WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/4460 E.  ,  2023/3976 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2020/165 Esas, 2022/176 Karar
HÜKÜM : Kabul

Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıların ortağı olduğu müvekkili davacı şirketin davalı banka nezdinde bulunan mevduat hesabından 16.01.2007 tarihinde 82.750,00 TL, 30.03.2007 tarihinde 150,000,00 TL usulsüz para çekildiğini, zararın tazmini üzerine açılan dava sonucunda 21.11.2011 tarihinde ödeme yapıldığını, davalının kusurlu eylemi sebebiyle müvekkili şirketin ekonomik olarak sıkıntıya girdiğini, nakit akışını sağlayamadığını, kredilerini ödeyemediğini, aleyhine birçok icra takibi başlatıldığını, sonuç olarak ticari hayatının bittiğini ileri sürerek, bilirkişi tarafından yapılan tespit ile ortaya çıkacak maddi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte ve ayrıca ... ve ... lehine 50.000,00’er TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Malatya 2 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/70 E. sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama sırasında imza incelemesi yapılmadığını aslında davaya konu paraların tediye fişlerinde inceleme yapılsa durumun ortaya çıkacağını, iki yıllık zamanaşımı süresi olduğunu ve bu sürenin geçtiğini söz konusu işlemlerin şirket hesabından yapılması sebebiyle şirket ortakları olan Mustafa ve ... için manevi tazminat talep edilemeyeceğini 2 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/70 esas sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporunda mezkur işlemlerin şirket muhasebe kayıtlarında da yer aldığını ve şirketin zaten acz içinde olduğunu savunarak davanın reddine istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 05.04.2016 tarih, 2012/139 E. ve 2016/478 K. sayılı kararı ile davalı bankanın kusuru ile davacının hesabından çekilen paraların 21.11.2011 tarihinde ödendiği, davacı şirketin acz içine düştüğü ve iflasa sürüklendiği anlaşılmakta ise de davacı şirketin iflasa sürüklenmesinin davalının tek başına haksız hareketinden kaynaklanmadığı, davalının eylemi ile aralarında doğrudan bir illiyet bağı bulunmadığı, bu konuda davalıya kusur izafe edilemeyeceği gerekçesi ile davacı tarafın maddi tazminat talebinin; dava konusu olayda zarara uğrayanın şirket olduğu, şirketin aleyhine olan iş ve eylemlerde şirket hissedarları ve ortakları olan gerçek kişilerin manevi tazminat talep etmelerinin mümkün olmadığı gerekçesi ile manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı
Dairemizin 20.09.2018 tarih, 2016/12086 E. ve 2018/5488 K. sayılı kararında, davacılar vekilinin manevi tazminat talebinin reddine ilişkin karara yönelik tüm temyiz itirazlarının yerinde görülmediği, maddi tazminat talebinin reddine ilişkin ilişkin isteminin ise; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, meydana geldiği iddia olunan zarar ile davalı bnakanın kusurlu eylemi arasında illiyet bağı kurulmasının mümkün olmadığı, davacının maddi zararının faizle karşılandığı yönünde mütaalada bulunulduğu, mahkemece bu rapor esas alınmak suretiyle maddi tazminat talebi yönünden davanın reddine karar verildiği, ancak davacının iddiaları ve buna ilişkin dayandığı icra takip dosyaları başta olmak üzere tüm delilleri üzerinde yeterli bir inceleme yapılmaksızın, dayanılan takip dosyalarının alacaklı, borçlu, borç miktarı vb. takip bilgilerinin rapora yazılması ile yetinilerek oluşturulan ve soyut yorumla olayda illiyet bağının bulunmadığı sonucuna varan bilirkişi raporunun, davacının iddiaları ve delilleri yönünden yeterli inceleme yaptığının söylenemeyeceği, tarafların iddia, savunma ve delilleri birarada değerlendirilmek suretiyle bir rapor tanziminin sağlanması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm tesisi doğru görülmediğine işaret edilerek maddi tazminat talebinin reddine ilişkin hükmün temyiz eden davacı şirket yararına bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda fabrika binasının, 306 ada 21 parsel 1 nolu dairenin iflasa bağlı olarak ortaya çıkan somut zararı ile taşınmazların icra satış bedeli arasındaki fark sonucu bulunan zararın 819.916,00 TL olduğu, öte yandan paranın değerini korumak için yaygın şekilde kullanılan döviz, altın ve faizden oluşturulan bir sepet ile hazırlananarak bulunan zararın 140.752,18 TL tespit edildiği, somut olayda şirketin mevduat hesabında 232.750,00 TL bulunduğu, zimmete geçirilen paranın zamanında borçlulara ödenmemesi nedeniyle borçları ödemek için satılan fabrika binasi ve dairenin değerinin altında icra kanalıyla satıldığı, zararın satıldığı dönemde dahi ederinden toplamda 920.170,00 TL daha az bir değerde satıldığı, bunun yasal faizinin aradaki farkı somut olarak şirketin uğramış olduğu zarara yönelik hesap olması sebebiyle bu hesap esas alınarak davanın 819.916,00 TL üzerinden kabulüne karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı şirketin acz içine düşmüş ve iflasa sürüklenmiş olmasının bankanın haksız hareketinden kaynaklanmadığını, bankanın eylemi ile davacının acz içine düşüp iflasa sürüklenmesi arasında doğrudan bir illiyet bağı bulunmadığını, kesinti yapıldığı iddaa edilen tutarın banka tarafından ödendiğini böylece bankanın yükümlülüklerini yerine getirildiğini, munzam zararın varlığını ispat yükünün bu zararın olduğunu iddia eden alacaklı üzerinde olduğunu, davacının temerrüt faizini aşan zararını reel bir şekilde ispat etmesi gerektiğini, munzam zararın şartlarının oluşmadığı gibi davacıların zararı ispat edemediklerini, bilirkişi raporlarının çelişkili olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Mülga 818 sayılı Türk Borçlar Kanun'un (818 sayılı Kanun) 122 nci maddesinin birinci fıkrası hükmüne dayanılarak açılan alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle geçmiş günler faizi ile karşılanmadığı iddia edilen munzam zararın tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
818 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi

3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesineDosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

21.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.