WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 28 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/4496 E.  ,  2023/6513 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/639 Esas, 2022/408 Karar
HÜKÜM : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/20 E., 2019/1273 K.

Taraflar arasındaki genel kurul kararlarının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü farklı gerekçe ile kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle 3 nolu gündem maddesi yönünden davanın usulden reddine, diğer gündem maddeleri yönünden reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 07.11.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, 09.10.2015 tarihinde yapılan 2012-2013-2014 yıllarına ilişkin genel kurul toplantısında yönetim kurulunun faaliyet raporları, finansal tabloların görüşülmesi sırasında bilgi alma ve inceleme imkanı olmadığından muhalefet edip olumsuz oy kullandığını, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 5 inci maddeye, denetçi raporunun onaylanmasına ilişkin 6 ncı maddeye muhalefet ettiğini, şirketin kar dağıtmayıp sermaye artırımına gitmesine yönelik 7 nci maddeye red oyu kullandığını, genel kurulun çalışma esas ve usullerine ilişkin 9 uncu maddedeki konunun ticari olması ve bilgi sahibi olunmaması nedeniyle red oyu kullandığını, gündemin 8 inci maddesi dışındaki tüm kararların dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmesinden dolayı iptal edilmesi gerektiğini, 12.06.2015 tarihli genel kurulda alınan sermaye artırım kararının müvekkilinin payının %10'un altına düşürülmeye çalışılması nedeniyle iyiniyet kurullarına aykırı olduğundan Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde iptal davası açtıklarını, Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde bilgi alma ve inceleme hakkının kullanılabilmesi için izin talep edildiğini, müvekkilinin inceleme hakkının kullanılmamasının bile tek başına kararların batıl olması için yeterli olduğunu, şirketin en önemli yatırımı olan Maxima Otelin yılda 700.000,00 euro kira geliri elde ettiğini, 5 yıldır alınan bu kiralarla ne yapıldığının belli olmadığını, şirketin kasasında bulunması gereken 11 milyon euronun ne olduğu, nereye harcandığının belli olmadığını, yargıya intikal etmiş 20'den fazla dava varken ve ayrıca usulsüzlükler konusunda dava açılmışken yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmesinin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek davalı şirketin 09.10.2015 tarihli olağan genel kurulunda alınan ve gündemin 8 inci maddesi dışında kalan tüm kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 24 yıl yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak görev yaptığını, 2010 yılında yapılan genel kurulda yönetime seçilmemesinden sonra şirkete karşı pek çok dava açtığını, davacının yönetimde olduğu dönemde de kâr payı dağıtılmadığını, şirketi geliştirmek ve büyütmek için sermaye artırımı kararı alındığını, davacının sermaye artırımına katılmamakta direndiğini, dava konusu kararların usulüne uygun alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 09.10.2015 tarihli genel kurul toplantısının 1 inci maddesinin genel kurul toplantı başkanlığının seçimi, 2 nci maddesinin toplantı tutanaklarının imzalanması ve başkana yetki verilmesi, 3 üncü maddesinin yıllık faaliyet raporunun okunması ve müzakeresi, 4 üncü maddesinin 2012-2013-2014 yıllarına ait faaliyet sonuçlarının görüşülerek fınansal tabloların onaylanması, 5 inci maddesinin, yönetim kurulu üyelerinin 2012-2013-2014 yılları faaliyetlerinden dolayı ayrı ayrı ibra edilmeleri, 6 ncı maddesinin 2012 yılına ait denetçi raporunun okunması, 7 nci maddesinin karın dağıtılmaması, 9 uncu maddesinin iç yönergenin görüşülmesine ilişkin olduğu, gündemin 1, 2, 3, 6 ve 9 uncu maddelerinin toplantının icrasına ilişkin olması ve pay sahipliği hakları açısından tali derecede önem arz etmesi, iptalini gerektiren kanuna, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırılık olmadığından bu maddeler yönünden iptal talebinin reddi gerektiği, davacı taraf genel kurul toplantısından önce 12.06.2015 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısı ile sermaye artırımı yapılmak suretiyle müvekkilinin pay oranının düşürüldüğü ve böylece azınlık hakkından mahrum bırakıldığı iddiasında bulunmakta ise de işbu davanın konusunun 09.10.2015 tarihli genel kurul toplantısı olduğu, söz konusu iddianın bu dava açısından ikincil derecede önem arz ettiği, iptali istenen genel kurul kararından önce yapılan olağanüstü genel kurul kararında alınan sermaye artırımı kararının dürüstlük kuralına aykırı olduğu