WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/4939 E.  ,  2023/6984 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/418 Esas, 2022/415 Karar
HÜKÜM : Ret, ret
BİRLEŞEN DAVA : İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/126 E. Sayılı dava dosyası

Taraflar arasındaki asıl ve birleşen menfi tespit davalarının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 28.11.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ...’nun davacı şirketin 23.01.2008-14.03.2012 tarihleri arasında yetkili müdürü olduğunu, davalı tarafından davacı aleyhine İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün 2012/17373 E. sayılı icra dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, takibe dayanak bononun incelenmesinden bononun malen kaydı içerdiğini, ancak davacı ile davalı arasında herhangi bir mal alışverişi olmadığını, davalı ve dava dışı ...’nun işbirliği yaparak ve geçmiş tarihli bono düzenleyerek davacıyı borçlandırmaya çalıştığını iddia ederek icra takibinden dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine, bononun iptaline ve davalı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ...’nun davacı şirketin 23.01.2008-14.03.2012 tarihleri arasında yetkili müdürü olduğunu, davalı tarafından davacı aleyhine İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün 2013/6 E. sayılı icra dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalı ve dava dışı ...’nun işbirliği yaparak geçmiş tarihli bono düzenleyerek davacıyı borçlandırmaya çalıştığını, bu hususta suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturmanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/17091 soruşturma numaralı dosyası üzerinden devam ettiğini, davacı ile davalı arasında herhangi bir mal ya da para alışverişi söz konusu olmadığını iddia ederek icra takibinden dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine, bononun iptaline ve davalı aleyhine tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; bononun tanzim tarihinden sonra düzenlemiş bir bono olmadığını, davalı ile davacı şirket ve tüm ortakları arasında şirketin % 85 hissesinin satımı konusunda 15.01.2012 tarihinde sözleşme düzenlendiğini, bu sözleşmeye istinaden davalı tarafından ödemeler yapıldığını, ancak şirketin kamu ve şahsi borçlarının tasfiyesi sonrasında hisse devri gerçekleştirileceğini, takip konusu bononun hisse bedeli olarak davalının ödediği meblağ karşılığında düzenlendiğini, ancak kötü niyetli şirket ve ortakları bu devri gerçekleştirmediği gibi şirket hisselerini bir başkasına devrederek davalıyı dolandırdıklarını savunarak davanın reddi ile tazminat istemiştir.

