bu alacağı depo etmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının tasfiye memuru olduğu Atamer Lojistik.. Ltd. Şti.'nin tasfiye sonucu terkin edildiği hususu 28.02.2013 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı, şu halde davacının davalı tasfiye memurunun 6102 sayılı Kanun'un 541 inci maddesinde öngörülen yükümlülüklerini ihlal ettiğini öğrendiği tarihin en geç ilan tarihi olan 28.02.2013 tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği, bu tarihten itibaren, istinaf incelemesine konu davanın açıldığı 16.03.2015 tarihine kadar 6102 sayılı Kanun'un 560 ıncı maddesinde belirlenen 2 yıllık zamanaşımı süresi geçtiği, İlk Derece Mahkemesince, davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine kesin olarak karar verilmiş, davacı vekilinin bu karara ilişkin olarak yaptığı temyiz başvurusu ise dava değerinin karar tarihi itibariyle 107.090,00 TL'nin altında kaldığı, Dairece kesin olmak üzere karar verildiği, kararın temyiz kabiliyetinin bulunmadığı gerekçesi ile 31.05.2022 tarihli ek kararı ile reddedilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen asıl ve ek kararlarına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili asıl ve ek karara yönelik temyiz dilekçelerinde özetle; dava değerinin 122.393,00 TL olduğunu ve kararın kesin nitelikte olmadığını, İlk Derece Mahkemesince yargılama aşamasında zaman aşımı süresinin 10 yıl olarak tespit edildiğini, hüküm aşamasında da zaman aşımı nedeniyle ret kararı verildiğini, davalının 29.02.2012 tarihli müzekkereyi işleme koymayarak hazineyi zarara uğrattığını, davalının tasfiye halindeki şirketin ortaklarından olup aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sorumlu olduğunu ileri sürerek asıl ve ek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tasfiye memurunun sorumluluğundan kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 560 ıncı maddesi.
3. Değerlendirme
1. İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin esastan reddine yönelik hükmün temyiz edilemeyecek kesin nitelikte bir karar olduğu gerekçesiyle 31.05.2022 tarihli ek karar ile davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş ise de dava 122.393,00 TL'den açılmış olup, harç bu miktar üzerinden yatırılmış olmakla karar miktar ve değeri itibariyle kesinlik sınırının altında kalmamaktadır. Bu sebeple Bölge Adliye Mahkemesinin 31.05.2022 tarihli ek kararının bozularak kaldırılıp davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine geçilmiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararına yönelik davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile 31.05.2022 tarihli ek kararın BOZULARAK KALDIRILMASINA,
2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacıdan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!