hususunun davacı tarafından ispat edilemediği, 4 üncü maddede kanuna, esas sözleşmeye aykırılık bulunmadığı, dürüstlüğe aykırılığın da davacı tarafından ispat edilemediği, yönetim kurulu üyelerinin şirketin 2012-2013-2014 yılları faaliyetlerinden dolayı ayrı ayrı ibra edilmelerine ilişkin gündemin 5 inci maddesi açısından da herhangi bir hukuka aykırılık tespit edilemediği, gündemin 7 nci maddesi yönünden yapılan incelemede, anonim şirkette pay sahibi olanların temel amacının yıl sonunda dağıtılacak kar payı olduğu düşünüldüğünde, genel kurul kararıyla yıllık karın tamamının yedek akçeye ayrılmak suretiyle hiç kar dağıtılmamasının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun) açısından yerinde olmadığı, kâr payı ile yedek akçeler arasında ilgi başlığını taşıyan anılan Kanun'un 523 üncü maddesinin ikinci fıkrası kapsamında kar elde eden bir şirketin pay sahiplerine kar payı dağıtmaması için, bu durumun bütün pay sahiplerinin menfaatine olması ve şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kâr payı dağıtımı yönünden haklı görülmesi halinde mümkün olacağı, özellikle 6102 sayılı Kanun'a "bütün pay sahiplerinin menfaatine olması" ibaresinin eklenmiş olmasının doktrinde, pay sahiplerine birinci temettünün dağıtılmasının zorunlu olduğu şeklinde değerlendirildiği dikkate alınarak, genel kurulun karın dağıtılmaması yönündeki 7 nci maddesinin iptal şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 09.10.2015 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlarda karın dağıtılmamasına yönelik gündemin 7 maddesinin kanuna aykırı olduğu anlaşılmakla iptaline, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin kısmen ret kararının hatalı olduğunu, şirket kayıtlarının gerçeği yansıtmadığını, yönetim kurulu üyelerinin şirketi zarara uğratan eylemleri nedeniyle ibra edilmelerinin koşullarının oluşmadığını, özel denetçi atanması talebinin kabulü gerektiğini, şirketin İzmir Menderes'te satın aldığı taşınmazın imar sorunu olması nedeniyle şirketin zararına olduğunu, Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/589 E. sayılı dosyasında açılan davada Cihat Bilal'e 10.08.2009 tarihli kira kontratında 1.000.000,00 USD ödenmesi hususunun yer alması hususuna yönelik olarak şirket defterinin incelenmesi taleplerinin karşılanmadığını, Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/609 E. sayılı dosyasında Mahkemece davanın kabul edildiğini, hisse satış senetlerini iptal ederek davalılar adına olan 10 payın şirket pay defterinden terkini ile muris Ayşe Dudu Bilal adına tesciline karar verildiğini, bu hususu belirtmelerine rağmen İlk Derece Mahkemesince değerlendirme yapılmadığını, Mahkemece alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, davanın tümden kabulü gerektiğini ileri sürmüştür.

2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gündemin 7 nci maddesi yönünden davanın kabul edilmesinin 6102 sayılı Kanun'un 523 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve davacının da yönetimde olduğu yıllara ilişkin uygulamalar dikkate alındığında kanuna ve iyi niyet kurallarına aykırı olmadığını ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının gündemin 1, 2, 4, 6, 7 ve 9 numaralı gündem maddelerinin müzakeresine ilişkin oylamada söz konusu kararlara karşı ret oyu verdiği, 3 no.lu gündem maddesinde görüşünü belirttiği, bu madde ile ilgili herhangi bir oylama yapılmadığı, 5 no.lu gündem maddesinde ise şirketin yönetim kurulu üyelerinin ibrasının görüşüldüğü, gündem maddesinin görüşülmesi esnasında davacının ibraya ilişkin görüşünü belirterek oylamada ret oyu verdiği ve oylama sonrasında da muhalefet ettiğini tutanağa yazdırdığı, davacının 1, 2, 4, 6, 7 ve 9 no.lu gündem maddelerine karşı ret oyu vermesine rağmen toplantı tutanağında herhangi bir muhalefet şerhi bulunmadığından ve davacının söz konusu kararlara muhalefet ettiğine ve muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmediğine ilişkin iddiası da bulunmadığından kararların iptali isteminin bu nedenle reddi gerektiğinden Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması yerinde olmadığından taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın 1, 2, 4, 6, 7 ve 9 no.lu gündem maddeleri yönünden reddine karar vermek gerektiği, gündemin 3 üncü maddesinde, yıllık faaliyet raporunun okunması ve müzakeresinin görüşüldüğü ve söz konusu gündem maddesinde herhangi bir oylama yapılmadığından bu gündem maddesinin iptaline yönelik açılan davada davacının hukuki yararı bulunmadığından bu talep yönünden hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddi yerine yazılı şekilde hüküm kurulmuş