2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davalıya birleşen davaya ilişkin herhangi bir tebligat yapılmadığını, bu nedenle herhangi bir savunma yapılamadığını, delil ikame edilemediğini, birleşen dava dosyasındaki bononun davacının elden aldığı borç para karşılığı düzenlediğini, davacının borçlu olmadığını ispatlaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemenin 04.11.2013 tarih, 2012/257 E. ve 2013/254 K. sayılı kararı ile iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl ve birleşen davaların davalısının menfi tespit davalarına konu olan bonolar nedeniyle alacaklı olduğunu kanıtlaması gerektiği, davalı ile birlikte davacı şirket ve ortaklarının da taraf olarak yer aldığı 15.01.2012 tarihli "şirket hissesi alım satım protokolünün” yapıldığı, bu protokolün 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 520 nci maddesinde öngörülen resmi şekil şartına uyulmadan yapıldığından geçersiz olduğu, davacı şirket ve ortaklarının İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün 2012/17373 E. sayılı dosyası ile takibe konu edilen 15.01.2012 tanzim ve 15.08.2012 vade tarihli, 600.000,00 TL bedelli bono bedeli oranında davalıya borçlu olduğu, diğer taraftan davalının, İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün 2013/6 E. sayılı dosyası ile takibe konu ettiği 15.01.2012 tanzim ve 15.12.2012 vade tarihli, 200.000,00 TL bedelli bonoya ilişkin herhangi bir delil sunmadığından anılan bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığı gerekçesiyle asıl davanın ve asıl davanın davalısının tazminat isteminin reddine, birleşen dava yönünden davanın kabulüne, davacının icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitine, icra takibine konu bononun iptaline ve davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı
Dairemizin 22.03.2021 tarih, 2020/4902 E. ve 2021/2727 K. sayılı kararı ile "... 1-Asıl ve birleşen davanın davacısı vekilinin temyizi yönünden, dava asıl ve birleşen davalarda davacının, bonolardan dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Asıl davada, asıl ve birleşen davanın davacısı vekili, davaya konu 600.000.- TL tutarlı bonoya ilişkin sözleşme hakkında suç duyurusunda bulunduğunu belirtmiş olmasına rağmen, mahkemece TBK’nın 74. maddesi hükmü gereğince, ceza mahkemelerinin maddî fiilin sübutuna ilişkin vermiş olduğu mahkûmiyet kararları hukuk hâkimini bağlayacağından söz konusu soruşturmanın akibeti sorulup beklenilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. 2-Asıl ve birleşen davanın davalısı vekilinin temyizine gelince, birleşen dava konusu 200.000.- TL tutarlı bonoda ihdas nedeni olarak nakden ibaresi yer almış, lehdar davalı da vermiş olduğu borca karşılık senedin düzenlendiği savunmasında bulunmuştur. Mahkemece davalının talilde bulunmadığı gözetilerek ispat yükünün birleşen davanın davacısında olduğu kabul edilip varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. 3-Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir..." gerekçesiyle (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl dava yönünden, asıl ve birleşen davanın davacısı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın asıl ve birleşen davanın davacısı yararına bozulmasına, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle birleşen dava yönünden asıl ve birleşen davanın davalısı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın asıl ve birleşen davanın davalısı yararına bozulmasına, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek bulunmadığına karar verilmiştir.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden hükmüne uyulmasına karar verilen bozma ilamında işaret edildiği üzere, dava konusu bonoya ilişkin yapılan suç duyurusu sonrasında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/74178 soruşturma numaralı kararıyla davalı şüpheli ve diğer şüpheliler hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, bu kararın kesinleştiği, tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları ile bozma öncesi alınan bilirkişi kurulu raporu ile birlikte ilk kararda tartışılıp değerlendirildiği üzere, davalı ile birlikte davacı şirket ve ortaklarının da taraf olarak yer aldığı 15.01.2012 tarihli "şirket hissesi alım satım protokolünün” yapıldığı, bu protokolün 6762 sayılı Kanun'un 520 nci maddesinde öngörülen resmi şekil şartına uyulmadan yapıldığından geçersiz olduğu, dolayısıyla davacı şirket ve ortaklarının İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün 2012/17373 E. sayılı dosyası ile takibe konu edilen 15.01.2012 tanzim ve 15.08.2012 vade tarihli, 600.000,00 TL bedelli bono bedeli oranında davalıya borçlu olduğu, bonoya dayalı yapılan suç duyurusunda kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği anlaşıldığından asıl davanın reddine, bozma ilamı öncesinde verilen kararla tazminat isteminin reddi yönündeki karara karşı davalı alacaklının bir temyiz istemi olmadığından ve bozma ilamı kapsamı dışında kaldığından usuli kazanılmış hak nedeniyle davalının tazminat isteminin de reddine karar vermek gerektiği, birleşen dava yönünden, davacı hakkındaki icra takibinin bonoya dayandığı, dava konusu 200.000,00 TL bedelli bonoda ihdas nedeni olarak nakden ibaresinin bulunduğu, bononun davalı tarafça verilen borca karşılık düzenlendiği savunması karşısında, ispat yükü kendisinde olan davacı tarafça bononun bedelsizliğinin yasal kanıtlarla kanıtlanamadığı, bu durumda kayıtsız ve şartsız borç ikrarını içeren, yasal unsurları tam olan takip ve dava konusu bonodan dolayı davacı tarafın borçlu olmadığından söz edilemeyeceği, ayrıca davacının iddiasının ispatı yönünden yemin deliline de dayanmadığı, icra dosyasına yatacak paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiği, ancak icra takibine devam edilmediği, kararın infazı alacaklıya zarar vermediği gerekçesiyle asıl davanın reddine, koşulları oluşmadığından asıl dava yönünden davalı tarafın tazminat isteminin reddine, birleşen davanın reddine, koşulları oluşmadığından birleşen dava yönünden davalı tarafın tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma neticesinde oluşan bir usuli kazanılmış hak olmadığını, yerel Mahkemenin maddi hata ile karar verdiğini, asıl dava bakımından Mahkeme gerekçesinin çelişkili olduğunu, zira senedin verilme nedeni olan hisse devir sözleşmesi geçersiz olduğundan senedin bedelsiz olduğunu, davalının davanın başından beri davacı şirkete değil, davacı şirketin yetkilisine borç verdiğini savunduğunu, Mahkemenin bu iki hususu karıştırdığını, dava konusu bononun davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığını, davacı şirket ile davalı arasında bir ticari ilişki bulunmadığını, davalının davacı şirketin hissedarları ile olan ilişkisinin müvekkili şirketi ilgilendirmediğini, sözleşme geçersiz olmasının yanısıra davacı şirket tarafından kabul edilmediğini, hisse devrinin devreden ve devralan kişileri bağladığını, dosyaya ibraz edilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararının dikkate alınmadığını, sözleşmenin geçersiz olduğunu, birleşen dava yönünden, bozma ilamında maddi hata yapıldığını, birleşen davaya konu senedin müvekkili şirkete verilmiş bir borca karşılık düzenlenmediğini, müvekkili şirkete verilmiş bir borca karşılık düzenlenmediğinin davalı tarafça emniyette verilen ifadede belirtildiğini, davalının davacı şirkete borç vermediğini, bu yönde bir kayıt olmadığını, davalının emniyetteki ifadesi ile davacı şirkete borç vermediğini ikrar ederek senedin düzenlenme nedenini talil ettiğini, ispat yükünün davalıda olduğunu belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleşen dava, davalı tarafından takibe konulan bonolardan dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6762 sayılı Kanun'un 520 nci maddesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre asıl ve birleşen davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

30.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.