11. Hukuk Dairesi 2022/4740 E. , 2024/954 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1078 Esas, 2022/1095 Karar
DAVA TARİHİ :
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/382 E., 2021/922 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit ve alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı asil dava dilekçesinde; davalı şirket ile aralarında bulunan cari hesap gereğince piyasa rayiç bedeli üzerinden elektrik malzemesi aldığını, ancak 2006 yılından itibaren yaptığı işlerden zarar etmeye başlaması üzerine malzemelerin faturalarını ve fiyatlarını kontrol ettiğinde gerçek ve satış değerleri arasında açık bir oransızlık bulunduğunu tespit ettiğini, böylece zarar etmesinin sebebini de bulduğunu, çelişkili fiyatlar nedeni ile iyi niyetinin suistimal edildiğini, sonrasında malzemelerini çok çok ucuza başka firmalardan almaya devam ettiğini, çektiği 16.04.2010 ve 27.05.2010 tarihli resmi ihtarlarından sonra çözüme yanaşmayan davalı şirket ile ticareti kesip başka toptancılardan malzemeleri temin etmeye başlaması üzerine davalı şirket tarafından aleyhine Kayseri 6. İcra Müdürlüğünün 2010/2704 esas sayılı dosya ile başlatılan icra takibine yönelik itiraz ettiğini, ardından şirket tarafından kendisine yönelik 302.310,07 TL tutarındaki takibe itirazın iptali için açılan davanın kısmen kabulüne karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, mahkemece alacaklarının miktarının 2/5 oranına düşürüldüğünü ileri sürerek, malzeme için fazladan ödediği bedellerin o zamanki rayiç değeri karşılığının tespiti ile toplamları olan bedelin cari hesabın tamamına dayalı zımni düzenlenen bütün faturalardan kaynaklı şimdilik 50.000,00 TL alacağın temerrüt tarihinden itibaren en yüksek ticari temerrüt birleşik faizleriyle birlikte tahsili ile kendisine ödenmesine karar verilmesini, aleyhine Kayseri 6. İcra Müdürlüğünün 2010/2704 sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın 2008-2009 yıllarındaki faturalara kanunda belirtilen sürede itiraz etmediğini ve hatta bu faturaları defterlerine işleyip ticarete devam ettiğini, süresinde yapılmayan itirazların 12 yılın ardından yapılmasını kabul etmediklerini, davacı tarafın, gabin hükümlerinden yararlanarak müvekkil şirketten alacaklı olduğunu iddia ettiğini, ancak aşırı yararlanmayı (gabin) düzenleyen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 28 inci maddesinde dava açılması için gereken sürelerin düzenlendiğini, davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığını, deneyimli bir tacir olmasına ve uzun yıllardır bu işlerle uğraşmasına rağmen aşırı yararlanma (gabin) hükümlerine dayanarak alacak talebinde bulunmasının kötü niyetli bir davranış olduğunu, taraflarca düzenlenen faturaların tarafların ticari defterlerinde de işlenmiş olduğunu, davacının iddia ettiği tüm hususların Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/1129 E. sayılı dosyasında incelendiğini ve kesin hüküm altına alındığını savunarak, davanın öncelikle zamanaşımı yönünden usulden reddine, esasa girilmesi durumunda ise haksız ve yersiz davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflarca 2001 ve 2010 yılları arasında gerçekleşen açık hesap ilişkisi kapsamında, davalı tarafından davacı aleyhine mal satımından kaynaklanan alacakların ödenmemesi nedeniyle başlatılan takibe adı geçen tarafından itiraz edilmesi üzerine davalı yanca açılan itirazın iptali davasında davacı tarafından fahiş fiyattan mal satıldığı iddialarının ileri sürüldüğü ve yapılan yargılama sonucunda davalının davasının kısmen kabulüne karar verildiği ve hükmün kesinleştiği, yargılama sırasında yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda davacının davalıdan alacaklı olmadığının ve aksine davalıya borçlu olduğunun tespit ediliği, davacının basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü altında olması nedeniyle faturalara 8 gün içerisinde itiraz etmesi gerekirken etmediği ve faturaları kabul ederek kayıtlarına işlediği, faturadaki malların teslim