WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/4831 E.  ,  2024/2335 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/2152 Esas, 2022/592 Karar

HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/339 E., 2019/755 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ihraç ettiği emtianın davalı tarafından 20.04.2011 tarihli nakliyat sigorta poliçesi ile teminat altına alındığını, sigortalanan ürün değeri olan 968.039,33 TL üzerinden sigorta primi ödendiğini, emtianın ABD’ye nakliyesinin dava dışı DHL Express Taşımacılık ve Tic. A.Ş. tarafından üstlenildiğini, DHL yetkilisi tarafından gönderilen konşimento ile ürünlerin Amerika’daki DHL ofisine ulaştığının bildirildiğini, ancak daha sonra gönderinin tüm aramalara rağmen bulunamadığını, DHL ... A.Ş. ile yapılan görüşmelerde gönderinin ABD’de yanlışlıkla imha edildiğinin sözlü olarak bildirildiğini, davalıya 06.06.2011 tarihli ihtar gönderilerek gerçekleşen riziko nedeniyle zararının ödenmesinin talep edildiğini, eksperce düzenlenen raporda gönderinin imha edildiğinin belirlenmesine rağmen zararın tazmin edilmediğini, alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe davalı tarafında itiraz edilmesi üzerine Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/6 E. sayılı dosyası ile itirazın iptali davasının açıldığını, Mahkemece icra dairesinin yetkisiz olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verdiğini, bu kararın kesinleşmesinden sonra icra dosyasının yetkili İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğüne gönderildiğini, tebliğ edilen ödeme emrine davalı tarafça itiraz edilerek takibin durdurulduğunu ileri sürerek itirazın iptalini, 06.06.2011 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte takibin devamını ve icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından önce Ankara 2. İcra Müdürlüğünün 2011/13135 E. sayılı dosyasından başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali için açılan ve kesinleşen itirazın iptali davasında yetkisiz icra dairesinde yapılan takip yok hükmünde bulunduğundan davanın reddine karar verildiğini, bu karara karşın icra dosyasının yetkili icra dairesine gönderilerek yeniden ödeme emri gönderilmesinin usulsüz olduğunu ve itirazın iptali davasının açılamayacağını, itirazın iptali davasının yasal bir yıllık süre içinde açılmadığını, yetkisiz yerde yapılan icra takibinden sonra itirazın iptali davasının açma süresinin dolduğunu, nakliye emtia sigorta poliçesinden kaynaklanan davanın bir yıllık zamanaşımı süresinde açılmadığını, açılan takipten sonra zamanaşımı kesen bir işlem bulunmadığı halde davanın bir yıllık süreden sonra dava açıldığını, dava dilekçesinde emtianın niteliğinin ve akıbetinin ne olduğu hususlarının açıklamadığını, davacının emtiayı ABD’ye göndermek üzere taşıyıcı DHL kargoya teslim ettiğini, kargo tarafından emtianın ABD’ye ulaştırıldığını, 25.03.2011 tarihinde ABD Gümrüğüne ulaşan emtianın davacı şirket tarafından ABD Gümrük mevzuatına uygun ihraç edilmemesi nedeniyle ve yasal süre içende eksiklikleri tamamlanarak gümrükten çekilmemesi nedeniyle ABD makamlarınca 06.04.2011 tarihinde merciine iade işlemi başlatılıp, taşıyıcı firma tarafından emtianın İstanbul Gümrüğüne geri getirildiğini, davacı şirketin bu kez ABD makamlarınca tamamlanması istenen eksiklik ve hatalar giderilmeden emtiayı aynı şekilde DHL Şirketi aracılığı ile ABD’ye ikinci defa sevk ettiğini, ikinci kez ABD mevzuatına aykırılıkların giderilmemesi nedeniyle emtiaya ABD tarafından el konulması nedeniyle meydana gelen rizikonun poliçe teminatı dışında kaldığını, ayrıca davacının iade edilen emtiada değişiklik yapmadan rizikonun % 100 gerçekleşeceğini önceden bilerek sigorta poliçesi yaptırmış olduğundan hasarın teminat dışında olduğunu, müvekkilinin iade sürecini bilmesi halinde sigorta poliçesi düzenlemeyeceğini, sigortalıca bilinerek yapılan hareketlerden kaynaklanan zararların poliçe teminatı dışında olduğunu, poliçede bulunan kloz uyarınca ürünlerin Amerika, İngiltere ve Avrupa Birliği yaptırımlarına, kurallarına ve kısıtlamalarına aykırı olması halinde ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını, davacının taşıyıcıya ait sorumluluğu 280.000,00 USD ile sınırlandırması nedeniyle müvekkilinin en fazla bu miktardan sorumlu tutulabileceğini, davacının ihtarla taşıyıcıdan bu miktarı talep ettiğini, hasar miktarının fazla olarak talep edildiğini, faiz oranının yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığını, davacı şirketin ABD'ye ihraç edeceği emtianın davalı ... tarafından nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalandığı, ürünün ABD'ye gönderildiği, ABD gümrük mevzuatına aykırı bulunması nedeniyle Türkiye'ye iade edildiği, antrepoda tutulduktan sonra ardından yeniden ABD'ye gönderildiği, burada emtianın akıbetinin kesin olarak ne olduğunun belirlenemediği, imha edildiğine dair taraflarca dosyaya bir belge sunulmadığı, ekspertiz raporu sunulmuş ise de bu rapordan emtianın imha edildiğinin anlaşılmasının mümkün olmadığı gibi hangi sebeple imha edildiğine dair açık bir belirleme de bulunulmadığı, emtianın gümrükten çekilmediği ancak antrepoda beklemesi gereken süre dolmadan imha edildiği, ayrıntıların rapor ve ek raporlarda açıklandığı üzere sigorta hukuku ve poliçe genel şartları yönünden sigortacının imha edilen emtia nedeniyle meydana gelen hasarın sigorta teminatı kapsamı dışında olduğunu, kesin ve net bir biçimde ispatlamak zorundu bulunduğu, davalı tarafın bu nitelikteki ispata yönelik delillerini sunamadığı, bu durumda rizikonun teminat kapsamı içinde kaldığının kabul edilmesi gerektiği, bunun doğal sonucu olarak davacının gerçek ve somut zararının davalı şirket tarafından karşılanmasının zorunlu olduğu, bilirkişi kurulunca yapılan belirleme ile bu zararın poliçede sigorta bedeli olarak kararlaştırılan tam hasar karşılığı 573.500,00 USD için %10 ilave bedel dahil azami 968.039,33 TL ile sınırlı olması gerektiği, davacı tarafın 1.062.122,00 TL alacağı takip ve dava konusu yaptığı dikkate alınarak davanın kısmen kabulü ile davalı tarafın icra dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline, takibin 968.039,33 TL asıl alacak ile tarafların tacir oldukları göz önünde tutularak davacı tarafın avans faizi talep edebileceği anlaşılmakla işleyecek faiz yönünden takip talebindeki talebe bağlı kalınarak yıllık %15 oranını geçmemek kaydı ile yıllık %15 ve değişen oranlarda avans faiz üzerinden devamına, davacı tarafça icra inkar tazminatı talep edilmiş ise de dava konusu uyuşmazlığın ve alacağın yargılamayı gerektirdiği dikkate alınarak davacı tarafın icra inkar tazminatı isteminin kabul edilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, itirazın 968.039,33 TL asıl alacak üzerinden iptaline, asıl alacağa yıllık %15 oranını geçmemek kaydıyla değişen oranlarda avans faizi uygulanarak takibin devamına, icra inkâr tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; alacak likit olduğundan ve davalıca zarar miktarı somut ve bilinir olduğundan icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, 06.06.2011 tarihli ihtarıyla rizikonun davalıya bildirilmesi nedeniyle düzenlenen ekspertiz raporundan 573.500,00 USD zararın meydana geldiğinin sigorta şirketince bilindiğini, ekspertiz raporunda da taşımacının kusurlarının bulunduğunun belirlendiğini, davalının 10.06.2011 tarihinde temmerüde düşürülmesi üzerine bu tarihten takip tarihine kadar işlemiş faizin de ana paraya eklenerek 1.062.122,00 TL üzerinden takip başlatıldığını, davada faizin 06.06.2011 tarihinden başlatılmasının istenildiğini, buna rağmen takip tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süreden sonra açılmasına rağmen itirazlarının dikkate alınmadığını, müvekkili aleyhine 22.11.2011 tarihinde başlatılan takibe 29.11.2011 tarihinde itiraz edildiğini, 08.01.2013 tarihinde Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/16 E. sayılı dosyasında açılan davada, mahkemece yetkili icra dairesinde usulüne uygun başlatılmış bir takip bulunmadığından davanın reddine karar verildiğini, mahkemece takibin yok hükmünde olduğu belirlenmesine rağmen aynı takibin İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğünün 2014/2917 Esasına gönderilerek devam edilmesinin hatalı olduğunu, bu durumda ortada geçerli bir takip bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, kaldı ki itirazın iptali davasının itirazdan 1 yıl 2 ay sonra hem hak düşürücü süre hem de zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığını, hasarın ne şekilde meydana geldiğininin davacı tarafından ispatı gerektiğini, ancak dava dosyasına buna ilişkin somut bir delil sunulmadığını, dava dilekçesinde dava konusu emtianın ABD makamlarınca imha edildiğini sözlü olarak öğrenildiği belirterek zararlarının tazminin istendiğini, ancak imhanın ne sebeple yapıldığının açıklanmadığını, poliçe düzenlenmesinin tüm zararların karşılanacağı anlamına gelmediğini, poliçenin genel ve özel şartları dahilinde değerlendirilmesi gerektiğini, öncelikle rizikonun teminat altına alınan hallerden birisinden doğması gerektiğini, emtianın nerede ve ne şekilde zarar gördüğünü ispatlaması gerektiğini, bundan