olmasının da usul ve yasaya aykırı olduğu, gündemin 5 inci maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin 2012-2013-2014 yılları faaliyetlerinden dolayı ibralarının görüşüldüğü, davacının ret oyu verdiği ve muhalefet şerhini tutanağa yazdırdığı, dosya kapsamına göre alınan bilirkişi raporunda belirtildiği ve İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde de açıklandığı üzere, yönetim kurulu üyelerinin usulsüzlük yaptığı iddia edilmiş ise de bu iddianın somut bilgi belgelerle davacı yanca ispatlanamadığı, yönetim kurulu üyelerinin kanun ve anasözleşmeye ve afaki iyi niyet kurallarına uygun şekilde oy çokluğuyla ibra edildiği, alınan kararda hukuka aykırı bir durumun bulunmadığı anlaşılmakla bu gündem maddesi yönünden açılan davanın reddi kararının usul ve kanuna uygun bulunduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının farklı gerekçeyle kaldırılmasına, 3 no.lu gündem maddesi yönünden hukuki yarar bulunmamasından dolayı davanın usulden reddine, 1, 2, 4, 6, 7 ve 9 no.lu gündem maddeleri yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince emsal olarak yazılan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08.10.2020 tarih, 2020/234 E. ve 2020/3955 K. sayılı kararının işbu dava bakımından emsal olamayacağını, müvekkilinin muhalefetini tutanağa yazdırma şekli ve zamanının farklı olduğunu, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/677 E. sayılı dosyasına konu genel kurulda da benzer şekilde muhalefeti bulunduğunu ve anılan davada muhalefetinin geçersiz sayılmadığını ve kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19.06.2017 tarih, 2016/3096 E. ve 2017/3830 K. sayılı ilamı ile onandığını, Bölge Adliye Mahkemesince gündemin 5 inci maddesi ile ilgili hüküm kurulmadığını, Kanunda muhalefetin tutanağa geçirilme şekli ile ilgili zaman ve şekil bulunmadığını, müvekkilinin dava konusu kararlara ret oyu verip usulüne uygun muhalefet ettiğini, müvekkilinin şikayeti üzerine şirket ortakları hakkında resmi evrakta sahtecilik, devlet bankasını nitelikli dolandırıcılık suçlarından Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinde derdest dava bulunmakta iken, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesince özel denetçi atanması kararı verilmişken Bölge Adliye Mahkemesince kötü niyetin ispat edilemediği şeklindeki gerekçesinin kabul edilemeyeceğini ileri sürerek ve resen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu genel kurul kararlarının iptal koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 445 inci ve 446 ncı maddesi, 523 üncü maddesinin ikinci fıkrası.

3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. 6100 sayılı Kanun'un 297 nci ve 298 inci maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Anayasa'nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası da mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar ancak kararın gerekçesi sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir. Diğer bir anlatımla Yargıtay incelemesi ancak bir kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir. Yazılacak kararın gerekçesiyle hüküm kısmı arasında bütünsellik esastır. Gerekçe ile hüküm birbirine bağlı olup çelişki bulunmaması gerekir.

3. Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçe bölümünde "gündemin 5. maddesiyle yönetim kurulu üyelerinin 2012-2013-2014 yıllarının faaliyetlerinden dolayı ibralarının görüşüldüğü, davacının gündem maddesine ret oyu verdiği ve muhalefet şerhini tutanağa yazdırdığı, dosya kapsamına göre alınan bilirkişi raporunda belirtildiği ve İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde de açıklandığı üzere, yönetim kurulu üyelerinin usulsüzlük yaptığı iddia edilmiş ise de bu iddianın somut bilgi belgelerle davacı yanca ispatlanamadığı, yönetim kurulu üyelerinin kanun ve anasözleşmeye ve afaki iyi niyet kurallarına uygun şekilde oy çokluğuyla ibra edildiği, alınan kararda hukuka aykırı bir durumun bulunmadığı anlaşılmakla bu gündem maddesi yönünden açılan davanın reddi kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu" belirtilmesine rağmen, hükümde "taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının farklı gerekçeyle kaldırılmasına, 3 no.lu gündem maddesi yönünden hukuki yarar bulunmamasından dolayı davanın usulden reddine, 1, 2, 4, 6, 7 ve 9 no.lu gündem maddeleri yönünden davanın reddine karar verilmiştir" denilmek suretiyle dava konusu 5 no.lu madde ile ilgili hüküm kurulmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesi kararının açıklanan nedenle dava konusu 5 no.lu madde bakımından bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.