WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/4862 E.  ,  2024/1748 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/84 Esas, 2022/409 Karar
DAVA TARİHİ : 29.03.2019
HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü
(Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle)
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/136 E., 2019/743 K.

Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı asıl tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı asıl ve davalı şirket temsilcisi tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü;

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 361 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen karar, davacı asıla 11.06.2022 tarihinde tebliğ edilmiş olup iki haftalık yasal temyiz süresinin son günü olan 25.06.2022 tarihi cumartesi gününe, bir sonraki gün olan 26.06.2022 tarihi ise pazar gününe denk gelmektedir. Buna göre davacı asılca en geç 27.06.2022 tarihinde temyiz dilekçesi verilmesi gerekli olup temyiz dilekçesinin iki haftalık yasal süre geçtikten sora 28.06.2022 tarihinde verildiği anlaşıldığından davacı asılın temyiz dilekçesinin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.

Davalı şirket temsilcisinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı asıl dava dilekçesinde; davalı şirketin 05.02.2019 tarihinde yapılan 2017 yılına ait genel kurul toplantısının 3.maddesi gereğince 2017 yılına ait yönetim kurulu faaliyet raporunun okunması, tartışılması ve onaylanması olduğunu, faaliyet raporunun çağrı belgesiyle kendisine gönderilmediğini, yasal zorunluluğun yerine getirilmediğini tarihsiz bir faaliyet raporunun toplantı esnasında okunup geçildiğini, bu yüzden iptalinin gerektiğini, toplantıya gerçeği yansıtmayan tarihsiz faaliyet raporunun getirildiğini, 80 yaşındaki yönetim kurulu başkanı nedeniyle iç kontrol sisteminin olmadığını, yönetim kurulu faaliyet raporunda yönetim kurul üyeleri, yönetim kurul başkanı ve yönetim kurul başkan yardımcısı dahi isimlerinin yazılmadığını, şirketin personel sayısı hakkında bilgi olmadığını, sağlanan huzur hakkı, kar payı gibi mali menfaatlerin toplam net tutarının dahi belirtilmediğini, hesap dönemi içerisinde yapılan özel denetime ve kamu denetimine ilişkin açıklamalar bölümünün şirket davalarıyla doldurulduğunu, alakasız cevapla göz boyama yoluna gidildiğini, denetimsiz, kontrolsüz bir şirketin hızla uçuruma götürüldüğünü, şirketin 1.096.499,57 TL tutarında sabit kıymetlerinin olduğunun doğru olmadığını, bilançoda da bu rakamın görülmediğini, arazi ve tarlalarının tutarının mahkemece 2018 yılında yaptırılan değerinin 10.000.000 TL olduğunu, şirket yöneticilerinin gelir oluşturma kapasite ve niyetlerinin olmadığını, şirketin borçlarının olduğunu ancak finansal durumda karşılaştırılmalı bilgi verilmediğini, yasal mevzuatta belirlenen standartlarda uygun bir faaliyet raporunun sunulamadığını, şirketin faaliyet raporunun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 516 ıncı, 518 inci, 565 inci ve 610 uncu maddelerine ve şirketlerin yıllık faaliyet raporunun asgari içeriğinin belirlenmesi hakkında yönetmeliğe aykırı olduğunu, davalı şirketin sürekli zarar etmesi ve genel kurulların sürekli sorunlu geçmesine karşın herhangi bir tedbir alınmadığını, şirketin yönetiminin tüm ortaklarının doğru bilgilendirecek iç denetim birimini oluşturmadığını, mali tablolarını yasal mevzuata uygun bağımsız denetimini yaptırmadığını, şirketin kötü gidişi hakkında ne gibi önlemler alındığı ve ne düşünüldüğü faaliyet raporunda yer verilmediğini, toplantının 4.maddesinin 2017 yılına ait bilanço ve gelir tablosu ve mizanın okunması, açıklanması ve onaylanması olduğunu, mizanın olmadığını, yöneticilerin bu hususta açıklama ve itirazlarının da olmadığını, duran varlıkların gerçeği yansıtmadığını, çünkü güncellenmediğini, faaliyet raporundaki bilgilerin farklı olduğunu, şirket ortaklarına borçların doğru olmadığını, hangi ortağa ne kadar borç olduğunun belli olmadığını, yöneticilere cari dönemde sağlanan ücret vb menfaatlerin toplamının 43.790,48 TL göründüğünü, 3000x12=36.000 ettiğini, başka ne ödeme yapıldığının belli olmadığını, pasif dipnotlarda 150.000,00 TL sermayenin 42.000,00 TL ...'nin, 39.000 TL ...'