WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/4362 E.  ,  2024/501 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3.Hukuk Dairesi
SAYISI :2019/140 Esas, 2022/796 Karar
DAVALILAR :1....
2.... vekilleri Avukat ...

HÜKÜM :Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ :Bingöl 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI :2012/138 E., 2018/230 K.

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 262.982,86 TL ve 12.04.2023 temerrüt tarihinden itibaren işlemiş ve ödeme gününe kadar işleyecek temerrüt faiz talepli tazminat ve alacak konulu davada, davalıların tasfiye edilmiş Polsan İnşaat Ltd.Şti. (''Polsan İnşaat'') hissedarları, sorumlu müdürü ve tasfiye memurları olduğunu, şirket aleyhine açmış oldukları menfi zarardan kaynaklanan tazminat istemli davalarının kabul edilerek kesinleştiğini, bunun üzerine icra takibine başlandığı, haciz işlemleri yapıldığını ancak mal varlığına ya da alacağa rastlanılmaması sebebiyle yapılan takiplerin sonuçsuz kaldığını, aciz vesikası taleplerinin menkul haczi yapılamadığından bahisle reddedildiğini, daha sonra icra müdürlüğünün yazısı ile şirketin tasfiye sürecine girdiğini, şirket kaydının terkin edildiğini, terkin işleminin muvazaalı olduğunu, tasfiye işlemlerinin gerektiği gibi tamamlanmadığını, tasfiyeye ilişkin hususlar eksik bırakılmış ise tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile tüzel kişiliğin sona erdiğinin kabulünün olanaksız olduğunu, tasfiye memurlarının alacaklıların haklarını korumak zorunda olduğunu, bu nedenle de terkin kaydının kaldırılmasını, ihya davası açmak üzere süre verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın hukuken mesnetsiz ve dayanaksız olduğunu, tasfiye prosedürünün Ticaret Sicil Gazetesinde ilanları yapılmak suretiyle tamamlanmış olduğunu, şirket alacaklarının tasfiye memuruna kaydettirilmeleri konusunda ilan yapılmış olmasına rağmen davacı tarafça yasal süre içerisinde alacak kaydı yönünde bir girişimin söz konusu olmadığını, şirket ortağı olarak 3 üncü kişilere karşı sorumluluklarının olmadığını, sorumluluklarının sadece SSK ve vergi borçlarıyla ilgili sınırlı olduğunu, tasfiyenin muvazaalı olmadığını, şirketin faaliyetinde fayda görülmediğinden bu süreç yasal olarak başlatılarak tamamlandığını, müvekkillerin mal varlığında haksız artış olmadığını bu nedenle sebepsiz zenginleşmeden de söz edilemeyeceğini, şirketin ihyası için koşulları oluşsa bile müvekkillerine dava konusu alacakla ilgili bir yükümlülük doğmayacağını, ihya edilse dahi şirketin kendi malvarlığı çerçevesinde sorumlu olacağını, davacının salt şirket müdürü ve ortağı olarak müvekkillerini taraf göstermesinin hukuki olmadığını, eğer tasfiye memuru olarak dava açılacak ise de bu görevi sadece ...'ın yürüttüğünü, diğer davalı dava ikame etmesinin mümkün olmadığını, zira tasfiye işlemlerine ilişkin davalarda ticaret sicil müdürlüğünün ve tasfiye memurunun taraf gösterilmesi gerektiğini, davacının eksik taraf ile dava açtığını, davacı tarafından aynı alacağa ilgili müvekkil ... aleyhine başlattıkları icra takip dosyasında takip dayanağı mahkeme kararının ve borcun müvekkili ile ilgili olmadığının şikayete konu edildiğini, icra hukuk mahkemesince taleplerinin kabul edildiğini ve kararın kesinleştiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafları arasındaki uyuşmazlığın, Polsan Şirketinin borcundan davalıların sorumlu olup olmadıkları hususundan ibaret olduğu, alınan bilirkişi raporlarında 262.942,86 TL tutarındaki davacı ... İl Özel İdaresi alacağının ve temerrüt faizinin ticaret sicilindeki terkin kararının kaldırılarak ihyasına karar verilmiş bulunan Polsan Şirketinden talep edebileceğini, bu konuda tasfiye memuru, şirket mesul müdürü ve ortağı sıfatıyla davalılara herhangi bir sorumluluk yüklenilemeyeceğini, asıl alacak tutarından sorumlu tutulmayan davalıların temerrüt faizinden de sorumlu