alındığı, bu haliyle davacı kayıtlarının esas alınması gerektiği, davalı tarafından cevap dilekçesi ile zamanaşımı defiinde bulunulduğu, 6098 sayılı Kanun'un 28 inci maddesine göre sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık oransızlık varsa bu oransızlık zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde zarara gören durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebileceği, zarar görenin bu hakkını düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği zor durumda kalmada ise bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her halde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabileceği, eldeki davanın 29.06.2020 tarihinde açıldığı, davacının sözleşmedeki edimler arasındaki oransızlığı en geç itirazın iptali davası kapsamında öğrendiği, zira, aynı iddiaların o dosyada da dile getirildiği, davalı tarafından itirazın iptali davasının 28.02.2011 tarihinde açıldığı ve kanunda belirtilen zamanaşımı süresinin fazlasıyla geçtiği anlaşılmakla; menfi tespit davasının esastan reddine, alacak davasının ise zamanaşımı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 2011/129 E. sayılı dosya ile açılan davanın 16.05.2019 tarihli Yargıtay kararı ile kesinleştiğini, arabuluculukta geçen sürelerin değerlendirilmediğini, itirazın iptali dosyasının kesinleşmesi üzerine derhal dava açıldığını, davanın resmi belgelerle ispatlandığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebep ve gerekçelerle hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, menfi tespit ve alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Her ne kadar alacak davasının zamanaşımı nedeni ile usulden reddine karar verilmiş ise de 6098 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinde gabin (aşırı yararlanma) nedeni ile zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabileceğinin düzenlendiği, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 21 inci maddesine göre ise sözleşmenin kurulmasından itibaren bir yıl içerisinde iptal davasının açılabileceği şeklinde düzenleme yer alırken daha uzun bir sürenin öngörülmediği, gerek sözleşmenin akdedildiği tarih itibari ile uygulanması gereken 818 sayılı Kanun hükümleri uyarınca gerekse de sonradan yürürlüğe giren 6098 sayılı Kanuna göre belirtilen sürelerin hak düşürücü süreler olduğu ve hakim tarafından re'sen gözetilmesi gerektiği, davacının hak düşürücü sürenin sona ermesinden sonra alacak davası açtığı da dikkate alındığında kararın sonucu itibari ile doğru olduğu anlaşılmıştır.
Yine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.04.2007 gün, 2007/19-159 E. ve 2007/220 K. sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, itirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir eda davasıdır. Davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi; davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacağı açık ve ortada olduğundan bu şekilde açılmış davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerekir.
Somut olayda, davanın taraflarından şirket tarafından, eldeki davanın davacısı aleyhine aynı takip dosyasındaki alacak nedeni ile itirazın iptali davası açılmış olup, mahkemece davanın kısmen kabulü ile ... tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin 123.651,33 TL'si asıl alacak, 432,78 TL'si de işlemiş faiz olmak üzere toplam 124.084,11 TL üzerinden devamına karar verildiği, verilen hükmün Yargıtay 19. HD'nin 02.11.2017 gün ve 2017/2742 E. ve 2017/7643 K. sayılı kararı ile onandığı, aynı Daire tarafından 16.05.2019 tarih, 2018/153 E. ve 2019/3772 K. sayılı ilam ile karar düzeltme isteminin reddine karar verilmesi üzerine hükmün kesinleştiği, bu itibarla hukuki yarar yokluğu nedeni ile menfi tespit davasının reddine karar verilmesi gerektiği de dikkate alınarak sonucu itibari ile doğru olan kararın onanması gerekmiştir.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına göre (2) no.lu bentteki açıklamalar doğrultusunda usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!