WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/4852 E.  ,  2023/6962 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/822 Esas, 2022/740 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/700 E., 2021/291 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davada hukuki yarar yokluğundan ret ve karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca davalı vekili tarafından duruşmalı, davacılar vekili tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 28.11.2023 günü hazır bulunan davacılar vekili Avukat ... ve davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava dışı ... Otelcilik...Ltd. Şti.'nin borcuna karşılık müvekkillerine ait taşınmaza, dava dışı ...'e verilen vekaletname kullanılarak Tekstilbank A.Ş. lehine 6.000.000,00 TL bedelli limit ipoteği konulduğunu, bankanın İstanbul 10. İcra Dairesinin 2013/1189 E. sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesini talep ettiğini ve taşınmazın 2.451.000,00 TL bedelle satıldığını, satıştan sonra satış bedeli ile ipotek limiti arasında kalan 3.625.154,50 TL için kesin rehin açığı belgesi verildiğini, alacaklı vekilinin rehin açığı belgesine dayalı olarak Denizli 5. İcra Dairesinin 2015/1502 E. sayılı dosyası ile takip açtığını, ipotek senedinde kefalet hükmü yer almakta ise de ...'e verilen vekaletnamede kefalete ilişkin özel yetki bulunmadığını, ayrıca kefaletin Kanun'da öngörülen şekil şartlarını da taşımadığını, ipotek veren müvekkillerinin sorumluluğunun gayrimenkulun satılması ile son bulduğunu ileri sürerek İstanbul 10.İcra Dairesinin 2013/1189 ve Denizli 5.İcra Dairesinin 2015/1502 sayılı dosyası ile yürütülen icra takiplerinden dolayı borçlu olmadıklarının tespitine ve rehin açığı belgesinin iptaline, davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ipotek senedinin Tekstilbank A.Ş. lehine verildiğini, müvekkili şirketin bu ipotek senete ve senet içeriğindeki müteselsil kefalete güvenerek alacağı temlik aldığını, vekaletnamede vekile oldukça geniş yetkiler verildiğini, kefalet için özel yetki gerekmediğini, ipotek resmi senedinin müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, ticari işlerde kanun gereği müteselsil borçluluğun esas olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İstanbul 10. İcra Dairesinin 2013/1189 E. sayılı dosyası yönünden ipoteğin paraya çevrilmesi için başlatılan icra takibinin ipotek bedeli ile sınırlı olduğu, vekaletnamede müteselsil kefalet verebileceğine ilişkin yetki bulunmadığı, kefalet sözleşmesinin geçersizliğini alacaklının bildiği veya bilmesi gerektiği, davacıların kredi sözleşmesinin müteselsil kefili olmadıkları, ipotek senedinde yazılı kefalet beyanının geçersiz olduğu, davacıların taşınmazın satışı ile borçlarının sona erdiği, takibin açıkça davacılar yönünden 6.000.000,00 TL üzerinden başlatıldığını, bunu aşacak şekilde takip edilmelerine yasal olanak bulunmadığını, davacıların bu takipte borçlu olmadığının tespiti talebinde hukuki yararının bulunmadığı; Denizli 5. İcra Dairesinin 2015/1502 E. sayılı icra takibi yönünden ise, İstanbul 23. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından kesin rehin açığı belgesinin iptaline karar verildiği ve takibin dayanağının kalmadığı, rehin açığı belgesinin dayanağı kefaletin geçersiz olduğu, dvacıların dava tarihi itibariyle haklı oldukları, davacıların her iki takip yönünden de kötüniyetinin ispatlanamadığı gerekçesi ile davacıların İstanbul 10.İcra Müdürlüğünün 2013/1189 E. sayılı takibinden ötürü davalıya borçlu olmadıklarının tespiti talebi yönünden davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine, Denizli 5.İcra Müdürlüğünün 2015/1502 E. sayılı takibinden ötürü davalıya borçlu olmadıklarının tespiti talebi yönünden konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, yasal koşulları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; alacağı temlik alanın, halefi temlik edenin tüm hak ve sorumluluklarına malik olacağını, kötü niyet hususunda da ayrı olarak değerlendirilemeyeceğini, temlik edenin ipotek konulurken ve icra takibi aşamasında kötü niyetli olduğunu ve ipotek sözleşmesinin gayri hukuki olarak düzenlenmesine sebebiyet verdiğini, icra takibinde kayıtlarının aksine müvekkillerinin 6.000.000,00 TL bedelle sorumlu gösterildiğini, tüm bu hususların temlik edenin (dolayısıyla temlik alanın) kötü niyetini ispatladığını, kötü niyet tazminatı talepleri yönünden kararın kaldırılarak davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tüm iş ve işlemlerin tapu sicili tarafından tanzim edilen belgelere duyulan güven nedeniyle yapıldığını, mevcut iş ve işlemler iptal edilmeden karar verilemeyeceğini, müvekkili şirketin de 6.000.000,00 TL limitli olarak müteselsil kefaletin varlığına itimatla, tapuya güven ilkesi gereğince alacağı temlik aldığını ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun Esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin İstanbul 10. İcra Dairesi nezdindeki icra dosyası yönünden menfi tespit isteminde hukuki yararının bulunduğunu, dava tarihinde 3.625.154,50 TL yönünden icrai işlemlere muhatap olduğunu, davanın tam da gayrimenkullerinin satış işlemleri başlatılmak üzereyken (çünkü kıymet takdirleri kesinleşmiş idi) açıldığını, müvekkillerinin icra dosyasına yazılı, davalıya ise sözlü başvurular ile ispat edemedikleri hususunu (borçlu olmadıkları) Mahkemeye dava açarak hüküm altına altına alınmasını sağlamak zorunda kaldıklarını, davanın hukuki nitelendirmesinde de hata yapıldığını, icra dosyalarının birbirinden ayrı/bağımsız dosyalar olmadığını, rehin açığı belgesi ilam hükmünde olduğu için alacaklının inisiyatifi ile farklı bir takip dosyası (Denizli 5. İcra Müdürlüğü E: 2015/1502) açıldığını, oysa farklı bir takip açılmaksızın aynı icra dosyası (İstanbul 10. İcra Müdürlüğü E: 2013/1189) üzerinden takibe devam edilmesinde de herhangi bir hukuki sakınca olmadığını, Denizli dosyasının İstanbul dosyası ile aynı ve İstanbul dosyasının devamı olduğunu, bu nedenle Denizli 5. İcra Müdürlüğü E: 2015/1502 sayılı dosyası için mevcut olan menfi tespit davası açmaktaki hukuki yararın dolasıyla İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün E: 2013/1189 sayılı dosyası için de bulunduğunu, temlik eden bankanın kötü niyetli olduğunu, temlik alan davalının da onun halefi olması sebebi ile kötü niyet tazminatından sorumlu olması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacılar aleyhine başlatılan icra takiplerinde borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Davacıların, dava dışı şirket ile İstanbul 10. İcra Dairesi nezdinde 2013/1189 E. sayılı dosyasına konu alacağı davalıya temlik eden banka arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın temini için banka lehine ipotek tesis ettikleri taşınmaz, takip sonucu satılmış olup ipotek borçlusu olan davacıların sorumluluğu ipoteğin paraya çevrilmesi ile son bulmasına rağmen alacaklı tarafından icrai işlemlere devam edilmesi ilgili İcra Hakimliği nezdinde şikayet konusu yapılabileceğinden davacıların anılan icra dosyası bakımından menfi tespit davası açmalarında hukuki yararları bulunmamaktadır.

3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan ayrı ayrı alınarak yekdiğerine verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden taraflara ayrı ayrı yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

30.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.