sonra zararın poliçe teminatı dışında kaldığının sigortacı tarafından kanıtlanabileceğini, somut olayda emtianın nerede ve ne zaman imha edildiğini kanıtlayamadığını, emtianın gümrükte imha edildiğine ilişkin DHL şirketinin soyut beyanından başka iddia bulunmadığını, buna ilişkin tutanak veya delil sunulmadığını, raporda ekspertiz raporundaki tespitlerin dikkate alınmadığını, emtiaya ABD resmi makamları tarafından el konularak imha edildiği düşünülse dahi zararın poliçe teminatı dışında olduğunu, zira davacının bu durumu bilerek poliçe düzenlemesi nedeniyle poliçenin geçersiz olduğunu, kaldı ki poliçe şartlarına göre resmi bir makamca emtiaya el konulmasının poliçe teminatı dışında olduğunu, gerçekleşmesi muhakkak olan bir riziko nedeniyle poliçe düzenlenemeyeceğini, mahrece iade edilirken; emtianın ABD kanunlarına uygun bir ihracat olmadığı ve emtianın engellendiği belirtilmiş olup, bu husus davacı sigortalı tarafından bilinmesine rağmen yeniden sevk edilmesi nedeniyle poliçenin geçersiz olduğunu, ilk sevkiyatta ABD'ye giriş yapamayan emtianın aynı şartlarda hiçbir değişiklik yapılmadan ikinci defa yine sevk edilmesi halinde ABD'ye giriş yapamayacağı ve kamu otoritesi tarafından emtiaya el konulacağının aşikar olduğunu, davacının bunu bilerek 19.04.2011 tarihinde emtiayı ABD'ye ikinci defa sevk ettirerek emtiaya el konulacağını çok iyi bildiğinden, sevkiyat başladıktan sonra ve 20.04.2011 tarihinde emtiayı sigortalattığını, bu hususun bilinmesi halinde müvekkilince poliçe düzenlenmesinin mümkün olmadığını, sigorta poliçesinde “ İşbu poliçe aşağıda yazılı klozlar mucibinde akdedlmiştir” denildikten sonra; Institute Cargo Kloz (Air) 1.1.82 C1. 259 klozuna yer verilmiş olup, sigortalının bilerek yaptığı hareket, emtianın hazırlanmasındaki yetersizlik, niteliği ve taşınan emtianın güven içerisinde ulaştırılamayacağının bilinmesi sebebiyle de riziko ilgili kloz gereği teminat dışında kaldığını, ihtilaf ve poliçe kapsamının bilirkişilerce ve İlk Derece Mahkemece anlaşılamadığını, rapora yönelik itirazlara rağmen denetime elverişli rapor alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile rizikonun gerçekleşmesinden sonra süresi içerisinde takip başlatıldığı, takip sonrası süresinde Ankara Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açıldığı, bu durumda olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 1268 inci maddesi gereğince zamanaşımı süresinin dolmadığı, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi gereğince bir yıllık yasal süresi içerisinde itirazın iptali davasının açıldığı, sigorta hukukunda rizikonun gerçekleştiğini kanıtlama yükümlülüğü sigortalıda, gerçekleşen rizikonun poliçe kapsamın teminatı dışında olduğunu kanıtlama yükümlülüğü sigortacıya ait olduğu, somut olayda dosya kapsamında bulunan ekspertiz raporu, davacı ile taşımacı arasındaki yazışmalar, bilirkişi raporlarından davacı tarafından ihraç edilen emtianın dava dışı taşıyıcı tarafından ABD'ye taşındığı, emtianın sehven mahrecine iade edildiği ve yeniden ihraç edildiği, bu sırada ekspertiz raporunun 9 uncu sayfasındaki tespitlere göre taşıyıcı tarafından yasal süre beklenmeden emtianın imha edilmesi nedeniyle, rizikonun gerçekleştiği anlaşıldığı, bilirkişi raporu ve ek raporunda belirlendiği üzere emtianın ABD'ye ihracı yasak veya kısıtlı emtialardan olduğu veya emtianın niteliği ile ihracat rejimine göre kısıtlamaya tabi bir emtia olduğu davalı tarafından kanıtlanmadığı gibi, ekspertiz raporunda davacı tarafından daha önce de ABD ve AB ülkelerine bu emtiaların ihraç edildiği anlaşıldığı, bu durumda sigorta rizikosunun kesinlikle gerçekleşeceği bilinen bir konuda sigorta sözleşmesi yapıldığından söz edileyeceği, taşımadan kaynaklanan zararın poliçe kapsamı içinde bulunup bulunmadığı ile zararın miktarının yargılamayı gerektirdiği, alacağın likit olmadığı, icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı hasara konu asıl alacak miktarını takip öncesi işlemiş faizi de ekleyerek 1.062.122,00 TL olarak belirlediği ve bu miktar üzerinden asıl alacak talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince yapılan incelemede asıl alacak miktarının 968.039,33 TL olduğu anlaşılmakla Mahkemece takibe bağlı kalınarak asıl alacak miktarı üzerinden karar verilmesi ve ana para olarak istenilen fazlaya ilişkin kısma yönelik talebin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacı tarafından yurt dışına ihraç edilen emtianın zayi olması nedeniyle nakliyat emtia poliçesi kapsamında zararın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.