ın 30.000,00 TL ...'nin, 30.000,00 TL ...'ın olarak göründüğünü, bu hesaba göre hisseler toplamının 141.000,00 TL edeceğinin, 9.000 hissenin nerede ve kimin olduğunun belli olmadığını, davalı şirket defterlerinin TTK ve VUK'nun ilgili maddelerine uygun tasdik ettirilmiş olsa bile muhasebe kayıtlarının tekdüzen muhasebe sistemi uygulama tebliğine ve muhasebe standartlarına uygun yapılmadığını, sürekli zarar eden bir şirketten yönetim kurulu üyelerine ısrarla ücret ödenmesinin doğru olmadığını, toplantının 5.maddesinin yönetimin 2017 yılı faaliyet dönemi için ibrasına geçildi şeklinde olduğunu, 2015 yılında şirketin hisse dağılımı dava dilekçesi ekinde sundukları bilirkişi raporuna göre ... 18 pay sahibi, yönetim kurul başkan yardımcısı ...'ın 1662 pay sahibi olarak görünmesine rağmen 05.02.2019 şirket genel kuruluna kadar hisse devri yapılarak ...'ın paylarının toplam değerinin 43.500 TL'ye çıkarıldığını, şirketteki usulsüzlüklerin gizlenmesi, yöneticilerin ibrasının sağlanabilmesi için yönetim kurul başkan yardımcısı ...'ın ibra olabilmek ve her yıl yönetimde kalabilmek için eşi ...'a muvazaalı (danışıklı) hisse deviri yaparak yıllardır ibranın böyle sağlandığını, gerçek dışı belgeler hazırlayan , şirketi kasten zarara uğratan bir yönetimin ibrasının mümkün olmadığını, borçların ödenmeyip katlandığını, kamu borç yapılandırmaya hiç müracaat bile yapılmadığını, bilanço ve gelir tablosunun gerçekçi olmadığı gibi fiili durumu da yansıtmadığını, bilanço fiktif rakamlar içerdiğinden usulüne uygun olmayan bilançoya dayalı olarak yönetim kurulu üyelerinin ibrasının yersiz ve hukuka aykırı olduğunu, toplantının 6.maddesinin devlet tarafından 3 kez borç yapılandırılması hakkı verildiği halde hiçbirisine müracaat etmeyerek Belediyeye, vergi dairesine şirketin borçlarının katlanmasına kasten sebep olan yöneticiler hakkında görevi kötüye kullanma suçundan dava açılması olduğunu, yönetimin her ay 3.000-TLmaaş aldığını, ancak yönetim kurul faaliyet raporunun 1. sayfasında bu durumu açıklamaktan yazmaktan kaçındığını, borçlar ödenmeyerek zararın kasıtlı yaratıldığını, toplantıda madde içeriğinin tartışılmayıp oylama yapıldığını, ...'ın eşi olan ...'ın oylarıyla maddenin reddedildiğini, menfaat çatışması nedeniyle oyların geçersiz olduğunu, toplantının 7.maddesinin şirketimizi sürekli zarar sokmak için var olan şirket yöneticilerinin azledilerek yerine yenilerinin seçilmesine ve haklarında suç duyurusunda bulunarak dava açılması olduğunu, kötü niyetli bu yöneticilerin azledilmesinin zorunlu olduğunu, muvazaalı hisse devriyle oy çokluğunun sağlandığını, hiç ücret almadan yönetime talip ortak varken aylık 3.000TL uğruna eşinin seçilmesini sağlayan eş ... nedeniyle menfaat çatışması söz konusu olduğunu, şirketin 2017 yılı zararının 74.000.-TL civarında olduğunu bunun 43.790,48.TL'sinin yöneticilere verilen paralar olduğunu, oylamada art niyetin bariz olduğunu, oylamanın iptalinin gerektiğini, toplantıda madde içeriğinin tartışılmadığını, Cemalettin Gökay'ın beyanlarından anlaşılacağı üzere konu hiç konuşulmadan oylama yapıldığını, toplantının 8.maddesinde 80 yaşındaki yönetim kurul başkanının Avukat Nihan Bostan Önal'ı şirkete avukat tayin ettiğini, ne kendisinin ne de avukatın haberinin olmadığını, yönetim kurulu başkanının genel kurul toplantısında şirkete sadece l avukatının bulunduğunu beyan ettiğini oysa davada Gizem Kavak Kontrat'ın da şirket avukatı olarak isminin yazıldığını, ne yaptığını bilmeyen bu yönetimin yetkilerinin sınırlandırılmasını istediğini, şirket adına bir çok vekaletname verildiğini, bunun çok tehlikeli bir durum olduğunu, şirket avukatının ise yöneticilerin özel avukatı gibi davrandığını, sorumluluk davasıyla şirkete girecek paralara engel