11. Hukuk Dairesi 2022/48 E. , 2023/3497 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/913 Esas, 2021/17 Karar
HÜKÜM : Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ulukışla Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2011/154 E., 2019/22 K.
Taraflar arasındaki limited şirketin feshi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıların, davalı şirketin ana sözleşmesine göre davalı şirkette 84/500 hisselerine karşılık gelecek şekilde ortak olduklarını, ellerinde bulunan 2008, 2009 ve 2010 yıllarına ait bilançolarda şirketin gelirlerinin yazılmayarak şirketin zarar ettiğinin gösterildiğini, şirketin faaliyet gösterdiği alanda müvekkillerinin hiçbir tasarrufu, işlemi, gelir kaydedici hiçbir faaliyetlerinin olmadığı gibi şirkete de dahil olmalarının fiilen mümkün olmadığını, şirketin gelirlerinin gösterilmemesinin kasıtlı olarak yapıldığını, bu durumun tespitinin ancak bilirkişi incelemesi ile açığa çıkacağını ileri sürerek 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 549 uncu maddesinin dördüncü fıkrası gereğince şirketin feshi ile tasfiyesine ve paylarının müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların iddialarının gerçek dışı ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirketin belirtilen yıllarda zarar ettiğinin resmi defter ve kayıtlar ile sabit olduğunu, defter kayıtlarının aksini iddia eden davacıların iddialarını yazılı belge ile ispat etmeleri gerektiğini, şirketin kuruluş tarihi olan 2006 yılından bu yana borçlarının devrederek arttığını, şirketin bu dönemdeki borçları adına bir çok icra takipleri ve kayıtlı ve kayıtsız bir çok borcu olduğunu, bu borçların müvekkili şirketin şimdiki yönetimi tarafından halen ödendiğini, davacı ortaklardan ... ve ...'in 09.08.2006 tarihi ila 03.06.2009 tarihleri arasında yetkili müdür sıfatı ile müvekkili şirketi temsil ve idare ettiklerini, müvekkili şirketin belirtilen tarihlerde zarar etmesinin davacıların içinde bulunduğu yönetimin ortaklık hukukuna ve ticari ilkelere aykırı basiretsiz bir şekilde şirketi idare etmelerinden kaynaklandığını, davacıların kendilerinin sorumlu olduğu işlemler nedeniyle uğranılan zararlardan dolayı 2010 yılı sonrası yeniden aktif hale gelen şirketin tasfiyesini istemelerinin açık bir şekilde kötü niyetin ifadesi olduğunu, müvekkili şirketin tüm ortaklarının katıldığı 2010 yılına ait 19.02.2011 tarihli genel kurul toplantısında 2010 yılı bilanço karar zarar hesaplarının okunup müzakere edilerek oy birliği ile kabul edildiğini, hal böyle iken davacıların tam tersi yöndeki istemlerinin haksız menfaat elde etme çabası olduğunu, öte yandan davacıların taahhüt ettiği sermaye borçlarını halen ödemediğini, davacıların ortaklığın verdiği hiç bir borç ve yükümlülüğü yerine getirmediklerini, ortaklık haklarını bir şantaj aracı olarak kullanma eğiliminde olduklarını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirket ile davalıların arasında ciddi anlaşmazlık olduğunun sabit olduğu, yapılan yargılamada ve alınan son bilirkişi raporunda fesih ve tasfiyesi istenilen şirketin ortakları arasında güven unsurunun tamamen kalktığı, ortaklar arasındaki anlaşmazlıkların şirketin devam etmesine imkan vermediği, ortaklardan şirketin devamının beklenemeyeceği, şirketin 31.03.2018 tarihi itibariyle sahip olduğu sermayenin tamamını kaybettiği, şirketin öz sermayesinin tamamını yitirerek eksi duruma düştüğü şirketin uzun zamandır kar elde edemediği, davacıların şirketten ayrılması sonucunda geriye kalan ortaklarla ya da fesih dışında duruma uygun düşen ve kabul edilebilir başka bir çözümle dahi şirketin devamının sağlanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, Kışlahan Taş. Pet. Tur. Yak. San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin fesih ve tasfiyesine, ücret karşılığı tasfiye memuru tayinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin taleple bağlı olduğunu, davada 2008-2009-2010 yıllarında şirketin bilançolarında kasten zarar gösterildiğinden hareketle fesih ve tasfiye istenildiğini, mahkemece sadece bu dönemlere ilişkin inceleme ve değerlendirme yapılması gerekirken 2012-2018 yılları esas alınarak hüküm kurulmasının usul hukukuna aykırı olduğunu, haksız ve kusurlu olan davacıların fesih isteme hakları olmadığını, oysa kasten zarar gösterildiği iddia edilen bu yıllarda davacılardan ... ve ...'in 09.08.2006 tarihi ila 03.06.2009 tarihleri arasında şirketi temsile yetkili müdür olduğunu, devam eden yıllarda dahi şirketin zarar etmesine neden olan borçlanma tasarruflarında bulunanların