olmayacağı yönünde tespitlerde bulunulduğu, dava konusu borçtan ve faizinden dolayı sadece dava dışı şirketin sorumlu olması, tasfiye memurları, şirket mesul müdürü ve ortağı sıfatıyla davalıların sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece usul ve yasaya aykırı bir şekilde karar verildiğini, borçlu şirketin tasfiyesinin hukuka aykırı olup muvazaalı olduğunu, zira davalıların borçlu şirket aleyhine açılan tazminat davası süreci devam ederken tasfiye sürecine girdiklerini, amaçlarının bu borçların ödenmesinden kaçınmak olduğunu, zira 2003/499 sayılı dosyada bulunun bilirkişi raporunda kısmi davalarının kabulü gerektiğinin ve davacı kurumun hak ettiği tazminat miktarının da açıkça ifade edildiğini, davalıların bu nedenle borcu ödemeden kaçmak amacıyla şirketin tasfiyesine karar verdiklerini, bu bağlamda davalıların şirket ortağı, müdürü dolayısıyla sorumlusu, tasfiye memuru olarak sorumlu olduklarını, ayrıca hukuku dolanmak sureti ile davacı kurumu zarara uğratmak amacı güttüklerinden haksız fiil dolayısıyla da sorumlu olduklarını, ayrıca muvazaalı işlem ile sebepsiz zenginleştiklerini ve kötü niyetli olduklarını, Yargıtay kararlarına göre tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerektiğini, tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanmaması halinde şirket ticaret sicilinden silinse dahi tüzel kişiliğin sona erdiğinin kabulüne olanak bulunmadığını, şirket tasfiye memurlarının alacaklıların haklarını korumaları gerektiğini, bilirkişi heyetinin gözden kaçırdığı en önemli hususun tasfiye edilen şirketin taşınır, taşınmaz mal ve haklarının şirket mamelekinden çıkarıldığı olduğunu, gelinen aşamada şirketin şirket aktifinde herhangi bir malvarlığı bulunmadığından şirketin ihyası sonucunda alacağın tahsiline ilişkin her türlü girişimin semeresiz kaldığını, davalıların Borçlar Kanunu genel hükümlerine göre tazminat sorumluluklarının bulunduğunu, davalı ... ... tasfiye memuru ve sorumlu müdür, diğer davalının şirket ortağı ve tasfiyeye karar veren ortak olarak sorumlu olduklarını, bilirkişi raporunda dava dışı Polsan Şirketinin ticari defterlerinde davacı kurumun alacak kaydının bulunmadığı belirtilmesinin somut olayda hukuken geçerli bir ölçüt olmadığını, mahkemece hükme elverişli olmayan son bilirkişi raporuna göre karar verilmesinin yasaya aykırı olduğu belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu borçlu şirketin tasfiyesinin hukuka aykırı ve muvazaalı olduğunu, borçlu şirket aleyhine açılmış davalar varken tasfiye süreci girmelerinin sebebinin borçtan kaçmak olduğunu, davalıların şirket ortağı, şirket müdürü dolayısıyla tasfiye memuru olarak sorumluluklarının bulunduğunu, ayrıca İl Özel İdaresinin zarara uğratmak amacını taşıdıklarından haksız fiil sorumluluklarının da bulunduğunu, zira malvarlıklarında meydana gelecek azalmanın önüne geçmek için muvazaalı işlem tesis ettiklerini, tüzel kişiliğin sona erdirilmesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerektiğini, tasfiye işlemleri eksik ise tüzel kişiliğin sona ermesinin kabulünün mümkün olmadığını, hükme elverişli olmayan bilirkişi raporunda gözden kaçırılan hususun şirketin uhdesinden taşınır, taşınmaz, mal, hak ve alacaklarını şirket uhdesinden çıkartılmış olduğunu, diğer davalı ...'ın da şirket ortağı vasfı ile sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında sorumluluğunun bulunduğunu, her iki davalının da açılan davalardan haberdar olmamalarını düşünmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, şirketin tasfiyesi ile kamu zararına sebebiyet verdiklerini, müvekkil kurum alacağının amme alacağı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tasfiye edilmiş ve ticaret sicilinden terkin edilmiş dava dışı şirketin borcunun davalılardan tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 556, 450 ve 445 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.