olduğunu, tüm şirket ortaklarının aleyhine olan ana sözleşme değişikliğinde Yargıtay'a dahi yetki belgesiyle bir avukat arkadaşını gönderdiğini, kendisini şirket avukatı olarak kabul etmediğini belirttiğini, şirkete zarar veren bir avukatın şirketlerinde yerinin olmadığını, şirkete zaten avukat gerekli olmadığını, oylamanın bu yüzden iptali gerektiğini ileri sürerek davaya konu genel kurul toplantısında alınan (3), (4), (5), (6), (7) ve (8) numaralı kararların hukuka, ana sözleşmeye ve afaki iyi niyet kurallarına aykırı olması nedeniyle iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde;mahkemenin 2018/932 E., 913 K. sayılı genel kurul istemli dosyasında kayyım olarak atanan ... riyasetinde yapılan genel kurul kararlarına ilişkin açılmış davada müvekkili şirketin genel kurul istemine uyduğunu ve kabul ettiğini, kayyım ... tarafından gerekli gündemlerin hazırlandığını ve usule uygun biçimde şirket hissedarlarının adreslerine gönderildiğini, genel kurulun 05.02.2019 tarihinde saat 15.00'de usule uygun toplandığını, kayyım tarafından yerinde ve zamanında başlatılan genel kurulun oluşturulan gündem maddelerinin tek tek okutularak oylama yapıldığını ve hepsinin usule uygun tutanak altına alınarak kayyım tarafından işlendiğini, bu aşamada davacı tarafın Av. ...'ın gündemlerin yazılması, toplantı gündemlerinin oylanması ve tüm yazılı ve şifahi açıklamaların işlenmesi aşamasında bizzat kendisinin de kayyım ...'nın bilgisayarın başında bekleyerek sürece eşlik ettiğini, toplantı tutanağının 12.maddesi incelendiğinde şirket yönetim kurulu başkanı tarafından beyan yazısının toplantıda sunulduğunu, bu beyan ile şirket yönetim kurulu başkanının dava konusu olan hususlar hakkında açıklık getirdiğini, genel kurulun 3. ve 4. maddelerinin %20 muhalefet oyuna rağmen %60 oyla, 5. maddesinin %20 muhalefet oyuna rağmen %58 oyla kabul edildiğini, 6.maddesinin ise %20 olumlu oyuna rağmen %58 oyla reddedildiğini, 7.maddesinin %20 olumlu oyuna rağmen %58 oyla reddedildiğini, 8.maddesinin %20 olumlu oyuna rağmen %60 oyla reddedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalı şirkette %20 oranında pay sahibi olduğu, dava konusu genel kurulun mahkeme kararına istinaden atanan kayyım aracılığıyla gerçekleştirildiği, dava konusu yapılan genel kurul kararlarına davacının karşı oy kullandığı gibi muhalefette de bulunduğu, bu kapsamda davacının dava açma hakkının mevcut olduğu, içerik olarak yapılan incelemede, dava konusu 3 numaralı genel kurul kararının yönetim kurulunun faaliyet raporunun okunması, tartışılması ve oylanmasına ilişkin olduğu, söz konusu faaliyet raporunda genel bilgiler bölümünün yer almadığı, imtiyazlı paylara ilişkin bilgiler, şirket yönetim kurulu üyelerine sağlanan mali haklar, şirketin araştırma, geliştirme çalışmaları, riskler ve yönetim kurulunun değerlendirilmesi vb başlıkların bulunmadığı, bu eksiklikler nedeniyle söz konusu kararın iptali koşullarının oluştuğu, dava konusu edilen 4 numaralı gündem maddesi gereğince 2017 yılına ait bilanço, gelir gider tablosunun gerçeği yansıtmadığı ve fiktif kayıtların bulunduğuna yönelik herhangi bir somut bulgu bulunmadığı, hazirun listesindeki ortaklık yapısı ile davalı şirketin verdiği kurumlar vergisi beyannamesindeki ortaklık yapısının birbiriyle uyumlu olduğu, şirketin yönetim kurulu faaliyet raporu ile 2017 yılı finansal tabloların şirket merkezinde incelenmesinin davalıca engellendiğinin kanıtlanamadığı, dava konusu 5 numaralı kararla ilgili olarak yönetim kurulu üyelerinin mevcut şirket ortaklık payları itibarıyla yeterli çoğunlukla 2017 yılı faaliyet dönemi için ibra edildiği, şirket yöneticilerinin şirket borçlarının yapılandırılmasına gitmemesi nedeniyle suç duyurusunda bulunulmasına ilişkin dava konusu 6 numaralı kararın yine yeterli çoğunlukla alındığı, şirket yöneticilerinin azli ile yenilerinin seçilmesi ve haklarında suç duyurusunda bulunulmasına ilişkin 7 numaralı kararın da yeterli oy çoğunluğuyla alındığı gibi davalı şirket