davacılar olduğunu, bu nedenle fesih isteminin tümüyle kötü niyetli olduğunu, davacıların da aralarında bulunduğu ortakların, 21.09.2008 ve 07.12.2009 tarihli ortaklar kurulu kararları ile müvekkili şirketin sahip olduğu güzergah izinlerinin tamamını ortaklar ve üçüncü şahıslara devrederek şirketin içini usul ve yasaya aykırı olarak tamamen boşalttıklarını, güzergah izinlerinin aslında şirketin ana sermayesi, ticari faaliyeti için gerekli malvarlığı niteliğinde olduğunu, 19.02.2011 tarihli genel kurul kararına rağmen açılan davanın davacıların kötüniyetini gösterdiğini, tüm ortaklarının katıldığı 19.02.2011 tarihli genel kurul toplantısında 2010 yılı bilanço ve kar/zarar hesaplarının okunup müzakere edildiğini, oybirliğiyle bilanço ve kar/zarar hesapları kabul edildiğini, davacıların bu dava ile haksız menfaat elde etme çabasında olduğunu, davacı ortakların taahhüt edilen sermaye borçlarını ihtara rağmen halen müvekkili şirkete ödenmediğini, bu durumun mahkemece dikkate alınmadığını, davacıların şirketten çıkarılmasına karar verilmesi gerekirken aksi yönde karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin 16.02.2006 tarihinde kurulduğu, 12.09.2006 tarihli ortaklar kurulu kararı ile şirket işleri ve muamelelerinin 10 yıl süreyle şirket ortakları olan ..., ... ve ... tarafından yürütülmesinin kararlaştırıldığı, 19.02.2010 tarihli ortaklar kurulu kararı ile 5 yıl süreyle ...'in şirkete müdür olarak atanmasına karar verildiği, dava tarihi itibariyle bu kişinin davalı şirketi temsile yetkili olduğu, yine dava tarihi itibariyle davalı şirketin aralarında davacıların da bulunduğu 6 ortağının olduğu, davacıların ortağı olduğu davalı şirketin 2008-2009 ve 2010 yıllarında kar ettiği halde bilançoda kasıtlı olarak zarar ettiğinin gösterildiği iddiasıyla fesih talebinde bulunduğu, davalı şirkete ait 19.02.2011 tarihli 2010 yılına ilişkin ortaklar kurulu kararının incelenmesinde toplantının tüm ortaklarının katılımı ile yapıldığı, şirketin 2010 yılı bilanço ve kar/zarar hesaplarının okunup müzakere edildiği ve oy birliği ile kabul edildiği, davalı şirkete ait Ticaret Sicil dosyasındaki kayıt ve belgeler, davalı şirkete ait 19.02.2011 tarihli 2010 yılı ortaklar kurulu kararı, ilk derece mahkemesince alının bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından davacılardan ... ve ... ile dava dışı ...'ın 20.05.2009 tarihine kadar davalı şirketi müştereken temsile yetkili oldukları, adı geçen kişilerin yönetimde bulunduğu dönemde de şirketin zarar ettiği, 19.02.2010 yılından itibaren 5 yıl süre ile ...'in şirkete müdür olarak atandığı, davaya konu edilen 2010 yılına ilişkin davalı şirketin 19.02.2011 tarihinde yapılan ortaklar kurulu toplantısında şirkete ait bilanço ve kar/zarar hesaplarının okunup müzakere edildiği ve davacıların da olumlu oyu ile oy birliği ile kabul edildiği halde davacılarca şirketin kar ettiği halde kayıtlarda zarar gösterildiği yönündeki iddia ile işbu davanın açıldığı, davacı taraf şirketin kâr ettiği halde kayıtlarda zarar gösterildiği yönündeki iddiasını ispat edilemediği gibi dava dilekçesinde belirtilen 2008-2009 ve 2010 yıllarının büyük bir kısmında davalı şirketin yönetiminde davacılar ... ve ...'ın da bulunduğu yine her ne kadar ilk derece mahkemesince şirket ortakları arasındaki güven unsurunun tamamen kalktığı, ortaklar arasındaki anlaşmazlıkların şirketin devam etmesine imkan vermediği belirtilmiş ise de, somut olayda ortaklar arasında ne gibi geçimsizlikler ve uyumsuzlukların bulunduğu açıklanmadığı gibi davacı tarafça da bu yönde bir iddiada bulunulmadığı gibi bu hususun ispat da edilemediği, somut olayda şirketin feshi için Yasa'nın aradığı haklı sebep şartının somut olayda gerçekleşmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince tespit edilen vakıaların yok sayılmasının doğru olmadığını, 2008, 2009 ve 2010 yılları gelirlerinin zarar olarak gösterilmesinin olağan kabul edilmesinin doğru olmadığını, şirket faaliyetinin yalnızca kağıt üzerinden ibaret kaldığını, ortakların sermaye koymasına rağmen herhangi bir ticari gelir elde etmemesinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) ikinci maddesine aykırı olduğunu, ortakların paylarından kuruş dahi alamadığını ve buna rağmen şirket borçlarının giderek büyüdüğünü savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirketin haklı sebeple feshi koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin ikinci alt bendi, 6762 sayılı Kanun'un 549 uncu maddesinin dördüncü fıkrası
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!