avukatlarının azledilerek şirket için avukat görevlendirilmemesi ve avukatlar hakkında dava açılmasına ilişkin 8 numralı kararın da yine yeterli oy çoğunluğuyla alındığı, şirketin avukatla temsilin mevzuata uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davaya konu genel kurulda alınan (3) numaralı kararın iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı asıl istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı asıl istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, celbi talep edilen dosyaların incelenmediğini, şirket yönetiminin yetkilerinin sınırlandırılmasına ilişkin bir karar verilmemesinin usule aykırı olduğunu, alanında uzman olmayan bilirkişi görevlendirilerek alınan raporun hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, davalı şirketçe kabul edilen bilanço ve gelir gider tablosu arasındaki çelişki ve açıklanamayan gider artışları hususunun bilirkişi tarafından değerlendirilmediğini ve böyle bir bilanço gelir gider tablosunun 6102 sayılı Kanun'un 514 üncü ve 515 inci maddelerine uygun olmadığını, finansal tabloların müzakeresi ile 2017 yılına ait yönetim kurulunun ibrası, yönetim kurulu faaliyet raporunun görüşülmesi ve gelir gider tablosu hususları birbirleriyle bağlantılı konular olmasına rağmen mahkemece bu konuda inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, salt mevzuata uygun olduğu gerekçesiyle ibraya konu hesap yılına dair şüphelilik arz eden hususlarda hesap vermeyen ve ayrıca görevini kötüye kullanan yönetim kurulu üyelerinin ibra etmesinin hukuka aykırı olduğunu, şirket yönetiminde profesyonelliğin değil kan bağının öne geçmesi nedeniyle alınan kararların sağlıklı olmadığını ve menfaat çatışması yarattığını, yönetim kurulu üyeleri kendi ibralarında oy kullanamayacağından yönetim kurulu başkan yardımcısının ev hanımı eşi ...'a hileli ve muvazaalı hisse devri ile ibra kararının alındığını, bu nedenle ibranın hileli olup, iyiniyet kuralı ile de bağdaşmadığından iptali gerektiğini, yönetim kurulu üyelerinin görevlerini gereği gibi yerine getirmediklerini, şirket yöneticilerinin özel avukatı şeklinde çalışan avukatların azli gerektiğini, duran varlıkların aktif ve pasifleri yönünden finansal tabloların gerçeği yansıtmadığını, şirket kayıtlarında masraf makbuzu ile ödeme yapılan Semih Ekizçeli isimli şahsın şirket çalışanı olup olmadığını araştırılmadığını, şirket kayıtlarında ortakların şirkete borç verdiğine dair kayıtlar bulunmakta ise de bu borcun sebebi ve tahsilatlara dair bilgi ve belge sunulmadığını bu hususunda gerçeği yansıtmadığını, bu gerçek ışığında 2017 yılı bilanço ve gelir tablolarının açıklık ilkesini ihlal ettiğini ve gerçeği yansıtmadığını, davanın tamamen kabulü gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iptali istenilen dava konusu genel kurulun 3. maddesinde, şirketin faaliyet raporunun okunduğu ve davacının muhalefetiyle kabul edildiği, 6102 sayılı Kanun'un 516 ıncı ve Şirketlerin Yıllık Faaliyet Raporunun Asgari İçeriğinin Belirlenmesi Hakkında Yönetmelik"in 7 inci maddesinde, yıllık faaliyet raporunda bulunması zorunlu olan hususların düzenleme altına alındığı, anılan hükümlere göre, yıllık faaliyet raporunda, şirketin ilgili hesap dönemine ait iş ve işlemlerin akışı, her yönüyle finansal durumunun doğru, eksiksiz, gerçeğe uygun ve dürüst bir şekilde yansıtılmak zorunda olup yıllık faaliyet raporunun madde metninde belirtilen hususları içermesinin zorunlu olduğu, somut olayda ise, bilirkişi incelemesi ile davalı şirketin faaliyet raporunda Genel Bilgiler bölümünün yer almadığı, İmtiyazlı Paylara İlişkin Bilgiler, Yönetim Organı Üyeleri İle Üst Düzey Yöneticilere Sağlanan Mali Haklar, Şirketin Araştırma Ve Geliştirme Çalışmalar, Riskler Ve Yönetim Organının Değerlendirilmesi ile diğer hususlar başlıkları altında hiç bir bilginin bulunmadığı, Şirketin Yönetim Organı, Üst Düzey Yöneticiler ve Personel Bilgileri bölümünün de önemli derecede eksik bilgiler içerdiğinin tespit edildiği, bu durumda, faaliyet raporunun yönetmelikte aranan şartlara uygun olarak düzenlenmediği anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesince 3 numaralı kararın iptaline karar verilmesinin yerinde olduğu ancak İlk Derece Mahkemesince, 2017 yılına ait bilanço ve gelir tablosunun okunmasına ve oylanmasına ilişkin 4 numaralı karar ile yönetim kurulunun 2017 yılı faaliyet dönemi için ibrasına ilişkin 5 numaralı kararla ilgili olarak koşulları oluşmadığı gerekçesiyle iptal talebinin reddine karar verilmiş ise de, mahkemece iptaline karar verilen yönetim kurulu faaliyet raporunun TTK'nın 516 ıncı maddesi ile Yönetmeliğin 7 inci maddesinde belirtilen hususları içermediğinden iptal müeyyidesine tabi olması nedeniyle mali ve hukuki yönden eksiklik içeren yönetim kurulu faaliyet raporu ile ilişkili olan bilanço ve gelir tablosunun okunması ve oylanmasına ilişkin 4 numaralı, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 5 numaralı ve yönetim kurulu üyelerinin görevden alınması ve yenilerinin seçilmesi ile ilgili 7 numaralı kararların da iptal müeyyidesine tabi olduğunun kabulü gerektiği, Bu durumda mahkemece yönetim kurulu faaliyet raporu ile ilişkili olan 4, 5 ve 7 numaralı kararların da iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği, davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarında yapılan incelemede ise, dava konusu genel kurul toplantısında toplantı ve karar nisaplarının sağlandığı, ibrada oy kullanan ...'ın çok önceden beri şirkette pay sahibi olup, dava konusu genel kurul tarihinden önce muvazaalı olarak pay devrinin söz konusu olmadığı, 6 ve 8 numaralı kararın yeterli oy çoğunluğu ile alındığı, şirketin avukat ile temsilinin mevzuata uygun olduğu gibi iyiniyet kurallarına ve ana sözleşme hükümlerine de aykırı olmadığı gerekçesiyle başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne, davaya konu genel kurulda alınan (3), (4), (5) ve (7) numaralı kararların iptaline, (6) ve (8) numaralı kararlarla ilgili iptal talebinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı asıl tarafından süresinden sonra davalı şirket temsilcisi tarafından ise süresi içinde temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı şirket temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince iptaline karar verilen genel kurul maddelerinin şirket hissedarlarının çoğunluğu tarafından alındığını, davacı tarafından sürekli şirkete ve avukatlarına yönelik şikayet yoluna başvurulduğunu, en nihayetinde davacının şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6102 sayılı Kanun'un 445 inci ve 516 ıncı maddeleri.

3. Şirketlerin Yıllık Faaliyet Raporunun Asgari İçeriğinin Belirlenmesi Hakkında Yönetmeliğin 7 inci maddesi.

3. Değerlendirme
Dava, genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olup Bölge Adliye Mahkemesince, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak Dairemizin yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere genel kurul kararının iptalini isteyen ortağın bu sıfatının iptal davasının kesinleşmesine kadar devam etmesi gerekmektedir. Somut olayda, Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.04.2022 tarih, 2021/237 E., 2022/335 K. Sayılı kararıyla davacının davalı şirket ortaklığından çıkartılmasına karar verildiği, hükmün, temyiz incelemesine konu Bölge Adliye Mahkemesi kararınından sonra 20.02.2023 tarihinde kesinleştiği ve davacının aktif husumet ehliyetinin kalmadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince, davacının aktif husumet ehliyetini yitirdiği gözetilerek bir karar verilmesi gerektiğinden hükmün bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A.Davacı Temyizi Yönünden
Davacı asılın temyiz dilekçesinin SÜREDEN REDDİNE,

B.Davalı Temyizi Yönünden
Davalı şirket temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Bozma sebebine göre davalı şirket temsilcisinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek halinde davacı ve davalı şirkete iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.